Modern Zamanlarda İnsan Sarrafları

İnsan sarrafları, karşısındakini gram gram inceleyen hassas kantarında tartan kişidir. Tecrübelerle öğrenilmiş psikoloji, sosyoloji ve antropoloji bilgisi mevcuttur. Karşısındakinin huyunu suyunu bir sözünden anlayabilir.

Anlaşılacağı üzere insan sarraflığı doğuştan gelen bir yetenek değildir. Rahatlıkla öğrenerek bu yeteneğinizi geliştirebilirsiniz. Yalnız “insan sarraflığı eğitimi”ni hiçbir eğitim katalogunda bulamazsınız. Bu çünkü insan sarraflığı eğitimi paha biçilemezdir. Yıllar boyunca yenilmiş kazığın verdiği tecrübeye nasıl paha biçebilirsiniz ki?

Modern zamanlarda İK’cıları insan sarraflarına benzetiyorum. Özellikle işe alım yapan ve sahada olan İK’cıları. Almış oldukları iletişim, beden dili gibi eğitimler, psikoloji ve sosyolojiye duyulan ilgiden dolayı okunan kitaplar ve her seviyeden çalışanla kurulan diyaloglar sayesinde elde edilen antropoloji bilgisi ile bazı İK’cılar modern zamanların insan sarrafları olmaya aday.

Bir alaylı insan sarrafı gibi kazık yemedikçe rüşdünü ispat edemeyecek olsa dahi modern zamanların insan sarrafları epey bi donanımlı. Bakalım yediği kazıklar sonucu ne olacak.

Benim de söyleyeceklerim var

Bir buçuk senedir yazdıktan sonra biraz da konuşma zamanı.

Bu sene on birincisi gerçekleştirilecek olan Ege İnsan Yönetimi Zirvesi’nde Artemiz Güler, Aydan Çağ ve İpek Aral ile birlikte İK Blog Yazarları oturumundayım.

Görüşmek üzere.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Detaylı bilgi için: http://www.peryonege.org.tr

İK’cılar Mutfakta!

11. Ege İnsan Yönetimi Zirvesi bu sene “İK Mutfakta Ne Var?” teması ile 24-25 Ekim 2014 tarihlerinde Mimarlar Odası Konferans Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

peryön ege

Katılımcıları zirvede ziyafete davet eden Peryön Ege Şubesi, mutfak teması çerçevesinde bir şirket içerisinde yer alan bütün bölümleri besleyen İnsan Kaynaklarını ve İK uygulamalarını güncel örneklerle İK profesyonellerine, akademisyenlere ve öğrencilere sunmayı hedefliyor. Bu çerçevede ulusal ve uluslararası konuşmacıların yer alacağı iki günlük yoğun bir program katılımcıları bekliyor. Detaylı bilgi için http://www.peryonege.org.tr adresine tıklayınız.

İK Blog Yazarları Oturumu

Bu yıl gerçekleştirilecek zirvenin kesinleşen oturumlarından biri de “İK Blog Yazarları Oturumu”. İlk kez konuşmacılarının hepsinin blog yazarı olduğu ve ik bloglardan bahsedileceği bu oturumla ilgili detayları ilerleyen günlerde paylaşacağım.

peryön ik blog karikatür

İK Mutfakta Yarışıyor

image003Bu sene ayrıca temaya uygun bir yarışma da var. İK’cıların yemek ve tatlı tarifleri ile katıldığı bu yarışmada şanslı katılımcıları sürprizler bekliyor. Detaylı bilgi için yandaki görsele tıklamanız yeterli. Son katılım: 20 Eylül 2014

