Hangi İK Uzmanlık Programı?

İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen herkesin yolu bir şekilde İK Uzmanlık Sertifika Programları ile kesişiyor. Bunun nedeni olarak akademik anlamda yeterli alt yapının olmaması ve teori ile pratik arasındaki uçurum gösterilebilir. Bu yazı ile İK Uzmanlık Sertifika Programına katılmak isteyenlere önemli gördüğüm noktaları açıklayıp kararı yine size bırakacağım.

Seminerler: İK Uzmanlık Programları yaklaşık 100 saat olur ve bazı firmalar düzenlemiş oldukları birkaç saatlik seminerlere de aynı isim ile piyasaya sürerler. Böyle bir konu için 6 saat yetersiz olup sadece fragman tadındadır. Seminerlere gitmeyin demiyorum ama beklentiniz de çok yüksek olmasın.

Bilinirlilik: Seçtiğiniz kurumun tanınırlılığının kariyerinize en önemli katkısını şehir değişikliği yaşadığınızda olacaktır. Bu yüzden Türkiye’de bulunan seçkin üniversitelerin ve eğitim kurumlarını da mutlaka tercih listenizin içine almalısınız.

Maliyet: Alınacak her eğitimde önemli bir unsur olarak maliyet karşımıza çıkar ama unutmamak gerekir ki eğitim demek yatırım demektir. Kısa ve/veya uzun vade içerisinde bu yatırımınızın karşılığını alacağınızı düşünürsek maliyetten kaçınmamak gerek.

Devlet Destekli Programlar: Bazı programlara katılım Kalkınma Ajansı, Kosgeb vb. kurumların desteği  ile daha düşük maliyetli olmaktadır. Eğer bir kobi vb. çalışanı değilseniz tercihlerinizi pek etkilemeyeceği gibi kobi çalışanı olsanız dahi tercih yaparken en önemli kıstasınız bu olmalı çünkü daha öncede söylediğim gibi kendinize yatırım yapıyorsunuz.

MEB Onaylı Sertifikalar: Bazı eğitim kurumları katılım ve başarı sertifikalarını MEB onaylı olarak veriyorlar. Bu eğitim kurumları için bir şey söyleyemem ama eğitim sisteminin bu kadar kötü olduğu bir ülkede Milli Eğitim Bakanlığı onaylı bir sertifika ironik olur.

Eğitmenler: Piyasadaki programlara baktığınız takdirde 2 tip eğitmen göreceksiniz. Bunlarda ilk grup akademisyenler iken diğer grupta ise profesyoneller bulunmaktadır. Programın verimliliğini ise bu eğitimcilerin dağılımı belirleyecektir. Eğer akademisyen ağırlık bir programa katılırsanız teorik bilgi ile dolu bir programı bitireceksiniz. Diğer yandan profesyonel ağırlıklı bir programa katılırsanız pratik bilgi ile dolu bir programı bitireceksiniz.  Bence %30 akademik, %70 profesyonel bir eğitmen kadrosu ideal. Sonuçta öğrendiklerinizi hep iş hayatında kullanmayı amaçladığınız için bunları uygulamacılardan öğrenmek daha büyük avantaj. Bazı programlarda hiç akademisyen olmayabilir. Bunu seçmek tamamen sizin tercihiniz olup hafızanızı tazelemek açısından akademisyenlerin de bulunduğu eğitimleri tavsiye ederim.

Eğitimlerle ilgili ikinci önemli husus ise kim olduklarıdır. Eğitim kurumlarından aldığınız eğitmen listesindeki isimleri mutlaka sosyal medyada araştırın akademik ve profesyonel geçmişleri verilecek eğitimin kalitesi konusunda ipucu verebilir.

Güncel Konular: İK uygulamaları olarak dünyanın 10-20 sene arkasından dahi gelsek en azından ülke genelindeki güncel İK uygulamalarının yer aldığı programın seçilmesi sizin için büyük avantaj olacaktır. Örneğin, sosyal medya ve işveren markası gibi başlıkların olmadığı bir İK Sertifika Programı sizin için işlevsel olmayacaktır.

Hala en iyi İK Uzmanlık Programı hangisi diye soruyorsanız? Tabii ki içinde benimde bulunduğum İK Uzmanlık Programı en iyisidir :]

Dikensiz Gül Bahçesi Olmaz…

Beraber çalışmaktan keyif aldığım yöneticimin yeni işbaşı yapan arkadaşlarımızla tanışma toplantısında kullandığı bir metafordur “dikensiz gül bahçesi olmaz”. İlk başlarda bende tam olarak ne demek istediğini anlamamıştım o heyecan ile fakat ilerleyen dönemlerde karşılaştığım zorluklar bana hep bu metaforu hatırlattı.

Yeni bir şirkette işe başlayan herkes eskiden şikayet ettiği her şeyi geride bıraktığını düşünür. Bunlar, yönetici-mesai arkadaşları ile ilişkiler, ağır iş yükü, sistemsizliğin sistem haline gelmesi, kişisel gelişimin desteklenmemesi, kariyer imkanlarının kısıtlı olması, ücret yetersizliği, servisin güzergahı, yemeğin yağı vb. olarak uzar da gider. Ama siz bu problemlerden çok uzaktasınız.  Taa ki cicim ayları bitene kadar. Yeni şirketinizin dikenleri yavaş yavaş derinize değmeye başlar.

Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Her iş yerinde sizi rahatsız eden insanlar, alışık olmadığınız prosedürler, beğenmediğiniz uygulamalar olabilir.  Bunlardan kaçmanız biraz zor görünüyor. Bu sebeple elinize bir iki diken battı diye pes etmek olmaz ama kan gövdeyi götürüyorsa yanlış yerdesiniz demektir.

