Liderin Takım Çantası – Cem Kozlu

zBK344367HF838_250İlk basımı Mayıs 2009’da yapılan Liderin Takım Çantası Liderin Takım Çantası Cem Kozlu’nun iş hayatı boyunca deneyimlediklerini bizlerle paylaştığı samimi bir eser.

İki bölümden oluşan bu kitapta Cem Kozlu yer yer “flashback”ler yaparak aldığı doğru ve yanlış (!) kararlarını bize anlatıyor. Öz eleştirilere dahi yer verdiği bu bölümlerde yaptığı hataları içtenlikle anlatarak aynı hataları okuyucularının da  yapmamasını temenni ediyor.

Ayrıca kitap sayesinde sadece Cem Kozlu’nun iş tecrübelerine değil beraber çalıştığı Jack Welch, Muhtar Kent, Ed Harness gibi uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticilerinin tecrübelerinde de faydalanma fırsatınız oluyor.

Elinize aldığınız vakit bitirebileceğiniz güzel ve deneyimlerle dolu bir eser, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

Nerede O Cv’lerdeki Hobiler ?

Bir hobisi olmalı her insanın. Yani en azından bir tane olmalı fazlasına kimse itiraz etmez. Ve bu hobi sadece başvuru formlarında yazılmak için olmamalı. İnsan hobisi ile ilgilenirken kendini kaybetmeli; kitap okuyorsa kitabın içinde kaybolmalı bir masal kahramanı olmalı; yamaç paraşütü yapıyorsa bir kuş gibi süzülmeli masmavi gökyüzünde; yap-boz ise hobisi gün içerisinde 1000 parçaya bölünse dahi hedefi bir bütün olabilmek olmalı.

Hepimiz yoğun iş temposu içerisinde yapılması gereken görüşmelerden, hazırlanması gereken raporlara, toplantılara derken günün sonunda evdeki huzur dolu hayatımıza dönmeyi umut ederken finali trafik işkencesi ile yapıyoruz. Eğer ki günün sonunda ya da haftanın sonunda kendimizi rahatlatacak bir hobimiz yoksa içine girdiğimiz iş-ev-iş-ev kısır döngüsünden dostlar ile buluşarak çıkmaya çalıştığımızda kısır döngümüze sadece bir halka daha ekliyoruz; ev-iş-dostlar-ev-iş-dost….

Halbuki yeni bir şeyler katmalıyız hayatımıza; karting, dalgıçlık, aşçılık, balıkçılık, dağcılık, el işi, ahşap boyama vs. Kendimizi günün sonunda yenilememizi sağlayacak bir şey olmalı. Bu “yenileme” sürecinde hem kendimizi hem de network’umuzu geliştirebiliriz. İlla ki bir kaç dostunuz bir sürü arkadaşınız vardır ama yeni yüzlere yeni bakış açılarına kim hayır diyebilir ki ?

Benim hobim ile ilgili Cyclemon‘un yaptığı renkli çalışmaya göre ben bir Warrior’um, peki yaz siz?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İş Hayatındaki 2 Sihirli Cümle

Günlük hayat ve iş hayatı içerisinde ciddi öneme sahip iki cümle “Özür dilerim” ve “Teşekkür ederim”. Bir hatayı kabullenmek için özür dilemek ve aldığınız yardımın karşılığını nazikçe geri verebilmek için teşekkür etmek zor olmasa gerek. Ne yazık ki zor…

Bart Simpson sorryHalbuki herkes hata yapar. Hata yapmamak imkansızdır. Bu hata bazen başkasının kalemini almak, cevap vereceğiniz e-postayı unutmak ya da klasiklerden biri olan excel hatası olabilir. Bazen bu hatalar ya da hataların sonuçları bu kadar basit olmayabiliyor. Fakat bu noktada hatamızı inkar etmek, bahane sunmak hatta başkasını suçlamak çözüm değildir. Bu hataların çok basit bir çözümü var aslında; “özür dilemek”. Özür dilediğiniz zaman hem hatayı kabul ederseniz hem de çözüm için gönüllü olduğunuzu belirtmiş olursunuz.

İkinci sihirli cümle; Teşekkür ederim. Memnuniyeti ifade etme biçimidir teşekkür etmek. Bu memnuniyetin sebebi asansörü bekleten hiç tanımadığınız biri, sabah kahvemizi getiren personel ya da hasta olduğunuz zaman sizi ziyaret eden müdürünüz olabilir. Konumunuz ne olursa olsun teşekkür etmekten asla çekinmeyin. İçten bir şekilde ettiğiniz teşekkür ile en iyi motivasyon araçlarından birini kullandığınızı unutmayın.

