Eşitlik Teorisi Katilleri

Eşitlik Teorisi, S. Adams tarafından geliştirilmiş olup iki değişkene dayanmaktadır: işletmeye verilenler ve işletmeden alınanlar. İşletmeye verilenler; tecrübe, eğitim, zaman, yetenek, ileri sürülen fikirler ve gösterilen çaba iken işletmeden alınanlar; ücret ve sosyal haklar, terfi, saygı görme, kişisel gelişimdir. Eşitlik kuramının en can alıcı noktası ise yapılan karşılaştırmadır. Kişi kendi katkıları/kazanımları ile başkasının katkıları/kazanımlarını karşılaştırır ve buradaki asıl amaç teoriye adını veren “eşitliği” sağlamaktır.

Fakat eşitliği sağlamada ne yazık ki pek başarılı değiliz. Çünkü her zaman haklı olmak gibi takıntısı olanlar teorinin kusurunu (bug’ını) göz ardı ediyor. Teorinin temelini verilenler ve alınanlardan ziyade kişinin kendisi, gözlemi ve algısı oluşturmaktadır. Kendini iyi tanımayan, gözlem yetisi güçlü olmayan ve buna bağlı olarak algısal hatalar yapabilme potansiyeli yüksek olan çalışanların yapmış olduğu karşılaştırmalar Adams’ın kemiklerini sızlatacak türden.

Özellikle zam dönemi sonrası ortaya çıkan amatör teorisyenlere bazı şeyleri bilale anlatır gibi tane tane sabırla anlatmak gerek.

Çare Psikolojik Sözleşme

Akademik bilgeye boğmadan Towers Watson’ın 2014 Küresel İşgücü Çalışması ile Yetenek ve Ödül Yönetimi Çalışması sonuçları ile psikolojik sözleşmenin öneminden bahsedeceğim.

Çalışma sonuçları*:

  • Türkiye’de çalışanların öncelikli beklentisi “iş güvencesi”. Diğer beklentileri ise kariyer fırsatları, emeklilik hakları ve baz maaş. Buna  karşılık işverenlerin vaatlerinde ise ilk ikiyi kariyer fırsatları ve kurumun saygınlığı yer alıyor.
  • Dünya’da ise çalışan beklentilerinde ilk sırayı “baz maaş” alıyor. Bu veriyi Hofstede’in kültür boyutlarından biri ile olan “belirsizlikten kaçınma”yı göz önüne alarak düşünmekte fayda var.
  • 2012 yılında 6. sırada olan emeklilik hakları, 2014’te 3. sıraya yükselmiş. Bu yükselişin sebebi olarak da 2013 ve 2014 yılı içerisinde kıdem tazminatı düzenlemesi ile ilgili yapılan çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Kıdem ile emeklilik aynı şey olmasa dahi genelde böyle bir algı mevcut.
  • Çalışanların ikinci sıradaki beklentisi “kariyer fırsatları” iken araştırmaya katılanların yaklaşık %50’si yöneticilerinin kariyerleri için kendilerini desteklemediğini düşünüyor. İşte bunlar hep turnover!

Beklentiler arasında uyumun olduğu durumlarda ise turnover yerine karşımıza “yüksek motivasyon, şirkete bağlılık, iş tatmini, verimlilik vb.” olumlu kavramlar çıkıyor.

Psikolojik sözleşmenin bozulduğu andan itibaren şirketler kaybetmeye mahkumdur. Bilinçli bir şekilde oluşturulan ve sürekliliği kontrol edilen psikolojik sözleşmede ise hem çalışan hem de şirket kazanır.

Böyle bir şey de var :]

BwiGOWrCYAAwYIR

 

*Veriler Popüler Yönetim Dergisi Sayı 54’ten alınmıştır.

Para Olmasa Dahi Motivasyonu Sağlayabilmek

Motivation1Çalışanlarınızın motivasyonunu maaş dışındaki unsurlar ile arttırmak için tecrübeyle sabit 9 öneri:

Çalışanlarınızı övme konusunda asla çekingen davranmayın: Gerçekleştirmiş oldukları önemli işlerden dolayı çalışanlarınızı takım arkadaşlarının önünde başarılarından dolayı tebrik edin.

