Gelecek Yeteneklerle Gelecek

peryönzirve-210x300Bu sene onuncusu gerçekleştirilen Ege İnsan Yönetimi zirvesinin konusu Gelecek ve Yetenek’ti. İki gün boyunca bu konu çerçevesinde çok değerli konuşmacılar görüşlerini paylaştılar.

Kısa kısa almış olduğum notlara bakacak olursak:

Bu seneki açılış konuşmalarını Peryön Ege Şubesi Başkanı Serdar Kalaycıoğlu, Peryon Başkanı Yiğit Oğuz Duman, Prof. Dr. Murat Barkan ve Ender Yorgancılar gerçekleştirdi. Konudan uzaklaşmadan kısa ve sade konuşmaları ile “sayın… sayın…. sayın…. sayın…..” diye başlayan lafı uzattıkça uzatan konuşmalardan çok uzakta güzel bir açılış oldu.

İkinci oturum “Üniversitelerimizde Gelecek ve Yetenek” başlığı altında yapılırken sahnede yine Prof. Dr. Murat Barkan vardı. Açılış konuşmasında üniversite ve şirketler arasında olması gereken ilişkiden bahseden Murat Barkan oturumda özellikle bu konu üzerinde durdu. Hem eleştiri hem de özeleştiri yaptığı konuşmasında çözümün aslında ne kadar basit olduğunu akademisyenlerin, sanayicilerin, girişimcilerin ve bütün katılımcıların gözü önünde ortaya koydu: herkes taşın altına elini sokacak!

Daha sonra sahneye ESBAŞ CEO’su Dr. Faruk Güler ile Salim Kadıbeşegil çıktılar. Bu oturumda ise notlarım içerisinde en çok göze çarpanı ve Yetenek Yönetimi konusunda bir Türkiye gerçeğini anlatan  Dr. Faruk Güler’in cümlesi oldu: “İş dünyası yeteneğe davetkar bakmalı hatta üç numaralı bakışını atmalı. Halbuki iş dünyası şaşı bakıyor, şaşı değilse şehla bakıyor hatta  ‘seni yerim’ diye bakan şirketler var”

Günün merakla beklenen oturumu ise “Biz Yeteneği Nasıl Buluyoruz”du. Bu soruyu cevaplayanlar ise Ece Süeren Ok, Elif Sezgin ve Cavidan Özdemir’di. Cavidan Hanım trafik sebebiyle zirveye fiziken katılamasa da teknolojik bir çözümle oturuma dahil oldu. Oturum boyunca 3 konuşmacı şirketlerini yetenekler için nasıl cazibe merkezi haline getirdiklerini, işveren markalarını, çalışan bağlılığı ve kuşaklar ile ilgili çalışmalarını  katılımcılar ile şeffaf bir şekilde paylaştılar. Bu başlıklarla ilgili epey bir not aldım paylaşmak için fakat sonra konu öyle bir yere gitti ki diğer başlıkların üstüne çıktı. Konunun bir an da geldiği yer “engelli yetenekler”di. Türkiye gibi bir ülkede bir engellinin yaşamını sürdürmesi bile büyük bir yetenek gerektirirken iş hayatına atılmaları imkansıza yakın. Konuşmacılar yasal yükümlülüklerinin ötesinde yapmış olduklarını gurur ile anlatırken Ece Hanım “engellilerde var olan yeteneği, potansiyeli göz ardı etmemeliyiz, gerekli fiziki çalışma ortamlarını uygun hale getirip engellileri de iş hayatına dahil etmeliyiz” diyerek finali yaptı.

Günün finalini ise Sunay Akın yaptı. Salonu dolduran katılımcıların çoğu cuma günü saat 18:00’i dört gözle beklerken Sunay Akın konuşurken kimse saatine bile bakmadı.  Sunay Akın her şeyden bahsetti ve her şeyi de yeteneğe bağladı:) Fakat benim aklıma kalan en önemli başlıklardan biri “kütüphane”lerdi. Kitap okumak lazım ‘ı okuyanlar konu hakkında düşüncelerimi hatırlarlar. Kitap, kütüphane, şirket kelimelerini bir araya getirdiğimde ise aklıma stajlarımı yaptığım ve iş hayatına başladığım yer Muzer Makina geldi. Çünkü bir şahıs işletmesi olmasına rağmen kurulduğu ilk günden beri kütüphanesi olan bir yerdi Muzer Makina. Çeşitli dillerde mesleki kitapların yanı sıra edebi eserlerin bulunduğu bu kütüphaneden istediğiniz kitabı seçip okuyabiliyorsunuz. Hep şahıs/aile işletmelerinin olumsuzluklarından bahsederiz ama güzel şeylerde olmuyor değil. Boyutu ne olursa olsun her işletme kendi ufak kütüphanesini kurarak çalışanlarının gelişimlerine ciddi katkı sağlayabilir. “Yerimiz dar” diye bahane edenler ise yan hak olarak “kitap çeki” verebilir. Sonuçta gelecek sınırları belli olan bir aptal kutusu üzerine kurulamaz.

