Eğitim Oyunları – G. Akduman/Z. Yüksekbilgili

Eğitim Oyunları, bir çırpıda okuyacağınız  sonrasında ise çoğu detayını unutacağınız bir kitap. Fakat ihtiyacınız anında başvuracağınız güzel bir kitap olduğu için kütüphanenizde bulunmasında fayda var.

Eğitimleri daha etkili ve eğlenceli hale getirmeye amaçlayan kitap 3 bölümden oluşuyor.

Buz Kırıcılar: Eğitim başında özellikle birbirini tanımayan grupların kaynaşması için hazırlanmış eğitimlerden oluşan bir bölüm.

Energiser: Katılımcı ilgisinin dağıldığı ya da tam gün eğitimlerde yemek sonrası rehavetin çöktüğü anlarda herkesi silkelemek için eğitimlerin bulunduğu bölüm.

Yetkinlik Oyunları: İletişim, takım olabilme, liderlik ve stres yetkinliklerinin geliştirilmesi için tasarlanmış eğitimlerden oluşan bölüm.

Kitapta her eğitim oyunu, katılımcı sayısı, süresi, gerekli ekipmanları ve talimatlarla detaylı bir şekilde anlatılmış olmasına rağmen dediğim gibi çoğu detayı unutacaksınız. Bu yüzden eğitim öncesi kütüphanenizden Eğitim Oyunları’nı çekip göz atmanızda fayda var.

images

Mülakattan Önce Son Çıkış

Mülakat daveti sonucu şirket ile ilgili yaptığınız araştırma sonucu bir şeylerin ters gittiğinin farkındasınız ama yine de kendinizi yollarda buldunuz di mi? Pişmanlığın kafanızı kurcalamasına izin vermeyin onun yerine etrafınızı iyice inceleyin. Çünkü detaylar size çok şey anlatır:

  • Karşılama: Bir mülakata gittiğiniz zaman sizi ilk karşılayan genelde güvenliktir. Şirketin ilk temsilcisi olan bu arkadaşların size karşı göstermiş oldukları tavır ileride yaşanabilecek olumlu – olumsuz  durumların habercisi niteliğindedir. Eğer ağzınız iyi laf yapıyorsa pozisyon ve/veya görüşmeci hakkında bilgi almanız da çocuk oyuncağı.
  • Otoparktaki araçlar: Belki çok ufak bir detay gibi gelebilir ama otoparktaki araçlar mülakata gittiğiniz şirketin ücret beklentilerinizi karşılayıp karşılamayacağı hakkında bir fikir oluşturmanıza yardımcı olabilir özellikle personel otoparkı.
  • Ofis şartları: Ofis tipi, ofis ekipmanları, kıyafet yönetmeliği ve ofis tasarımındaki serbestlik gibi kriterlere çeşitli kriterler de ekleyerek müstakbel ofisinizin çalışma şartlarının uygunluğunu göz ucuyla kontrol etmek uzun vadede sizin yararınıza olacaktır.
  • İletişim: Bazı durumlarda sizin dışınızda gerçekleşen diyaloglara asansörde, lobide, hatta bir tartışma söz konusu ise her yerde kulak misafiri olabilirsiniz. Konunun, şahısların ve pozisyonlarının hiçbir önemi yok, önemli olan kişilerin kurmuş oldukları iletişimin kalitesi.
  • Gülen yüzler: Sizinle iletişime geçsin ya da geçmesin her halükarda etrafta dolaşan bolca somurtkan insan görüyorsanız kesinlikle harcadığınız vakte pişman olabilirsiniz.

