Modern Zamanlarda Zamansızlık

2000’li yılların başındaki en popüler konulardan biriydi “Zaman Yönetimi”. Çoğu çalışan, öğrenci ve şirket bu eğitimden aldık ve almaya devam ediyoruz. Sanki zamanı kontrol edebilecekmişsiz gibi. Açıkçası bunca zaman sonra o eğitimden aklımda kalanlar “her sabah hesabınıza 86.400 tl yatıran bir banka düşünün…” cümlesi ile başlayan hikaye ve  Salvador Dali‘nin Belliğin Azmi isimli tablosudur.

salvadordali

Geçenlerde elime geçen “Zaman….” başlıklı yazıyı okuyunca o kadar geçen zamana (!) rağmen zaman yönetimi eğitimlerinin hiçbir şekilde revize edilmediği izlenimi oluştu. Bunun üzerine eğitim firmalarının içeriklerine göz attığımda da tahmin ettiğim gibi zaman yönetimi eğitimleri yerinde sayıyordu.

Halbuki geçen bu kısa süre içerisinde teknoloji epey hızlı bir şekilde ilerlemişti; akıllı telefonlar daha da akıllandı; fiber optik bağlantı; bulut teknolojisi vs. Bu gelişmeler ile aslında zamanı daha etkin kullanabilirdik. Fakat zaman yönetimi eğitimleri dediğim gibi zamanın biraz gerisinde kalmışlardı gelişen teknolojiye önem vermediklerinden dolayı.

Bunun yanı sıra iş hayatı hem yerel bazda hem de küresel bazda daha çok daha agrasif çalışanlara ihtiyaç duyar hale geldi. Aynı anda birden fazla işe odaklanabilen ve bu işleri minimum hata (yani sıfır hata) ile yerine getirebilen çalışanlara yani zamandan bir adım önde olabilenlere ihtiyaç duyar hale geldi.

Aynı iş hayatı gibi birazcık agrasif olan naçizane zaman yönetimi tüyolarım:

  • Trafikte harcadığınız vakti iyi değerlendirebilmek için toplu taşıma/servis kullanın.
  • Eğer kendi aracınız ile işe gitmeniz gerekiyorsa bir yabancı dil eğitim cd’si alın ve yol boyunca dinleyin. İstanbul trafiğinde 1 aya kalmaz “derdinizi anlatacak” kadar yeni bir dil öğrenmiş olursunuz 🙂
  • Ulaşım için toplu taşıma/servis kullanıyorsanız yapabileceğiniz bir sürü aktivite var; yeni bir dil öğrenme, dizi/film izleme, oyun oynama, kitap/gazete okuma gibi. En çok tercih edileni ise uyuma.
  • Düzenli olmayın, dağınıkların aradıkları şeyleri bulmak için oluşturmuş oldukları sistematik kodları vardır. Sizde kendi kodunuzu oluşturun ve aradığınızı bulun. Günün ortasına gelmeden dağılacak bir masa için her sabah uğraşmayın.
  • Hiçbir zaman uyamayacağınız günlük planlar yapmayın. Haftalık/aylık planlar belli bir ölçüde uygulanabiliyor ama kabul etmek gerek ki günlük iş akışı asla planladığımız gibi gitmiyor. Eğer proje bazlı çalışıyorsanız zaten master plan sizin yerinize yapılmıştır, siz sadece ona uymaya çalışın yeterli.
  • Teslim tarihi belirsiz bir işi/projeyi kabul etmeyin. Teslim tarihi ucu açık bırakılmışsa teslim tarihini siz belirleyin ve karşı tarafa bildirin.
  • Teslim tarihini belirlerken her zaman “+ süre” ile hesaplama yapın. Erken teslim ettiğinizde diğer işlerinizi bitirebilirsiniz ama geç teslim ettiğinizde bitmemiş işleriniz daha da bitmez hale gelir.
  • Etrafınızdaki çalışanların zamanı nasıl kullandıklarını analiz edin, onların hataları sizin işinizi ve iş yükünüzü etkileyebilir. Bu yüzden gerekli önlemleri önceden alın.
  • Ertelemeyin, bahane aramayın sadece yapın.
  • Yetkinizi devretmekten çekinmeyin ve beraber çalıştığınız insanlara güvenin ve bazı işlerin daha çabuk sonuca ulaşması için onlara gerekli yetkiyi verin.
  • Sonu gelmez toplantılarda haberlere göz atmak, ajandanızı karalamak yerine taslaklardaki maillerinizi tamamlayın veya yarım kalmış minor öneme sahip işlerinizi bitirin.
  • Sonu gelmez toplantılardan yeri geldiğinde “müsade” isteyip çıkın. Büyük ihtimalle toplantı sizin odayı terk etmenizden ya 5 dk. sonra bitecek ya da futbol, f1, kek, börek, dedikoduya bağlanıp bir kısır döngüye girecek.
  • İş arkadaşları ile sosyalleşmek kesinlikle gerekli ama herkesle değil. Hele ki Y Kuşağı temsilcisi iseniz bir kaç sene içinde o şirketten ayrılabilirsiniz. Bu yüzden network’ünüze ve hayatınıza katkı sağlayabilecek iş arkadaşları ile sosyalleşin.
  • Yeri geldiğinde “hayır” demeyi bilin.
  • Teknolojik her şey hayatımıza zaman kazandırdığı gibi zamanda kaybettiriyor! Teknolojiyi kullanırken ne için kullandığınızı unutmayın. İş hayatınızı kolaylaştıracak uygulamalar varken akıllı telefonunuzu lunaparka çevirmenin alemi yok.

