2013’te 5te5

2014 yılının ilk yazısını okuyacak olsanız dahi bütün bunlar hep 2013’ten, söylemedi demeyin 😉

Bu yazıda sizlerle blogumun istatistiklerini 5 başlık altında 5 madde ile paylaşacağım. Dönemsel kontrol ettiğim blog istatistiklerine uzun aradan sonra ilk kez bakıyorum. Açıkçası bazı yazılar bana da sürpriz yaptı.

En çok okunan 5 yazıdan 4’ü işe alım süreci ile ilgili olmasını ülkemizde işgücü piyasasına yeni katılan mezunlar ve giderek artan işsizliğe bağlıyorum. İK Blogları arasında her ne kadar klasik bir konu dahi olsa işgücü piyasasında yaşanan olumsuzluklar sebebi ile bu tür yazılara ilginin  azalmayacağı görüşündeyim. Ayrıca 4. sırada yer alan yazının başrolünde olan ikmüdürünün(!) hala aynı şirkette aynı görevi ifa ettiğini öğrendiğimi üzülerek paylaşıyorum.

  1. Bir İK’cı Gözüyle CV2013
  2. Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları
  3. Sıfır Yetki, %100 Sorumluluk
  4. En İyi Mülakatçı En Kötü Mülakatı Yaşayandır
  5. Nerede O CV’lerdeki Hobiler

En çok paylaşılan 5 yazıdan ilkinin “Sıfır Yetki, %100” Sorumluluk olması açıkçası beni biraz şaşırttı. Çünkü en çok okunan yazılar işe alım süreci ile ilgili iken paylaşım sıralamasında da bu kategoriden bir yazının ilk sırada olacağını tahmin ediyordum. Fakat birinci sırada yer alan  “Sıfır Yetki, %100 Sorumluluk”un iş hayatındaki herkesin ortak sorunu olması yazının ilk sıraya yerleşmesinde mutlaka etkili olmuştur.

  1. Sıfır Yetki, %100 SorumlulukSocial Media Logotype Background
  2. Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları
  3. Bir İK’cı Gözüyle CV
  4. İşi Unvan Değil İnsan Yapar
  5. Kaçın!!! Y Kuşağı Geliyor!!!

Benim favorim olan 5 yazıyı seçerken diğer beşlerden bulunmayan yazıları seçmeye özen gösterdim. Listeye baktığınızda da Gezi’nin ağırlığı hissediliyor 🙂

  1. Okumak Lazım!ihh-6E89-9458-F04B
  2. Önce Her Şey Bir Gaz Bulutuydu
  3. Patronculuk Oynayanlar
  4. İş Hayatındaki 2 Sihirli Cümle
  5. İşte Bütün Bunlar Hep Propaganda

En ilginç 5 arama terimi için söyleyebileceğim hiç bi’ şey yok 🙂

  1. google1alain de botton propagandaalain de botton propagandaalain de botton propagandaalain de botton propaganda
  2. son mulakat kotu mü geçti
  3. math uyuşturucu kullandıktan sonra
  4. fotografçıda staj yapan stajyerin yaptıgı işler
  5. mümessil için ilaç yazdirma teknikleri

En az okunan 5 yazı sosyal mesaj içeren yazılar, daha önceden okumadıysanız bi’ göz atın 😉

  1. 19 Mayıskarmacoma
  2. 23 Nisan
  3. Human Plus
  4. 1 Mayıs
  5. 3 Aralık

Eğer bütün yazıları rahatlıkla okuduysanız sizin “party hard” geçmemiş demek ki, sene artık 🙂

i-party-hard-and-you-can-too

Bir İK’cı Gözüyle Girişimci Aday

“Bir İK’cı…” serisinin 3. yazısı girişimci adaylar üzerine….

Garajdan kurulan şirketlerin yükseliş hikayelerini masal yerine dinleyen bir nesilden olduğumdan dolayı geçmişinde girişimcilik tecrübesi olan adaylar hep ilgimi çekmiştir. Adaylar benim dikkatimi olumlu olarak çekse de süreç hep olumsuz olarak sonuçlanmıştır. Olumsuz sonuçlanmasının nedenleri ise adayın iş hayatındaki (girişimi) başarısızlığı ve talimatlara, kurallara uymama ihtimali(!).