Detaylar sonucunda ortaya çıkan tablo iç açıcı değilse iyi bir bahane bulup kaçmayın aksine mülakata girin çünkü Her Mülakat Bir Tecrübedir. Fakat beklentinizi yüksek tutmayın çünkü Köprüden Önce Son Çıkışı kaçıranlar gibi zamanınızı yeni yollar arayarak geçirebilirsiniz.

flashreplacementlogo

 

E-posta Savaşları

email3İş hayatının can damarlarından biridir E-posta. Mesai başlar başlamaz, hatta teknoloji sayesinde her an,  e-postalarımızı kontrol ederiz. Devamlı bir e-posta trafiği içerisinde geçer günümüz. Bu can damarı aslında bir iletişim aracıdır, daha fazlası değil. Yani bağlantınız koptuğunda, sistemde bir sorun yaşadığınız duman olmak bir sürü iletişim aracı mevcut 🙂

Fakat bazı profesyoneller e-postayı iletişim aracı yerine e-silah olarak kullanmayı tercih ediyorlar. E-postalarını bir silah gibi kullanıp yüz yüze geldiklerinde münazara bile edemeyeceği başka bir profesyonellere yolluyorlar. Hitap biçimi, kullanılan kelimeler ve fiiller gibi unsurlar e-silahın cephanesini oluşturuyor.

Bunun en klasik örneği bir e-posta trafiğinde aniden “bilgi sekmesi”nde üst düzey bir yöneticinin belirmesi. Bu klasik örneğin gelişmiş versiyonu ise “gizli sekmesi”ndeki üst yöneticinin ‘Ben buradayım’ demesi.

Benim karşılaştığım en canlı örnek ise departman yöneticisinin uzun dönem stajyere karşı departmandaki başka bir yöneticiye yollanmak üzere yazdırdığı e-posta sonrası yaşanan diyalog:

– Müdürüm yazdım, yollayım mı?

– Oku bakim… hımmm, yolla, yolla!

– Yolladım.

– Bak yarın nasıl karışacak ortalık, hele toplantı!

Yönetici toplantıya değil de sanki savaşa gidiyor (!)

Bazı kişiler hayatları boyunca hep agrasif bir şekilde iletişim kurmayı tercih etmiş olabilirler ama bu durum her zaman şirkete zarar verir. Bunun için temel iletişim eğitimleri, e-posta yazma kurallarının yanı sıra belirli gün ve saatlerde bu arkadaşların iletişim için e-posta yerine yüz yüze iletişim yöntemini tercih etmesi sağlanmalıdır.

İş Hayatındaki 2 Sihirli Cümle

Günlük hayat ve iş hayatı içerisinde ciddi öneme sahip iki cümle “Özür dilerim” ve “Teşekkür ederim”. Bir hatayı kabullenmek için özür dilemek ve aldığınız yardımın karşılığını nazikçe geri verebilmek için teşekkür etmek zor olmasa gerek. Ne yazık ki zor…

Bart Simpson sorryHalbuki herkes hata yapar. Hata yapmamak imkansızdır. Bu hata bazen başkasının kalemini almak, cevap vereceğiniz e-postayı unutmak ya da klasiklerden biri olan excel hatası olabilir. Bazen bu hatalar ya da hataların sonuçları bu kadar basit olmayabiliyor. Fakat bu noktada hatamızı inkar etmek, bahane sunmak hatta başkasını suçlamak çözüm değildir. Bu hataların çok basit bir çözümü var aslında; “özür dilemek”. Özür dilediğiniz zaman hem hatayı kabul ederseniz hem de çözüm için gönüllü olduğunuzu belirtmiş olursunuz.

İkinci sihirli cümle; Teşekkür ederim. Memnuniyeti ifade etme biçimidir teşekkür etmek. Bu memnuniyetin sebebi asansörü bekleten hiç tanımadığınız biri, sabah kahvemizi getiren personel ya da hasta olduğunuz zaman sizi ziyaret eden müdürünüz olabilir. Konumunuz ne olursa olsun teşekkür etmekten asla çekinmeyin. İçten bir şekilde ettiğiniz teşekkür ile en iyi motivasyon araçlarından birini kullandığınızı unutmayın.

Bu yazıyı okuyup paylaştığınız için….

400_F_38966262_oND9tI7H6mpzUcdxzOnzLYaRphPLTbf8

İşte Bütün Bunlar Hep Propaganda

Propaganda-Poor-Leonard1sep07Kitle iletişim araçlarını kullanarak belli bir düşünceyi kişi ya da gruplara benimsetme ve bu düşünceye uygun tutum geliştirme çabalarının tümüne propaganda adı verilmektedir.

