Mülakattan Önce Son Çıkış

Mülakat daveti sonucu şirket ile ilgili yaptığınız araştırma sonucu bir şeylerin ters gittiğinin farkındasınız ama yine de kendinizi yollarda buldunuz di mi? Pişmanlığın kafanızı kurcalamasına izin vermeyin onun yerine etrafınızı iyice inceleyin. Çünkü detaylar size çok şey anlatır:

  • Karşılama: Bir mülakata gittiğiniz zaman sizi ilk karşılayan genelde güvenliktir. Şirketin ilk temsilcisi olan bu arkadaşların size karşı göstermiş oldukları tavır ileride yaşanabilecek olumlu – olumsuz  durumların habercisi niteliğindedir. Eğer ağzınız iyi laf yapıyorsa pozisyon ve/veya görüşmeci hakkında bilgi almanız da çocuk oyuncağı.
  • Otoparktaki araçlar: Belki çok ufak bir detay gibi gelebilir ama otoparktaki araçlar mülakata gittiğiniz şirketin ücret beklentilerinizi karşılayıp karşılamayacağı hakkında bir fikir oluşturmanıza yardımcı olabilir özellikle personel otoparkı.
  • Ofis şartları: Ofis tipi, ofis ekipmanları, kıyafet yönetmeliği ve ofis tasarımındaki serbestlik gibi kriterlere çeşitli kriterler de ekleyerek müstakbel ofisinizin çalışma şartlarının uygunluğunu göz ucuyla kontrol etmek uzun vadede sizin yararınıza olacaktır.
  • İletişim: Bazı durumlarda sizin dışınızda gerçekleşen diyaloglara asansörde, lobide, hatta bir tartışma söz konusu ise her yerde kulak misafiri olabilirsiniz. Konunun, şahısların ve pozisyonlarının hiçbir önemi yok, önemli olan kişilerin kurmuş oldukları iletişimin kalitesi.
  • Gülen yüzler: Sizinle iletişime geçsin ya da geçmesin her halükarda etrafta dolaşan bolca somurtkan insan görüyorsanız kesinlikle harcadığınız vakte pişman olabilirsiniz.

Detaylar sonucunda ortaya çıkan tablo iç açıcı değilse iyi bir bahane bulup kaçmayın aksine mülakata girin çünkü Her Mülakat Bir Tecrübedir. Fakat beklentinizi yüksek tutmayın çünkü Köprüden Önce Son Çıkışı kaçıranlar gibi zamanınızı yeni yollar arayarak geçirebilirsiniz.

flashreplacementlogo

 

Peki Ya Aday Size Sorular Sorarsa?

En çok okunan yazılarımdan biri olan En İyi Mülakatçı En Kötü Mülakatı Yaşayandır ile ilgili olarak meslektaşlarımın genellikle meraklarına yenik düşüp yazının hangi firma ve/veya müdür ile ilgili sorular soruyorlar. Israrlar sonrasında kendilerine bir sanayi bölgesi veya sektörü ipucu olarak verip sadece bir tahmin hakkı sunuyorum. Henüz firmayı ya da o dönem ki müdürü tahmin eden çıkmadı. Ama benim bir kara listem oluşmadı değil. Listeyi çeşitlendirmek için yeni bir mülakat tecrübesi 😉

Geçmiş zamanda bir danışmanlık firmasının aracılığı ile uluslarası bir firma ile mülakatım vardı. Eski çalıştığım şirkete de çok yakın olduğu için sabah bi uğrayıp mülakata girdim. Mülakat güzel başlasa da yeni mezunken her mülakatta karşıma çıkan “Neden İK” sorusu ile değişti. Soruyu cevaplandırdıktan sonra dayanamayıp aynı soruyu bu sefer karşı tarafa sordum. Çünkü dersime çalışmıştım ve mülakatçının mühendislik mezunu olup teknik bir bölümde müdürlük yaptıktan sonra şirket içi transfer ile İK’ya geçtiğini öğrenmiştim. Müstakbel müdürümün verdiği cevap ile mülakatın bütün seyri değişti: “Ben zaten sosyal bir insanım, insanlarla aram iyi. Böyle bir pozisyon teklif edilince yapabileceğime inandım, kabul ettim”. Fırsatını bulmuşken bir kaç soru daha sorup cevapları dinledikten sonra mülakat benim açımdan olumsuz olarak sonuçlanmıştı ama nezaketen karşı tarafın mülakatı bitirmesini bekledim.

