Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alaın de Botton

Öncelikli olarak iş dünyasının popüler kavramı “işyerinde mutluluk” ile ilgili detayları bulmayı ve çalışanlarınızın daha mutlu (!) olmasını bu kitap ile sağlayabileceğinize düşünüyorsanız yanılıyorsanız

Kitap içerisin belki bu yönde birkaç adım atmanızı sağlayabilecek anektodlar bulabilirsiniz ama detaylarda kaybolduğunuz takdirde bunu başarabilirsiniz. Çünkü felsefe terk yazarımız Alain de Button “muhasebecilik’te mutlu olmak için 10 madde”yi hazırlamak yerine  sizi satırların arasındaki hazineyi bulmayı davet ediyor.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı*’nın dili ne bir iş kitabı kadar yoğun ne de felsefe kitabı kadar sıkıcı sadece hayattan bir kesit. Daha iyi anlatabilmem için kitapta en sevdiğim bölümü paylaşayım.

“Daha kırk beş dakika önce bütün ülke ne kadar sakindi, ve şimdiyse ne çok saç yıkama, kravat bağlama, anahtar arama, leke çıkarma ve karı koca bağırması gerçekleşecek bir sonraki otuz dakika boyunca. Muhasebecinin evinde olanlar başkentin etrafında çizilen dev bir dairenin içindeki, Folkestone’dan Aylesbur’ye Haslemere’den Chelmsford’a dek yüz bin diğer evde de yaşanacak. Rottingdean ve Harwich’te alarmlar başlıyor; çamdan raflarda ve üstü mermerden komodinlerin üzerinde duran alarmlar; kimisi titreyen, kimisi de haber spikerlerinin, siklonların izlediği yolları ve döviz kurlarını ayrıntılı bir şekilde  veren ipek gibi sesle yaptığı anonsları başlatan alarmlar.”

Bu kitabı okumasanız bile okuyanları üzmemeniz gerektiğini sakın unutmayın!

 

 

 

Pozitif Yönetim – İdil Türkmenoğlu

“Bağıran Yöneticiler” başlıklı yazım sonrası gelen yorumlara baktığımda genellikle herkes bir şekilde yüksek desibeli seven yöneticilerle muhatap olmuş. Bağıran yöneticiler tedavisi olmayan bir hastalık gibi görünse dahi aslında bir ilacı var: Pozitif Yönetim.

İlacı hastaya uygulayabilmek için de İdil Türkmenoğlu’nun kitabını tavsiye ederim. 8 başlık altında toplanan kitapta pozitif yönetim için yapılmış çalışmalara örnek verildiği gibi “bizde olmazcılar” için de Türkiye’de gerçekleştirilmiş uygulamalar bulunmakta.resize

  • İşe Eğlence Katmak
  • İş Yaşamında Pozitif Değişim
  • Çalışan Bağlılığı Ve Pozitif Yönetim
  • İşyerinde Sevgi, Ruh, Vicdan
  • İyimserlik
  • Bir Yönetim Aracı: Kullandığımız Dil
  • İçimizdeki Sesin Kariyere Karşı Savaşı
  • İş-Yaşam Dengesi Efsanesi

Kitaptan sevdiğim bir bölüm (Pozitif Yönetim, 2011:27):

“İşyerinde keyifli ortam yaratmak için iyi niyetli birkaç motivasyon aktivitesi yeterli değil. Bu, yeni bir kültür yaratmayı gerektiriyor. Şirketti havayı değiştirecek, ortamı yumuşatacak, çalışanların işinden zevk almasını destekleyecek olan kişiler yine çalışanların kendisi. Yöneticilerin göreviyse onlara rahatlama imkanını sağlamak, onları gerekli gereksiz engellememek ve yönlendirmek.”

Altın Kitap – D. Carnegie

Altın Kitap, D. Carnegie’nin Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme kitabında yer alan prensiplerinden oluşuyor. Aslında Altın Kitap, Dale Carnegie Eğitim’in bir reklam aracı ama diğerlerinden daha farklı. Çünkü Altın Kitap’ta yazılı prensipler üzerine cidden kafa yorulması gerekiyor. Altın Kitap’ı pdf formatında indirmek için tıklayınız.

Dost Kazanma ve İnsanların Etkileme Sanatı

Prensipler

Dost Canlısı Olun

  1. PrintTenkit etmeyin, ayıplamayın, şikayet etmeyin.
  2. Karşınızdakini dürüstlük ve içtenlikle takdir edin.
  3. Karşınızdaki kişide güçlü bir istek uyandırın.
  4. Başkalarıyla içtenlikle ilgilenin.
  5. Gülümseyin.
  6. Kullanılan dil ne olursa olsun, kişi için en önemli ve kulağa en tatlı gelen kelime kendi ismidir.
  7. İyi bir dinleyici olun. Diğer insanlara kendilerinden söz etmeleri için cesaret verin.
  8. Karşınızdaki kişinin ilgilendiği konular hakkında konuşun.
  9. Karşınızdaki kişiye önemli biri olduğunu hissettirin ve bunu içtenlikle yapın.

