Yaratıcılık

Yaratıcılık, iş hayatı içerisinde fark yaratan önemli bir unsur olmasına rağmen prosedürlerden dolayı hep geç fark ettik. Şimdi de yaptığımız işlerde yaratıcılığımızın ön plana çıkması için çırpınıyoruz.

Halbuki biz oyun konsollarının, tabletlerin olmadığı dönemler çok daha yaratıcıydık. Okul, ödev, sınav(lar), üniversite derken yaratıcılığımızı kaybettik. Sonrasında ise prosedürlerden ibaret standart şirketlerde çalıştık. Başkalarının yaptığı “yaratıcı işlere” resmen imrenerek baktık.

Virgin Atlantic’in durmadan çalınan tuzlukların altına “pinched from Virgin Atlantic” yazarak pazarlama alanında yaratıcılık örneğindeki gibi.

virgin-atlantic-salt-pepper-set-is-a-steal-12335

Veya İK alanında geçtiğimiz yıl Heineken’in yapmış olduğu stajyer mülakatını hayretler içerisinde izledik.

Bu yaratıcı işleri yapanlar ya da yaptıkları işe yaratıcılık katanlar sizce beyinlerinin hangi tarafını kullanıyorlar, sağ? sol? Hiçbiri! Bazılarımızın kaybettiği o yaratıcılığın takım elbise içinde ölmemesini sağlayarak dünyadaki milyonlarca insanın bildiği işleri yapıyorlar.

“Bizde olmaz” dediğiniz sürece işimize yaratıcılık katamayız. Masanızdaki kurallar kitabına, üzerinizdeki takım elbiseye inat her seferinde yeni bir fikir önererek mutlaka birisinin gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz. İşte o zaman beyninizin hangi tarafını kullandığınızın önemi kalmaz.

Staj ve Stajyerler

Staj, profesyonel iş hayatına atılan ilk adımdır.  Okulda öğrenilmiş teorik bilgi ile pratik bilginin çakıştığı dönemdir. Bu dönemin kaybedeni ya da kazananı ise “stajyer”dir.

Genelde stajyerler ikiye ayrılır; gönüllüler ve zorunlular. Birinci gruptaki gönüllüler, kendilerine okul tarafından herhangi bir zorunluluk getirilmemişse de staj yapma konusunda çok isteklidirler. Gönüllüler, kendilerine staj fırsatı yaratmak için istihdam fuarlarını gezerler, kariyer günlerine katılırlar, sosyal çevresinden ve öğretmenlerinden destek alırlar, kariyer portallarını ve sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanırlar. Kısacası işi öğrenebilmek için can atarlar. İkinci gruptaki zorunlular ise kendi kendilerine “zorunda mıyım?” diye sorarlar. Bu zorunluluğun kaynağı ya okuldur ya da ailedir. Staj yapmak için gönüllü olmadıklarından staj fırsatları için çaba harcamazlar. Bir tanıdık vasıtası ile son dakikada bir işletme bulurlar ve stajlarını yaparlar. Gönüllüler kadar istekli olmasalar da literatüre “naylon staj” kavramını katan kişi bu gruptan çıkmıştır.

İş hayatında ise böylesine önemli bir ayrım yapılmadan stajyerlerin hepsi tek potada eritilir. Bir ay boyunca stajyere evrak yerleştirme, arşiv düzenleme, fotokopi çekme, getir-götür işleri yapma hatta şahsi işleri yapma gibi görevler verilir. Stajyerin meslekten hatta iş hayatından soğumasına sebep olunur. Halbuki tam tersi bir tutum sergilenip işin nasıl yapılacağı öğretilse, paket program hakkında birkaç şey gösterilse, yabancı dilin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için çeviri verilse uzun vadede kesinlikle daha olumlu sonuçlar alınır. Gönüllüler gelecekte yapacakları meslek hakkında daha detaylı bir bilgiye sahip olurken zorunlular da kendi içlerindeki cevheri keşfedebilirler. Ya da her iki grupta gittikleri kariyer yolunun yanlış olduğunu fark edip çok geç olmadan kendileri için uygun kariyer yolunu girerler.

Staj döneminin verimli bir şekilde geçmesi için en önemli görev stajyere düşmektedir. Stajı zorunlu dahi olsa kendisi gönüllü olmalıdır. Öğrenebilmek için her fırsatı kollamalıdır. Beş yaşındaki bir çocuk gibi merak ettiği her şeyi sormalı ve cevapları not almalıdır. İşletmeye adımını attığı andan itibaren bütün departmanlardaki havayı koklamalıdır. Belki de gelecekte yapacağı iş o şirkette başka bir departmanda olabilir. Diğer bir önemli görev ise İnsan Kaynakları Departmanı’na düşmektedir. Seçme – yerleştirme sürecinde boş pozisyonlar için gösterilen özen aynı şekilde stajyer pozisyonu içinde gösterilmelidir. Çünkü baştan savma yapılacak stajyer seçimi Departman Müdürü’nün de tutumunu etkileyecektir. Ve son önemli görevde Departman Müdürü’ne ait. Onun stajyere olan tutumu departmanda çalışan herkesin tutumunu etkileyecektir. Departman Müdürü vurursa diğerleri öldürür. Bu yüzden İşe Alım Uzmanı stajyer seçimine gösterdiği özeni Departman Müdürü’ne hissettirmelidir.

super-internSon yıllarda işletmeler “yetenekleri çekebilmek” için ciddi bir çaba sarf ettiklerinden dolayı “staj-stajyer” konusunda kesinlikle iyileşmeler var. Ciddi mülakatlar, uzun dönem stajyerlik fırsatları hatta istihdam imkanları gibi uygulamalarla stajyerlere hak ettikleri değeri veren işletmelerin olduğunu söyleyebiliriz.

Staj ve stajyer konusunda daha etkin bir şekilde çözüm sağlayabilmek için çalışanların sahip olduğu “bizde bu yollardan geçtik” anlayışını değiştirmek gereklidir.