Bu Blog PERYÖN İK Blog Yarışması’nda Yarışıyor

Geçen sene olduğu gibi bu sene de Peryön İK Blog yarışmasındayım. Banu Çakar’ın önerisi ile geçen sene ilk kez gerçekleşen ve aldığı eleştirileri değerlendirerek bu sene jürisi olan yarışmada ilk 10’a girmek için okuyucu oylarının ciddi bir önemi var. Bu sebeple Twitter hesabımdan yürüteceğim seçim kampanyasını takip edebilirsiniz 🙂

Oy vermek için buraya,  oyunuzu kime vereceğinizi düşünmek için buraya tıklayınız.

blogresım

 

İK Blog Ödülleri ve Blog Yazarları

Öncelikle kendimi evimde gibi hissettiren bütün blog yazarları arkadaşlarıma teşekkür ederim. Çoğunu uzun zamandır takip edip yazılarını okuyordum, bi kısmıyla twitter üzerinden iletişim halindeydim. Hepsi ile ilk kez yüz yüze gelmeme rağmen hiç yabancılık çekmeden 2 güzel günü beraber geçirdik. İpek Aral Kişioğlu, Cengiz Çatalkaya, Banu Çakar ile sohbet etmek gerçekten keyifliydi. Özellikle Banu ile sektörel bazda mal’zeme durumu üzerine yaptığımız sohbeti unutabileceğini sanmıyorum. Artemiz Güler ile ne yazık ki görüşme fırsatım olmadı, umarım bir sonraki etkinlikte sohbet etme imkanımız olur. Ayrıca Ali Cevat Ünsal, Gökhan Yılmaz, Selin Yetimoğlu, Aydan Çağ, Serhat Levent Kahyaoğlu, Gülsün Müftüoğlu, Müge Arslan, Hayati Arpacı, Canel Gürgen, Sevim Demirel, Merve Karabağlı, Emre Kavukçuoğlu ve Mehmet Eronat ile tanıştım. Sınırlı süremiz el verdiğince sohbet edip bol bol güldük:) Blogunu okuduğunuz ama kongrede göremediğiniz blog yazarlarını ayrıca twitter üzerinde de takip etmenizi tavsiye ederim. Mütavazı bir şekilde söylemek gerekirse az biraz sosyal medyadan anlıyoruz 😉

Fakat hepimizi davet edip bizi bir araya getiren Özlem Hanım’la tanışma fırsatım ne yazık ki olmadı. Kendisini gördüğümde ya bir yerlere doğru hızlı adımlarla yürüyordu ya da ekip arkadaşları hararetli bir şekilde konuşuyordu. Sonuçta da bu güzel organizasyon ortaya çıktı.

İK Blog Ödüllerine gelecek olursak kapısında resmen beklediğimizi itiraf etmemiz gerek. İK Blog Ödülleri’ni ilk haberlerde duyduğum zaman…. şaka şaka tabii ki twitter’dan öğrendim. Başvurular yapıldı, katılacak adaylar belirlendi sonrasında bir oylama yarışı başladı. Timeline’ım ilk birkaç gün Kemeraltı (İzmir’e yabancı olanlar için Kapalıçarşı) gibiydi. Herkes network’unu bu yarışma için seferber etti.

Benim ödüle en yakın gördüğüm isimler İpek Aral Kişioğlu, Cengiz Çatalkaya, Banu Çakar, Fatmanur Erdoğan ve son olarak supriz olarak Aydan Çağ idi. Bu arada Selin Yetimoğlu’nun prensip gereği katılmadığını hatırlatayım o zaman daha farklı bir sıralama olabilirdi.

Ve tören başladı… Heyecanlı bekleyişin ardında ilk önce finalistler açıklandı. İlk sahneye davet edilen Müge Arslan oldu.Sonrasın da ise sahnede Saygı Günenç geldi. Her iki finalistte plaketlerini Özlem Hanım’ın ellerinden aldıktan sonra Fatih Türkmenoğlu birinciyi yani Aydan Çağ‘ı sahneye davet etti. Özlem Hanım’ın elinden ödülünü alırken heyecanı çok belli oluyordu. Buna rağmen kısa ve samimi bir teşekkür konuşması yapmayı başardı. Detaylı bilgi için tıklayınız.