İnsanların Sizin Gibi Düşünmesi Yönünde İkna Edin

  1. Bir münakaşadan en iyi sonucu almanın tek yolu münakaşadan kaçınmaktır.
  2. Başkalarının görüşlerine saygı duyun. Asla “yanılıyorsun” demeyin.
  3. Eğer hatalıysanız bunu hemen içtenlikle kabul edin.
  4. Daima dostça yaklaşın.
  5. Konuşmanıza karşınızdaki kişiye “evet, evet” dedirtecek şekilde başlayın.
  6. Bırakın karşınızdaki kişi daha çok konuşsun.
  7. Fikirlerin karşınızdaki kişiden çıkmasını sağlayın.
  8. Olayları karşınızdaki kişinin bakış açısından görmeye çalışın
  9. Karşınızdaki kişinin fikir ve arzularına anlayış gösterin.
  10. Daima kişilerin hassas oldukları, insanı konulara değinin.
  11. Fikirlerinizi canlandırın
  12. Zor olanı başarmak için meydan okuyun.

Lider Olun

  1. Konuşmaya içten bir övgü ile başlayın.
  2. İnsanlara hatalarını dolaylı yoldan gösterin.
  3. Karşınızdakini eleştirmeden önce kendi hatalarınızdan söz edin.
  4. Emir vermek yerine sorular sorun.
  5. Karşınızdakinin gururunu korumasına izin verin.
  6. En küçük gelişmeyi bile övün. Beğenilerinizde içten, övgülerinizde cömert olun.
  7. Kişiyi hayat boyu taşıyıp korumak isteyeceği şekilde onurlandırın.
  8. İnsanları yüreklendirin. Hatalarını kolay düzeltebilirmiş gibi görünmesini sağlayın.
  9. İnsanların önerdiğiniz şeyi seve seve yerine getirmelerini sağlayın.

Endişeyi Bırak Yaşamaya Bak

Prensipler

Endişenin üstesinden Gelmenin Temel Yolları

  1. Güne odaklan, günü yaşa.
  2. Sorunlarınla başa çıkmak için:
  3. Kendi kendinize sorun: “En kötü ne olabilir?”
  4. En kötü durumu kabullenmiş için kendinizi zihinsel olarak hazırlayın.
  5. En kötü durumla ilgili gelişme kaydetmeye çalışın.
  6. Üzüntünün sağlığınızla ödeyebileceğiniz yüksek bedelini kendinize hatırlatın.

Endişeyi Çözümlemenin Temel Adımları

  1. Tüm gerçekleri toparlayın.
  2. Tüm gerçekleri tarttıktan sonra karar verin.
  3. Karara vardıktan sonra harekete geçin.
  4. Aşağıdaki soruları yazıp, yanıtlayın:
  5. Sorun nedir?
  6. Sorunun sebepleri nelerdir?
  7. Sorunun olası çözümleri nelerdir?
  8. Olası çözümlerin en iyisi hangisidir?

Endişe Sizi Yenmeden Siz Endişeyi Yenin

  1. Kendinizi meşgul edin.
  2. Önemsiz şeyler için sızlanmayın.
  3. Endişelerinizden kurtulmak için ortalamalar kanununu kullanın.
  4. Kaçınılmazla işbirliği yapın.
  5. Bir şeyin ne kadar endişelenmeye değebileceğine karar verin ve o konuda daha fazla kuruntu yapmayın.
  6. Geçmiş hakkında endişelenmeyin.

Huzur ve Mutluluk Sağlayacak Tutum Sahibi Olmanın Yolları

  1. Zihninizi huzur, cesaret, sağlık ve ümit düşünceleri doldurun.
  2. Alsa düşmanlarınızdan öç almaya çalışmayın.
  3. Nankörlük de beklemeyin.
  4. Sorunlarınızı saymak yerine şükredin.
  5. Başkalarını taklit etmeyin.
  6. Kayıplarınızdan kazanç elde etmeye çalışın.
  7. Başkalarını mutlu edin.

Endişeye karşı Zafer Kazanmanın Mükemmel Yolu

  1. Dua edin.

Eleştiriler Hakkında Endişelenmeyin

  1. Haksız eleştirinin genelde gizli bir iltifat olduğunu hatırlayın.
  2. Yapabileceğinizin en iyisini yapın.
  3. Kendi hatalarınızı analiz edin ve kendinizi eleştirin.