Bu yazıyı okuyup paylaştığınız için….

400_F_38966262_oND9tI7H6mpzUcdxzOnzLYaRphPLTbf8

Yenİ Mezunların Şİrketler İçİn Önemİ

images (3)Ülkemizin yıllardır sahip olduğu eğitim sisteminden onunla ilintili işgücü piyasasına her yaz binlerce öğrenci “yeni mezun” ünvanı ile katılıyor.

Öğrencilikten yeni mezunluğa terfi eden bu arkadaşlarımız uzun süren iş arayışları sonucunda “profesyonel işsiz ” ünvanına terfi ediyorlar. Bu dönem boyunca yabancı dil kurslarından, kişisel gelişim eğitimlerine, sertifika programlarından koştururken bir yandan da gelen mülakat davetlerinin hepsine giderek iş hayatına girebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Profesyonel işsiz olan bu arkadaşlarımızın bu kısır döngü içerisine girmelerinin en büyük nedeni bazı şirketlerin sahip olduğu her pozisyon için “tecrübeli aday” ısrarı. Kesinlikle tecrübeli adayların şirkete sağlayacağı avantajlar epey çok. Fakat yeni mezun arkadaşlarımızında sağlayabileceği avantajları göz ardı etmemek gerekir.

yeni-mezunlarin-meslek-secimleri

  • Yeni mezunlar hem istekli hem de enerjiktir.
  • Yeni mezunlar okulunun sahip olduğu vizyonu en taze şekilde şirkete aktarabilir.
  • Yeni mezunda aidiyet duygusunun oluşturulması daha kolaydır ve oluşturulan aidiyet duygusu daha samimidir.
  • Yeni mezunlar daha uyumludur. “Bizim eski şirkette….” diye başlayan isyan mırıldanmalarını duymazsınız.
  • Yeni mezunlar bütçe, maliyet, kar gibi kavramlar tarafından daha önceden kısıtlanmadığından dolayı daha yaratıcıdırlar.

Yeni mezun olan arkadaşlarımızın kısa sürede istihdam edilebilmesi için İK’cıların önemli bir görev düşmektedir. Çünkü personel talebinde bulunan müdürlere “yeni mezun istihdam etmenin avantajları”ndan bahsetmeleri ve her pozisyon için istenilen tecrübeli aday kriterinden vazgeçirmeleri gerekmektedir.

Üniversite-Mezunu-Pazarcı

İşi Unvan Değil, İnsan Yapar

Annemizden babamızdan memur, şef, müdür yardımcısı, müdür gibi unvanlar duyan biz Y kuşağı temsilcileri iş hayatına girdiğimizde kendimizi “unvan enflasyonu” içerisinde bulduk. Sorumlu, uzman yardımcısı, uzman, temcilci, koordinatör, direktör vb. bir sürü ünvan iş hayatına eklendi.

İyi bir organizasyon yapısına sahip şirketlerde unvanlar ile bu unvana sahip kişilerin nitelikleri ve yapmış oldukları iş arasında uyumluluk olmasına rağmen organize olmayan şirketlerde bu unvanlar ciddi sıkıntılara sebep olabiliyor.

demolition-company

Özellikle şirketlerin pozisyona verilen unvana yüklediği sorumluluk herkes için ayrı bir anlam taşıdığından ve şirketler verilen unvanlar hakkında çalışanları için ortak bir anlam birliği oluşturamadığından şirket içerisinden herkes birbirine müdürlük(!) taslamakta ve çalışanlar arasında huzursuzluğa sebep olmaktadır.

Bu unvan konusunun en tatsız kısmı ise bence çalışanların bu unvanlara verdikleri önem. Çünkü her ortamda tanıştığı herkese unvanını isminden önce söyleyen birisi karakter olarak zayıf bir yapıya sahiptir ve bu kişiler sadece bir unvan uğruna çalıştığı şirketten ayrılabilir.

images (1)Halbuki biz İK Uzmanları/İşe Alım Uzmanları unvandan ziyade yerine getirilen görevlere önem vermekteyiz. unvan sahibinin o işi hakkı ile yerine getirip getirmediğini en iyi yerine getirdiği görevlerden anlayabiliriz.

Mülakatlardaki Küçük Yalanlar Büyüyor

İyi kötü herkes mülakat sırasında yalan söylemiştir.