klasik-mulakat-sorulari-290x195Çoğu insan için ukalaca gelen bu davranışım büyük ihtimalle karşımdaki yönetici tarafında da aynı şekilde algılandı ama İK’cıların göz önünde bulundurması gereken önemli bir nokta var. Görüşme asla tek taraflı değildir. Çünkü iş değiştirmek için masanın diğer tarafında oturan aday da belli bir riski göze alarak görüşmeye geliyor ve bu görüşme sonucuna bağlı olarak mevcut işinden istifa etmeyi düşünüyor. Bu durumda da çalışmayı planladığı şirketle ilgili sorular sormak en doğal hakkı. İK’cıların ve görüşmeye giren bölüm yöneticilerinin bu sorulara karşı hazırlıklı olmasında fayda var. Gelebilecek sorulara ilişkin İpek Aral Kişioğlu’nun Farklı Bir Mülakat yazısını tavsiye ederim 😉

İstifa, Kemiksiz Dil Değildir

Şirketinizden, yöneticinizden, çalışma arkadaşlarınızdan kaynaklı bir sürü sebepten dolayı istifa edebilirsiniz.

Genelde çalışanlar istifa ettikten sonra eski şirketleri ile bütün bağlarının koptuğunu düşünürler fakat istifa ettiği şirkette yaptıkları ve söyledikleri iş hayatı boyunca daima onları takip edecektir. İstifa ettiğiniz şirkette yaptıklarınız mülakatlarda, söyledikleriniz ise genelde referans kontrolü sırasında karşınıza çıkar.

I Quit My Job Opps

Söylediklerimiz bazen karşımıza hiç beklemediğimiz anda gelir. Özellikle sinirli bir şekilde istifa eden çalışan zincirlerinden kurtulmuş vahşi bir hayvan gibi şirketini, yöneticisini ve omuz omuza beraber çalıştığı mesai arkadaşlarını hakaret edercesine eleştirir. Kimisi kantarın topuzunu kaçırırken kimisi de iyi niyetli eleştirilerde bulunur. Burada dikkat edilmesi gereken husus iyi niyetli eleştiriler olsa dahi “kime söylendiği”dir. Çünkü eleştiriyi yanlış yere iletirsiniz hem çözüm olmaz hem de eleştiriyi ilettiğiniz kişi 1’i 5 yaparak sizi ilerleyen dönemlerde zor bırakabilir. İşte bu yüzden çıkış mülakatları var.

Bu sebeple şirketlerin çıkış mülakatlarına özen göstermesi gerekirken aynı şekilde çalışanlarında bu mülakatlarda samimi olması gerekmektedir. Çıkış mülakatının olmadığı şirketlerde ise bölüm yöneticisi ile yapılacak samimi bir sohbet hatalı olarak gördüğünüz bazı şeylerin değişmesini sağlayabilir. Eğer yöneticinizden kaynaklı bir sebeple istifa ediyorsanız da en azından kulağına kar suyu kaçırın 😉

İlla ki istifa ederken unutulmak istemiyorsanız Marina Shifrin gibi yaratıcı olmalısınız.

5 Mülakat Sorusu 5 Superhero

Klasik soruları ve ideal cevaplarını hep okudunuz ve elinizden geldiği kadarı ile mülakatlarda uygulamaya çalıştınız. Peki bi’ süper kahraman işsiz kalıp mülakata girmek zorunda kalsa o soruları nasıl cevaplar? İşte size 5 mülakat sorusu ve 5 süper kahraman 😉

Soru: Stress altında iken mesai arkadaşlarınız ile ilişkiniz nasıldır?

Hulk:

Soru: Zayıf yanlarınız nelerdir?

Superman

Soru: Sır tutabilir misiniz?

Ironman:

Soru: Aktif olarak araç kullanabilir misiniz?

Batman: 

Soru: Mülakat sırasında aday görüşmenin kontrolünü ele geçirmeye çalışırsa ne yaparsınız?

Coco Maya de Medina:

112

Bu yazı İK Prensesi Coco Maya de Medina’ya ithaf edilmiştir.

Bir İK’cı Gözüyle Girişimci Aday

“Bir İK’cı…” serisinin 3. yazısı girişimci adaylar üzerine….

Garajdan kurulan şirketlerin yükseliş hikayelerini masal yerine dinleyen bir nesilden olduğumdan dolayı geçmişinde girişimcilik tecrübesi olan adaylar hep ilgimi çekmiştir. Adaylar benim dikkatimi olumlu olarak çekse de süreç hep olumsuz olarak sonuçlanmıştır. Olumsuz sonuçlanmasının nedenleri ise adayın iş hayatındaki (girişimi) başarısızlığı ve talimatlara, kurallara uymama ihtimali(!).

