Sosyal Medyada En Etkili 25 İK Hesabı

Her şey Cengiz Çatalkaya’nın Kahve Eşliği serisinin ikinci yazısı ile başladı. Officevibe’ın 2015 yılı için Twitter’da İK alanındaki en etkili 25 ismi aktardığı yazısında “Bunun bir benzerini Türkiye’de yapsak çok iyi olur. Yok mu buna el atacak yürekli bir İK Blog yazarı :] Sosyal medyada/ Twitter’da en etkili 25 İK’cı listesi Türkiye için oldukça yararlı olur.” diyerek zehri verdi.

Daha kahve soğumadan zehir etkisini kaybetmeden AmcaBey’den ilk atak geldi ve e-ekibini twitter üzerinden oluşturdu. Oluşturulan parametrelere göre adayları gözleri bozuluncaya kadar inceleyen değerlendirme ekibi: Ahmet EryılmazCengiz Çatalkaya, Dilay ÇetinkayaElif KağnıcıEmre İnanç KarakaşEsra Avcı, Mehmet Eronat,  Müge Arslan.

Önerilen 87 kişinin değerlendirilmeye alındığı ve binlerce tweet ve blog’un incelendiği proje 23 gün sürdü. “Şeffaflık, nesnellik ve bağımsızlık” ilkelerine bağlı kalarak ortaya çıkan

entkiliik-logo

# Adı Soyadı Twitter Hesabı
1 Selin Yetimoğlu https://twitter.com/SelinYetimoglu
2 Aydan Çağ https://twitter.com/AydanCag
3 Hasan Baltalar https://twitter.com/HasanBaltalar
4 Alper Yılmaz https://twitter.com/av_alperyilmaz
5 Ali Cevat Ünsal https://twitter.com/alicevatunsal
6 Ceren Bandırma https://twitter.com/cerenbandirma
7 Simge Sezer https://twitter.com/simgesezer
8 Zuhal Aslan https://twitter.com/IKulis_net
9 Ayşe Kirman https://twitter.com/ayshaahit
10 İdil Türkmenoğlu https://twitter.com/idiltrkmngl
11 Mehmet Kızıltaş https://twitter.com/mehmet_kiziltas
12 Hayati Arpacı https://twitter.com/HayatiArpaci
13 Patrona Mektuplar https://twitter.com/patronamektup
14 Artemiz Güler https://twitter.com/artemizguler
15 Mehmet Pozam https://twitter.com/gpozzianni
16 Nedim İleri https://twitter.com/nedim_ileri
17 Serhat Levent Kahyaoğlu https://twitter.com/renkliik
18 Coco Maya De Medina https://twitter.com/CocodeMedina
19 Nigar Atay https://twitter.com/nigaratay
20 Çiğdem Özdemir Evren https://twitter.com/CigdemmOE
21 Türker Okay https://twitter.com/turkerokay
22 İpek Aral https://twitter.com/IpekAral23
23 Burçin Şoray Erdağ https://twitter.com/BurcinSORAYERDG
24 Canel Gürgen https://twitter.com/canelgurgen
25 Banu Çakar

Projenin başlamasına vesile olan Cengiz Bey’e ve projeyi başlatan Ahmet Eryılmaz başta olmak üzere ekipte yer alıp emek harcayan herkese ve minyonlarıma teşekkür ederim 😉

minions-eating-working-lunch-free-desktop-wallpaper-3840x2160

Projenin perde arkasını e-ekibin kaleme aldığı füzyon yazısından öğrenmek için tıklayınız.

Kişisel Marka ve Sosyal Medya

Günümüzde artık kendi markanızı yaratmak için ünlü olmanız gerekmiyor. Ayrıca markanızı yaratmanız ve markanızın değerini arttırmanız için ajanslara çuvallar dolusu para harcamanıza hiç gerek yok. İhtiyacınız olan ilk şey oturmuş bir karakter. Bu kavram biraz göreceli olduğundan dolayı suya sabuna dokunmadan kişisel markanız için önemli olan ikinci kavrama odaklanıyorum, Sosyal medya.

Kişisel markanızı oluşturmanız için sosyal medya niçin önemli?

  • Facebook_like_thumbSosyal medya aracılığı ile binlerce insana ulaşabilirsiniz.
  • Online markanızı oluşturup çalışmalarınızı bir bütün olarak sunabilirsiniz.
  • Her bir sosyal medya hesabınız oluşturmak istediğiniz kişisel markanızı destekler

Facebook: Paylaştığınız fotoğraflar ve bilgileriniz ile kişisel markanızın “sosyal hayat” kısmını destekler.

