Eşitlik Teorisi Katilleri

Eşitlik Teorisi, S. Adams tarafından geliştirilmiş olup iki değişkene dayanmaktadır: işletmeye verilenler ve işletmeden alınanlar. İşletmeye verilenler; tecrübe, eğitim, zaman, yetenek, ileri sürülen fikirler ve gösterilen çaba iken işletmeden alınanlar; ücret ve sosyal haklar, terfi, saygı görme, kişisel gelişimdir. Eşitlik kuramının en can alıcı noktası ise yapılan karşılaştırmadır. Kişi kendi katkıları/kazanımları ile başkasının katkıları/kazanımlarını karşılaştırır ve buradaki asıl amaç teoriye adını veren “eşitliği” sağlamaktır.

Fakat eşitliği sağlamada ne yazık ki pek başarılı değiliz. Çünkü her zaman haklı olmak gibi takıntısı olanlar teorinin kusurunu (bug’ını) göz ardı ediyor. Teorinin temelini verilenler ve alınanlardan ziyade kişinin kendisi, gözlemi ve algısı oluşturmaktadır. Kendini iyi tanımayan, gözlem yetisi güçlü olmayan ve buna bağlı olarak algısal hatalar yapabilme potansiyeli yüksek olan çalışanların yapmış olduğu karşılaştırmalar Adams’ın kemiklerini sızlatacak türden.

Özellikle zam dönemi sonrası ortaya çıkan amatör teorisyenlere bazı şeyleri bilale anlatır gibi tane tane sabırla anlatmak gerek.

Reklam

na to kefari,na to mermari!

Girdiğim çoğu mülakatta adayların dile getirdiği ortak beklentilerden biridir “kişisel gelişimin desteklenmesi”.

Masanın her iki tarafında yer alan bi’ beyaz yakalı olarak benimde öncelikli beklentilerimden biri de kişisel gelişimimin desteklenmesi olmasına rağmen ile bakış açılarımız biraz farklı.

Unutmamak gerekir ki kişisel gelişim, bireye dayalıdır. Çalıştığınız şirket istediğiniz her kişisel gelişim eğitimine gönderse dahi bir şeylerin değişmesi için çabalamadığınız takdirde sonuç aynı; na to kefari,na to mermari!

evden çalış(ma)!

Bi’ cumartesi günü ofise gitmem gerekiyordu. 2 saatlik iş için 1 saat direksiyon salla, manasız! “Ne gerek var, evden çalışırım rahat rahat”.

Saat 08:00           Günaydın günaydın günaydın!!!, baya geç kalktım aslında ama olsun bugün cumartesi biraz yatakta yuvarlanmaktan kime zarar gelebilir ki?

Saat 09:30           Yuvarlanırken whatsapp’ta haftasonu planlarımı yaptığıma göre kalkabilirim. Fırına gitmeden önce mi duşa gireyim, sonra mı? Amaannn  hafta sonundayım hem önce duşa girerim hem de sonra duşa girerim, vakit benim değil mi, bilmem kaç dakika yattı bankaya çatır çatır harcarım!

Saat 10:00           Güneş yavaş yavaş yükselip sıcaklığı tenimi yakarken aklıma geldi, benim alış verişe gitmem lazımdı. Kahvaltıyı dondurma ile geçiştirip kendimi bulduğum ilk markete attım.

Saat 11:30           Baya yorulmuştum, kendimi ödüllendirmem lazım. Şu diziye bi’ göz atayım güzel değilse kaptır çalışmaya başlarım (!)

Saat 12:30           Art arda 2 bölüm sonrası güzel bi’ playlist ve kahve eşliğinde çalışmaya başlamak lazım

Saat 12:45           Ooooo ben bu işi 2 saatten önce bitiririm. Bi’ bakalım facebook, twitter, instagram bensiz ne kadar dayanabilmiş?

Saat 13:00           Dur bir de şu grubu dinleyim çalışırken…..

Saat 13:10           Bu klip güzelmiş, ya ne zamandır klip izlemiyorum bir mola vereyim (!)

Saat 13:25           Siesta zamanı, 20 dakikacık uyusam kafam açılır, daha verimli olur.