Parlak Adayınız Neden Soldu?

Almış olduğu eğitimve sahip olduğu tecrübeler ile aradığınız aday ile sonunda buldunuz ve işe alım sürecini tamamladınız. Adayınız artık mesai arkadaşlarınızdan biri oldu. Hem yöneticisi hem de aday ilk aylarda size olumlu geri bildirimlerde bulunurken bir süre sonra her iki tarafında memnuniyetsizliği gözle görünür bir hale geldi. Bu tür durumlarda genelde “Yanlış adayı işe aldınız” diye İK suçlanır.  İK’yı suçlamak gibi kısa vadeli çözümler yerine adayın neden istenilen performansı veremediğinin araştırmasıyla uzun vadeli çözümler için ilk adım atılabilir.

insan kaynakları yıldızları

  • Adayınız iyi bir yalancı olabilir. Bu durumda hem İK’yı hem de görüşmeye giren diğer yöneticileri kandırmış olabilir.
  • Oryantasyon sürecine gereken önem verilmemiş olabilir. Bu durumda çalışan bilgi eksikliğini deneme-yanılma yöntemi gidermeye çalışmış ve yaptığı hatalar onu yanlış aday ilan edilmesine sebep olmuş olabilir.
  • Çalışana ilanda ve mülakat sırasında iş ile ilgili verilen bilgiler gerçeği yansıtmayabilir.
  • Adaya niteliklerinin üzerinde veya altında görev verilmesi verimsizleşmesine sebep olabilir.
  • Adayın görevini yerine getirmesi için gerekli şartların sağlanamaması (teknik ekipman, bütçe, takım vb.).
  • Adayın önceki tecrübelerinde  gerekli durumlarda aldığı yönetici/yönetim desteğini bulamaması.

 

Empatik Oryantasyon

Oryantasyon, çalışanların birbirini tanıdığı, işi ve işleyişi öğrendikleri bir sosyalizasyon sürecidir.

Alt metinde verilmek istenen ise empati olmalıdır. Çünkü iş hayatında empatiden anladığımız “karşımızdakinin anlayışsızlığından şikayet edip başkalarını anlamamak” olduğundan kariyer hikayelerimiz hep giriş’ten sonuc’a gelişme’den gidiyor.

Aslında çözüm basit, yeni gelenin farklı bölümlerdeki işleyişin içine bilfiil girerek dişlilerin birbiri ile ilişkisini anlayıp kavrayabilmesini sağlamak.

Unutmayın, empati aslında kariyerinizi değil hayatınızı geliştirir.

insan kaynakları empati

Peryön Ege’de Yeni Dönem

Ege Bölgesi’nde İnsan Kaynakları Yönetimi alanında en önemli faaliyetleri yürüten Peryön Ege’nin Olağan Genel Kurul Toplantısı Anemon Fuar Otel’de gerçekleşti.

Olağan Genel Kurul’a üyeler ve gönüllülerin yanı sıra gerçekleştirilen etkinlikleri her daim destekleyen  İzmir Vali Yardımcımız Hüseyin İçten, İzmir Çalışma ve İş Kurumu Müdürü Kadri Kabak ve İzmir İş Teftiş Grup Başkanı Şuayip Er’de katıldı. Açılış konuşması sonrası Başkanlık Divanı’nın seçimi ile programa uygun bir şekilde Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve Üst Kurul üyelerinin seçimi yapıldı. Tek listenin olduğu seçim sonucuna göre Serdar Kalaycıoğlu ve ekibi bir dönem daha insana değer katma devam edecekler.

Kapanış konuşmasında önceki dönem çalışmalarından ve yeni dönem projelerinden de bahseden Serdar Kalaycıoğlu’nun konuşmasının tam metnini Ege’de SonSöz‘den okuyabilirsiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yeni dönemde gerçekleştirilecek faaliyetleri Peryön Ege’nin Resmi SayfasıFacebook ve Twitter‘dan takip edebilirsiniz.

Peryön Ege Olağan Genel Kurulu

2 yıl boyunca gerçekleştirilen zirveler, seminerler, paneller ve diğer etkinliklerle dolu dolu geçen bir dönemin sonuna daha gelindi. 25 Ocak 2014 cumartesi günü yeni dönem için Olağan Genel Kurul Toplantısı’na taşın altına elini koyup katkıda bulunmak isteyen tüm üyelerimiz ve gönüllülerimiz davetlidir. Detaylı bilgi için http://www.peryonege.org.tr adresini ziyaret ediniz.

image

 

Peryön Ege’nin bu dönemde gerçekleştirmiş olduğu etkinliklerden bazıları:

X. Ege İnsan Yönetimi Zirvesi, Ödüllü Şirketlerden Tüyolarİzmir’de Engelsiz Kariyer GünüII. İzmir İstihdam Zirvesi

 

Yaş 1!

Bugün itibari ile turkerokay.com 1 yaşında!

Öncelikle bu blog yazma fikrinin ortaya çıkmasını sağlayan güzel insanlara (Banu Çakar, Cengiz Çatalkaya, İpek Aral Kişioğlu, Selin Yetimoğlu)* ve blog yazma fikrinin hayata geçmesinde beni teşvik eden ve destekleyen arkadaşlarıma (Başak Erdem, Çağlar Keskin, Çağrı Aksu)* teşekkürler.

544187_551284254911813_1512735262_n

En büyük teşekkürü ise blogdaki yazılarımı okuyup, beğenen, paylaşan ve yorumları ile içeriği zenginleştiren “değerli okuyucu” hak ediyor. Çünkü “değerli okuyucu” olmasa belirlemiş olduğum ziyaretçi, okunma, paylaşım sayıları gibi blog hedeflerime  ulaşamazdım.

*Sıralama alfabetik olarak yapılmıştır.