Linkedin: İş hayatı temelli bir sosyal ağ olan olan Linkedin’de takip ettiğiniz gruplar/şirketler ve yaptığınız yorumlar kişisel markanızın iş hayatı ile ilgili en önemli kısmını oluşturmaktadır.

Twitter: Benim favorimdir. Ülkemizde özellikle pazarlamacıların ve İK’cıların çok etkin bir şekilde kullandığını gördüğüm Twitter sizi 140 karaktere sığdırsa dahi özgürce bütün fikirlerinizi dünyaya duyurmanıza imkan veriyor.

Google+: Google’ın “Bende buradayım” dediği sosyal ağı. Google+’ın en büyük avantajı ise paylaştığınız içeriğin Google arama sonuçlarında çıkması ve kişisel markanızı bir adım daha öne çıkarabiliyor olması

Klout: Bir sosyal medya etki ölçümleme aracıdır. Sosyal medya üzerinde yapmış olduğunuz paylaşımlar ile ne kadar etkili olduğunuz Klout skoru ile ölçebilirsiniz.

About.me: Kısaca online-kartvizitdir. Hazırlanması gayet basit ve diğer bütün sosyal medya hesaplarınızı ekleyebilme avantajını sunar.

Oluşturduğunun kişisel markayı sosyal medya ile yukarılara taşımak da mümkün yerlerde süründürmekte!

sosyal medya

 

 

Clay Shırky – Sosyal Medya Nasıl Tarih Yazıyor?

Günümüzün “yaramaz çocuğu” sosyal medya okulda, işte her yerde yasaklanmaya çalışılıyor. Özgürlüklerin yönetiminden yasakların yönetime doğru yol alırken en son geçtiğimiz hafta Twitter’a erişim engellendi. Tabii aktif bir şekilde interneti ve sosyal medyayı kullananlar Gezi döneminden kalma uygulamalarını tekrar aktif hale getirip Twitter’a erişim sağladılar. Belki ileride normal bir internet kullanıcısının boyunu aşacak engellemeler ile karşılaşacağız ama yine bir şekilde bu engeller aşılacak çünkü sosyal medya global boyutta bir öğrenen organizasyon. Bu yüzden de ciddi bir bilgi akışı var. Bazen bu bilgi o kadar hızlı üretilip tüketiliyor ki tükettiğiniz bilginin neden üretildiğinden bile haberdar olamıyorsunuz ama tarihin bir parçası olduğunuz kesin.

“Önümüzdeki seçenek, yani, dünyanın herhangi bir yerine duyurmak istediği bir mesajı olan herkesin önündeki seçenek, böyle bir medyayı isteyip istememek değil. Çünkü zaten önümüzdeki medya ortamı artık bu.” Clay Shirky

Konuşmanın tam metni için tıklayınız.

Beyaz Yakalı Girişimci – Fatmanur Erdoğan

Okuduğum iki kitap bittikten sonraki okumayı planladığım iki kitaptan biriydi “Beyaz Yakalı Girişimci”. Twitter üzerinden #kurumkültürü tweetlerim ile Beyaz Yakalı Girişimci tahmin ettiğimden daha erken kütüphaneme girdi. Hal böyle olunca dayanamayıp hemen okumaya başladım tabii ki…

Üniversite yıllarında öğrencilerin ortak hayalidir cafe-bar tarzı girişimcilik. Bu hayalini gerçekleştirememiş üniversiteden sonra iş hayatına atılan beyaz yakalının yeni girişimcilik hayali ise “bi güney kasabasında sebze-meyve yetiştiriciliği”. Fakat bazı beyaz yakalıların içindeki girişimci ruh daha fazlasını istiyor.

İşte bu noktadan itibaren Fatmanur Erdoğan’nın yazmış olduğu Beyaz Yakalı Girişimci –  Girişimci Hayata Yumuşak Geçiş’i okumalısınız. Girişimci ruhtan, hedeflerden, korkulardan, başarıdan ve başarısızlıktan bahsederken vermiş olduğu örneklerle de insanın içindeki girişimci ruhu uyandırıyor.

yıldız

Kitapta en sevdiğim bölüm:

“Hayat girişimcilik maceraları ile doludur. Girişimcilik sadece yeni bir iş kurmak anlamına gelmez, yaratıcılığınızı kullanarak ve maceracı ruhunuzu dinleyerek yaptıklarınızı da kapsar. Örneğin yeni bir işe başlamak, yeni bir şehre taşınman, okula geri dönmek ya da çalışırken kitap yazmak gibi…” (2013, s83)

Ayrıca Fatma Erdoğan’ın blogu kariyeryolculugu.com‘u da takip etmenizi öneririm. Yaklaşık 10 yıldır yazdığı blogunu ben bir labirente benzetiyorum. Her yazısı en az 3-5 farklı yeni yazıya yönlendirdiğinden dolayı blogtan çıkmanız biraz vakit alıyor.