1450762_10151983387278879_471764978_n

Birazda eleştiri… Katılan/katılmayan blog yazarlarının eleştirileri yarışmanın kategorize edilmeyişi ve tıklama üzerine birincinin belirlenmesiydi. Fakat kimse üzerinde çok fazla durmadı çünkü sonuçta bir blog yarışmamız vardı artık ve herkesin ileride eleştirilerin dikkatte alınarak daha güzel olacağına dair inancı var. Bunun yanı sıra bence ödül töreni birazcık sade geçti ve finalist olan arkadaşlarımız bi’ plaketten daha fazlasını hak ediyorlardı. Ama önceki cümlede söylediğim gibi Peryön’ün önümüzdeki sene blog yazarları için daha güzel bir organizasyon yapacağına dair güvenimiz tam.

Aslında bu yarışmanın blog yazarlarına sağlamış olduğu en önemli katkı bilgi konusunda biraz “aç” olan bu insanları yeni kaynaklarla yeni bloglarla tanıştırmış olmasıdır. Mesela bende bu yarışma sayesinde takip etmediğim bazı blogları listeme ekledim. Aynı şekilde blogumu takip etmeyenlerin de radarına girmiş oldum;) Listemi yenilerken de ne yazık ki bazı arkadaşların hevesle başlamış oldukları bloglarını ihmal ettiklerini gördüm. Umarım yazmaya kaldıkları yerden devam ederler. Çünkü bu sene yarışmaya başvuran blog yazarı sayısı elliydi, seneye neden 100 olmasın? Biraz ütopik gelse dahi…..

Son olarak twitter üzerinden öneride bulunan Mehmet Eronat’ı unutmamak lazım “Seneye bloggerlar için bir oturum istiyoruz.. Yılboyunca blogunu okuduğumuz arkadaşlarımızla tanışmakta fayda var #peryonkongre”.

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi ile ilgili diğer yazılarım için aşağıdaki bağlantılara tıklayınız.

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi-1

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi-2

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi ile ilgili blog yazarlarının yazıları için tıklayınız.

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi/2

İkinci gün İK Blog Ödülleri açıklanacağı için bütün blog yazarları için ayrı bir öneme sahipti. Devamlı yazılarını okuduğum, sosyal medya üzerinden iletişim kurduğum/kurmadığım blogger ile tanışma fırsatı elde ettiğim için aslında ben ödülümü almıştım;) Birincisi gerçekleştirilen İK Blog Ödüllerine yaklaşık 50 blogger başvurmuş, kritere uyan 21 blog ise oylamaya kalmıştı. Benim aklım ise hala diğer 29 blog’da:) Bu arkadaşları, bloglarını, yazılarını merak etmeden duramıyorum. Önümüzdeki sene başvuran ve ödüle bir adım daha yaklaşıp oylama sürecine dahil olan blogger sayısı arttıkça ödül töreninin daha heyecanlı olacağına inanıyorum. Ayrıca twitter’da çok güzel bir öneri ile karşılaştım ve kesinlikle gündeme alınması taraftarıyım.

Ve ödül töreni geç başlasa da güzel bitti. Birincimiz Aydan Çağ olurken diğer finalistler ise Müge Arslan ve Saygı Günenç’di. Hepsini ayrı ayrı tebrik ederim.

1450762_10151983387278879_471764978_n

Biz daha ödül töreninin heyecanını üzerimizden atamadan sahneye samimi konuşması ile Dr. Ahmet Paksoy çıktı. İş hayatının en büyük handikaplarından biri olan teori/pratik uyumsuzluğunu nasıl başarıya dönüştürdüğünü anlatırken salondakileri de güldürmeyi ihmal etmedi 😉

Kongre’nin en samimi oturumlarından biri ise Fatih Türkmenoğlu ile Bekir Ağırdır’ın sohbeti oldu. Orta şekerli kahveleri bile vardı:) Bekir Ağırdır, Türkiye’ye dair her şeyden bahsetti: gençlerden, Gezi’den, türbandan, kadına şiddetten/adaletsizlikten, Kürtlerden, Ermenilerden… Her söylediğini rakamlarla destekledi, söylediklerinden emin ve ne yazık ki haklıydı. 1 saat boyunca aslında ağır eleştiri yağmuruna tutulduk. Bu eleştiri yağmuru sonunda “bütün bunlar devlet büyüklerimizin işi, ben kendi işimle ilgileniyorum” diyen var ise hayatta başarılar! Eleştiri demişken…

İkinci gün yemek arasını bizde öğrenme ile değerlendirenlerden olup Timuçin Bayraktar’ın İnovasyon Kültürü başlıklı oturumunda yerimizi aldık. Günümüz ekonomisinde var olmak için inovasyon şart! Hatta şirketlerin değerlendirmelerinde bile artık inovasyon önemli bir kriter haline geldi. Timuçin Bayraktar düşüncesini de inovasyonun en global örneği olan Apple ile destekledi. Tabii ki bütün örneklerin sonu Apple gibi değil. Örneğin, Kodak’ın pazar lideri olduğu dönemde digital fotoğraf makinelerini piyasaya ilk süren firma olmasına rağmen yarattığı pazarda iflas ettiğini de unutmamak lazım.