Halbuki girişimcilerin özelliklerine bakacak olursak:

  • Girişimci, farklıdır. Girişimcinin temel özelliği farklılığında yatar.
  • Girişimci, risk alabilendir. Elini taşın altına koymaktan ziyade taşı kaldırmak için elinden geleni yapar.
  • Girişimci, araştırmacıdır.  Hedefine ulaşmak için daima okuyup araştırma yapması gerektiğinin bilincindedir.
  • Girişimci, bütünleştiricidir. Girişimi için gerekli olan iş gücünü etrafına çekme konusunda başarılıdır.
  • Girişimci, işine aşıktır. Bence iş hayatının en büyük problemi “işini sevmeyen çalışan”dır. Çünkü ona ne kadar para, yan hak, güzel çalışma ortamı vb. verseniz de asla “işini seven çalışan” ile aynı verimlilik düzeyinde çalışamaz. 
  • Girişimci, ebeveyndir. Kurduğu şirket girişimcinin çocuğu gibidir. Yeri geldiğinde sevgisiyle şımartır, yeri geldiğinde “sana değil çevreye güvenmiyorum” deyip dominantlaşır ama asla yarı yolda bırakmaz.
  • Girişimcinin hedefi vardır.  Ve o hedefe ulaşmak için her zaman en iyi yolu arar.
  • Girişimci esnektir. Değişen konjoktüre hızlı uyum sağlar.

female-entrepreneurPeki biz İK’cılar adaylarda liderlik, araştırmacı kişilik, farklı vizyon, iş aşkı, örgüte bağlılık, hedeflere ulaşma çabası, zor şartlara uyumluluk gibi özellikler ararken girişimci adayları reddetmek neden? İstihdam edilen girişimci adayın sağlayabileceği artıları hiç düşündünüz mü?

  • Aklınızın ucundan geçmeyecek projeleri pazartesi sabahı masanızda bulabilirsiniz.
  • Talep etmediğiniz fizibilite raporlarını tartışıyor olabilirsiniz.
  • İşi biraz öğrensin diye proje ekibine dahil ettiğiniz eski girişimciyi projenin katalizörü olarak görebilirsiniz.
  • Araştırmacı kişiliği sayesinde oluşturduğu projeksiyonlar ile fikirlerini alıyor olabilirsiniz.

Girişimci adayın iş hayatındaki başarısızlığı ve uyum sorunu yaşama ihtimalinin gerçekliği görmezden gelinemez ama hangi aday iş hayatında %100 başarılı ve uyumludur ki

———————————————————————————————————————-

Yazının esin kaynağı için tıklayınız.

“Bir İK’cı…..” serisindeki diğer yazılar:

Bir İK’cı Gözüyle CVBir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

Her Mülakat Bir Tecrübedir

Blogları, kariyer dergilerini, gazetelerin İK eklerini okuyup notlar alıp hatta kendi kendinize sorular sormuş olabilirsiniz fakat mülakatlar asla okunduğu gibi olmuyor. Bu yüzden karşınıza çıkan mülakat fırsatlarını asla kaçırmayın.

Ülkemizdeki ekonomik şartları göz önüne alırsak yeni mezunların firma, sektör ve çalışma alanlarını seçmeleri lüks. Bu yüzden hedefleriniz dışında karşınıza çıkan mülakat fırsatları aslında sizi hedeflerinize bir adım daha yaklaştırabilir. İlk başlarda aldığınız notları uygulayamasanız dahi tecrübeniz arttıkça mülakat öncesi nasıl hazırlık yapılması ve sorulara nasıl cevap vermeniz gerektiğini deneyimleyerek öğreneceksiniz. “Tamam her şeyi öğrendim” dediğiniz anda ise kişilik envanterleri, şirkete/pozisyona özel olarak hazırlanmış sayısal/sözel sınavlarla bir odada baş başa bulacaksınız kendinizi. Kabusunuz kutucukları unutmayalım, lütfen daire dışına taşırmadan işaretleyin(!). Notlardaki tüyolar uygulandı, kutucuklar itina ile doldurulduktan sonra “bu sefer oldu” dediğiniz anda ise “let’s continue in english” 🙂