Bitkinliği ve Endişeyi Önleyin, Enerjinizi ve Canlılığınızı Arttırın

  1. Yorulmadan dinlenin.
  2. İşinizde gevşemeyi öğrenin.
  3. Evde rahatlayarak sağlığınızı ve görünümünüzü koruyun.
  4. Aşağıdaki dört iyi çalışma alışkanlığını uygulayın:
  5. Masanızda şu an elinizdeki işle ilgili olmayan tüm kağıtları kaldırın.
  6. İşleri önem sırasına göre yapın.
  7. Bir sorunla karşılaşır karşılaşmaz, eğer elinizde karar vermek için gerekli veriler mevcutsa, sorunu hemen orada çözün.
  8. Organize olmayı, işinizi delege etmeyi ve denetlemeyi öğrenin.
  9. İşinize coşku katın.
  10. Uykusuzluk için endişelenmeyin.

Eğer okumak için okuduysanız, başa dönün!

Beyaz Yakalı Girişimci – Fatmanur Erdoğan

Okuduğum iki kitap bittikten sonraki okumayı planladığım iki kitaptan biriydi “Beyaz Yakalı Girişimci”. Twitter üzerinden #kurumkültürü tweetlerim ile Beyaz Yakalı Girişimci tahmin ettiğimden daha erken kütüphaneme girdi. Hal böyle olunca dayanamayıp hemen okumaya başladım tabii ki…

Üniversite yıllarında öğrencilerin ortak hayalidir cafe-bar tarzı girişimcilik. Bu hayalini gerçekleştirememiş üniversiteden sonra iş hayatına atılan beyaz yakalının yeni girişimcilik hayali ise “bi güney kasabasında sebze-meyve yetiştiriciliği”. Fakat bazı beyaz yakalıların içindeki girişimci ruh daha fazlasını istiyor.

İşte bu noktadan itibaren Fatmanur Erdoğan’nın yazmış olduğu Beyaz Yakalı Girişimci –  Girişimci Hayata Yumuşak Geçiş’i okumalısınız. Girişimci ruhtan, hedeflerden, korkulardan, başarıdan ve başarısızlıktan bahsederken vermiş olduğu örneklerle de insanın içindeki girişimci ruhu uyandırıyor.

yıldız

Kitapta en sevdiğim bölüm:

“Hayat girişimcilik maceraları ile doludur. Girişimcilik sadece yeni bir iş kurmak anlamına gelmez, yaratıcılığınızı kullanarak ve maceracı ruhunuzu dinleyerek yaptıklarınızı da kapsar. Örneğin yeni bir işe başlamak, yeni bir şehre taşınman, okula geri dönmek ya da çalışırken kitap yazmak gibi…” (2013, s83)

Ayrıca Fatma Erdoğan’ın blogu kariyeryolculugu.com‘u da takip etmenizi öneririm. Yaklaşık 10 yıldır yazdığı blogunu ben bir labirente benzetiyorum. Her yazısı en az 3-5 farklı yeni yazıya yönlendirdiğinden dolayı blogtan çıkmanız biraz vakit alıyor.

Son olarak Beyaz Yakalı Girişimci için Peryön’e, Fatma Hanım’a ve kurye arkadaşa teşekkür ederim. Ben hayatımda teslimat için böyle can atan kurye görmedim 🙂

Fotor1221172347

Yetki Devri ve Fabrika Müdürü

Aşağıdaki yazı Nüvit Osmay’ın İnsan Mühendisiği Hayat Karşısında İnsanın Kendisi ve Çevresi adlı eserinden alıntıdır.

Büyük Amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kar ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bu ücretin yüksek olduğunu düşünmüşler. İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmişler.

esq-boss-0611-lgİki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün odasına girmiş. Gördükleri manzara şu olmuş: Fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ağzında purosu, etrafa halka dumanlar yaymakla meşgul. Masanın üstünde ne bir dosya, ne bir kağıt, hiçbir şey yok. Bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan heyet üyeleri, bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız birkaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler.

Heyet aldığı intibadan memnun, idare meclisine “fabrika müdürü denilen zatın yanında bulundukları üç kusur saat zarfında hemen hemen hiçbir şeyle meşgul olmadığını ve bu bakımdan böyle basit bir iş için verilen yıllık 100.000 dolardan en aşağı üçte iki nispetinde bir tasarruf sağlanabileceğini” söylemiş. Tabii fabrika müdürü bu indirmeye razı olmamış, işten ayrılmış. Yeni maaşla çalışmayı kabul eden birçok istekli arasında bir zat yeni fabrika müdürü tayin edilmiş. Üç aydan sonra idare meclisine gelen imalat istatistiklerinde az, fakat dikkati çekecek kadar bir düşme başlamış. “Fabrika müdürü yenidir, tabii bu kadar acemilik olur” demişler. Altıncı ayın sonunda üretim ve kar istatistik eğrisi bir hayli düşmüş. Hatalı üretim miktarı ise artmış.