Kongrenin sonuna yaklaşırken ödül sahibi birkaç uygulamaya dinleyip ufkumuzu açmaya karar verdik 😉 Eczacıbaşı Baxter, Boyner Holding ve VİKO bizlere ödül almış uygulamalarını anlattılar. 10’ar dakikalık sunumları herkes can kulağı ile dinledi, not aldı. Ama ödül sahipleri bununla yetinmeyip “kapımız her zaman açıktır” diyerek paylaşılan bilginin önemi ile oturumu bitirdiler.

Ödül sahipleri uygulamalarını ikinci bir oturumda anlatmaya devam ederken çoğu blogger yine Anadolu Auditorium’da buluştuk güzel bir final yapabilmek için. Mehmet Auf ve Orkestrası ile çatışma yönetiminde ele güne karşı kızlı erkekli şarkı söyleyip oynayarak kongrenin sonuna geldik.

Sonrası yol hikayesi…

20131106_181147

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi/1

Yolculuk başlasın…

Bu sene yirmi birincisi düzenlenen Peryön İnsan Yönetimi Kongresi’ne Peryön’ün davetlisi olarak ilk kez katıldım. Beklemeyi ve bekletmeyi hiç sevmediğimden dolayı olabilecek en ideal saatte Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ni bulmuştum ama malum İstanbul trafiği! Kimse yokken standları sakin sakin dolaştım, hatta bi’ ara “backstage check” bile yaptım. Beni galiba organizasyon ekibinden sandılar 🙂 ve böylece herkesten önce kırmızı halıdan, flaşlardan, fotoğrafçılardan haberim oldu fakat o atmosferde şaşırmamak elde değildi (bu arada kırmızı halı fotoğraflarımı istiyorum 🙂

Oturumların gerçekleştiği salonların hepsinde Blogger Masası olması harikaydı. Fakat hiçbirinde priz olmaması hepimizi zor durumda bıraktı. Ayrıca Anadolu Auditorium dışındaki salonlardaki Blogger Masaları salonun en uzak köşesine konuşlandırılmıştı (miyop olmak zor).

Oturumlara geri dönecek olursak açılış konuşmasını Yiğit Oğuz Duman yaptı ve herkese Peryön’ün 2016 Dünya İnsan Yönetimi Kongresi’ne ev sahipliği yapacağı müjdesini verdi. Ve unutmadan da Özlem Hanım ve ekibine teşekkür etti 😉

sonra sahneye biri çıktı. o anlattı, biz dinledik; o okudu, biz inanmadık. zamanımızı çaldı, programımızı bozdu yetmedi bi de alkış istedi.

Sonra sahneye muhteşem enerjisi ile Jim Lawless çıktı. İçimizdeki kaplanı evcilleştirip nasıl kendi hikayemizi yazabileceğimizi anlattı 10 kuralla.

Rule 1  Act Boldly Today – Time is Limited

Rule 2  Re-write your rulebook – challenge it hourly

Rule 3  Head in the direction of where you want to arrive, every day

Rule 4  It’s all in the mind

Rule 5  The tools for Taming Tigers are all you around you

Rule 6  There is no safety in numbers

Rule 7  Do something scary everyday

Rule 8  Understand and control your time to create change

Rule 9  Create disciplines – do the basics brilliantly

Rule 10 Never, never give up!

Konuşmasının en heyecanlı anı 2500 atlı ile şaha kalkması olsa dahi benim favorim “kafamızın içindeki o ses”ti. “Ben kendi kendime asla konuşmam” diyip onay için “kafanızdaki ses”ten onay bekliyorsanız,merhaba ! 🙂

Jim Lawless’ın 10 adımda kaplan eğitimi videoları için

Jim Lawless’in muhteşem şovu sonrası H. Bruch’un akademik sunumu birazcık ilgimi toparlamamı zorladı. Fakat notlarıma baktığımda özellikle “Rahatlık Enerjisi” ile ilgili bir not almışım. “Her örgütte rahatlık enerjisi olmalı motoru yakmamak için.” Hedefler, toplantılar, ürün kalitesi, pazar payı, kar/zarar oranları derken bi bakarsınız ki ufak ufak isyanlar ayrılmalar……  1 saatlik sunumdan benim anladığım bu, rahat olun!

