İşi Unvan Değil, İnsan Yapar

Annemizden babamızdan memur, şef, müdür yardımcısı, müdür gibi unvanlar duyan biz Y kuşağı temsilcileri iş hayatına girdiğimizde kendimizi “unvan enflasyonu” içerisinde bulduk. Sorumlu, uzman yardımcısı, uzman, temcilci, koordinatör, direktör vb. bir sürü ünvan iş hayatına eklendi.

İyi bir organizasyon yapısına sahip şirketlerde unvanlar ile bu unvana sahip kişilerin nitelikleri ve yapmış oldukları iş arasında uyumluluk olmasına rağmen organize olmayan şirketlerde bu unvanlar ciddi sıkıntılara sebep olabiliyor.

demolition-company

Özellikle şirketlerin pozisyona verilen unvana yüklediği sorumluluk herkes için ayrı bir anlam taşıdığından ve şirketler verilen unvanlar hakkında çalışanları için ortak bir anlam birliği oluşturamadığından şirket içerisinden herkes birbirine müdürlük(!) taslamakta ve çalışanlar arasında huzursuzluğa sebep olmaktadır.

Bu unvan konusunun en tatsız kısmı ise bence çalışanların bu unvanlara verdikleri önem. Çünkü her ortamda tanıştığı herkese unvanını isminden önce söyleyen birisi karakter olarak zayıf bir yapıya sahiptir ve bu kişiler sadece bir unvan uğruna çalıştığı şirketten ayrılabilir.

images (1)Halbuki biz İK Uzmanları/İşe Alım Uzmanları unvandan ziyade yerine getirilen görevlere önem vermekteyiz. unvan sahibinin o işi hakkı ile yerine getirip getirmediğini en iyi yerine getirdiği görevlerden anlayabiliriz.

Ödüllü Şirketlerden Tüyolar

Güzel bir çarşamba günü Yaşar Üniversitesi Alsancak Kampüsü’nde Peryön İnsan Yönetimi 2012’de ödül alan firmalar Peryön Ege’nin organizasyonu ve sponsorların desteği ile ödül alan çalışmalarını katılımcılar ile samimi bir şekilde paylaştılar.

defactoDefacto İşe Alım ve Mutluluk Projesi: Işıl Gör ve Meltem Meral ilk önce Defacto’nun defactoakademi.com sitesi üzerinde oluşturmuş oldukları Defacto HR Online sistemi ile adayların mülakat daveti ile nasıl bir anda Defacto bünyesine dahil olduklarını anlattılar. Bu sistem sayesinde herkesin şikayet etmiş olduğu “geri dönüş” problemini çözmeleri özellikle adaylar için muhteşem. Ayrıca adayların onayı ile gerçekleşen “video mülakat” uygulaması ise üst yönetimin her adayı Dünya’nın neresinde olurlarsa olsun tanıma imkanına sahip olduklarından dolayı hoşuma gitti. Gerçekten ödülü hak eden bu uygulamanın kilit noktası İK bünyesinde bulunan “yazılımcı arkadaş”. Çünkü şirket bünyelerinde bulunan yazılımcılar birden fazla proje ile ilgilendiklerinden hem ortak dilin ve anlayışın oluşması zaman alıyor hem de projelere dağılan enerji yüzünden istenilen sonuç kısa sürede alınamıyor. Fakat Defacto İK’nın sahip olduğu bu “yazılımcı arkadaş” kesinlikle projenin gizli kahramanı. Daha sonra anlatılan Mutluluk Projesi ise yüzümüzün gülmesini sağladı. Çalışanların problemlerini istifa etmeden öğrenmeye amaçlayan bu projenin temel prensibi “7/24 %100 iletişim”. Burada da yine gizli kahraman “yazılımcı arkadaş” devreye gidiyor. Bütün mağaza çalışanlarına ulaşabilmesi içinde zaten teknolojik desteğe ihtiyaç var. Sunum sonrası bütün sorulara yanıtlayan Işıl ve Meral Hanım’ın sunumları gerçekten çok keyifliydi.

Viko-logo-sloganViko 360 Derece Performans Değerlendirme: Gülay Seki’nin dolu dolu yaptığı sunumda herkesin bildiği ama herkesin uygulayamadığı 360 Derece Performans Değerlendirme Sistemleri’ni anlatıldı. Bu sistemin kurulması sırasında benim en çok hoşuma giden noktalar ise:

  • Performans Değerlendirme Sisteminin İK Stratejik Planı içerisinde yer alması ve bu plana sadık kalınarak gerçekleştirilmesi. Konu ile ilgili çalışmaların temelinin 2001 yılında atılması ve günümüze kadar detaylı bir şekilde yapılandırması yönetimin sabrını ve desteğini göz önüne seriyor.
  • Sistemin kurulumdan sonra sabitlenmemesi ve değişen iş hayatı koşullarına göre revizyona açık olması da sistemin en önemli özelliğiydi.
  • Sistem kurulumunun yine online olması ve yazılımın “dış kaynak kullanımı” ile hazırlanarak performans değerlendirme sisteminin güvenirliliğinin en başta sağlanması.