Söylemek kolay ama yapmak zordur. Yukarıdaki maddelerin önemli bir kısmını uyguladığımı içtenlikle söyleyebilirim. Benim en çok zorlandığım nokta ise kolay kolay “hayır diyememem”. Eskisine oranla daha çok hayır diyorum ama yeri geldiğinde yardım meleği gibi herkese yardım etmekten kendi işlerimi ertelediğim dahi oluyor.

Uygulaması en eğlenceli madde ise “sonu gelmez toplantılar” ile ilgili olan. İlk başlarda insanlar yaptığınız davranışı küstahça bulsa dahi ilerleyen toplantılarda “müsade” istemeniz için gözünüzün içine bakıyorlar. Çünkü zamanımız gerçekten kıymetli. Zamanı istediğimiz gibi yönetemesek de en azından başkalarının bizim zamanımızı kontrol etmesini önleyebiliriz.

3-Secrets-to-Cut-Your-Meeting-Time-in-Half-Photo-583x388

Önce Her Şey Bir Gaz Bulutuydu…

… sonra hayat başladı!!!

Nasıl devam edecek hala belirsiz ama artık umut var. Bir filiz gibi insanların içinde yeşerdi ve büyümeye devam ediyor.

Gezi Park Direnişi ile başlayıp bir “diriliş” haline gelen bu süreci anlatan bir yazı yazmak isterdim ama bence bu süreci bize en iyi yine sosyal medya anlatacaktır.

Araştırmaya, anlamaya, anlatma ve üretmeye devam.

Fotor0707162159

İş Hayatında Y Kuşağını Anlamak İçin…

311941sasirmak-120[1]Yıllardır Y Kuşağı ile iç içesiniz fakat onu anlamak iş hayatınıza girmesini mi beklediniz? Tabii ki hayır. Çocuğunuz, kardeşiniz, yeğeniniz olsun hep etrafınızda idi Y Kuşağı. Onunla her zaman etkileşim halinde idiniz. Onu büyüttünüz, sevincini,üzüntüsünü paylaştınız, kimi zaman maç yaptınız kimi zaman maça gittiniz, yeri geldi tartıştınız yeri geldi süprizleriniz ile onu şaşırttınız. Fakat iş hayatına girdiğinde şaşırdınız!

