İş Hayatı İçin 12 Bronz Tavsiye

12 Bronz Tavsiye, başarıları ile iş hayatında çığır açmış, milyon dolarlar kazanmış birisine ait değil. Hepsi benim nacizane tavsiyelerim ve tecrübelerime bağlı olarak da bronz. İlerleyen dönemlerde gümüş ve altın tavsiyeler halinde yenileri gelebilir.

Pozitif ol: İş hayatı aynı günlük hayat gibi, her şey planladığımız gibi gitmiyor. Bu yüzden yeri geldiğinde polyannacılık oynamayı bilmek lazım. Pozitif bakış açısı ile karşımıza çıkan engelleri daha rahat bir şekilde aşabiliriz. Hatta pozitif olarak karşımıza çıkabilecek en büyük engelli “kendimizi” aşmış oluruz.

10356331_796952903649860_5619119443917345327_n

Eğlen, eğlendir: En sevdiğiniz işi yapsanız dahi iş hayatı streslidir. Kafanızı dağıtmak için kendinize eğlenceli kısa anlar yaratın. Biraz müzik dinleyin, 5 dk koridorda sek sek oynayın, çöp kutunuzu uzağa koyarak 3’lük atmaya çalışın. Eğlenirken başkalarını da eğlencenize davet edin.

Tecrübeye saygı duy: Aklınıza hemen xyz kuşakları gelmesin. Tecrübenin her türlüsüne saygı duyun. Aynı kuşaktan olsanız farklı tecrübelere sahip mesai arkadaşlarınızın deneyimlerine saygı duyun. 5 yıllık işe alım uzmanı olsanız dahi 2 yıllık finans uzmanı finans alanında sizden daha tecrübelidir. Bunu en baştan kabul edin ve mülakatta işinize yarayacak bilgileri alın.

Duygusal karar alma: Gün içerisinde duygular arasında çok fazla geçiş yaşarız. Sonradan pişman olmamak için sinirli, üzgün, sevinçli vb. duyguları en düzeyde yaşadığımız anlarda karar vermek için biraz bekleyin.esitlik

Herkese karşı adil ol: Aklınıza gelebilecek her konuda eşitlik şart! Şirketlerde bir karar alınıyorsa herkes için alınır. Okul arkadaşınız için istisna yaratmak bütün dengeleri bozabilir.

İş arkadaşları: İş arkadaşlığının ötesi her zaman risklidir. İlerleyen dönemlerde oluşabilecek ast-üst ilişkisi  ya arkadaşlığınıza ya işinize zarar verebilir. Elbette bunda tarafların dengeyi nasıl kurduğu çok önemlidir. Ofisteki romantik ilişkiler ise başka bir yazının konusu.

Yardım et: Aynı günlük hayatta olduğu gibi iş hayatında da verdiğin kadar alırsın. Yarın ihtiyacın olduğunda yardım isteyebilmek için önce yardım etmen gerekiyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus, yardım ederken ihalenin üzerinize kalmaması.

Sahaya in: Hangi sektörde çalışıyorsanız çalışın masada oturan yönetici olmayın, koltuğunuzu bırakıp sahaya inin. Çizilen projeyi, kullanılan malzemeyi ve her şeyden önemlisi o işi yapan insanları sahada görün. Aradaki farkı sahaya indiğinizde anlayabileceksiniz.

Dengele: İş hayatı ile özel hayat birbirine girmiş şekildedir yani denge falan ne yazık ki yok. Yine de siz dengeyi kurmaya çalışın yoksa bütün hayatınız “iş” olabilir.

Okuyun: Kitap okumak çoğumuzun en büyük eksiğidir. Okuduğunuz her kitapla kendinizi geliştirdiğinizi ve hedeflerinize bir adım daha yaklaştığınızı asla unutmayın.

Egonuzdan arının: Eğer mesai arkadaşlarının egosudan şikayet ediyorsanız ilk başta aynaya bakmak lazım. Masanın başına geçtiğiniz zaman egolarınızdan arındığınızı düşünüyorsanız diğerlerinin egolarını eleştirmek yerine onlara yol gösterin.

Network: İş hayatından hangi noktada olursanız olun network sizin can simidiniz olabilir.  Bu yüzden network’ünüzü ihmal etmeyin.

Bilginin Paha Biçilmezliği

Aşağıdaki yazı sosyal medyadan alıntıdır.