Güneşli ve sıcak bir İzmir günü olmasına rağmen katılımcıların hepsi ikinci gün yine salonda yerini almıştı. Konuşmacıların çoğu bu duruma şaşkınlığını dile getirirken en samimi itiraf Jan Michiel Meeuwsen’den geldi: ” Steward ile benim konuşmama bu kadar katılımcı olacağını beklemiyorduk, çoğunuzun gideceğini düşünüyorduk çünkü bizde böyle güzel haftasonlarında hemen bir trene atlayıp şehirden uzaklaşırız fakat siz buradasınız ve teşekkürler”.

2. günün oturumları İzgören Akademi’den Barış Kılıçarslan’ının interaktif sunumu ile başladı. Bazı noktalarda bu interaktiflik kontrol çıktı tabii ki 🙂 Konuşmasının bir yerinde “Herkes sağındaki ve solundakine sarılsın” dediğinde. Herkes dünden razı bir şekilde bir sağındakine bir solundakine benim gibi hızını alamayanlar arkalarındakine sarıldı. Önüme döndüğümde ise benden hızlı birisi Barış Bey’e sarılıyordu 🙂 Zirvenin konusu sebebi ile yetenekten epey bi’ örnek verdiği konuşmasında en akılda kalıcı cümle “İşinize yatırım yaparsanız para kazanırsınız, kendinize yatırım yaparsanız servet kazanırsınız” oldu.

Bir sonraki oturum Yasemin Akkozak Akbey’in moderatörlüğünde Demet Uyar, Toygan Pulat, Mert Emcan ve Zeynep Ulaşan’ın katılımı ile gerçekleşti. Mert Emcan, CEO’ların yeteneğe bakış açısını PwC’nin gerçekleştirmiş olduğu açıdan açıklarken, Demet Uyar’da bir coach olarak yeteneğin nasıl değerlendirilmesi konusuna değindi. Zeynep Ulaşan ve Toygan Pulat şirketlerinde yetenekler için neler yaptıklarını, hangi uygulamalarını hayata geçirdiklerini şeffaf bir şekilde anlatırken ilk günden beri merak ettiğim soruyu “Hep yetenekliler, peki ya yeteneksizler?” Toygan Pulat cevapladı: “Avon’da yeteneksiz kimse yoktur, herkesin farklı bir yeteneği vardır ve biz onları bu çünkü yeteneklerine göre sınıflandırır, yeteneklerini arttırmak için çaba harcarız”. Mert Emcan Pwc’nin araştırma sonuçlarını paylaşırken “CEO’lar öncelikli olarak eldeki yeteneğin değerlendirilmesini tercih ediyorlar sebep artan maliyetler” dediğinde oturum en can alıcı noktasına zemin hazırladığının farkında değildi. Çünkü sıra sorulara gelince katılımcılardan biri “Siz CEO olsanız yeteneğe mi önem verirsiniz yoksa maliyetlere mi?” diye sorduğunda bütün konuşmacıların aynı anda birbirine bakmasını sağladı 🙂

Öğleden sonraki oturumda ise Salih Ertör,  Lami Yağcılaroğlu ve Ahmet Süha Koçel sahnedeydi. Moderatör olarak da Dr. Barbaros Kon yerini almıştı. Ağırlıklı olarak şirketlerde yeteneğin nasıl bulunduğu, değerlendirildiği üzerine konuşulan oturumunda zirve boyunca ilk kez Lami Yağcılaroğlu sosyal medyanın gücünden bahsetti ve sosyal medya aracılığı ile nasıl yetenekleri çektiklerini anlattı.