-Kimdi bunlar?

– Y Kuşağı !Why__by_alvaramorrigan

– Nereden çıktı peki bunlar?

– Onlar 1980’den beri vardı!

– Neden böyle davranıyorlar?

– Çünkü onlar Y Kuşağı !

Onları anlamak için eğitimlere gittiniz, kitaplar, makaleler okudunuz. Peki hala Y Kuşağını anlayamıyor musunuz? Boşverin o zaman, çünkü siz hayatın odağı olan “insan”dan çok uzaklara gitmişsiniz. Siz kariyer peşinde koşarken bir kuşak yanıbaşınızda filizlendi, büyüdü, kocaman bir ağaç oldu ve artık meyve veriyor.

Y Kuşağı’nı fark etmeniz ve onunla ilgilenmenizin tek sebebi yine kariyeriniz (!) ise gerçekten boşverin, yormayın kendinizi. Çünkü, Y Kuşağı ile zorlanmadan iletişim kurabilen, onunla Rock konserlerine giden, voleybol maçını izleyen yani onları anlayabilen bir X Kuşağı rakibiniz var.

Hayatın odağı olan “insan”dan uzaklaşmadığımız sürece her kuşağı anlayabiliriz.

Kaçın!!! Y Kuşağı Geliyor!!!

Herkes bir kuşak tutturmuş gidiyor. Hangi firmayı araştırsam kuşaklar konusunda uzman(!) birileri eğitim veriyor. Bu eğitimlerin genel teması “Y Kuşağını Anlamak” olarak belirtilse de eğitim içeriği genelde “Y Kuşağına Karşı Kendiniz Savunma Sanatı” şeklinde oluyor. Bunun sebebi bence eğitimsiz eğitmenlerden kaynaklanıyor.

Bu yüzden bir Y Kuşağı temsilcisi olarak size “Y Kuşağını anlayabilmeniz” için bir kaç tüyo vereceğim.

  • Y Kuşağının ilk temsilcileri de siyah önlük giydi, hepsi mavi boncuk değildi.
  • Çoğu okul hayatlarının ilk yıllarında 3 kişilik sınıflarda okudu, sınıftan biri bitlendi mi hepsi bitlenirdi.
  • Y Kuşağının bindiği otobüslerde bilet de kullanılırdı sigara da
  • Y Kuşağı “tek kanallı dönemi” görmemiş olabilirler ama eve alınan “renkli televizyon” için yapılan kutlamaları hatırlarlar.
  • Y Kuşağı temsilcileri “ilk özel televizyon kanalı”nın açılışına, her yılbaşında yaşanan “dansöz yarışı”na şahit oldukları gibi “korsan radyo”ları da hatırlarlar.
  • Cep telefonu yokken Y Kuşağı, PTT Telefon Jetonu ve Telefon Kartları vardı.
  • Y Kuşağında bulunan azınlıkta bir kesimin Commodore 64’ü vardı.
  • Y Kuşağı sokaklarda büyüdü; birdirbir, saklambaç, yağ satarım bal satarım, yakar top oynadı.

Eğitimlerde genelde Y Kuşağının 1990 sonrası doğan temsilcilerinden bahsedilir ve bu neslin bütün özellikleri Y Kuşağı için genelleştirilir. Halbuki I. Nesil Y Kuşağı’nın biraz daha farklı bir yapıya sahip olduğunu düşünüyorum.

generation-yI. Nesil Y Kuşağı temsilcileri:

  • Tecrübeye saygıları var, iş hayatında yükselebilmek için dirsek çürütmek zorunda olduklarının bilincindeler,
  • Bayramlarda aile büyüklerini ziyarete gönüllü olarak giden I. Nesil “sadakat”larının sorgulanmasını sevmiyor,
  • Herkes gibi rahat bir çalışma ortamı istiyor ama olmadığında hemen istifa etmiyor,
  • Teknolojiye çabuk adapte olabiliyorlar ama onlarda X Kuşağı gibi teknolojinin hızına hayret ediyorlar,
  • Duyarsız değiller; üzerinde yaşadıkları dünyaya, ait oldukları topluma, çalıştıkları iş yerine karşı.

