Kariyer 2.0 – Cengiz Çatalkaya

Kariyer 2.0, dijitalleşen iş dünyasında fark edilmek isteyenlerin rehberi niteliğinde bir kitap. Bir İK blog yazarının kaleminden çıkması sebebi ile sade bir dile sahip olan kitabı kısa sürede keyifle okuyabilirsiniz.

Kariyer 2.0 sayesinde;

  • Kariyer-2.0Üniversite hayatının sadece bir diplomadan ibaret olmadığını,
  • Sosyal Medyayı eğlence dışında iş amaçlı olarak kullanabileceğinizi,
  • İnfografik CV ile fark yaratabileceğinizi,
  • Kariyerinizi aslında kendinizin belirlediğini öğrenebilirsiniz.

Kitapta en sevdiğim cümle ise “Diplomasında yazandan çok daha farklı şeyler öğrenebilir insan” (Kariyer 2.0, 2014;189)

Alışveriş sepetinizin en üstünde olması gereken bu kitabı en kısa sürede alıp okumanızda fayda var. Çünkü dijital dünya tahmin ettiğinizden daha hızlı.

Yazar hakkında daha fazla bilgi edinmek için yetenekvekariyer.com‘u ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Reklam

Bağzı Danışmanlık Firmaları

2013 yılının ilk ayları profesyonel işsizim olduğum bir dönemde (freelance consultant falan değil bildiğiniz işim yoktu)  X Danışmanlık şirketinin asistanı ısrarla beni İstanbul’a bir mülakata davet etti. Biraz sohbet edip müşterileri olan firmanın paylaşamayacağı ismini öğrendikten sonra görüşme tarihini ve saatini belirleyip biletimi alıp programımı yaptım. Sonra hem danışmanlık firmasını hem de müşterileri olan firmayı detaylı bir şekilde araştırdım. Adım adım ilerlemek için öncelikli olarak danışmanlık şirketini araştırdım sonrasında ise müşterileri olan firmayı.

Google sayesinde yurt dışı kaynaklı danışmanlık firması ile tahmin ettiğimden fazla dökuman buldum. Özellikle ülke müdürünün röportajlarının çarşaf çarşaf yayımlandığı dergileri okuyarak mülakatçı hakkında fikir sahibi oldum. Fikrim kısa ve netti “Sağlam bir görüşme beni bekliyor”.

Ne yazık ki sıra mülakata gelince çarşaf çarşaf röportaj veren o ülke müdürünün esamesi okunmuyordu. Mülakat öncesi eksik bilgiden, karşılamaya, zamanlamadan, ego sorunsalı gibi bütün hatalar üst üste gelerek mülakatın kötü olarak değerlendirmeme sebep oldu. Süreç içerisinde bir daha benzer bir durumla karşılaşmamak için de mülakat sonunda kibarca pozisyon ile artık ilgilenmediğimi karşı tarafa ilettim.

Aslında hikaye çok uzun ama sonuç malum “danışmanlık firmaları mülakattan” anlamıyor(!). Bu konuda hemfikir olduğumuza inanıyorum. Çünkü hangi İK’cı ile konuşsam hepsi danışmanlık firmalarındaki meslektaşlarına ateş püskürüyor. “Örgüt kültürünü bilmiyorlar, işletmenin ruhunu kabullenmiyorlar, kelle başı para alıyorlar…” şeklinde serzenişlerle istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.

Diğer taraftan işe alım sürecini çok iyi yürüten danışmanlık firmaları sayfalarca reklam vermiyorlar ama işlerini düzgün yapıyorlar, her işte olduğu gibi! İşte bu yüzden artık “danışmanlık firmaları mülakattan” anlamıyor diyemiyorum. Her sektörde ve her şirkette olduğu gibi iyi ile kötünün bir arada olduğunu unutmamak lazım.

Tek anlayamadığım nokta özellikle şirketlerde çalışan İK’cıların danışmanlık firmalarındaki meslektaşları ile alıp veremedikleri nedir? Sadece bir mülakat mı?