Bazı blog yazarları yemek için boş yer ararken bazıları da “Beslenme Çantası Oturumları”na katılarak öğrenmeye devam ettiler. Hayati Arpacı’da Beslenme Çantası Oturumu’na katılanlardan biri olarak “Beyaz Yakalılar Bişi Yapsa”ya katılmış. Peki nedir Beyaz Yakalılar Bişi Yapsa? tıklayın, öğrenin 😉

Yemek sonrası Elif Duru Gönen moderatörlüğünde Murat Yanıklar, Melis Önce, Kıvılcım Kıran, Levent Egemen Ercebeci sahnedeydi. Oturumdan çıkarılacak sonuç ortada artık duvar falan kalmadı. Y Kuşağı olarak önceki kuşakların ördüğü duvarları yine onlarla beraber yıktık. Kendi ördüğümüz duvarları ile Z Kuşağı ile beraber yıkacağız. Bu gerçeği göremeyen ve kabul etmeyen şirketler ise yavaş yavaş kaybetmeye mahkumdur.

Sonrasında ise İdil Türkmenoğlu’nun dinledik. Değişimden, değişime karşı olan isyanda, değişimin nasıl olması gerektiğinden bahsettik. Sadece aklınıza KOBİ’lerin kurumsallık adı altında yaşadığı değişim gelmesin. Globalleşen ekonomilerde artık şirketler devamlı bir değişim halinde. Ve insanlar  değişimi reddeder > direnir > uyum sağlar > destekler. Ortalama süre 6 ay olmasına rağmen herkesin biyolojik saati aynı değildir. Ve değişim mutlaka bir departmanın uhdesine bırakılmamalı, en başından itibaren bütün çalışanlar bu sürece katılmalıdır. Tam anlamıyla “kulağa küpelik” bir oturumdu 😉 (Canel’e ayrıca teşekkürler, bizim için 2 sandalyeyi canı pahasına savundu)

Kahve molası sonrasında ise “Çalışan Bağlılığı” oturumdaydık.  Konu aslında klasiklerden biriydi fakat İrem Önal “çalışan bağlılığı = kalp” deyince ilgimi çekti. Peki gerçekten öyle miydi? Yani yapılan uygulamalar, çalışanların bağlılıkları gerçekten kalpten miydi? Hala cevabını bulabilmiş değilim.

Günün finalini ise Başarısızlık ile Douglas Miller yaptı. Konuşmasının üzerine insanın birazcık da başarısız olması gelmiyor değil. Bkz. majesteleri

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi

Alanında Avrupa’nın en büyük kongresi olma ünvanını elinde bulunduran Peryön İnsan Yönetimi Kongresi bu sene yirmi birinci kez düzenleniyor. Bu sene 150’den fazla konuşmacı ve 3000’i aşkın katılımcının gelmesi beklenen etkinlik İstanbul Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ında gerçekleşecek.

Ayrıca bu sene Peryön bir ilke imza atarak ilk kez İK Blog Ödüllerini sahipleri ile buluşturacak. Bu vesile ile hafta içi almış olduğum “kongre davetiyesi’ni soğuk kanlılıkla(!) karşıladığımı belirtmemde yarar var 🙂

Görüşmek üzere.

kongre

 

Not: Yoğun iş temposu içerisinde kongreye katılmama olanak sağlayan değerli koordinatörüm ve müdürüme teşekkürler 😉

Bu Blog PERYÖN İK Blog Yarışması’nda yarışıyor

10 aylık blogum ile beraber bu sene ilk kez gerçekleştirilen Peryön İK Blog Ödülleri 2013’e geçtiğimiz günlerde başvuru yaptım ve kabul edildi 😉

Beni ve diğer bloggerları şu anda tatlı bir heyecan sarmış durumda 🙂

Takipçilerin ise işi biraz daha zor çünkü tek bir oy kullanma hakları var ve seçmek gerçekten zor 😦

Tercihinizi yapmak için tıklayınız.

544187_551284254911813_1512735262_n