Halbuki girişimcilerin özelliklerine bakacak olursak:

  • Girişimci, farklıdır. Girişimcinin temel özelliği farklılığında yatar.
  • Girişimci, risk alabilendir. Elini taşın altına koymaktan ziyade taşı kaldırmak için elinden geleni yapar.
  • Girişimci, araştırmacıdır.  Hedefine ulaşmak için daima okuyup araştırma yapması gerektiğinin bilincindedir.
  • Girişimci, bütünleştiricidir. Girişimi için gerekli olan iş gücünü etrafına çekme konusunda başarılıdır.
  • Girişimci, işine aşıktır. Bence iş hayatının en büyük problemi “işini sevmeyen çalışan”dır. Çünkü ona ne kadar para, yan hak, güzel çalışma ortamı vb. verseniz de asla “işini seven çalışan” ile aynı verimlilik düzeyinde çalışamaz. 
  • Girişimci, ebeveyndir. Kurduğu şirket girişimcinin çocuğu gibidir. Yeri geldiğinde sevgisiyle şımartır, yeri geldiğinde “sana değil çevreye güvenmiyorum” deyip dominantlaşır ama asla yarı yolda bırakmaz.
  • Girişimcinin hedefi vardır.  Ve o hedefe ulaşmak için her zaman en iyi yolu arar.
  • Girişimci esnektir. Değişen konjoktüre hızlı uyum sağlar.

female-entrepreneurPeki biz İK’cılar adaylarda liderlik, araştırmacı kişilik, farklı vizyon, iş aşkı, örgüte bağlılık, hedeflere ulaşma çabası, zor şartlara uyumluluk gibi özellikler ararken girişimci adayları reddetmek neden? İstihdam edilen girişimci adayın sağlayabileceği artıları hiç düşündünüz mü?

  • Aklınızın ucundan geçmeyecek projeleri pazartesi sabahı masanızda bulabilirsiniz.
  • Talep etmediğiniz fizibilite raporlarını tartışıyor olabilirsiniz.
  • İşi biraz öğrensin diye proje ekibine dahil ettiğiniz eski girişimciyi projenin katalizörü olarak görebilirsiniz.
  • Araştırmacı kişiliği sayesinde oluşturduğu projeksiyonlar ile fikirlerini alıyor olabilirsiniz.

Girişimci adayın iş hayatındaki başarısızlığı ve uyum sorunu yaşama ihtimalinin gerçekliği görmezden gelinemez ama hangi aday iş hayatında %100 başarılı ve uyumludur ki

———————————————————————————————————————-

Yazının esin kaynağı için tıklayınız.

“Bir İK’cı…..” serisindeki diğer yazılar:

Bir İK’cı Gözüyle CVBir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

Beyaz Yakalı Girişimci – Fatmanur Erdoğan

Okuduğum iki kitap bittikten sonraki okumayı planladığım iki kitaptan biriydi “Beyaz Yakalı Girişimci”. Twitter üzerinden #kurumkültürü tweetlerim ile Beyaz Yakalı Girişimci tahmin ettiğimden daha erken kütüphaneme girdi. Hal böyle olunca dayanamayıp hemen okumaya başladım tabii ki…

Üniversite yıllarında öğrencilerin ortak hayalidir cafe-bar tarzı girişimcilik. Bu hayalini gerçekleştirememiş üniversiteden sonra iş hayatına atılan beyaz yakalının yeni girişimcilik hayali ise “bi güney kasabasında sebze-meyve yetiştiriciliği”. Fakat bazı beyaz yakalıların içindeki girişimci ruh daha fazlasını istiyor.