Peki propaganda iyi midir, kötü müdür? Alain de Botton propaganda hakkında ‘Propaganda terimi herhangi bir doktrinin ya da inançlar bütününün tanıtılması anlamına gelir ve kendi başına olumsuz bir anlam taşımaz. Bu türden tanıtımların çoğunlukla iğrenç siyasi ya da ticari amaçlara hizmet için kullanılmış olması sözcüğün hatası değildir, yalnızca talihsizliktir. Bir sanatçı yarattığı yapıtın özelliklerini kullanarak bizi herhangi bir şeye doğru yönlendirmeyi amaçlıyorsa (yani belli bir amacı ya da fikri benimsememizi sağlamak için duyarlılığımızı artırmaya, zihnimizi açmaya çalışıyorsa), o yapıt bir propaganda aracıdır diyebiliriz.’ demiş.

images (1)

Bu açıdan baktığımızda propaganda hayatımızın her noktasında mevcut hatta bazı noktalarda bizler bile iş hayatında bazı tutumları değiştirmek için propagandaya başvuruyoruz. Ve propaganda aslında tahmin ettiğimizden çok güçlü bir “kitle imha silahı”. Yanlış ellere (bakınız: politikacılar) geçtiği zaman ciddi tehlike arz etmektedir.

Önemli bir kitle iletişim yöntemlerinden biri olan propagandanın hayatımızın içinde olmasına rağmen bir o kadarda kendisini hissettirmemesinin nedeni bence Goebbles’in Propaganda İlkeleri*. Nazi Almanyası’nın Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı olan Goebbles’in notlarının düzenlenmesi ile ortaya çıkan on dokuz maddelik Propaganda İlkeleri:

  1. Propagandacı olaylar ve kitlenin görüşü hakkında bilgiye sahip olmalıdır.
  2. Propaganda tek bir otorite tarafından planlamalı ve uygulanmalıdır.
  3. Bir eylemin propagandasının sonuçları bu eylem gerçekleşmeden planlanmalıdır.
  4. Propaganda karşı düşünceli grubun düşünce yapısını ve tutumunu etkilemelidir.
  5. Propaganda için kullanıma hazır bilgi mutlaka bulundurulmalıdır.
  6. Propaganda dinleyicide merak uyandırmalı ve dikkat çekici iletişim araçları kullanılmalıdır.
  7. Propaganda malzemesinin doğru veya yanlış oluşu kaynağın güvenilirliğine bağlıdır.
  8. Karşı düşünceli gurubun propagandasının etkinliği, içeriği, amacı; açığa çıkanın etkisi ve kuvveti; mevcut propaganda kampanyasının doğası, karşı düşünceli grubun propagandasının görmezden mi geleceğini veya ret mi edeceğini belirler
  9. Kaynağın güvenilirliği, zekası ve olası etkileri propagandanın sansürlenebileceğini belirler.
  10. Karşı düşünceli grubun saygınlığı azaltılacağı zaman karşı düşüncenin propaganda malzemesi kullanılabilir.
  11. Kaynağı daha az güvenilir olan ve istenilmeyen etkiler bırakabilecek beyaz propaganda yerine siyah propaganda kullanılmalıdır
  12. Saygınlık sahibi liderler propagandanın işini kolaylaştırabilir.
  13. Propaganda zamanına dikkat edilmelidir.
  14. Propaganda mutlaka ilgi çekici ifade ve sloganlar ile desteklenmelidir.
  15. Uygulanan propaganda gelecekte ortaya çıkacak olaylarla yanlış umutları engellemeli
  16. Uygulanan propagandanın yaratacağı endişe uygun düzeyde tutulmalıdır.
  17. Uygulanan propaganda hayal kırıklığının etkisini azaltmalıdır.
  18. Propaganda mutlaka nefret hedeflerini belirleyip saldırıların yer değiştirmesine yardımcı olmalıdır.
  19. Propaganda karşı düşüncenin tutumunu hemen etkileyemez; bunun yerine başka bir eylem ve/veya yol belirlenmelidir.