Son olarak Beyaz Yakalı Girişimci için Peryön’e, Fatma Hanım’a ve kurye arkadaşa teşekkür ederim. Ben hayatımda teslimat için böyle can atan kurye görmedim 🙂

Fotor1221172347

Kadrolu Blogger Aranıyor!!!

Niran Eren‘in tweet’ini bi hafta rötarlı olarak bugün gördüm ve ivedi bir şekilde de retweet ettim gün içerisinde. Masa başına oturur oturmaz da hemen bir şeyler yazıp bu tweet’i daha fazla kişi ile paylaşma zorunluluğu hissettim. Çünkü bir İk Blog yazarı aranıyor!

Artemiz Güler‘in yapmış olduğu son derlemeye göre Türkiye’deki İk Blog Yazarı sayısı 55 ve umarım GarnerHR buradaki adayları da değerlendirmeye alır 😉

Müstakbel Kadrolu Blogger’dan tek ricam kurumsallık çatısı altında “ruhu”nu kaybetmemesi ve hep bizimle olması dileği ile…

Top-HR-blogs

Gelecek Yeteneklerle Gelecek

peryönzirve-210x300Bu sene onuncusu gerçekleştirilen Ege İnsan Yönetimi zirvesinin konusu Gelecek ve Yetenek’ti. İki gün boyunca bu konu çerçevesinde çok değerli konuşmacılar görüşlerini paylaştılar.

Kısa kısa almış olduğum notlara bakacak olursak:

Bu seneki açılış konuşmalarını Peryön Ege Şubesi Başkanı Serdar Kalaycıoğlu, Peryon Başkanı Yiğit Oğuz Duman, Prof. Dr. Murat Barkan ve Ender Yorgancılar gerçekleştirdi. Konudan uzaklaşmadan kısa ve sade konuşmaları ile “sayın… sayın…. sayın…. sayın…..” diye başlayan lafı uzattıkça uzatan konuşmalardan çok uzakta güzel bir açılış oldu.

İkinci oturum “Üniversitelerimizde Gelecek ve Yetenek” başlığı altında yapılırken sahnede yine Prof. Dr. Murat Barkan vardı. Açılış konuşmasında üniversite ve şirketler arasında olması gereken ilişkiden bahseden Murat Barkan oturumda özellikle bu konu üzerinde durdu. Hem eleştiri hem de özeleştiri yaptığı konuşmasında çözümün aslında ne kadar basit olduğunu akademisyenlerin, sanayicilerin, girişimcilerin ve bütün katılımcıların gözü önünde ortaya koydu: herkes taşın altına elini sokacak!

Daha sonra sahneye ESBAŞ CEO’su Dr. Faruk Güler ile Salim Kadıbeşegil çıktılar. Bu oturumda ise notlarım içerisinde en çok göze çarpanı ve Yetenek Yönetimi konusunda bir Türkiye gerçeğini anlatan  Dr. Faruk Güler’in cümlesi oldu: “İş dünyası yeteneğe davetkar bakmalı hatta üç numaralı bakışını atmalı. Halbuki iş dünyası şaşı bakıyor, şaşı değilse şehla bakıyor hatta  ‘seni yerim’ diye bakan şirketler var”

Günün merakla beklenen oturumu ise “Biz Yeteneği Nasıl Buluyoruz”du. Bu soruyu cevaplayanlar ise Ece Süeren Ok, Elif Sezgin ve Cavidan Özdemir’di. Cavidan Hanım trafik sebebiyle zirveye fiziken katılamasa da teknolojik bir çözümle oturuma dahil oldu. Oturum boyunca 3 konuşmacı şirketlerini yetenekler için nasıl cazibe merkezi haline getirdiklerini, işveren markalarını, çalışan bağlılığı ve kuşaklar ile ilgili çalışmalarını  katılımcılar ile şeffaf bir şekilde paylaştılar. Bu başlıklarla ilgili epey bir not aldım paylaşmak için fakat sonra konu öyle bir yere gitti ki diğer başlıkların üstüne çıktı. Konunun bir an da geldiği yer “engelli yetenekler”di. Türkiye gibi bir ülkede bir engellinin yaşamını sürdürmesi bile büyük bir yetenek gerektirirken iş hayatına atılmaları imkansıza yakın. Konuşmacılar yasal yükümlülüklerinin ötesinde yapmış olduklarını gurur ile anlatırken Ece Hanım “engellilerde var olan yeteneği, potansiyeli göz ardı etmemeliyiz, gerekli fiziki çalışma ortamlarını uygun hale getirip engellileri de iş hayatına dahil etmeliyiz” diyerek finali yaptı.