Yöneticilerden kurtulun: Sade organizasyon yapıları ile daha etkili takımlar yaratıp arzuladığınız hedeflere daha çabuk ulaşabilirsiniz.*

Fikirlerde buluşun: İnsanlar kendilerine ne yapılmasını söylenmekten nefret eder. Fakat kendi düşüncesi ile ilgili aksiyonları gönüllü olarak alır. Bu sebeple çalışanlarınızı hedefe uygun fikirler geliştirmeleri için teşvik edin.

Asla Eleştirmeyin/Düzeltmeyin: İnsanlar yanlışlarının yüzlerine vurulmasından asla mutlu olmaz, özellikle herkesin içindeyken. Çalışanlarınıza yanlışlarını göstermek yerine onlara yanlışlarını bulmalarını için rehberlik edin.

Lider yaratın: Başarılı çalışanlarınızın diğerlerine örnek olmasını sağlayın.

Yemeğe davet edin: Duyuru yapmaksızın çalışanlarınızdan birini yemeğe davet edin. Yemeğinizi yerken projelerden ve onun başarılarından konuşun.

Tanınırlık ve ödüllendirme: Şirket içi yaptığınız etkinliklerde başarı olanları duyuru panosu vb. ile herkesin bilmesini sağlayın ve ona küçük ödüller verin (sinema bileti, hediye çeki, kitap…).

happyhour-300x225Parti yapın: Çalışanlarınızın beraber eğlenebileceği organizasyonlar gerçekleştirin (piknik, mutlu saatler, tavla turnuvası….)

Başarıyı ve başarısızlığı paylaşın: Şirketin başarılarını çalışanlarınız ile paylaşın, bu başarı için onlara müteşekkir olduğunuzu bilsinler. Başarısızlığınızı da çalışanlarınız ile paylaşmaktan çekinmeyin çünkü dürüstlük ve şeffaflık sizi hedeflerinize ulaştıracaktır.

Kaynak: Ilya Pozin

 

 

Dikkat Yaz Geldi!

Küresel ısınmayı göz önünde bulundurursak artık bahar mevsimi sadece bir kaç gün sürecek ve hemen ardından yaz gelecek. Yazın eli kulağında!

İK’cılar tekrardan yıllık izin planlarını kontrol etmeye, tarih belirtmeyenleri rahatsız etmeye, İK Müdür’leri de diğer departman yöneticilerini uyarmaya başladı. Koca bir yılın yorgunluğunu atma zamanı artık geldi.

Hangi pozisyonda olursa olsun çalışanın mutlaka yıllık izne çıkması gereklidir. Yıllık izin yasal zorunluluktur, iş sözleşmesi fesh edilirken şirkete maliyet olur vs. vs. demeyeceğim. Yıllık izne çıkılmalıdır çünkü bu bir zorunlu ihtiyaçtır. Eğer mümkün ise hem yazın hem de kışın bu zorunlu ihtiyacın giderilmesi gereklidir.

Yıl içerisinde tutturulmaya çalışılan hedefler, fesh edilen sözleşmeler, müdürün kaprisleri, mesai arkadaşının nazı, kaçırılan uçaklar, kar kış kıyamet derken, aile işleri, gönül işleri, evin taksidi, arabanın lastiği….. yıl boyunca uyumadığımız her an kafamızda mutlaka bir sorunlar/çözümler yumağı var. Hatta bu sorunlar bazılarımızın uykusunu kaçırabilecek boyutta.

Uykularınızın kaçmaması,işe giderken “ayaklarımızın geri geri” gitmemesi, sevdiğimiz işimizden nefret etmemiz, aile ve sosyal ilişkilerimizin yıpranmaması için mutlaka yıllık izne çıkınız ve astlarınınızında çıkmasını sağlayınız.

yaz tatili

Görünmez Lider Zen Master Phil Jackson

NBA All-Star 2013 Haftasonu’nda arkadaşımın kütüphanesine göz gezdirirken yanıma gelip ” Bu kitabı okumalısın” dedikten sonra “Kutsal Çemberler” adlı kitabı raftan çekip bana verdi. Kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu. Fakat Phil Jackson‘ı NBA’in En Çok Şampiyonluk Yaşayan Koçu, NBA’in En İyi Koçu ünvanları ile biliyordum ve okumaya başladım. Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Bu yüzden kitap ile bilgi vermek yerine okuyarak cevabını bulabileceğiniz soruları yazacağım.