interview-checklist-large

Sonunda hedeflediğiniz pozisyonda çalışmaya başladığınız ve tecrübeniz arttığı için daha sık bir şekilde şirketlerin radarına girmeye başlıyorsunuz. İş sahibi olmanın verdiği güvenle de artık daha seçici davranıyorsunuz. Sonuçta her davete icabet edilmez. Sonunda gelecek planlarınız ile uyumlu bir davet aldığınızda yine masanın bir ucunda iş alım/ik uzmanı ile göz teması ile halinde dersinize çalışmış bir şekilde ilk sorunun gelmesini bekliyorsunuz. Klasikler, mesleki sorular, yeni stil birkaç yaratıcı sorudan sonra mülakat sizin için muhteşem olarak sonuçlanıyor. Ama içten içe soruyorsunuz “Bu kadar kolay mıydı?”. Soruları-cevapları analiz ettiğinizde fark ediyorsunuz ki çalıştığınız şirketteki ünvanınızın verdiği güç, yersiz öz güven ve ukalalığınız ile neredeyse bütün sorulara yanlış cevap vermişsiniz. Haydi, dön en başa!

Çaylaklık dönemini de atlattınız artık gerçekten bu işi biliyorsunuz. Hatta departman görüşmelerini bile yapar hale geldiniz. Uzun yıllar aynı firmada istikrarlı bir şekilde çalıştıktan sonra üst düzey bir pozisyon için danışmanlık firmasından görüşme daveti aldınız. Harika! Peki hiç danışmanlık firması ile görüştünüz mü? Hayır!

job_interview

Ayrıca İK’cılar için mülakatlar benchmarking ve networking fırsatıdır. Firmaların işe alım süreçlerini en iyi ya o firmada çalışarak öğrenirsiniz ya da aday olarak. İşe alım sürecini analiz ederek bile firmanın sahip olduğu İK profilini çıkarabilirsiniz. İşin bir de networking kısmı var ki ateşten gömlek. “Benimle şu pozisyon için görüşmüştünüz ama teklifte bulunmamıştınız” demeden kendinizi hatırlatmak için belli bir networking tecrübenizin olması lazım 😉

Sonuç olarak her mülakatı potansiyel iş olarak gördüğünüz gibi ders olduğunu da unutmayın;)

 

Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

Bu seferde masanın iki tarafında da bulunmuş birisi olarak mülakatlar ile ilgili birkaç tüyo vereceğim.

Mülakatçı kim?: Bir görüşme öncesi mutlaka şirket ve pozisyon ile ilgili araştırma yapılır ama mülakatçı hakkında araştırma yapılmaz. Halbuki arama motorlarını kullanarak aday kiminle görüşeceği hakkında bilgi toplayarak daha rahat bir görüşme gerçekleştirebilir. Tabii bunun için aday görüşme daveti aldığı sırada kiminle görüşeceğini öğrenmesi gerekmektedir.

Yalnız Gel: Bir Hollywood repliği olan “Come alone” mülakatlar içinde geçerlidir. Özellikle sanayi bölgelerindeki görüşmelere adaylar görüşmelere aileleri ya da arkadaşları aracılığı ile gelerek hem heyecanlarını azaltmayı hedefliyorlar hem de ulaşımı kolaylaştırıyorlar. Buraya kadar herhangi bir sıkıntı yok ama aday lobiye annesi babası ile girip sessiz sedasız babasının talimatlarını dinliyorsa ya da mülakata arkadaşı ile girmeye çalışıyorsa mülakat öncesi iyi bir imaj çizemeyeceğinizi belirtmekte fayda var. Şirkete yalnız gelemeseniz bile en azından mülakata tek başınıza girin!

Infinity-Time1Zaman: İK’cılar her zaman adayların mülakattan en az 15 dakika önce gelmesini isterler. Bunun öncelikli sebebi kendilerinin oluşturmuş oldukları programdan herhangi bir aksilik yaşanmamasıdır. Erken gelen aday her zaman geç gelene göre avantajlıdır. Çünkü sakin sakin lavaboya gidip üstüne başını kontrol eder, rahat rahat başvuru formunu doldurur, lobideki dergileri kurcalar, etraftaki insanlar ile iletişime geçerek daha görüşme başlamadan şirketin gözünde iyi bir imaj bırakır. Böylece aday ortama uyum sağlayarak heyecanını bir nebze bastırmış olur.