İşte bu noktadan itibaren Fatmanur Erdoğan’nın yazmış olduğu Beyaz Yakalı Girişimci –  Girişimci Hayata Yumuşak Geçiş’i okumalısınız. Girişimci ruhtan, hedeflerden, korkulardan, başarıdan ve başarısızlıktan bahsederken vermiş olduğu örneklerle de insanın içindeki girişimci ruhu uyandırıyor.

yıldız

Kitapta en sevdiğim bölüm:

“Hayat girişimcilik maceraları ile doludur. Girişimcilik sadece yeni bir iş kurmak anlamına gelmez, yaratıcılığınızı kullanarak ve maceracı ruhunuzu dinleyerek yaptıklarınızı da kapsar. Örneğin yeni bir işe başlamak, yeni bir şehre taşınman, okula geri dönmek ya da çalışırken kitap yazmak gibi…” (2013, s83)

Ayrıca Fatma Erdoğan’ın blogu kariyeryolculugu.com‘u da takip etmenizi öneririm. Yaklaşık 10 yıldır yazdığı blogunu ben bir labirente benzetiyorum. Her yazısı en az 3-5 farklı yeni yazıya yönlendirdiğinden dolayı blogtan çıkmanız biraz vakit alıyor.

Son olarak Beyaz Yakalı Girişimci için Peryön’e, Fatma Hanım’a ve kurye arkadaşa teşekkür ederim. Ben hayatımda teslimat için böyle can atan kurye görmedim 🙂

Fotor1221172347

Her Mülakat Bir Tecrübedir

Blogları, kariyer dergilerini, gazetelerin İK eklerini okuyup notlar alıp hatta kendi kendinize sorular sormuş olabilirsiniz fakat mülakatlar asla okunduğu gibi olmuyor. Bu yüzden karşınıza çıkan mülakat fırsatlarını asla kaçırmayın.

Ülkemizdeki ekonomik şartları göz önüne alırsak yeni mezunların firma, sektör ve çalışma alanlarını seçmeleri lüks. Bu yüzden hedefleriniz dışında karşınıza çıkan mülakat fırsatları aslında sizi hedeflerinize bir adım daha yaklaştırabilir. İlk başlarda aldığınız notları uygulayamasanız dahi tecrübeniz arttıkça mülakat öncesi nasıl hazırlık yapılması ve sorulara nasıl cevap vermeniz gerektiğini deneyimleyerek öğreneceksiniz. “Tamam her şeyi öğrendim” dediğiniz anda ise kişilik envanterleri, şirkete/pozisyona özel olarak hazırlanmış sayısal/sözel sınavlarla bir odada baş başa bulacaksınız kendinizi. Kabusunuz kutucukları unutmayalım, lütfen daire dışına taşırmadan işaretleyin(!). Notlardaki tüyolar uygulandı, kutucuklar itina ile doldurulduktan sonra “bu sefer oldu” dediğiniz anda ise “let’s continue in english” 🙂

interview-checklist-large

Sonunda hedeflediğiniz pozisyonda çalışmaya başladığınız ve tecrübeniz arttığı için daha sık bir şekilde şirketlerin radarına girmeye başlıyorsunuz. İş sahibi olmanın verdiği güvenle de artık daha seçici davranıyorsunuz. Sonuçta her davete icabet edilmez. Sonunda gelecek planlarınız ile uyumlu bir davet aldığınızda yine masanın bir ucunda iş alım/ik uzmanı ile göz teması ile halinde dersinize çalışmış bir şekilde ilk sorunun gelmesini bekliyorsunuz. Klasikler, mesleki sorular, yeni stil birkaç yaratıcı sorudan sonra mülakat sizin için muhteşem olarak sonuçlanıyor. Ama içten içe soruyorsunuz “Bu kadar kolay mıydı?”. Soruları-cevapları analiz ettiğinizde fark ediyorsunuz ki çalıştığınız şirketteki ünvanınızın verdiği güç, yersiz öz güven ve ukalalığınız ile neredeyse bütün sorulara yanlış cevap vermişsiniz. Haydi, dön en başa!

Çaylaklık dönemini de atlattınız artık gerçekten bu işi biliyorsunuz. Hatta departman görüşmelerini bile yapar hale geldiniz. Uzun yıllar aynı firmada istikrarlı bir şekilde çalıştıktan sonra üst düzey bir pozisyon için danışmanlık firmasından görüşme daveti aldınız. Harika! Peki hiç danışmanlık firması ile görüştünüz mü? Hayır!

job_interview

Ayrıca İK’cılar için mülakatlar benchmarking ve networking fırsatıdır. Firmaların işe alım süreçlerini en iyi ya o firmada çalışarak öğrenirsiniz ya da aday olarak. İşe alım sürecini analiz ederek bile firmanın sahip olduğu İK profilini çıkarabilirsiniz. İşin bir de networking kısmı var ki ateşten gömlek. “Benimle şu pozisyon için görüşmüştünüz ama teklifte bulunmamıştınız” demeden kendinizi hatırlatmak için belli bir networking tecrübenizin olması lazım 😉