Günün finalini ise Sunay Akın yaptı. Salonu dolduran katılımcıların çoğu cuma günü saat 18:00’i dört gözle beklerken Sunay Akın konuşurken kimse saatine bile bakmadı.  Sunay Akın her şeyden bahsetti ve her şeyi de yeteneğe bağladı:) Fakat benim aklıma kalan en önemli başlıklardan biri “kütüphane”lerdi. Kitap okumak lazım ‘ı okuyanlar konu hakkında düşüncelerimi hatırlarlar. Kitap, kütüphane, şirket kelimelerini bir araya getirdiğimde ise aklıma stajlarımı yaptığım ve iş hayatına başladığım yer Muzer Makina geldi. Çünkü bir şahıs işletmesi olmasına rağmen kurulduğu ilk günden beri kütüphanesi olan bir yerdi Muzer Makina. Çeşitli dillerde mesleki kitapların yanı sıra edebi eserlerin bulunduğu bu kütüphaneden istediğiniz kitabı seçip okuyabiliyorsunuz. Hep şahıs/aile işletmelerinin olumsuzluklarından bahsederiz ama güzel şeylerde olmuyor değil. Boyutu ne olursa olsun her işletme kendi ufak kütüphanesini kurarak çalışanlarının gelişimlerine ciddi katkı sağlayabilir. “Yerimiz dar” diye bahane edenler ise yan hak olarak “kitap çeki” verebilir. Sonuçta gelecek sınırları belli olan bir aptal kutusu üzerine kurulamaz.

Güneşli ve sıcak bir İzmir günü olmasına rağmen katılımcıların hepsi ikinci gün yine salonda yerini almıştı. Konuşmacıların çoğu bu duruma şaşkınlığını dile getirirken en samimi itiraf Jan Michiel Meeuwsen’den geldi: ” Steward ile benim konuşmama bu kadar katılımcı olacağını beklemiyorduk, çoğunuzun gideceğini düşünüyorduk çünkü bizde böyle güzel haftasonlarında hemen bir trene atlayıp şehirden uzaklaşırız fakat siz buradasınız ve teşekkürler”.

2. günün oturumları İzgören Akademi’den Barış Kılıçarslan’ının interaktif sunumu ile başladı. Bazı noktalarda bu interaktiflik kontrol çıktı tabii ki 🙂 Konuşmasının bir yerinde “Herkes sağındaki ve solundakine sarılsın” dediğinde. Herkes dünden razı bir şekilde bir sağındakine bir solundakine benim gibi hızını alamayanlar arkalarındakine sarıldı. Önüme döndüğümde ise benden hızlı birisi Barış Bey’e sarılıyordu 🙂 Zirvenin konusu sebebi ile yetenekten epey bi’ örnek verdiği konuşmasında en akılda kalıcı cümle “İşinize yatırım yaparsanız para kazanırsınız, kendinize yatırım yaparsanız servet kazanırsınız” oldu.

Bir sonraki oturum Yasemin Akkozak Akbey’in moderatörlüğünde Demet Uyar, Toygan Pulat, Mert Emcan ve Zeynep Ulaşan’ın katılımı ile gerçekleşti. Mert Emcan, CEO’ların yeteneğe bakış açısını PwC’nin gerçekleştirmiş olduğu açıdan açıklarken, Demet Uyar’da bir coach olarak yeteneğin nasıl değerlendirilmesi konusuna değindi. Zeynep Ulaşan ve Toygan Pulat şirketlerinde yetenekler için neler yaptıklarını, hangi uygulamalarını hayata geçirdiklerini şeffaf bir şekilde anlatırken ilk günden beri merak ettiğim soruyu “Hep yetenekliler, peki ya yeteneksizler?” Toygan Pulat cevapladı: “Avon’da yeteneksiz kimse yoktur, herkesin farklı bir yeteneği vardır ve biz onları bu çünkü yeteneklerine göre sınıflandırır, yeteneklerini arttırmak için çaba harcarız”. Mert Emcan Pwc’nin araştırma sonuçlarını paylaşırken “CEO’lar öncelikli olarak eldeki yeteneğin değerlendirilmesini tercih ediyorlar sebep artan maliyetler” dediğinde oturum en can alıcı noktasına zemin hazırladığının farkında değildi. Çünkü sıra sorulara gelince katılımcılardan biri “Siz CEO olsanız yeteneğe mi önem verirsiniz yoksa maliyetlere mi?” diye sorduğunda bütün konuşmacıların aynı anda birbirine bakmasını sağladı 🙂