Bu arada zirvenin gerçekleşeceği Mimarlar Odası Konferans Merkezi hakkında kısa bir bilgi vermekte de fayda var. 19. yüzyılın sonlarından itibaren kent tarihi için önemli bir yere sahip olan TEKEL eski depo yapısı İzmir Mimarlar Odası’nın girişimleri sonucu yıkılıp bir gökdelen(!) olmaktan kurtarıldı. Tarihe tanıklık eden bu yapının yıkılmasına göz yummayan çok sayıda mimar, yapının daha uzun süre ayakta kalarak genç nesilleri eğitebilmesi içinde Konferans Merkezi’nin tasarımı, projelendirilmesi ve uygulama sürecini desteklemiştir. İzmir Mimarlar Odası’nın göz bebeği Konferans Merkezi ile ilgili daha detaylı bilgiye ulaşmak için tıklayınız.

mimar

İK ve Seks

İnsan kaynakları üzerine yazılan yazılarda neden seksten bahsedilmez hiç anlamam. Halbuki işin mayası insan ve illa ki bir yerlerde de seks gizli….

Bence insan kaynaklarında ki yerleşik problemleri dikkatlice incelersek o gizlenmiş seks öğelerini rahatlıkla görebileceğimize inanıyorum.

Öncelikli olarak insan kaynaklarının akademik alt yapısının henüz tam olarak oturmadığını kabul etmemiz gerek. İK, bu sebeple şirketlerdeki joker bölümdür. Kariyer planı olmayan ve iş bulamayan çoğu yeni mezun İK’cı olmak ister. Kimisi İK’yı sever ve hakkını verirken kimisi de bu mesleği sadece “iş olsun” icra eder. İş olsun diye ikcı olan bu arkadaşlar ne yazık ki mesleğin çürük elmalarıdır. İşte bu çürük elmalar yüzünden İK’cıları sevmezsiniz.

İnsan kaynaklarının en önemli sorunlarından birisi de yönetimsel bakış açısıdır. İK’cı bu işe ne kadar gönül vermiş olursa olsun şirketin sahip olduğu vizyon ile İK’cının vizyonu örtüşmüyorsa yine sorunlar ortaya çıkar. İK, personelcilikten devşirme bir bölüm olduğu için kapısında İnsan Kaynakları yazan ama personelcilikten öteye geçemeyen çok fazla şirket bulunuyor. Hatta bu firmalardan bazıları bırakın kapıda yazan İK’nın hakkını vermeyi personelciliğin bile hakkını bile verememektedirler. Yüzlerce insanının sigortasını asgari ücretten gösteren, ufak tefek rakamlar için yasal boşlukları değerlendirip kendilerini sektörün lider firması ilan eden bu şirketler ve yönetimlerinin bakış açıları yüzünden İK’cıları sevmezsiniz.

Ofisteki romantik ilişkilere 1 paragraf kaldı…

İK’nın son problemi ise memleketin kanayan yarası “herkesin her şeyi bilmesi”. Şirketin en üst düzeyinden  tutun da taşeron firma çalışanına kadar herkes İK’yı sizden iyi bilebilir bu ülkede. Eş dosttan duyduğu her şeyin her şirkette yapılabileceğini sanıp yapılmadığı zamanda İK’cıyı suçlu ilan eder. Hatta olay “Sen hiçbir şey bilmiyor”a kadar bile gelebilir. Halbuki İK’cıların yüzde ellisi (akademik alt yapının yetersizliğinden olsa gerek) kendilerini geliştirmek için yüksek lisans eğitimi almışken %61’i de İK sertifika programına katılmıştır.* İşte bu çok bilmişler yüzünden İK’cıları sevmezsiniz.

sigmund-freud_355329

Başlıktaki seks kelimesinden tuzağa düşenler bir İK’cının ulusa serzenişini okudunuz. Sanmayın ki pes ediyorum. Aksine çürük elmalara, anlayışsız yönetimlere ve çok bilmişlere rağmen işimi büyük bir keyifle yapıyorum.