Kimi öyle büyük yalanlar söyler ki yalancısı bile ufak kalır yalanının yanında ve komik duruma düşer.Çünkü büyük yalanlar hemen anlaşılır ve mülakatçı tarafından çapraz sorulara tutulur. O sırada adayın durumu gerçekten kötüdür; yüzü kızarır, eli ayağı titrer, bardaktaki suyu kana kana içer. Böyle durumlarda aday ile tokalaşıp “biz yalancılar ile çalışmıyoruz” demek istesek de profesyonellik gereği görüşmeyi en uygun şekilde bitirip adayı nezaket çerçevesinde uğurlarız.

burun uzunKimi adaylar ise boyunu geçmeyecek yalanlar söylemeyi tercih ediyorlar 🙂  Okulda yapılan ödevler bir anda proje oluyor, arkadaşlarının tecrübeleri kendi tecrübeleri oluyor. En çok karşılaşılan yalanlardan biri ise “yabancı dil bilgisinde” ortaya çıkıyor. Yabancı dil bilgisi bence birazcık göreceli bir kavram çünkü bana göre iyi olan başkasına göre kötü bir başkasına göre ise muhteşem olabilir. Ama genelde adaylar “yabancı dil bilgisi” bölümünde en üst seviyeyi tercih ediyorlar. Ne zaman ki “Mülakata İngilizce mi Almanca mı devam edelim?” sorusunu duyduklarında hafif bir öksürük, yere kayan gözler…. 🙂 Aslında buradaki konu yalan olduğu gibi “kendini tanımama” ile de ilgili fakat başka bir yazının konusu.

Başka yalanlar yok mu? Elbette var bu yalanlarla ilgili bir araştırmayı ele alan Selin Yetimoğlu‘nun yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yalan söylemeyi başarabiliyorsanız ve söylediğiniz yalanı unutmuyorsanız yalan söyleyiniz; bitirdiğiniz okullar, çalıştığınız şirketler, aldığınız eğitimler vs. Ama unutmayın yalanlar üzerine kurduğunuz kariyeriniz bir gün yine o yalanlar yüzünden çökebilir aynı Yahoo’nun eski CEO’su Scott Thomson gibi.

Not: Scott Thomson şu anda Shoprunner’ın CEO’su olarak iş hayatına devam ediyor ama çoğu insanın hafızasında “yalancı CEO” olarak yer alıyor.pinokyo-karikaturleri

Müzik Dinlemek Lazım

fa-anahtari_26031_mHer ne kadar müzik ruhumuzun gıdası olsa da biz genelde gıda zehirlenmesi yaşıyoruz. Sabah korna sesleri, servis şoförünün zevkine göre bir radyo, telefonların muhteşem(!) bekletme müzikleri, ofis insanlarının masalarına bıraktıkları telefonların melodileri, diğer ofis araçlarının çıkarmış oldukları seslerin toplamında gıdamızı alıyoruz ama sonunda zehirleniyoruz.

Ne yazık ki bazı işletmelerin müzik dinleme(me) ile ilgili çok katı kuralları var. Bu kuralları koyanların müziğin ne kadar önemli bir motivasyon aracı olduğunu bilmedikleri ortada. Halbuki işletmelerin bu melodik motivasyon aracına hiç müdahale etmemeleri gereklidir. Çünkü çalışanların içinde bulundukları yoğun iş hayatı içerisinde ufak kaçamaklara ihtiyacı vardır, en sevdiği şarkının bir anda kulağına gelmesi gibi 5 dk.’lık kaçamaklara. Yoğun bir iş temposu içerisinde koridorun ucundan gelen o melodi ile yüzü güler, bir anlığına iş stresinden sıyrılır.  İsterseniz 2 adet konser bileti verin, o 2 saatlik müzik şöleni 5 dk.’lık şarkının yerini tutamaz.

Tabii ki işyerinde son ses istediğimiz her şeyi de dinleyemeyiz. Dinlediğimiz şarkının çalışmamızı olumlu yönde etkilemesi gerekmektedir.

musicspread

Bu konu ile ilgili olarak yapılan araştırmalar sonucunda;

  • Seçtiğimiz müzik ile daha iyi odaklanılabildiği,
  • Seçtiğimiz müziğin çalışma tempomuzu arttırdığı,
  • Seçtiğimiz müzik ile kendi  tarzımızı oluşturup yaratıcılığımızı etkilediğini,
  • Ayrıca açık ofis çalışanlarının bazı durumlarda o gürültülü ortamdan uzaklaşabilmek için müzik dinlediklerini ortaya koymuştur.