  • Liderlik doğuştan mı gelir yoksa öğrenilebilir mi?
  • Liderlerin özel hayat/iş hayatı dengesi nasıldır?
  • Aynı takımda 2 lider olabilir mi?
  • Herkesin “the man”* olmak istediği yerde bütün takım bundan nasıl vazgeçirilir?
  • Bütün dünya sizi ve takımınızı izlerken nasıl konsantre olursunuz?
  • Herkesin karşı çıktığı bir yöntem ile nasıl takım olunur, şampiyonluklar alınır?
  • Oyuncular şampiyonluklar sonucu diğer takımlardan gelen teklifleri neden reddetti? Liderin bu duruma etkisi?
  • M. Jordan gibi bir yıldız takımı bıraktığında takım üzerindeki etkisi ne oldu?
  • D. Rodman gibi yetenekli ama aynı zamanda sorunlu bir oyuncu nasıl bir takım üyesi haline getirildi?

phil-jackson-0208-deP. Jackson’ın lakabı neden “Zen Master”dır? Cevabını verebileceğim tek soru “P. Jackson’ın lakabı neden “Zen Master”dır?”

P. Jackson, Katı Katolik bir çocuk olarak yetişmesine rağmen mistik inançlara ilgi duymuş, araştırmış ve bunları benimsemiştir. Budist rahipler ile görüşmüş, Kızıldereli kabileleri ile vakit geçirmiş ve Zen Öğretilerini benimsemiştir. Oyuncularına meditasyon tekniklerini öğretmesi ve takım olarak meditasyon yapmaları ve soyunma odalarını tütsü vb. çeşitli ritüeller ile kutsaması sonucu Zen Master lakabını almıştır.

İş hayatı ile çok rahatlıkla paralellik kurabileceğiniz gerçek bir lider-takım kitabı olarak kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap.

*Esas oyuncu

Müzik Dinlemek Lazım

fa-anahtari_26031_mHer ne kadar müzik ruhumuzun gıdası olsa da biz genelde gıda zehirlenmesi yaşıyoruz. Sabah korna sesleri, servis şoförünün zevkine göre bir radyo, telefonların muhteşem(!) bekletme müzikleri, ofis insanlarının masalarına bıraktıkları telefonların melodileri, diğer ofis araçlarının çıkarmış oldukları seslerin toplamında gıdamızı alıyoruz ama sonunda zehirleniyoruz.

Ne yazık ki bazı işletmelerin müzik dinleme(me) ile ilgili çok katı kuralları var. Bu kuralları koyanların müziğin ne kadar önemli bir motivasyon aracı olduğunu bilmedikleri ortada. Halbuki işletmelerin bu melodik motivasyon aracına hiç müdahale etmemeleri gereklidir. Çünkü çalışanların içinde bulundukları yoğun iş hayatı içerisinde ufak kaçamaklara ihtiyacı vardır, en sevdiği şarkının bir anda kulağına gelmesi gibi 5 dk.’lık kaçamaklara. Yoğun bir iş temposu içerisinde koridorun ucundan gelen o melodi ile yüzü güler, bir anlığına iş stresinden sıyrılır.  İsterseniz 2 adet konser bileti verin, o 2 saatlik müzik şöleni 5 dk.’lık şarkının yerini tutamaz.

Tabii ki işyerinde son ses istediğimiz her şeyi de dinleyemeyiz. Dinlediğimiz şarkının çalışmamızı olumlu yönde etkilemesi gerekmektedir.

musicspread

Bu konu ile ilgili olarak yapılan araştırmalar sonucunda;

  • Seçtiğimiz müzik ile daha iyi odaklanılabildiği,
  • Seçtiğimiz müziğin çalışma tempomuzu arttırdığı,
  • Seçtiğimiz müzik ile kendi  tarzımızı oluşturup yaratıcılığımızı etkilediğini,
  • Ayrıca açık ofis çalışanlarının bazı durumlarda o gürültülü ortamdan uzaklaşabilmek için müzik dinlediklerini ortaya koymuştur.