*Popüler Yönetim Dergisi, Sayı: 39

Hatır Görüşmesi

Hatır görüşmesi hiçbir İK’cının kaçamayacağı bir görüşme türüdür. Formel bir yapıya sahip olmadığından dolayı kitaplarda falan göremezsiniz ama mutlaka yaşarsınız. Bu görüşmenin kaynağı yani hatır sahibi şirket içinden bir yönetici, okuldan bir öğretmeniniz hatta anneniz bile olabilir. O yüzden bu tür görüşmenin ayrı bir hassasiyeti vardır. “Çalıştığım şirket çok kurumsal asla böyle bir şey olmaz” demeyin çünkü ‘yok öyle bir dünya!’

Hatır görüşmesi ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir noktalar:

  • İlk başta bu hatırlı kişi kim onu öğrenin. Herkesin şirket içerisindeki etkisi farklı olabilir. Yok yere baltayı taşa vurmayın.
  •  Hatır görüşmesi ile gelen adayı asla “torpilli” olarak değerlendirmeyin. Çünkü gerçek bir torpilli pazartesi günü  gelir ve “Ben burada işe başlıyorum” der.
  •  Hatır görüşmesi için gelen aday için asla prosedürleri atlamayın. Prosedür atlayarak yapacağınız hata sizin hatanız olacaktır.
  • Hatır görüşmesi için gelen adaya asla ön yargı ile yaklaşmayın belki aylardır kapatamadığınız pozisyon için uygun aday ile görüşme yapacaksınız.
  • Hatır görüşmesine gelen adayın raporunu olduğu gibi yazın. Şirin görünme çabalarınız sadece işinizi baltalar.
  • Görüşme olumsuz ise adaya açık ve net şekilde durumu anında bildirin.
  • Görüşme sonrası gelecek telefonlara hazırlıklı olun. Eğer süreci prosedüre uygun olarak yürüttüyseniz koltuğunuza yaslanın ve görüşme raporunuzu e-posta ile meraklısına  yollayın.

???????????????????????

Yazının en can alıcı noktasına gelelim. Hatır görüşmeleri aslında seçme ve yerleştirme sürecindeki “çalışan referansı yöntemi”nin beta versiyonudur. Bu versiyonda önerilen adaylar genelde şirketin üst düzey yönetici pozisyonundaki kişilerden gelir. Hatır görüşmeleri ile doğru adaylara ulaşarak birkaç pozisyonu kapattıktan sonra yönetime çekinmeden “çalışan referansı yöntemi”ni önerebilir ve ödülleri ile beraber uygulamaya alabilirsiniz.

SUIT UP!

Kurumsallık sağ olsun çok fazla düşünmez beyaz yakalı yarın ne giyeceğini. Çünkü sınırlar çizilmiştir. Artık saçı, sakalı, eteğinin boyu, gömleğinin rengi, küpesi bile kurumsal(!). Bu konu ile ilgili söylenecek çok şey olmasına rağmen odaklanmak istediğim konu giydiğimiz kıyafet mi yoksa yaptığımız iş mi önemli?

jdin456lKüresel ekonomi içerisinde çalışanlara “out of box” anlayışı ile farklı düşünün derken diğer açıdan kıyafet yönetmelikleri ile çalışanları sınırların içine hapsetmek ne yaman çelişki! Yapılan işin başarısını giyilen takım elbisenin belirlediğini düşünüyorsanız o zaman takım elbiseleri işe almamız gerekli.

Sınırları kaldırmak da ne yazık ki çözüm değil. Çünkü burada insandan bahsediyoruz. Değişken bir yapıya sahip olan insanoğlu sizi çok şaşırtan kıyafetlerle işe gelebilme potansiyeline sahip olduğundan yasakların yönetimi yerine özgürlüklerin yönetimine odaklanılmalı ve “free friday”larin artık beyaz yakalı için yeterli olmadığını kabul etmemiz gerek.

insan kaynakları kıyafet yönetmeliği

Hangi İK Uzmanlık Programı?

İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen herkesin yolu bir şekilde İK Uzmanlık Sertifika Programları ile kesişiyor. Bunun nedeni olarak akademik anlamda yeterli alt yapının olmaması ve teori ile pratik arasındaki uçurum gösterilebilir. Bu yazı ile İK Uzmanlık Sertifika Programına katılmak isteyenlere önemli gördüğüm noktaları açıklayıp kararı yine size bırakacağım.