Saat 14:00           Acaba dizide öbür bölümde ne oluyordu? Torrentte de bir iki film atayım sonra izlerim

Saat 14:25           Ekranı ikiye böleyim hem dizi izlerim hem çalışırım, o kadar İngilizce biliyoruz sonuçta her sahneyi görmem şart değil.

Saat 15:00           Hızlı bir şekilde şu işi bitireyim de cumartesi günü çalışan arkadaşlarımı ofislerinde ziyaret eder “home office çalıştım” diye şımarırım. Sonra soğuk bira içeriz.

Saat 15:25           Yuhhh! Whatsapp’ta 382 mesaj ne demek ? (ah şu şuursuz whatsapp grupları)

Saat 16:45           Uykusuz, Penguen okuyayım birazcık kafam dağılsın

Saat 17:15           Ben yemek yemedim galiba ? Hem bi şeyler atıştırayım hem de Star Wars Unleashed II oynayımm.

Saat 18:30           Yuhh!! Zaman su gibi akmış, Hemen duş alıp Alsancak’a geçmem lazım! İş? Salla!!

 

Hep muhteşem bir uygulama gibi anlatılan home office’in olumsuz sonuç veren bir demosunu okudunuz. Home Office çalışmanın madde madde sıralanmış avantajlarını internette rahatlıkla bulabilirsiniz. Ama en önemli dezavantajını kesinlikle göz ardı etmemek lazım “iş bitmiyor!”

Sosyal Medyada En Etkili 25 İK Hesabı

Her şey Cengiz Çatalkaya’nın Kahve Eşliği serisinin ikinci yazısı ile başladı. Officevibe’ın 2015 yılı için Twitter’da İK alanındaki en etkili 25 ismi aktardığı yazısında “Bunun bir benzerini Türkiye’de yapsak çok iyi olur. Yok mu buna el atacak yürekli bir İK Blog yazarı :] Sosyal medyada/ Twitter’da en etkili 25 İK’cı listesi Türkiye için oldukça yararlı olur.” diyerek zehri verdi.

Daha kahve soğumadan zehir etkisini kaybetmeden AmcaBey’den ilk atak geldi ve e-ekibini twitter üzerinden oluşturdu. Oluşturulan parametrelere göre adayları gözleri bozuluncaya kadar inceleyen değerlendirme ekibi: Ahmet EryılmazCengiz Çatalkaya, Dilay ÇetinkayaElif KağnıcıEmre İnanç KarakaşEsra Avcı, Mehmet Eronat,  Müge Arslan.

Önerilen 87 kişinin değerlendirilmeye alındığı ve binlerce tweet ve blog’un incelendiği proje 23 gün sürdü. “Şeffaflık, nesnellik ve bağımsızlık” ilkelerine bağlı kalarak ortaya çıkan

entkiliik-logo

# Adı Soyadı Twitter Hesabı
1 Selin Yetimoğlu https://twitter.com/SelinYetimoglu
2 Aydan Çağ https://twitter.com/AydanCag
3 Hasan Baltalar https://twitter.com/HasanBaltalar
4 Alper Yılmaz https://twitter.com/av_alperyilmaz
5 Ali Cevat Ünsal https://twitter.com/alicevatunsal
6 Ceren Bandırma https://twitter.com/cerenbandirma
7 Simge Sezer https://twitter.com/simgesezer
8 Zuhal Aslan https://twitter.com/IKulis_net
9 Ayşe Kirman https://twitter.com/ayshaahit
10 İdil Türkmenoğlu https://twitter.com/idiltrkmngl
11 Mehmet Kızıltaş https://twitter.com/mehmet_kiziltas
12 Hayati Arpacı https://twitter.com/HayatiArpaci
13 Patrona Mektuplar https://twitter.com/patronamektup
14 Artemiz Güler https://twitter.com/artemizguler
15 Mehmet Pozam https://twitter.com/gpozzianni
16 Nedim İleri https://twitter.com/nedim_ileri
17 Serhat Levent Kahyaoğlu https://twitter.com/renkliik
18 Coco Maya De Medina https://twitter.com/CocodeMedina
19 Nigar Atay https://twitter.com/nigaratay
20 Çiğdem Özdemir Evren https://twitter.com/CigdemmOE
21 Türker Okay https://twitter.com/turkerokay
22 İpek Aral https://twitter.com/IpekAral23
23 Burçin Şoray Erdağ https://twitter.com/BurcinSORAYERDG
24 Canel Gürgen https://twitter.com/canelgurgen
25 Banu Çakar