Neden “bazı” değilde “bağzı” yazıldığını anlamak için tıklayınız. Detaylı bilgi için yorumlara bakınız.

Yöneticilere Mülakat Tavsiyeleri

İç ses: Bir şekilde başlayayım sonra bağlarım (BAĞLADI).

İK’nın değerlendirilmesini okuyun: Aynı soruları sorarak hem adayı sıkmamış olursunuz hem de değerli vaktinizi iş odaklı sorular için harcayabilirsiniz.

Adayı bekletmeyin: Erkenden geldiğiniz mülakatın başlamasını beklemek için sizin için ne ifade ediyorsa aday içinde aynı şeyi ifade ettiğini unutmayın. Zamanını yönetemeyen bir yönetici misiniz yoksa?

Şık giyinin: İki dirhem bir çekirdek görüşmeye gelen adayın karşısına kot pantolonla çıkmak sizi asla “cool” yapmaz.

Görüşmeyi asla odanızda yapmayın: Tercihen görüşme odasında yoksa toplantı odasında yapmanız görüşmenin kesilmemesi için önemlidir. Çünkü kendi odanız ile han kapısı arasında pek fark yoktur. Ama görüşme odasının ve toplantı odasının görünmez muhafızları vardır.

Telefonunuzu yanınıza almayın: “Pardon, bu önemli” yöneticilerin mülakat sırasında kurdukları ortak cümledir. Burada yöneticinin kendi kendine sorması gereken soru ise “Bana en son zaman önemsiz bir çağrı/mesaj/mail geldi?” olmalı. Ayrıca yönettiğiniz bölüm siz olmadan, size bir şey sormadan 1 saat çalışamıyorsa zaten ortada çok daha büyük bir yanlış vardır. Son olarak gerçekten önemli bir şey var ise hangi deliğe girerseniz girin sizi bulurlar :]

Egonuzu kapının dışında bırakın: Mülakat sizin egonuzu tatmin etmek için düzenlenmiş bir organizasyon değil. Lütfen kendinizi, kariyerinizi, eşinizin kariyerine katkınızı, bahçenizdeki gülleri anlatmaktan vazgeçin.

Yönlendirici sorular: Adaya cevaplarını altın tepsi ile sunduğunuz sorular sormaktan kesinlikle sakının.

Ön yargılarınızdan arının: Özellikle belirli okul ve/veya şirketlerin zihninizde oluşturmuş olduğu imajı bir köşeye bırakın adayı sadece aday olarak değerlendirin. Zaten mezun olduğu okulun ve çalışmış olduğu şirketin (varsa) izlerini mülakat sırasında bulacaksınız. Dil, din, ırk vb. ön yargıları zaten hayatınızdan çıkarmış olduğunuzu varsayıyorum.

Dinleyici olun: Egonuzu kapının dışında bıraktığınız zaman zaten karşı tarafı dinlemek için bol bol zamanınız olacak ama iyi bir dinleyici olmanız ve cümle aralarına gizlenmiş olan detayları kaçırmamanız için pür dikkat adaya odaklanmanız gerektiğini unutmayın.

Duygusal kararlar: Görüşme sohbet havasında geçmeli ama asla sohbet olmamalı. Eğer görüşme sohbet havasından sohbete doğru gittiğinde kontrolü kaybettiğinizi fark etmezseniz kendinizi adayın hayat hikayesini dinlerken bulabilirsiniz. Bu da sizin vereceğiniz kararın duygusallaşmasına sebep olabilir, sonuçta hepimiz insanız.

Kartvizit vermeyin: Eğer işe alım sürecini bi’lfiil takip etmeyecekseniz adaya sakın kartınızı vermeyin. Çünkü kartınızı verdiğiniz andan itibaren görüşme ile ilgili süreçten aday her zaman sizinle irtibata geçmeye çalışacaktır.

Eğitim talep edin: Yıllarca aday şapkası ile mülakatlara girmiş olsanız dahi masanın diğer tarafında süreç kesinlikle farklı bu yüzden mülakat teknikleri ile ilgili bir eğitim talep etmeniz yukarıdaki hataları minimize edecektir.