Sonraki oturumda Towers Watson Kıdemli Danışmanı Steward Dyer ile TNO Yurtdışı Projeler Müdürü Jan Michiel Meeuwsen sahnedeydi. Steward Dyer konuşmasına “Gelecekte ne olacak, boşluklar nasıl doldurulacak?” diye başladığı konuşmasında yetenek yönetimini kariyer yönetimi bakış açısı ile anlattı. Konuşması içerisinde şeffaf bir şekilde İK süreçlerinin çalışanlar ile paylaşılmasının gerekliliğini aktardı. Özellikle çalışanlar ile kariyerlerinin nasıl olacağı konusunda bilgi verilmesinin ve bu yönde çalışanların kendilerini geliştirmelerine imkan sağlanmasının gerekliliğinden bahsetti. Jan Michiel Meeuwsen’de sahneye çıktığında konuşmasında “Do it yourself HRM” diyerek Steward Dyer’ı destekledi. Meeuwsen ayrıca çalışanların artık eskisi gibi olmadığını “worker 2.0” versiyonu ile karşı karşıya kalındığını bu yüzden de “manager 2.0” ihtiyaç duyulduğundan bahsederken geçen senenin zirve konusu olan ve gündemin popüler konularından biri olan XYZ Kuşaklarına bir atıfta bulundu.

Zirvenin finalini ise zirvelere alışık birisi olan Nasuh Mahruki ile yaptık. Yoğun geçen 2 günün ardından Nasuh Bey’in sunumu her şeyi özetlemişti. Geleceğe ulaşmak için içimizdeki yeteneği keşfetmeli ve bunu sabırla işlemeliyiz.

Organizasyona bütün olarak baktığımızda kusursuz bir saat gibi işledi. İkinci gün belki saat biraz geri kaldı ama kimse bu durumdan şikayetçi değildi. Hatta bazı oturumların süresi bana ne yazık ki yetmedi. Özellikle 3-4 kişiden oluşan oturumların süresinin daha fazla olmasını tercih ederdim.

Zirve boyunca benim için sürpriz olmayan nokta ise “sosyal medya kullanımı”ydı. Peryön Ege sosyal medyanın gücünü fark etmesine rağmen bence hala bu gücü etkin bir şekilde kullanamıyor. Önemli etkinliklerde canlanan sosyal medya hesapları ve bu hesaplarda yapılan paylaşımlar ne yazık ki genel sosyal medya kuralları ile bağdaşmıyor. Buna bağlı olarak da sosyal medya üzerinde paylaşım yapan kişi sayısı zirve boyunca bir elin parmaklarını geçemedi.

Bu küçük detayı saymazsak kesinlikle bu kusursuz  zirvede emeği geçen Peryön Ege Şubesi Başkanı Sayın Serdar Kalaycıoğlu‘na, Peryön Ege Yönetim Kurulu Üyeleri‘ne, Optimum Kulüp Üyeleri‘ne ve emeği geçen herkese geleceğe sağlamış oldukları katkılardan dolayı teşekkür ederim.

Reklam

X. Ege İnsan Yönetimi Zirvesi

Ege Bölgesi’nin İnsan Kaynakları ve İş Hayatı üzerine gerçekleştirilen en önemli organizasyonlarından biri olan 10. Ege İnsan Yönetimi Zirvesi bu sene 20-21 Eylül 2013 tarihlerinde Yaşar Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

Bu sene “Gelecek YETENEKLERLE Gelecek” sloganı ile yola çıkan Peryön Ege birbirinden değerli konuşmacılar ile geçmişten geleceğe çok güzel zirve hazırlamış.

Özellikle yaz tatillerini İzmir’de geçirmiş olan arkadaşları yine bekleriz. İzmir eylülde de güzel 😉

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Detayları aşağıdaki linkte bulabilirsiniz;

http://www.egeinsanyonetimizirvesi.com/

Ödüllü Şirketlerden Tüyolar

Güzel bir çarşamba günü Yaşar Üniversitesi Alsancak Kampüsü’nde Peryön İnsan Yönetimi 2012’de ödül alan firmalar Peryön Ege’nin organizasyonu ve sponsorların desteği ile ödül alan çalışmalarını katılımcılar ile samimi bir şekilde paylaştılar.