propaganda1

Peki propagandaya karşı savunma mekanizmaları nasıl işler? İşte propagandaya direnme yolları:

  • Kabul etmeme: En basit yöntem, kabul ettirilmek istenilen düşünceyi red etmek.
  • Kaynağı kötülemek: Burada düşünceden ziyade “kaynağa” saldırıda bulunarak kaynaktan gelecek her türlü bilginin güvenilmez olabileceği imajı oluşturulur.
  • Verilen mesajın anlamını değiştirmek: Burada kabul ettirilmek istenilen düşünceyi kıvrak bir zeka hamlesi kendi propaganda malzemeniz haline getirebilirsiniz.
  • Mantığa bürünme: Kabul ettirilmek düşüncedeki mantıksal küçük boşlukları kullanarak savunma mekanizması oluşturulabilir (-sigara sağlığa zararlıdır. – ben light sigara içiyorum)
  • Karşıt görüş ile çürütmek: En ideal yöntemdir. Kabul ettirilmek istenilen düşünce güçlü argümanlar yardımı ile bertaraf edilir. Burada kişinin konuya hakim olması önemlidir. Çünkü karşı taraftan gelebilecek savunmalara karşı hazırlıklı olması şarttır.

Propaganda esasında iletişim yöntemlerinden sadece biridir. Etkinliği sebebiyle de pek gün yüzü gören bir bir kavram değildir ama kesinlikle araştırılması ve öğrenilmesi gereken bir kavram olduğunu düşünüyorum.

*Doob  , L. W.  ( 1950 ) Goebbels’ Principles of Propaganda .Oxford University Press on Behalf of the American Association for Public Opinion Research  -JSTOR database-

İş Hayatında Y Kuşağını Anlamak İçin…

311941sasirmak-120[1]Yıllardır Y Kuşağı ile iç içesiniz fakat onu anlamak iş hayatınıza girmesini mi beklediniz? Tabii ki hayır. Çocuğunuz, kardeşiniz, yeğeniniz olsun hep etrafınızda idi Y Kuşağı. Onunla her zaman etkileşim halinde idiniz. Onu büyüttünüz, sevincini,üzüntüsünü paylaştınız, kimi zaman maç yaptınız kimi zaman maça gittiniz, yeri geldi tartıştınız yeri geldi süprizleriniz ile onu şaşırttınız. Fakat iş hayatına girdiğinde şaşırdınız!

-Kimdi bunlar?

– Y Kuşağı !Why__by_alvaramorrigan

– Nereden çıktı peki bunlar?

– Onlar 1980’den beri vardı!

– Neden böyle davranıyorlar?

– Çünkü onlar Y Kuşağı !

Onları anlamak için eğitimlere gittiniz, kitaplar, makaleler okudunuz. Peki hala Y Kuşağını anlayamıyor musunuz? Boşverin o zaman, çünkü siz hayatın odağı olan “insan”dan çok uzaklara gitmişsiniz. Siz kariyer peşinde koşarken bir kuşak yanıbaşınızda filizlendi, büyüdü, kocaman bir ağaç oldu ve artık meyve veriyor.

Y Kuşağı’nı fark etmeniz ve onunla ilgilenmenizin tek sebebi yine kariyeriniz (!) ise gerçekten boşverin, yormayın kendinizi. Çünkü, Y Kuşağı ile zorlanmadan iletişim kurabilen, onunla Rock konserlerine giden, voleybol maçını izleyen yani onları anlayabilen bir X Kuşağı rakibiniz var.

Hayatın odağı olan “insan”dan uzaklaşmadığımız sürece her kuşağı anlayabiliriz.

One more cup of coffee

Başlığı görünce kesinlikle aklınıza güzel bir şarkı eşliğinde kahvenizi yudumlamak gelmiş olabilir. Fakat önce yazıyı okumanızı sonra dilinizde güzel bir melodi ile kahvenizi hazırlamanızı tavsiye ederim.