Yukarıdaki nacizane tavsiyelerim aslında sırf yöneticiler için geçerli olmayıp mülakata giren her pozisyondaki mülakatçının işene yarayacak türden olduğuna inanıyorum. Ama yöneticilerin bu tavsiyeleri ciddiye almasında fayda var çünkü her gün mülakata giren işe alım uzmanının mülakat tecrübesi (ik dışındaki) bir yöneticiden daha fazla olabilir. Bu yüzden birkaç ipucunun kimseye zararı olmaz aksine adaya, size ve şirketine fayda sağlar.

Peki Ya Aday Size Sorular Sorarsa?

En çok okunan yazılarımdan biri olan En İyi Mülakatçı En Kötü Mülakatı Yaşayandır ile ilgili olarak meslektaşlarımın genellikle meraklarına yenik düşüp yazının hangi firma ve/veya müdür ile ilgili sorular soruyorlar. Israrlar sonrasında kendilerine bir sanayi bölgesi veya sektörü ipucu olarak verip sadece bir tahmin hakkı sunuyorum. Henüz firmayı ya da o dönem ki müdürü tahmin eden çıkmadı. Ama benim bir kara listem oluşmadı değil. Listeyi çeşitlendirmek için yeni bir mülakat tecrübesi 😉

Geçmiş zamanda bir danışmanlık firmasının aracılığı ile uluslarası bir firma ile mülakatım vardı. Eski çalıştığım şirkete de çok yakın olduğu için sabah bi uğrayıp mülakata girdim. Mülakat güzel başlasa da yeni mezunken her mülakatta karşıma çıkan “Neden İK” sorusu ile değişti. Soruyu cevaplandırdıktan sonra dayanamayıp aynı soruyu bu sefer karşı tarafa sordum. Çünkü dersime çalışmıştım ve mülakatçının mühendislik mezunu olup teknik bir bölümde müdürlük yaptıktan sonra şirket içi transfer ile İK’ya geçtiğini öğrenmiştim. Müstakbel müdürümün verdiği cevap ile mülakatın bütün seyri değişti: “Ben zaten sosyal bir insanım, insanlarla aram iyi. Böyle bir pozisyon teklif edilince yapabileceğime inandım, kabul ettim”. Fırsatını bulmuşken bir kaç soru daha sorup cevapları dinledikten sonra mülakat benim açımdan olumsuz olarak sonuçlanmıştı ama nezaketen karşı tarafın mülakatı bitirmesini bekledim.

klasik-mulakat-sorulari-290x195Çoğu insan için ukalaca gelen bu davranışım büyük ihtimalle karşımdaki yönetici tarafında da aynı şekilde algılandı ama İK’cıların göz önünde bulundurması gereken önemli bir nokta var. Görüşme asla tek taraflı değildir. Çünkü iş değiştirmek için masanın diğer tarafında oturan aday da belli bir riski göze alarak görüşmeye geliyor ve bu görüşme sonucuna bağlı olarak mevcut işinden istifa etmeyi düşünüyor. Bu durumda da çalışmayı planladığı şirketle ilgili sorular sormak en doğal hakkı. İK’cıların ve görüşmeye giren bölüm yöneticilerinin bu sorulara karşı hazırlıklı olmasında fayda var. Gelebilecek sorulara ilişkin İpek Aral Kişioğlu’nun Farklı Bir Mülakat yazısını tavsiye ederim 😉

Her Mülakat Bir Tecrübedir

Blogları, kariyer dergilerini, gazetelerin İK eklerini okuyup notlar alıp hatta kendi kendinize sorular sormuş olabilirsiniz fakat mülakatlar asla okunduğu gibi olmuyor. Bu yüzden karşınıza çıkan mülakat fırsatlarını asla kaçırmayın.