Gülay Seki’nin sunumu ile 360 Derece Performans Değerlendirme Sistemi’nin kurulumunun ve uygulanmasının kitaplarda anlatıldığı kadar kolay olmadığını tekrar gördük.

turkcell_beyazTurkcell Çalışan Markası: Güzel bir öğle yemeği sonrası ise sahneye Özlem Demircan çıktı ve Turkcell’in gerçekleştirdiği projeleri tek tek anlattı ve bunları nasıl bir çatı altında birleştirip Turkcell çalışanlarına sunduklarına örneklerle bize gösterdi. Yıllardır en çok tercih edilen şirketlerden biri olan Turkcell’in bu ünvanı hak ettiği konusunda hem fikirdik. Hem fikir olduğumuz bir diğer konu ise yine “teknoloji”. Turkcell bu konuda diğer firmalara göre daha avantajlıydı. Bunu da gerçekleştirilen bütün projelere yansıtıyordu.

BorusanBorusan Akademi: Ford Otosan ve Akbank ekiplerinin iş programlarındaki yoğunluk nedeni ile programdan çekilmeleri üzerine son dakikada gelen daveti reddetmeyen Borusan ve Ece Yetişen Sun kesinlikle teşekkürü hak ediyor. Borusan Akademi’ye bakacak olursak çözüm ortağının Sabancı Üniversitesi olması konunun Borusan yönetimi açısından ne kadar ciddiye alındığını ilk bakışta belli ediyor. Borusan, Akademi’nin sağlıklı bir şekilde eğitim verebilmesi için gerekli olan bütün şirket bilgilerini de Sabancı Üniversitesi’nin akademisyenleri ile paylaşılmış olması  şirket için yararlı bir eğitim programı hazırlanmasını sağlıyor.

Pepsico Ödüllendirme: Pepsico Ödüllendirme Sistemini sadelik üzerine kurmuş. Düşük maliyetli ödüller ile çalışanlarını anında takdir eden sistemi anlatan Gülcay Güder son günlerde tıklanma rekoru kıran Pepsi Çorlu Fabrikası çalışanlarının hazırlamış olduğu videoyu bu çalışmaların meyvesi olduğunu belirtti.

En İyi Mülakatçı En Kötü Mülakatı Yaşayandır

Bir ik/işe alım uzmanının iyi bir mülakat gerçekleştirebilmesi için bence önce kendisi görüp görebileceği en kötü mülakat deneyimini yaşamalıdır. Çünkü adayın o anki psikolojisini en iyi o anı yaşayan biri anlayabilir. Yaklaşık üç sene önce mesleğe adım atabilmek için çılgınlar gibi başvuru yapıyor ve davet edildiğim her görüşmeye gidiyordum. Böyle bir zaman diliminde bir sabah telefonum sesi ile uyandım. Telefon sesi ile başlayan bu deneyim sonucu iyi bir mülakatçı olmak için yapmam gerekenleri öğretti hem de en acı şekilde, yaşayarak.

-Alo?

-Türker Bey ile mi görüşüyorum.

-Evet, benim.

-Türker Bey, kariyer sitesinde ki ilanımıza başvurmuşsunuz, 2 saat sonra görüşmeniz var, gelebilir misiniz?

-Gelmem mümkün değil başka bir güne alsak?

Son dakikada aldığım bu görüşme randevusunu erteleyebilmiştim ve hazırlık yapmaya başladım hemen. Firma, ISO 500 arasında yer alıyordu, yatırımları, sosyal sorumluluk projeleri vs. harika! Hatta resmi twitter ve facebook hesapları bile var. Üç sene önce sosyal medyaya önem vermiş bir firma ile görüşmem vardı ama öğrendiklerim bana yetmemişti. Birazcık daha araştırmaya devam ettim. Daha önceden bir arkadaşımın arkadaşı aynı pozisyon için görüşmeye çağrılmış. İK Müdürü ile görüşmüş, -muş, -mış, -miş…. Herhalde bir yanlışlık olmalı, aynı firmadan bahsetmemiz mümkün değil, en iyisi görüşmeye gidip görmek.

Görüşme günü geldiğinde hoplaya zıplaya yönetim binasına ulaştım. Bu arada sevinçten değil zorunluluktan hopladım zıpladım çünkü fiziki şartlar bir insanın yürümesine elverişli değildi. Bekleme salonunda benimle beraber makine mühendisi bir aday daha vardı. Firma hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Bildiklerimi hemen kendisi ile paylaştım. Hatta bir kaç mülakat tüyosu verdim. Sonra yandan bir kafa uzandı:

-Hanginiz İK için geldi?mülakat

-Ben

-Tamam görüşeceğiz seninle

– ?!?!?!