Seminerler: İK Uzmanlık Programları yaklaşık 100 saat olur ve bazı firmalar düzenlemiş oldukları birkaç saatlik seminerlere de aynı isim ile piyasaya sürerler. Böyle bir konu için 6 saat yetersiz olup sadece fragman tadındadır. Seminerlere gitmeyin demiyorum ama beklentiniz de çok yüksek olmasın.

Bilinirlilik: Seçtiğiniz kurumun tanınırlılığının kariyerinize en önemli katkısını şehir değişikliği yaşadığınızda olacaktır. Bu yüzden Türkiye’de bulunan seçkin üniversitelerin ve eğitim kurumlarını da mutlaka tercih listenizin içine almalısınız.

Maliyet: Alınacak her eğitimde önemli bir unsur olarak maliyet karşımıza çıkar ama unutmamak gerekir ki eğitim demek yatırım demektir. Kısa ve/veya uzun vade içerisinde bu yatırımınızın karşılığını alacağınızı düşünürsek maliyetten kaçınmamak gerek.

Devlet Destekli Programlar: Bazı programlara katılım Kalkınma Ajansı, Kosgeb vb. kurumların desteği  ile daha düşük maliyetli olmaktadır. Eğer bir kobi vb. çalışanı değilseniz tercihlerinizi pek etkilemeyeceği gibi kobi çalışanı olsanız dahi tercih yaparken en önemli kıstasınız bu olmalı çünkü daha öncede söylediğim gibi kendinize yatırım yapıyorsunuz.

MEB Onaylı Sertifikalar: Bazı eğitim kurumları katılım ve başarı sertifikalarını MEB onaylı olarak veriyorlar. Bu eğitim kurumları için bir şey söyleyemem ama eğitim sisteminin bu kadar kötü olduğu bir ülkede Milli Eğitim Bakanlığı onaylı bir sertifika ironik olur.

Eğitmenler: Piyasadaki programlara baktığınız takdirde 2 tip eğitmen göreceksiniz. Bunlarda ilk grup akademisyenler iken diğer grupta ise profesyoneller bulunmaktadır. Programın verimliliğini ise bu eğitimcilerin dağılımı belirleyecektir. Eğer akademisyen ağırlık bir programa katılırsanız teorik bilgi ile dolu bir programı bitireceksiniz. Diğer yandan profesyonel ağırlıklı bir programa katılırsanız pratik bilgi ile dolu bir programı bitireceksiniz.  Bence %30 akademik, %70 profesyonel bir eğitmen kadrosu ideal. Sonuçta öğrendiklerinizi hep iş hayatında kullanmayı amaçladığınız için bunları uygulamacılardan öğrenmek daha büyük avantaj. Bazı programlarda hiç akademisyen olmayabilir. Bunu seçmek tamamen sizin tercihiniz olup hafızanızı tazelemek açısından akademisyenlerin de bulunduğu eğitimleri tavsiye ederim.

Eğitimlerle ilgili ikinci önemli husus ise kim olduklarıdır. Eğitim kurumlarından aldığınız eğitmen listesindeki isimleri mutlaka sosyal medyada araştırın akademik ve profesyonel geçmişleri verilecek eğitimin kalitesi konusunda ipucu verebilir.

Güncel Konular: İK uygulamaları olarak dünyanın 10-20 sene arkasından dahi gelsek en azından ülke genelindeki güncel İK uygulamalarının yer aldığı programın seçilmesi sizin için büyük avantaj olacaktır. Örneğin, sosyal medya ve işveren markası gibi başlıkların olmadığı bir İK Sertifika Programı sizin için işlevsel olmayacaktır.

Hala en iyi İK Uzmanlık Programı hangisi diye soruyorsanız? Tabii ki içinde benimde bulunduğum İK Uzmanlık Programı en iyisidir :]