Ülkemizdeki ekonomik şartları göz önüne alırsak yeni mezunların firma, sektör ve çalışma alanlarını seçmeleri lüks. Bu yüzden hedefleriniz dışında karşınıza çıkan mülakat fırsatları aslında sizi hedeflerinize bir adım daha yaklaştırabilir. İlk başlarda aldığınız notları uygulayamasanız dahi tecrübeniz arttıkça mülakat öncesi nasıl hazırlık yapılması ve sorulara nasıl cevap vermeniz gerektiğini deneyimleyerek öğreneceksiniz. “Tamam her şeyi öğrendim” dediğiniz anda ise kişilik envanterleri, şirkete/pozisyona özel olarak hazırlanmış sayısal/sözel sınavlarla bir odada baş başa bulacaksınız kendinizi. Kabusunuz kutucukları unutmayalım, lütfen daire dışına taşırmadan işaretleyin(!). Notlardaki tüyolar uygulandı, kutucuklar itina ile doldurulduktan sonra “bu sefer oldu” dediğiniz anda ise “let’s continue in english” 🙂

interview-checklist-large

Sonunda hedeflediğiniz pozisyonda çalışmaya başladığınız ve tecrübeniz arttığı için daha sık bir şekilde şirketlerin radarına girmeye başlıyorsunuz. İş sahibi olmanın verdiği güvenle de artık daha seçici davranıyorsunuz. Sonuçta her davete icabet edilmez. Sonunda gelecek planlarınız ile uyumlu bir davet aldığınızda yine masanın bir ucunda iş alım/ik uzmanı ile göz teması ile halinde dersinize çalışmış bir şekilde ilk sorunun gelmesini bekliyorsunuz. Klasikler, mesleki sorular, yeni stil birkaç yaratıcı sorudan sonra mülakat sizin için muhteşem olarak sonuçlanıyor. Ama içten içe soruyorsunuz “Bu kadar kolay mıydı?”. Soruları-cevapları analiz ettiğinizde fark ediyorsunuz ki çalıştığınız şirketteki ünvanınızın verdiği güç, yersiz öz güven ve ukalalığınız ile neredeyse bütün sorulara yanlış cevap vermişsiniz. Haydi, dön en başa!

Çaylaklık dönemini de atlattınız artık gerçekten bu işi biliyorsunuz. Hatta departman görüşmelerini bile yapar hale geldiniz. Uzun yıllar aynı firmada istikrarlı bir şekilde çalıştıktan sonra üst düzey bir pozisyon için danışmanlık firmasından görüşme daveti aldınız. Harika! Peki hiç danışmanlık firması ile görüştünüz mü? Hayır!

job_interview

Ayrıca İK’cılar için mülakatlar benchmarking ve networking fırsatıdır. Firmaların işe alım süreçlerini en iyi ya o firmada çalışarak öğrenirsiniz ya da aday olarak. İşe alım sürecini analiz ederek bile firmanın sahip olduğu İK profilini çıkarabilirsiniz. İşin bir de networking kısmı var ki ateşten gömlek. “Benimle şu pozisyon için görüşmüştünüz ama teklifte bulunmamıştınız” demeden kendinizi hatırlatmak için belli bir networking tecrübenizin olması lazım 😉

Sonuç olarak her mülakatı potansiyel iş olarak gördüğünüz gibi ders olduğunu da unutmayın;)

 

Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

Bu seferde masanın iki tarafında da bulunmuş birisi olarak mülakatlar ile ilgili birkaç tüyo vereceğim.

Mülakatçı kim?: Bir görüşme öncesi mutlaka şirket ve pozisyon ile ilgili araştırma yapılır ama mülakatçı hakkında araştırma yapılmaz. Halbuki arama motorlarını kullanarak aday kiminle görüşeceği hakkında bilgi toplayarak daha rahat bir görüşme gerçekleştirebilir. Tabii bunun için aday görüşme daveti aldığı sırada kiminle görüşeceğini öğrenmesi gerekmektedir.