Projenin başlamasına vesile olan Cengiz Bey’e ve projeyi başlatan Ahmet Eryılmaz başta olmak üzere ekipte yer alıp emek harcayan herkese ve minyonlarıma teşekkür ederim 😉

minions-eating-working-lunch-free-desktop-wallpaper-3840x2160

Projenin perde arkasını e-ekibin kaleme aldığı füzyon yazısından öğrenmek için tıklayınız.

İnsan Kaynakları ve Hukuk

Personelcilik kökenli olan ikcılar genelde yasal mevzuatların ezbere bilinmesinin zorunluluk olduğunu ve yeni nesil İK’cıların bu şekilde kendilerini yetiştirmesi gerektiğini düşünüyorlar. Halbuki İK evrim sürecini yaşarken hukuk ile arasında belli bir mesafe koymuş ve bu mesafeyi korumak konusunda da gayet kararlı görünüyor.

Şirketlerin hukuk bölümleri ve danışmanlık ücretleri ödedikleri avukatlarının bulunmasının bir sebebi de aslında budur. Yıllarını mevzuata harcamış(!) ikcılar alınmasınlar ama bu işin okulunu okumuş hukukçuların varlıklarını da inkar etmediklerini kendilerine hatırlatırım. Çünkü ne zaman mevzuat konusunda bir tartışma olsa son cümleler “bizim bir avukat arkadaş var, ona soralım”, “bizim hukukçu bilir” şeklinde oluyor.

Hele bir de “Yargıtay kararı” durumu var ki evlere şenlik. Tüm makale okunmadan Yargıtay kararı alınır ve içinde bulunulan durum analiz edilmeden yorumlanır sonra seyreyle cümbüşü. Yorum demişken bizim okulun meşhur hocalarından Arap Celal’in “Hukuk’un sizin yorumunuza ihtiyacı” yok cümlesi geldi aklıma :]

Sanılmasın ki mevzuat hakkında hiçbir bilgim yok ya da hukuk mezunu olarak hakkımın gasp edildiğini düşünüyorum. Aksine hukukçuların şirket çıkarlarını (abartı bir şekilde) gözeterek çalıştıklarından dolayı hukukçulara karşı belli bir ön yargım olduğunu belirtmem lazım. Sonuçta önce insan!

İk, İk. Söyle Bana…

Her İK’cıya “Sen bilirsin….” girizgahı ile sorulan birkaç soruyu siz sevimli İK’cılar ve onların zaman katili arkadaşları için cevaplandırdım. Cevabını merak ettiğiniz diğer soruları yorum bölümüne ekleyebilirsiniz?

İnsanla Uğraşmak Zor Değil Mi?

11Aslında baktığınızda iş hayatının her noktasında insan olduğundan dolayı benzer zorlukları yaşıyoruz. İK’cıların diğer beyaz yakalılardan ayrıldığı nokta, İK’nın insan ile ilgili sorun ne olursa olsun göğüslemek ve çözmek zorundadır. Diğer bölümlerde çalışanlar sorunlarını yöneticilerine anlatırlar ve çözüm ararlar. Çözümü bulunmayan bütün sorunlar ise İK’ya yönlendirilir. Gerçekten İK’ya gönül verenler bu tür problemleri “insanla uğraşmak” yerine “insanla çözüm aramak” olarak algıladığından çözüme daha az zahmetle ulaşırlar.

Ofiste boş oturmak yerine ne yapıyorsunuz?

Sebebi nedir bilmiyorum ama İK çalışanlarının bütün gün ofiste boş boş oturduğunu düşününler var. Gürol Ağırbaş’ın bir sözünü İK’ya uyarlayarak bu soruyu cevaplarsak “İK’nın varlığını yokluğunda anlayabilirsiniz” diyebilirim.

Bana şu müdürün maaşını söyleyebilir misin?