defactoDefacto İşe Alım ve Mutluluk Projesi: Işıl Gör ve Meltem Meral ilk önce Defacto’nun defactoakademi.com sitesi üzerinde oluşturmuş oldukları Defacto HR Online sistemi ile adayların mülakat daveti ile nasıl bir anda Defacto bünyesine dahil olduklarını anlattılar. Bu sistem sayesinde herkesin şikayet etmiş olduğu “geri dönüş” problemini çözmeleri özellikle adaylar için muhteşem. Ayrıca adayların onayı ile gerçekleşen “video mülakat” uygulaması ise üst yönetimin her adayı Dünya’nın neresinde olurlarsa olsun tanıma imkanına sahip olduklarından dolayı hoşuma gitti. Gerçekten ödülü hak eden bu uygulamanın kilit noktası İK bünyesinde bulunan “yazılımcı arkadaş”. Çünkü şirket bünyelerinde bulunan yazılımcılar birden fazla proje ile ilgilendiklerinden hem ortak dilin ve anlayışın oluşması zaman alıyor hem de projelere dağılan enerji yüzünden istenilen sonuç kısa sürede alınamıyor. Fakat Defacto İK’nın sahip olduğu bu “yazılımcı arkadaş” kesinlikle projenin gizli kahramanı. Daha sonra anlatılan Mutluluk Projesi ise yüzümüzün gülmesini sağladı. Çalışanların problemlerini istifa etmeden öğrenmeye amaçlayan bu projenin temel prensibi “7/24 %100 iletişim”. Burada da yine gizli kahraman “yazılımcı arkadaş” devreye gidiyor. Bütün mağaza çalışanlarına ulaşabilmesi içinde zaten teknolojik desteğe ihtiyaç var. Sunum sonrası bütün sorulara yanıtlayan Işıl ve Meral Hanım’ın sunumları gerçekten çok keyifliydi.

Viko-logo-sloganViko 360 Derece Performans Değerlendirme: Gülay Seki’nin dolu dolu yaptığı sunumda herkesin bildiği ama herkesin uygulayamadığı 360 Derece Performans Değerlendirme Sistemleri’ni anlatıldı. Bu sistemin kurulması sırasında benim en çok hoşuma giden noktalar ise:

  • Performans Değerlendirme Sisteminin İK Stratejik Planı içerisinde yer alması ve bu plana sadık kalınarak gerçekleştirilmesi. Konu ile ilgili çalışmaların temelinin 2001 yılında atılması ve günümüze kadar detaylı bir şekilde yapılandırması yönetimin sabrını ve desteğini göz önüne seriyor.
  • Sistemin kurulumdan sonra sabitlenmemesi ve değişen iş hayatı koşullarına göre revizyona açık olması da sistemin en önemli özelliğiydi.
  • Sistem kurulumunun yine online olması ve yazılımın “dış kaynak kullanımı” ile hazırlanarak performans değerlendirme sisteminin güvenirliliğinin en başta sağlanması.

Gülay Seki’nin sunumu ile 360 Derece Performans Değerlendirme Sistemi’nin kurulumunun ve uygulanmasının kitaplarda anlatıldığı kadar kolay olmadığını tekrar gördük.

turkcell_beyazTurkcell Çalışan Markası: Güzel bir öğle yemeği sonrası ise sahneye Özlem Demircan çıktı ve Turkcell’in gerçekleştirdiği projeleri tek tek anlattı ve bunları nasıl bir çatı altında birleştirip Turkcell çalışanlarına sunduklarına örneklerle bize gösterdi. Yıllardır en çok tercih edilen şirketlerden biri olan Turkcell’in bu ünvanı hak ettiği konusunda hem fikirdik. Hem fikir olduğumuz bir diğer konu ise yine “teknoloji”. Turkcell bu konuda diğer firmalara göre daha avantajlıydı. Bunu da gerçekleştirilen bütün projelere yansıtıyordu.

BorusanBorusan Akademi: Ford Otosan ve Akbank ekiplerinin iş programlarındaki yoğunluk nedeni ile programdan çekilmeleri üzerine son dakikada gelen daveti reddetmeyen Borusan ve Ece Yetişen Sun kesinlikle teşekkürü hak ediyor. Borusan Akademi’ye bakacak olursak çözüm ortağının Sabancı Üniversitesi olması konunun Borusan yönetimi açısından ne kadar ciddiye alındığını ilk bakışta belli ediyor. Borusan, Akademi’nin sağlıklı bir şekilde eğitim verebilmesi için gerekli olan bütün şirket bilgilerini de Sabancı Üniversitesi’nin akademisyenleri ile paylaşılmış olması  şirket için yararlı bir eğitim programı hazırlanmasını sağlıyor.

Pepsico Ödüllendirme: Pepsico Ödüllendirme Sistemini sadelik üzerine kurmuş. Düşük maliyetli ödüller ile çalışanlarını anında takdir eden sistemi anlatan Gülcay Güder son günlerde tıklanma rekoru kıran Pepsi Çorlu Fabrikası çalışanlarının hazırlamış olduğu videoyu bu çalışmaların meyvesi olduğunu belirtti.