“Fabrikada imalat hattındaki çok önemli ana makinelerden biri arızalanınca fabrikadaki tüm üretim de durdu. Mevcut teknisyenler makineyi çalıştırmak için uğraştılar, ancak ne yaptılarsa nafile, bir türlü başaramadılar.Sonunda dışarıdan bir uzman çağırdılar. Uzman gelip makineyi inceledi. Duruma baktı. Sonra çantasından bir çekiş çıkardı. Elinde çekiçle makineye yaklaştı. Makinenin belli bir noktasına elindeki çekiçle dikkatlice sert bir vuruş yaptı. Makine hemen çalışmaya başladı ve hiçbir arıza olmamış gibi devam etti. Fabrika tekrar çalışmaya başladı. Uzman fabrikadan ayrıldıktan iki gün sonra faturasını gönderdi: ‘Hizmet bedeli karşılığı 1.000 USD”. Fabrika müdürü faturaya çok kızdı. Tepesi attı. Bir çekiç darbesi için bin doları çok buldu. Uzmandan ayrıntılı fatura göndermesini istedi. Uzmandan bir gün sonra aşağıdaki detaylı fatura geldi.

Makineye çekiçle vurma bedeli…………………..1 dolar
Nereye vuracağını bilme bedeli…………………..999 dolar
Toplam………………………………………………1000 dolar”Ahsap-cekic-Oyunu_3100_1

May the Force be Wıth You

Star Wars fanatiklerinin her daim kullandıkları bir temennidir “güç seninle olsun”. Barış yanlısı Jedi’lar tarafından “güç seninle olsun” temennisinin karşısında ise “güç sana hizmet etsin” anlayışı ile Sith’ler bulunmaktadır.

Her iki mottonun ortak noktasına baktığımız da karşımıza iş hayatında olduğu gibi “güç” çıkıyor. Kim ne kadar itiraz ederse etsin bir şekilde hepimiz şekilde “gücü”, elde etmek için çabalıyor ve elde ettiğimiz zamanda onu kullanıyoruz.

Güç kavramı iş hayatında karşımıza genellikle hiyerarşi, kıdem ve bilgi kavramları ile beraber çıkıyor.

darth-vader-at-the-office

Sith Bakış Açısı ile Hiyerarşi: Hiyerarşik düzende bulunulan yere nasıl gelindiği başka bir yazının konusu olmakla birlikte bulunulan pozisyon ile güç arasında doğru orantı bulunmaktadır. Hiyerarşideki yeriniz yükseldikçe sahip olunan güç artar. İşte bu yüzden bazı insanlar iş hayatında sadece basamak tırmanmaya odaklanmış bir şekilde arkasına dahi bakmadan hep daha fazla “güç” elde edebilecekleri pozisyonların peşindedir. Bu gücün etkisi ise sadece aşağı doğru olduğundan bu “gücü” elinde bulunduran alt pozisyonlar türlü eziyetler çektirirken üst pozisyondaki birisine her daim biat eder.

Kıdem: Çalışanlar sahip oldukları tecrübeye bağlı olarak elde etmiş oldukları kıdem sayesinde iş hayatın belli bir güce sahiptirler. Organizasyon içerisinde hem yatay hem de dikey yönlü etkiye sahip olan kıdemli çalışan güçlü bir network‘e sahip ise  bu  durum organizasyon içerisindeki gücünün artmasını sağlar.

Jedi Bakış Açısı ile Bilgi: Bilgi eşittir güç! Organizasyon içerisinde bilgi ile elde edilmiş güç sayesinde organizasyonun her noktasına rahatlıkla nüfuz edebilirsiniz. Sahip olduğunuz bilgi karşısında dirençle karşılaşsanız sahip olduğunuz bilginin güvenirliliği ile bu direnç kısa süre içerisinde kırılabilir. 

Güç parantezinde bu üç kavramı ele alırsak karşımıza çıkan soru “Çalışan Jedi olup barış için mi savaşacak, Dark Side’a geçip Sith mi olacak?” Çalışan bu soruya verdiği cevaba bağlı olarak ya şirketin faydasını gözetecek ya da kendi çıkarını…

Aslında önemli olan gücü nasıl elde ettiğimiz değil, onu nasıl kullandığımız!

keep-calm-and-jedi-you-will-be-2

Küçük Darth Vader’ı da unutmamak lazım 🙂

Her Mülakat Bir Tecrübedir

Blogları, kariyer dergilerini, gazetelerin İK eklerini okuyup notlar alıp hatta kendi kendinize sorular sormuş olabilirsiniz fakat mülakatlar asla okunduğu gibi olmuyor. Bu yüzden karşınıza çıkan mülakat fırsatlarını asla kaçırmayın.