Öğleden sonraki oturumda ise Salih Ertör,  Lami Yağcılaroğlu ve Ahmet Süha Koçel sahnedeydi. Moderatör olarak da Dr. Barbaros Kon yerini almıştı. Ağırlıklı olarak şirketlerde yeteneğin nasıl bulunduğu, değerlendirildiği üzerine konuşulan oturumunda zirve boyunca ilk kez Lami Yağcılaroğlu sosyal medyanın gücünden bahsetti ve sosyal medya aracılığı ile nasıl yetenekleri çektiklerini anlattı.

Sonraki oturumda Towers Watson Kıdemli Danışmanı Steward Dyer ile TNO Yurtdışı Projeler Müdürü Jan Michiel Meeuwsen sahnedeydi. Steward Dyer konuşmasına “Gelecekte ne olacak, boşluklar nasıl doldurulacak?” diye başladığı konuşmasında yetenek yönetimini kariyer yönetimi bakış açısı ile anlattı. Konuşması içerisinde şeffaf bir şekilde İK süreçlerinin çalışanlar ile paylaşılmasının gerekliliğini aktardı. Özellikle çalışanlar ile kariyerlerinin nasıl olacağı konusunda bilgi verilmesinin ve bu yönde çalışanların kendilerini geliştirmelerine imkan sağlanmasının gerekliliğinden bahsetti. Jan Michiel Meeuwsen’de sahneye çıktığında konuşmasında “Do it yourself HRM” diyerek Steward Dyer’ı destekledi. Meeuwsen ayrıca çalışanların artık eskisi gibi olmadığını “worker 2.0” versiyonu ile karşı karşıya kalındığını bu yüzden de “manager 2.0” ihtiyaç duyulduğundan bahsederken geçen senenin zirve konusu olan ve gündemin popüler konularından biri olan XYZ Kuşaklarına bir atıfta bulundu.

Zirvenin finalini ise zirvelere alışık birisi olan Nasuh Mahruki ile yaptık. Yoğun geçen 2 günün ardından Nasuh Bey’in sunumu her şeyi özetlemişti. Geleceğe ulaşmak için içimizdeki yeteneği keşfetmeli ve bunu sabırla işlemeliyiz.

Organizasyona bütün olarak baktığımızda kusursuz bir saat gibi işledi. İkinci gün belki saat biraz geri kaldı ama kimse bu durumdan şikayetçi değildi. Hatta bazı oturumların süresi bana ne yazık ki yetmedi. Özellikle 3-4 kişiden oluşan oturumların süresinin daha fazla olmasını tercih ederdim.

Zirve boyunca benim için sürpriz olmayan nokta ise “sosyal medya kullanımı”ydı. Peryön Ege sosyal medyanın gücünü fark etmesine rağmen bence hala bu gücü etkin bir şekilde kullanamıyor. Önemli etkinliklerde canlanan sosyal medya hesapları ve bu hesaplarda yapılan paylaşımlar ne yazık ki genel sosyal medya kuralları ile bağdaşmıyor. Buna bağlı olarak da sosyal medya üzerinde paylaşım yapan kişi sayısı zirve boyunca bir elin parmaklarını geçemedi.

Bu küçük detayı saymazsak kesinlikle bu kusursuz  zirvede emeği geçen Peryön Ege Şubesi Başkanı Sayın Serdar Kalaycıoğlu‘na, Peryön Ege Yönetim Kurulu Üyeleri‘ne, Optimum Kulüp Üyeleri‘ne ve emeği geçen herkese geleceğe sağlamış oldukları katkılardan dolayı teşekkür ederim.

Elektronik Dövmeler

Facebook, Twitter, LinkedIn, Foursquare, Tumblr, Pinterest gibi bir sürü sosyal ağ hayatımıza adapte oldu. Hatta derimizin içine işlendi aynı birer dövme gibi ve bizi birbirimize bağladı.

Herkesin hayatının göz önünde olduğu ve iç içe geçtiği bu dünyada hayatımız nasıl olacak? Juan Enriquez bize sorunun cevabını; Big Data, Dövme, Ölümsüzlük ve Yunan Mitolojisi ile veriyor.

pink66