“Tamam görüşeceğiz seninle” cümlesi aslında bir uyarı imiş, saatler sürecek bir işkencenin habercisi ama o zaman ki ben bunu ne yazık ki fark edememiştim.

Görüşme başladığında ilana yaklaşık “2000 kişinin” başvurduğunu beni oraya çağıran kişinin görüşmeyi gerçekleştiren İK Müdürü olduğunu öğreniyorum. İK Müdürüne göre benim onca sene sıralarda dirsek çürütmem yersizmiş çünkü yan ofisteki kız “Çeko mezunu ama o yetiştirmişmiş…” Hatta beni de yetiştirebilirmiş eğer isterse…

Her şeye rağmen İK Müdürünü dikkatle dinliyorum. Bana ne zaman şirket ve pozisyon hakkında bilgi verecek, benim yaptıklarım ve yapabileceklerim hakkında konuşucağız diye merak ederken yaklaşık 1 saat geçti. Bu zaman diliminde işçiler 3 kere, dahili telefon 3 kere, cep telefonu 2 kere, sekreter 4 kere (biri yönetim kurulu başkanı biri de genel müdür için) görüşmeyi böldü.

Mülakatın en can alıcı noktası İK Müdürü’nün “Bir şekilde bu işin içine girdim, yıllardır da el kapısında çalışıyorum” cümlesi oldu. Devam eden cümleler aynı ardı ardına devrilen domino taşları gibiydi. Artık mülakattan kopmuş bir şekilde düşüncelere dalmışken İK Müdürünün beni bir Hollywood yıldızına benzetmesi ile kendime geldim (!). İşkencenin ne zaman biteceğini düşünürken 2. perde için ara verdik.

İkinci perde Genel Müdür ile oynanacaktı ama 2 saat gecikti (!). Çay, kahve, kurabiye vb. hiçbir ikram yapılmadan 2 saat boyunca volta atarak bekledim. En sonunda Genel Müdür asistanı beni çağırdığında kravatımı düzeltip odasına geçtim. Genel Müdür ile görüşmem ayakta 2 dakika oldu, sıra dayağı gibiydi.

-Ad,soyad, google’dan 2-3 soru, asgari ücrete çalışır mısın? görüşürüz, İk Departmanı size geri bildirim yapacaktır.

oryantasyon_arzumŞimdi olsa mülakatı yarıda kesip gideceğim o muhteşem mülakattan(!) ciddi dersler çıkardım. Bunlar:

  • Adaya mülakata için en az 3 gün önceden haber verilmeli ve gün/saat konusunda esnek davranılmalı.
  • Adaya şirket imkanları dahilinde her türlü fiziki imkan sağlanmalı. Mülakat için bana araç ve şoför yollayan şirket biliyorum 🙂
  • Adayın özgeçmişi önceden incelenmeli, tanışırken kendisine ismi ile hitap edilmeli. Adayla kurulan diyalog sırasında kullanılacak cümlelere ve vurgularına dikkat edilmeli; aday tedirgin edilmemeli.
  • Adayın geçmişteki başarılarını görmezden gelinmemeli. Şirketten ve pozisyondan bahsedebiliriz ama kendimizden asla bahsetmemeliyiz.
  • Adaya şirket ve pozisyon hakkında bilgi verilmeli, adayın kafasında soru işareti kalmamalı.
  • Mülakat önemli durumlar dışında asla kesintiye uğramamalı.
  • Eğer yaptığınız işten bıktıysanız bu durum adaya yansıtılmamalı.
  • Aday ile samimiyet kurmak için saçmalamayın.
  • Eğer adayı üst düzey bir yönetici ile tanıştıracaksınız yöneticinizden mutlaka randevu alın.
  • Adayı bekletmek gibi bir lüksünüz asla yok.
  • Adaya mutlaka ikramda bulunun, bazen su bile yeterlidir.
  • Üst düzey yöneticinin mülakatı bile İK Departmanın başarısızlığıdır. Bu yüzden eğer gerekli ise üst düzey yöneticiye bile “Mülakat Teknikleri Eğitimi” verilmelidir.
  •  Google’dan soru sorulmamalı.

Kabus gibi geçen bu sürecin sonunda yukarıdaki kuralları oluşturup uygulayarak karşımdaki aday ile her zaman sağlıklı görüşmeler gerçekleştirdim. Aslında mülakatı terk etmeyerek uzun vade için çok önemli bir karar almışım o önemli bilinçsiz bir şekilde.

Not: O firma hala aynı ilan ile bir personel arayışı içindeler ama bu zihniyetle bulmaları çok zor görünüyor.