Y Kuşağını anlamaya çalışmadan önce hangi yılda doğduğuna dikkat etmekte yarar var çünkü 1999 yılında doğan ile 1980 yılında doğan kuşak temsilcileri arasında ciddi bir fark var.

XYZ – 101

Uzun süredir bilenen bir kavram XYZ kuşakları son yıllarda oldukça popüler hale geldi. Popülerliğinin hakkını veren bu kavram iş hayatında yaşanan bazı problemlerin önlenmesinde etkin bir şekilde kullanılıyor. Ortaya çıkabilecek bazı problemlerin önlenebilmesi için bu kuşakların tanınması gerekmektedir.

Sessiz Kuşak (1925-1945): II. Dünya Savaşı’nı ve 1929 Büyük Buhran gibi önemli tarihi olaylara şahit olmuş kuşaktır.

BB Kuşağı (1946-1960): Savaş sonrası doğan bir nesildir. Çoğu zorluğu bizzat yaşayarak öğrenmişlerdir. “Bizim zamanımızda …..” söyleminin ilk temsilcileridir. Genellikle iş hayatında üst düzey yönetici olarak karşınıza çıkarlar. Sohbet imkanı bulduğunuzda kesinlikle kaçırmayın söylediği bir cümlede yılların tecrübesi olduğunu hemen hissettirir.

X Kuşağı (1961-1980): BB Kuşağının çocuklarından oluşur. Ailelerinin yaşadığı zorlukları görerek büyüdüler. Bu yüzden bir iş sahibi olmak ve o işten emekli olabilmek önemli bir olgu. Teknoloji sonradan hayatlarına dahil olduğundan dolayı bu kuşağım bazı temsilcileri uyum sorunu yaşamıştır. Ama unutmamak lazım ki günümüzün en önemli teknolojik gelişmelerine imza atanların önemli bir kısmı bu kuşaktan çıkmıştır.

Y Kuşağı (1981-1999): BB ve X kuşağının yarattığı imkanlar içerisinde büyümüşlerdir. Bu yüzden BB ve X kuşağı temsilcilerine oran ile daha rahat bir hayat şartlarına sahip olmuşlardır. Teknoloji ile erkenden tanışmış olduklarından dolayı her türlü teknolojiye çabuk uyum sağlamaktadırlar. İş hayatına adım atar atmaz yükselmek isteyen bir yapıya sahiptirler. Bu yüzden de aidiyet duygusu önceki nesillere göre yapaydır.

Z Kuşağı (2000-2020) : İş hayatından en uzak nesil olmasına rağmen hazırlıklar şimdiden yapılmıştır. Ebeveynler sahip oldukları bütün imkanlarını Z kuşağının en şekilde yetişmesi için seferber etmiştir. Teknolojinin içinde doğmalarından ve yapılan yatırımlardan ötürü gelecek için çığır açacak çalışmalar yapmaları öngörülmektedir.

Genel olarak kuşaklar ile ilgili şu bilgiyi verebiliriz.

  • Kuşak ayrımı yaklaşık olarak 20 yıllık periyotlar halinde gerçekleşiyor.
  • Kuşak ayrımı sırasında belirtilen yılların başlangıç tarihleri kaynaklara göre farklılık göstermektedir.
  • Kuşak kavramı her ne kadar XYZ ile popüler hale gelmiş olsa dahi Baby Boomber’ları ve The Silent Generation’u (Sessiz Kuşak) unutmamak lazım.
  • Her kuşak bir sonraki kuşağı yetiştiriyor.
  • 2020 sonrası ortaya çıkacak kuşağı şimdilik ismi belli değil.