Sonuç olarak her mülakatı potansiyel iş olarak gördüğünüz gibi ders olduğunu da unutmayın;)

 

Peryön Trakya 7. İnsan Yönetimi Kongresi

04.11.2013 saat 21.00 civarında havalimanına inip cep telefonumu açtığımda Peryön Trakya’dan gelen kongre daveti hoş geldin hediyesi gibi olmuştu benim için. Özber Çetin ve Peryön Trakya‘ya nazik davetleri için çok teşekkür ederim.

Fakat yoğun programımda ne yazık ki bu kongre için yer açamadım hatta bugün özellikle geri dönüş için not almama rağmen arayamadım bile ama yarın ilk işim.

Peki bölgenin İk alanında gerçekleşen en büyük etkinliğinde kimler var?

1471280_751611861520167_574396247_n

Ayrıca kongrenin bu sene ayrı bir anlamı var. Yaklaşık 2 yıldır kolon kanseri tedavisi gören Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Binnur Dönmez‘e destek olmayı amaçlayan Peryön Trakya bu amaçla katılımcılardan elde edilecek tüm geliri arkadaşlarının tedavisi için bağlanacağını duyurmuşlardır.

Kongre ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için tıklayınız.

Benim Şirketim

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi’nde  bir oturumda klasiklerden Çalışan Bağlılığı’nı dinliyordum. Telefonum benden çok uzaklarda şarj olurken elimdeki kitapçığı kurcalayıp dinlemekle dinlememek arasında gidip geliyordum. Hatta bi’ ara gelmedim bile 🙂 Fakat İrem Gökçel Önal “Çalışan bağlılığı, kalptir” dediğinde oturuma olan ilgim arttı.

Oturum boyunca çalışan bağlılığı üzerine çeşitli örnekler verildi. Gerçekten çalışan bağlılığını sağlamaya ve korumaya yönelik güzel örnekler vardı. Hepsinin amacı “şirketin ritmi ile kalbin ritmi” arasında uyum sağlamaktı.

Peki neden şirket ile çalışan arasında ritim uyumsuzluğu vardı?

Literatüre baktığımız zaman bu ritim bozukluğunun sebebi çalışan bağlılığının düşük olması. 

Bence bunlardan önce en önemli sebep “benim şirketim” anlayışının batması geliyor. Etrafınızda iş hayatına yeni atılmış yeni mezun var ise onu dikkatlice izleyin. İşini nasıl canla başla yapıyor, her türlü iş için gönüllü oluyor, mesaiye kalınması gerektiğinde ise hiç mızmızlanmadan geç saatlere kadar çalışıyor sanki kendi şirketiymiş gibi. Sonrasında çalışanın bir şekilde “kalbi kırılıyor” ve “şirketi batıyor”. Çalışanın yaşamış olduğu bu kırgınlık iş hayatı boyunca da devam ediyor. Her yeni başladığı işte o heves yeniden canlanıyor ama her seferinde daha çabuk kırılıyor insan.

Bu durumda çalışan bağlılığını sağlamak için çeşitli uygulamalarla o kişinin kalbine ulaşmaya çalışıyoruz ama ne kadar başarılı olabiliyoruz? Pek de başarılı olduğumuz söylenemez. O yüzden iş hayatına yeni giren birisi gördüğünüz zaman “benim şirketim” dediği anlayışın batmaması için ona yardım edin 😉

I_love_my_company

 

 

 

Bu Blog PERYÖN İK Blog Yarışması’nda yarışıyor

10 aylık blogum ile beraber bu sene ilk kez gerçekleştirilen Peryön İK Blog Ödülleri 2013’e geçtiğimiz günlerde başvuru yaptım ve kabul edildi 😉

Beni ve diğer bloggerları şu anda tatlı bir heyecan sarmış durumda 🙂

Takipçilerin ise işi biraz daha zor çünkü tek bir oy kullanma hakları var ve seçmek gerçekten zor 😦

Tercihinizi yapmak için tıklayınız.

544187_551284254911813_1512735262_n