Biz İnsan Kaynakları Profesyonelleri genelde karakter itibari ile iletişime açık, konuşmayı seven, dinlemeyi bilen ve bağlantılarını uzun süre sağlıklı bir şekilde koruyabilen insanlarız. Ne yazik ki bazen tecrübe eksikliğinden bazen de iş yoğunluğu gibi sebeplerden dinlemeyi unutuyoruz. Kast ettiğim dinleme “diğer sandalyede oturanı dinlemek” değil, bütün organizasyonun söylediklerine kulaklarımızı, gösterdiklerine gözlerimizi kapatıp dinlememek. Vakti zamanında geceyi gündüze katarak ruh kattığınız organizasyon sadece dişlilerden oluşan bir makine haline gelmiştir. Eğer bu organizasyona ruh katan başkası ve siz onu devr almışsanız bunun vicdan muhasebesi de size kalıyor.

Çözüm basit, dinle! İster tek başınıza isterseniz ekip olarak dinlemek zorundasınız!

Çünkü o kafalarımızı gömdüğümüz projeler, süreçler, raporlar insan olmazsa bir işe yaramaz.  Elbetteki her ofisteki masalar boş durmayacak ya da makineler operatörsüz kalmayacak. Ama dinlenilmediğini hisseden çalışan ilk fırsatta elinde istifa dilekçesi ile karşınızda belirecek. Siz de diğer sandalyede oturanı dinleyeceksiniz.

Bu yüzden bir fincan kahve alın isteğe göre çay, süt, bitki veya meyve çayı. Hatta çayınızı kahvenizi kendiniz hazırlayarak oradaki insanlarla konuşmaya başlayın ilk. İsterseniz koridorda ayak üstü, isterseniz bir dolaba dayanmış ya da bir sandalyeye oturup insan ayırt etmeksizin ofis ofis gezerek, üretim hatlarında dolanarak insanları dinleyin. İyi bir dinleyici olmanın faydalarını mutlaka göreceksiniz ki bunlardan bazıları;

– İnsanlarla samimiyetiniz artar ve size güvenmeye başlarlar. Organizasyon içerisinde görmüş oldukları problemleri ve önerileri en kısa sürede size iletebileceklerini bilirler. Dinlemek Periyodik Memnuniyet Anket’i öncesi bazı iyileştirmeler yapmanız ve aksiyonlar alabilmenizi sağlar.

– Gerçekleştirmiş olduğunuz projelerin organizasyon içerisindeki etkisini en kısa sürede öğrenirsiniz. Üzerinde çalıştığınız dönemde projeniz size kusursuz gelmiş olabilir, pilot uygulama değerleri muhteşem olabilir fakat organizasyona uygulandığında aynı tepkileri alabilecek misiniz? Bu tepkileri de en iyi dinleyerek elde edersiniz.

– Sektörel tecrübeniz artar. Çalıştığınız sektörün uzmanlarını iyi dinlerseniz yıllar içerisinde görerek, araştırarak elde edeceğiniz bilgiyi daha kısa sürede elde edebilirsiniz. Tabii ki bu çalıştığınız sektörle ilgili haberleri okumayın, dergilere göz atmayın demek değildir. Kesinlikle çalıştığınız sektörü takip etmek ve bilmek gereklidir.

– Hayat dersleri çıkarırsınız. Özellikle çalıştığınız organizasyonunuzda Baby Boom’lar var ise mutlaka onlarla iletişim kurun ve anlattıklarını dinleyin. Bulundukları konum itibari ile BB’lere ulaşmak biraz zor olabilir ama anlattıkları bir hikayeye bile diğer. BB’lerden bahsetmişken X’leri de unutmamak lazım. Onların da ciddi tecrübeleri bulunmaktadır ve BB’lere göre daha kolay ulaşılabilirler bir konumdadırlar.

Artık güzel bir kahve zamanı.

Melodi tabii ki Bob Dylan’dan 😉