Şirketin boyutuna ve organizasyon yapısına göre İK’cı bütün maaş bilgilerine erişemeyebilir. Bu tür bilgilere genelde maaş hazırlığı yapanlar (bordrocu, personelci vb.) sahiptir. Diyelim ki organizasyon yapısı içerisinde maaşları gören bir İK’cımız var. Sizin o çok merak ettiğiniz maaş bilgileri bir İK’cı için sadece rakamdır. Nasıl bir finanscı aylık maaşı ile bol sıfırlı hesapları yönetiyorsa İK’cı da aynı şekilde sadece işini yapıyor. Yalnız burada bir handikap olduğunu da belirtmem lazım. Eğer ki maaş bilgilerine erişebilen bir İK’cı merakına yenik düşüp kimin ne maaş aldığını merak etmeye başlarsa işte o zaman işler karışıyor.

İK’cı Olsam Çok Para Kazanır Mıyım?

Para kazanmak için İK’cı olmayı planlıyorsanız vazgeçin. Sakın bu cümleyi İK’cılar az para kazanıyor diye de algılamayın. Özel sektörde ücretler sektörden sektöre, şirketten şirkete göre değişten dolayı kesin bir şey söylemek istemem ama bütün denklemlerinde “insan” olan bir meslek sadece para için yapılamaz.

İk’cı Olmak İçin Hangi Okuldan Mezun Olmak Lazım?

Üniversitelerimizin ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde İnsan Kaynakları Yönetimi eğitimi veren bölümleri tercihlerde ilk sırayı alabilir. Fakat farklı bölümlerden mezun olup başarılı bir İK’cı olmak da mümkün. Benim için ideal sıralama: psikoloji, endüstri mühendisliği, sosyoloji, işletme.

Hangi İK Sertifika Programını Tercih Etmeliyim?

Hazır yazılmışı var: Hangi İK uzmanlık programı?

Brüt maaş, net maaş, emeklilik, kıdem ve ihbar tazminatı vb. sorular…

Google’dan rahatlıkla cevaplarını bulabileceğiniz bu tür sorular için boş boş oturan (!) İK’cı arkadaşlarınızı rahatsız etmeye gerek yok bence 😉 İhtiyacınız olan sadece araştırmacı bir ruh!

 2 ihtarda beni çıkarırlar mı?

Genelde ilk ihtar sonrası gelen bu soru bana asfalt sahadan kalma “3 korner 1 penaltı” mantığını hatırlatıyor. Eğer meşhur madde 25’ye uyan bir olay vukuu bulmuş ise uyarı almadan tazminatsız bir şekilde çıkışınız verilebilir. O yüzden ilk uyarıyı ciddiye almakta fayda var.

Neden Hala Aynı Soruları Soruyorsunuz?

Hazır yazılmışı var: En Sık Karşılaşılan Mülakat Sorularıyla Neden Çok Sık Karşılaşıyoruz? – Selin Yetimoğlu (infopik.com)

Soru: Mülakatta ne soruyorsunuz?

“Yerimizi rahat buldunuz mu?” ile başlayıp sonu olmayan bir cevaba sahip bu sorunun cevabını sayısı 100’ün üzerinde olan bloggerlara bırakıyorum.  İK Blogları – Ali Cevat Ünsal

Yeni bir iş arıyorum, yardımcı olabilir misin?

İK’cıların sık sık karşılaştığı bir sorudur. Fakat soruyu sorduğunuz İK’cıların bile iş arayışında olduğunu düşünürsek alacağınız cevaba çok güvenmemekte fayda var. En fazla CV’nizi e-posta gruplarına atabilirler. Bu yüzden İK’cı arkadaşınızdan size iş bulmasını istemenizden ziyade iş arayışı ve mülakatlar ile ilgili birkaç tavsiye almakta fayda var.

22

Eskiden çalıştığım şirkette x imkanı vardı, burada niye yok?

Hazır yazılmışı var:  Şirketlerdeki İk Uygulamalarının Farklılıklarının Nedeni

Bana az zam vermişsiniz, neden?

Hazır yazılmışı var: Zamzede Mi, Zamazade Mi?

Yazının isim babası Ali Cevat Ünsal‘a ve seçtiği görsellerden dolayı İK Prensesi Coco Maya de Medina‘ya teşekkürler.