Yalnız Gel: Bir Hollywood repliği olan “Come alone” mülakatlar içinde geçerlidir. Özellikle sanayi bölgelerindeki görüşmelere adaylar görüşmelere aileleri ya da arkadaşları aracılığı ile gelerek hem heyecanlarını azaltmayı hedefliyorlar hem de ulaşımı kolaylaştırıyorlar. Buraya kadar herhangi bir sıkıntı yok ama aday lobiye annesi babası ile girip sessiz sedasız babasının talimatlarını dinliyorsa ya da mülakata arkadaşı ile girmeye çalışıyorsa mülakat öncesi iyi bir imaj çizemeyeceğinizi belirtmekte fayda var. Şirkete yalnız gelemeseniz bile en azından mülakata tek başınıza girin!

Infinity-Time1Zaman: İK’cılar her zaman adayların mülakattan en az 15 dakika önce gelmesini isterler. Bunun öncelikli sebebi kendilerinin oluşturmuş oldukları programdan herhangi bir aksilik yaşanmamasıdır. Erken gelen aday her zaman geç gelene göre avantajlıdır. Çünkü sakin sakin lavaboya gidip üstüne başını kontrol eder, rahat rahat başvuru formunu doldurur, lobideki dergileri kurcalar, etraftaki insanlar ile iletişime geçerek daha görüşme başlamadan şirketin gözünde iyi bir imaj bırakır. Böylece aday ortama uyum sağlayarak heyecanını bir nebze bastırmış olur.

Giyim: Mülakat günü giyilecek kıyafet ile ilgili çok detaya girmeden şık ve mevsimine uygun rahat kıyafet seçilmesinin uygun olduğunu düşünüyorum. Özellikle yaz aylarının bunaltıcı bir şekilde sıcak geçtiği illerde bir mülakata takım elbise giyerek ilk başta olumlu bir imaj verebilirsiniz ama terleten sorular ile ilk başta rahatınız kaçar sonrasında da oluşturmuş olduğunuz o imaj buharlaşıp uçup gider.

Göz Teması: Mülakat öncesinde, sırasında ve sonrasında göz teması kurmaktan çekinmeyin fakat abartmayın. Çünkü “Oda da ilk dikkatinizi çeken neydi?” sorusuna “Gözleriniz” demek zorunda kalabilirsiniz 🙂

Beden Dili: Mülakat öncesinde beden dili ve önemi ile ilgili yazılar okumuş olabilirsiniz fakat mülakat sırasında elinizi koyacak yer bulamıyorsanız yer aramaktan vazgeçin. Çünkü bu sırada hem bedeninizin hem de dilinizin kontrolünü kaybederek senkronize olarak saçmalayabilirsiniz.

İkram: Mülakat öncesinde su, kahve gibi şeyler ikram edildiğinde nazikçe kabul edin. Çünkü ikram gelene kadar mülakat asla tam olarak başlamaz, biraz havadan sudan konuşarak mülakatçı ile samimi bir ortam kurabilirsiniz. Ayrıca uzayan görüşmelerde diliniz damağınız kuruduğunda ilk başta ikramı reddettiğiniz için pişman olabilirsiniz. Zor bir soru ile karşılaştığınız zaman da kahvenizden bir yudum alarak düşünmek için vakit kazabilirsiniz.

Heyecan : Eğer bir görüşme sırasında heyecanlananlardan iseniz görüşme başında sorulan ” Nasılsınız?” sorusuna “Biraz heyecanlıyım” diye cevaplayarak  ileride yapabileceğiniz ufak hataların göz ardı edilmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki heyecanlanmanız iyiye işarettir. Yeni bir şirket, pozisyon ve mesai arkadaşları için heyecanlanmıyorsanız “Ben neden bu görüşmedeyim?” diye kendi kendinize sormanızda fayda var.

Dinleyin: Görüşme boyunca görüşmeci soru sorar, aday soruları cevaplar. Fakat bazı tez canlı adaylar daha sorunun sonu gelmeden cevaplama eğilimi içinde olabiliyorlar. Genelde de bu sorular yanlış cevaplanıyor. Ayrıca duyamadığınız ya da anlayamadığınız bir soru olduğunda tekrarlanmasını rica edin. Unutmayın yanlış anladığınız soruyu asla doğru cevaplayamazsınız.