Eski heyet azaları, yeni fabrika müdürünü odasında ziyaret etmişler. Adamcağız kan ter içinde bir elinde telefon, öteki eli evrak imzalamakla meşgul, başıyla gelenlere oturmalarını işaret etmiş. Gelen giden o kadar çok ki, adamla doğru dürüst konuşmaya bile imkan olmamış. Fakat heyetin kanaati şu olmuş: “Böyle canla başla çalışan bir adam başta olduğu müddetçe işlerin düzelmemesi için hiçbir sebep yoktur, biraz daha bekleyelim.”

Sene sonu gelmiş, her zaman kar eden fabrika bilançosu zararla kapanınca idare meclisi azaları birbirlerine girmişler ve işi yeniden incelemeye başka bir heyeti memur etmişler. Yeni heyet müdürün odasına değil fabrikaya gitmiş ve iş başında bekleyen insanlar görmüş, sebebini sormuş. Aldıkları cevap şu: “Hususi bir döküme başlayacağız. Fabrika müdürü ben gelmeden başlamayın dedi, bizde bekliyoruz. Herhalde elektrik atölyesinden bir türlü ayrılmaya vakti olmadı.”

O sırada gözleri, yaşlı bir ustabaşına ilişmiş. Adamı şöyle bir kenarı çekmişler ve fabrikanın eskiye nazaran daha fena çalışmasının sebeplerini sormuşlar. Yaşlı ustabaşı içini boşaltmak ihtiyacını uzun zamandır hissetmiş olacak ki, “Baylar” demiş:

“Eski müdürümüz teferruatla uğraşmaz, ileriye ait planlar yapar, işi bize bırakır, biz de normal zamanlarda onu rahat bırakırdık. Ani, içinden çıkamayacağımız olağanüstü bir problemle karşılaştığımız zaman ancak ona başvururduk ve o zaman da bilirdik ki o bizim bu sorunumuzu çözecek. O hakiki fabrika müdürü idi. Güler yüzlü idi. Purosunu içer, bizimle şakalaşır, fakat hepimiz için düşünürdü. Şimdiki müdür de çok dürüst, iyi niyet sahibi, hatta çok daha çalışkan bir adam. Fakat o hiçbirimize inanmıyor, her işin kendisi tarafından görülmesini istiyor. Yani o bizim yerimize ustabaşılık yapıyor. Tabii biz de amele çavuşu mertebesine düşüyoruz. Haydi neyse buna da aldırmayalım ama fabrika müdürlüğü boş kalıyor. Elinde purosu ileriyi görmeye çalışan, tedbir alan, düşünen adamın yerinde kimse yok.”

Eski fabrika müdürünü tekrar oraya getirmek isteyen idare meclisi, bir senelik acı tecrübesinden sonra 100.000 yerine 150.000 dolarla onu ancak gelmeye razı etmiş.

Not: Hala tam olarak “yetki devri”ni ifa edemesem de azından kaybolduğumda yolumu bulmamı sağlayan bu yazıyı benimle paylaşan Bilgehan Gezelge‘ye teşekkürler.

Eğitimcinin Eğitimi – İsmet Barutçugil

Bu hafta sonu meslek kitaplarından birini daha bitirdim, Prof. Dr. İsmet Barutçugil – Eğitimcinin Eğitimi.

İK alanına ilgi duyanların kütüphanesine genelde Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi ile giren Barutçugil bu eserinde de İK’nın önemli fonksiyonlarından “Eğitimi” detaylı bir şekilde ele almış.

  • phpThumb_generated_thumbnailTemel Kavramlar,
  • Organizasyonlar Eğitim,
  • Yüksek Performanslı Eğitim,
  • Eğitimin Planlanması,
  • Eğitimin Gerçekleşmesi,
  • Eğitimin İşe Transfer Edilmesi,
  • Eğitim Sonrası Değerlendirme olmak üzere 7 bölümden oluşan bu eser ile hem şirket içinde verdiğiniz eğitimlerinize hem de dışarıda aldığınız eğitimleri daha iyi değerlendirmenize yardımcı olacaktır.

Prof. Dr. İsmet Barutçugil’i blogunu takip etmek için buraya tıklayınız.

Not: İş hayatı üzerine kitap okurken sıkılanlar için küçük bir tavsiye; başka bir kitap daha okuyun!

Ekmek_Arası_kapak