Ülkemizdeki ekonomik şartları göz önüne alırsak yeni mezunların firma, sektör ve çalışma alanlarını seçmeleri lüks. Bu yüzden hedefleriniz dışında karşınıza çıkan mülakat fırsatları aslında sizi hedeflerinize bir adım daha yaklaştırabilir. İlk başlarda aldığınız notları uygulayamasanız dahi tecrübeniz arttıkça mülakat öncesi nasıl hazırlık yapılması ve sorulara nasıl cevap vermeniz gerektiğini deneyimleyerek öğreneceksiniz. “Tamam her şeyi öğrendim” dediğiniz anda ise kişilik envanterleri, şirkete/pozisyona özel olarak hazırlanmış sayısal/sözel sınavlarla bir odada baş başa bulacaksınız kendinizi. Kabusunuz kutucukları unutmayalım, lütfen daire dışına taşırmadan işaretleyin(!). Notlardaki tüyolar uygulandı, kutucuklar itina ile doldurulduktan sonra “bu sefer oldu” dediğiniz anda ise “let’s continue in english” 🙂

interview-checklist-large

Sonunda hedeflediğiniz pozisyonda çalışmaya başladığınız ve tecrübeniz arttığı için daha sık bir şekilde şirketlerin radarına girmeye başlıyorsunuz. İş sahibi olmanın verdiği güvenle de artık daha seçici davranıyorsunuz. Sonuçta her davete icabet edilmez. Sonunda gelecek planlarınız ile uyumlu bir davet aldığınızda yine masanın bir ucunda iş alım/ik uzmanı ile göz teması ile halinde dersinize çalışmış bir şekilde ilk sorunun gelmesini bekliyorsunuz. Klasikler, mesleki sorular, yeni stil birkaç yaratıcı sorudan sonra mülakat sizin için muhteşem olarak sonuçlanıyor. Ama içten içe soruyorsunuz “Bu kadar kolay mıydı?”. Soruları-cevapları analiz ettiğinizde fark ediyorsunuz ki çalıştığınız şirketteki ünvanınızın verdiği güç, yersiz öz güven ve ukalalığınız ile neredeyse bütün sorulara yanlış cevap vermişsiniz. Haydi, dön en başa!

Çaylaklık dönemini de atlattınız artık gerçekten bu işi biliyorsunuz. Hatta departman görüşmelerini bile yapar hale geldiniz. Uzun yıllar aynı firmada istikrarlı bir şekilde çalıştıktan sonra üst düzey bir pozisyon için danışmanlık firmasından görüşme daveti aldınız. Harika! Peki hiç danışmanlık firması ile görüştünüz mü? Hayır!

job_interview

Ayrıca İK’cılar için mülakatlar benchmarking ve networking fırsatıdır. Firmaların işe alım süreçlerini en iyi ya o firmada çalışarak öğrenirsiniz ya da aday olarak. İşe alım sürecini analiz ederek bile firmanın sahip olduğu İK profilini çıkarabilirsiniz. İşin bir de networking kısmı var ki ateşten gömlek. “Benimle şu pozisyon için görüşmüştünüz ama teklifte bulunmamıştınız” demeden kendinizi hatırlatmak için belli bir networking tecrübenizin olması lazım 😉

Sonuç olarak her mülakatı potansiyel iş olarak gördüğünüz gibi ders olduğunu da unutmayın;)

 

İŞte XYZ ve Tecrübe

Selin Yetimoğlu, Y Kuşağı İş Hayatında Şiir Mi Yazıyor Şair mi? yazısı ile 3. kez benim düşündüğümü yazdı 🙂

Tecrübe…

Yeni mezun adayken nefret eder hale gelmiştim “tecrübe”den öteki İKcılar yüzünden. Özgeçmişimi inceleyip görüşmeye çağırdıktan sonra “Hımmm…..ama senin tecrüben yokmuş” diye biten görüşmeler sayesinde “tecrübeye” bakış açım değişmişti. Sonunda şeytanın bacağını kırıp “tecrübe” ile aradaki buzlar erimeye başlamıştı. Buzların erimesi ile tecrübenin önemini deneyimlerek öğrendim ve tecrübelilere olan saygım arttı.