Espri: Görüşme sırasında yerinde espri yapmaktan çekinmeyin. Hem heyecanınız atarsınız hem de mülakatçı ile aranızda hoş bir diyaloğun oluşmasını sağlarsınız. Fakat görüşmeyi stand-up gösteriye çevirmek ya da yersiz espriler yapmak görüşmeci üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir. O yüzden tadında bırakın.

Doğallık: Pozisyonu kapabilmek için büründüğünüz karakter aynı zamanda işi kaybetmeniz için de ilk sebep olabilir. Bu yüzden görüşme boyunca doğal olmaya özen gösterin.

fb8b470277fd9148b7ed3ea77fa471bcProfesyonellik: Beyaz yaka adayların dilinden düşmeyen bir kavramdır “profesyonellik”. Fakat genelde bu profesyoneller (!) işe başladıktan sonra işlerine gelmeyen ilk durumda isyan bayrağını çekerler. Sonra İK’cının kafasında da “Hani profesyoneldik?” diye bir soru belirir. Yeni mezunları da unutmamak lazım, onlarda “profesyonel”. Sözün özü gerçek profesyoneller “Sonuçta hepimiz profesyoneliz” tarzında cümleler kurmazlar, sadece profesyonel davranırlar.

Hatırlatma: Görüşme sonrasında size verilen iletişim bilgilerini kullanarak arada kendinizi hatırlatmanız pozisyon ile ilgili ne kadar istekli olduğunuzu ortaya koyar. Ama burası çok hassas bir noktadır bu sebeple mülakatçı ile aranızdaki diyaloğu iyi analiz etmeniz şart yoksa ters tepebilir.

Doğaçlama: Bu okumuş olduğunuz yazı dahil diğer bloggerların yazmış olduğu yazılar, vermiş oldukları tüyolar sizin muhteşem bir görüşme geçirmenizin garantisi değildir. Yeri geldiğinde doğaçlama yapın 😉

Yenİ Mezunların Şİrketler İçİn Önemİ

images (3)Ülkemizin yıllardır sahip olduğu eğitim sisteminden onunla ilintili işgücü piyasasına her yaz binlerce öğrenci “yeni mezun” ünvanı ile katılıyor.

Öğrencilikten yeni mezunluğa terfi eden bu arkadaşlarımız uzun süren iş arayışları sonucunda “profesyonel işsiz ” ünvanına terfi ediyorlar. Bu dönem boyunca yabancı dil kurslarından, kişisel gelişim eğitimlerine, sertifika programlarından koştururken bir yandan da gelen mülakat davetlerinin hepsine giderek iş hayatına girebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Profesyonel işsiz olan bu arkadaşlarımızın bu kısır döngü içerisine girmelerinin en büyük nedeni bazı şirketlerin sahip olduğu her pozisyon için “tecrübeli aday” ısrarı. Kesinlikle tecrübeli adayların şirkete sağlayacağı avantajlar epey çok. Fakat yeni mezun arkadaşlarımızında sağlayabileceği avantajları göz ardı etmemek gerekir.

yeni-mezunlarin-meslek-secimleri

  • Yeni mezunlar hem istekli hem de enerjiktir.
  • Yeni mezunlar okulunun sahip olduğu vizyonu en taze şekilde şirkete aktarabilir.
  • Yeni mezunda aidiyet duygusunun oluşturulması daha kolaydır ve oluşturulan aidiyet duygusu daha samimidir.
  • Yeni mezunlar daha uyumludur. “Bizim eski şirkette….” diye başlayan isyan mırıldanmalarını duymazsınız.
  • Yeni mezunlar bütçe, maliyet, kar gibi kavramlar tarafından daha önceden kısıtlanmadığından dolayı daha yaratıcıdırlar.

Yeni mezun olan arkadaşlarımızın kısa sürede istihdam edilebilmesi için İK’cıların önemli bir görev düşmektedir. Çünkü personel talebinde bulunan müdürlere “yeni mezun istihdam etmenin avantajları”ndan bahsetmeleri ve her pozisyon için istenilen tecrübeli aday kriterinden vazgeçirmeleri gerekmektedir.

Üniversite-Mezunu-Pazarcı