Giyim: Mülakat günü giyilecek kıyafet ile ilgili çok detaya girmeden şık ve mevsimine uygun rahat kıyafet seçilmesinin uygun olduğunu düşünüyorum. Özellikle yaz aylarının bunaltıcı bir şekilde sıcak geçtiği illerde bir mülakata takım elbise giyerek ilk başta olumlu bir imaj verebilirsiniz ama terleten sorular ile ilk başta rahatınız kaçar sonrasında da oluşturmuş olduğunuz o imaj buharlaşıp uçup gider.

Göz Teması: Mülakat öncesinde, sırasında ve sonrasında göz teması kurmaktan çekinmeyin fakat abartmayın. Çünkü “Oda da ilk dikkatinizi çeken neydi?” sorusuna “Gözleriniz” demek zorunda kalabilirsiniz 🙂

Beden Dili: Mülakat öncesinde beden dili ve önemi ile ilgili yazılar okumuş olabilirsiniz fakat mülakat sırasında elinizi koyacak yer bulamıyorsanız yer aramaktan vazgeçin. Çünkü bu sırada hem bedeninizin hem de dilinizin kontrolünü kaybederek senkronize olarak saçmalayabilirsiniz.

İkram: Mülakat öncesinde su, kahve gibi şeyler ikram edildiğinde nazikçe kabul edin. Çünkü ikram gelene kadar mülakat asla tam olarak başlamaz, biraz havadan sudan konuşarak mülakatçı ile samimi bir ortam kurabilirsiniz. Ayrıca uzayan görüşmelerde diliniz damağınız kuruduğunda ilk başta ikramı reddettiğiniz için pişman olabilirsiniz. Zor bir soru ile karşılaştığınız zaman da kahvenizden bir yudum alarak düşünmek için vakit kazabilirsiniz.

Heyecan : Eğer bir görüşme sırasında heyecanlananlardan iseniz görüşme başında sorulan ” Nasılsınız?” sorusuna “Biraz heyecanlıyım” diye cevaplayarak  ileride yapabileceğiniz ufak hataların göz ardı edilmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki heyecanlanmanız iyiye işarettir. Yeni bir şirket, pozisyon ve mesai arkadaşları için heyecanlanmıyorsanız “Ben neden bu görüşmedeyim?” diye kendi kendinize sormanızda fayda var.

Dinleyin: Görüşme boyunca görüşmeci soru sorar, aday soruları cevaplar. Fakat bazı tez canlı adaylar daha sorunun sonu gelmeden cevaplama eğilimi içinde olabiliyorlar. Genelde de bu sorular yanlış cevaplanıyor. Ayrıca duyamadığınız ya da anlayamadığınız bir soru olduğunda tekrarlanmasını rica edin. Unutmayın yanlış anladığınız soruyu asla doğru cevaplayamazsınız.

Espri: Görüşme sırasında yerinde espri yapmaktan çekinmeyin. Hem heyecanınız atarsınız hem de mülakatçı ile aranızda hoş bir diyaloğun oluşmasını sağlarsınız. Fakat görüşmeyi stand-up gösteriye çevirmek ya da yersiz espriler yapmak görüşmeci üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir. O yüzden tadında bırakın.

Doğallık: Pozisyonu kapabilmek için büründüğünüz karakter aynı zamanda işi kaybetmeniz için de ilk sebep olabilir. Bu yüzden görüşme boyunca doğal olmaya özen gösterin.

fb8b470277fd9148b7ed3ea77fa471bcProfesyonellik: Beyaz yaka adayların dilinden düşmeyen bir kavramdır “profesyonellik”. Fakat genelde bu profesyoneller (!) işe başladıktan sonra işlerine gelmeyen ilk durumda isyan bayrağını çekerler. Sonra İK’cının kafasında da “Hani profesyoneldik?” diye bir soru belirir. Yeni mezunları da unutmamak lazım, onlarda “profesyonel”. Sözün özü gerçek profesyoneller “Sonuçta hepimiz profesyoneliz” tarzında cümleler kurmazlar, sadece profesyonel davranırlar.

Hatırlatma: Görüşme sonrasında size verilen iletişim bilgilerini kullanarak arada kendinizi hatırlatmanız pozisyon ile ilgili ne kadar istekli olduğunuzu ortaya koyar. Ama burası çok hassas bir noktadır bu sebeple mülakatçı ile aranızdaki diyaloğu iyi analiz etmeniz şart yoksa ters tepebilir.

Doğaçlama: Bu okumuş olduğunuz yazı dahil diğer bloggerların yazmış olduğu yazılar, vermiş oldukları tüyolar sizin muhteşem bir görüşme geçirmenizin garantisi değildir. Yeri geldiğinde doğaçlama yapın 😉