Fakat işin içine girdikçe gördüm ki bazıları sadece tecrübelerine(!) güvenerek vazgeçilmez olmaya çalışıyorlar. Hiçbir zaman öğrenme, araştırma, sorgulama kaygısı duymadan sadece geçmişteki deneyimlerine dayanarak iş hayatına devam ediyorlar. İş ile ilgili bir yenilik hakkında bilgi verdiğinizde ise “flashback” ile savunmaya geçiyorlar. “Vakti zamanında A şirketinde başımı şöyle bir olay geldi…….” diye başlayan bir hikayeye eğer inanmazsanız bu seferde “Bizim B şirketinde çalışan bir abimiz vardı…..” diye başlayan ikinci hikaye gelir. Hikayedeki boşlukları sorguladığınızda ise ya konu değiştirilir/önemli bir e-posta gelir/telefon edilmesi gerekir ya da yıldırma yöntemi kullanılır. Hemen Google’dan konu ile ilgili rastgele bir sayfa bulunur (genelde forumlarda yer alan bir yorum) ve hikayeler ile karşı taraf pes ettirilmeye çalışılır. Bazende o sayfa/forum/yorum bulunmaz, güler geçersiniz.

Ve hep aynı senaryo; dönüp duran 1-2 hikaye!

Peki iş hayatı salt tecrübeden mi ibaret? O kadar dirsek çürüttük sıralarda yetmedi. Kitapların, dergilerin, makalelerin içine gömüldük. Bizde araştırırken Google’u kullandık ama Google kullanıldığını bile hissetmedi çünkü neyi nerede arayacağımızı çok iyi öğrenmiştik. Bu kadar eylemi cümle sonuna yüklem olsun diye yapmadık elbette ki. Tecrübeye ve tecrübelilere saygımız var ama sadece tecrübesine(!) güvenerek yer kaplayanlara, entrikalarla taht oyunları oynayanlara asla!

Bir Y kuşağı temsilcisi olarak baktığımda  tecrübeli(!) arkadaşlarımız genelde X kuşağı temsilcileri iken X kuşağı temsilcileri içinse bu tecrübeli(!) arkadaşlar BB kuşağının temsilcileridir. Yani bu durum her dönem her kuşak var olan bir gerçek. Hatta bu durumdan şikayet eden Y kuşağının bazı temsilcileri yakın zamanda Z kuşağı temsilcileri tarafından net bir dille uyarılacaklar (net bir dille uyarılacaklar çünkü onlar Z!)

club-xyz-industrial-620x592

Diğer yandan bazı X’ler var ki sahip olduğu tecrübeyi dahi sorguluyor ve bizimde sorgulamamızı istiyorlar. Öğrenmeye, araştırmaya, sorgulama sevk ediyorlar. Tecrübeleri ile çelişen bir şey söylediğinizde “Hangi kaynağı kullandın?” sorusundan sonra doğru bilgiyi inkar etmek yerine paylaşmak istiyor: “Senin için sakıncası yoksa bizim arkadaşlarla bir mail grubumuz var, onlara da yollayayım ki haberleri olsun”

İşte bizim böyle X’lere, Y’lere, Z’lere ihtiyacımız var !

Not: Bu yazı 3 blogta birden yazmasına rağmen 3. kez benden hızlı bir şekilde yazan Selin Yetimoğlu’na ithaf edilmiştir 😉

speedy-gonzales-A

Liderin Takım Çantası – Cem Kozlu

zBK344367HF838_250İlk basımı Mayıs 2009’da yapılan Liderin Takım Çantası Liderin Takım Çantası Cem Kozlu’nun iş hayatı boyunca deneyimlediklerini bizlerle paylaştığı samimi bir eser.

İki bölümden oluşan bu kitapta Cem Kozlu yer yer “flashback”ler yaparak aldığı doğru ve yanlış (!) kararlarını bize anlatıyor. Öz eleştirilere dahi yer verdiği bu bölümlerde yaptığı hataları içtenlikle anlatarak aynı hataları okuyucularının da  yapmamasını temenni ediyor.

Ayrıca kitap sayesinde sadece Cem Kozlu’nun iş tecrübelerine değil beraber çalıştığı Jack Welch, Muhtar Kent, Ed Harness gibi uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticilerinin tecrübelerinde de faydalanma fırsatınız oluyor.

Elinize aldığınız vakit bitirebileceğiniz güzel ve deneyimlerle dolu bir eser, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.