İK’cılar Mutfakta!

11. Ege İnsan Yönetimi Zirvesi bu sene “İK Mutfakta Ne Var?” teması ile 24-25 Ekim 2014 tarihlerinde Mimarlar Odası Konferans Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

peryön ege

Katılımcıları zirvede ziyafete davet eden Peryön Ege Şubesi, mutfak teması çerçevesinde bir şirket içerisinde yer alan bütün bölümleri besleyen İnsan Kaynaklarını ve İK uygulamalarını güncel örneklerle İK profesyonellerine, akademisyenlere ve öğrencilere sunmayı hedefliyor. Bu çerçevede ulusal ve uluslararası konuşmacıların yer alacağı iki günlük yoğun bir program katılımcıları bekliyor. Detaylı bilgi için http://www.peryonege.org.tr adresine tıklayınız.

İK Blog Yazarları Oturumu

Bu yıl gerçekleştirilecek zirvenin kesinleşen oturumlarından biri de “İK Blog Yazarları Oturumu”. İlk kez konuşmacılarının hepsinin blog yazarı olduğu ve ik bloglardan bahsedileceği bu oturumla ilgili detayları ilerleyen günlerde paylaşacağım.

peryön ik blog karikatür

İK Mutfakta Yarışıyor

image003Bu sene ayrıca temaya uygun bir yarışma da var. İK’cıların yemek ve tatlı tarifleri ile katıldığı bu yarışmada şanslı katılımcıları sürprizler bekliyor. Detaylı bilgi için yandaki görsele tıklamanız yeterli. Son katılım: 20 Eylül 2014

Bu arada zirvenin gerçekleşeceği Mimarlar Odası Konferans Merkezi hakkında kısa bir bilgi vermekte de fayda var. 19. yüzyılın sonlarından itibaren kent tarihi için önemli bir yere sahip olan TEKEL eski depo yapısı İzmir Mimarlar Odası’nın girişimleri sonucu yıkılıp bir gökdelen(!) olmaktan kurtarıldı. Tarihe tanıklık eden bu yapının yıkılmasına göz yummayan çok sayıda mimar, yapının daha uzun süre ayakta kalarak genç nesilleri eğitebilmesi içinde Konferans Merkezi’nin tasarımı, projelendirilmesi ve uygulama sürecini desteklemiştir. İzmir Mimarlar Odası’nın göz bebeği Konferans Merkezi ile ilgili daha detaylı bilgiye ulaşmak için tıklayınız.

mimar

Yaş 1!

Bugün itibari ile turkerokay.com 1 yaşında!

Öncelikle bu blog yazma fikrinin ortaya çıkmasını sağlayan güzel insanlara (Banu Çakar, Cengiz Çatalkaya, İpek Aral Kişioğlu, Selin Yetimoğlu)* ve blog yazma fikrinin hayata geçmesinde beni teşvik eden ve destekleyen arkadaşlarıma (Başak Erdem, Çağlar Keskin, Çağrı Aksu)* teşekkürler.

544187_551284254911813_1512735262_n

En büyük teşekkürü ise blogdaki yazılarımı okuyup, beğenen, paylaşan ve yorumları ile içeriği zenginleştiren “değerli okuyucu” hak ediyor. Çünkü “değerli okuyucu” olmasa belirlemiş olduğum ziyaretçi, okunma, paylaşım sayıları gibi blog hedeflerime  ulaşamazdım.

*Sıralama alfabetik olarak yapılmıştır.

2013’te 5te5

2014 yılının ilk yazısını okuyacak olsanız dahi bütün bunlar hep 2013’ten, söylemedi demeyin 😉

Bu yazıda sizlerle blogumun istatistiklerini 5 başlık altında 5 madde ile paylaşacağım. Dönemsel kontrol ettiğim blog istatistiklerine uzun aradan sonra ilk kez bakıyorum. Açıkçası bazı yazılar bana da sürpriz yaptı.

En çok okunan 5 yazıdan 4’ü işe alım süreci ile ilgili olmasını ülkemizde işgücü piyasasına yeni katılan mezunlar ve giderek artan işsizliğe bağlıyorum. İK Blogları arasında her ne kadar klasik bir konu dahi olsa işgücü piyasasında yaşanan olumsuzluklar sebebi ile bu tür yazılara ilginin  azalmayacağı görüşündeyim. Ayrıca 4. sırada yer alan yazının başrolünde olan ikmüdürünün(!) hala aynı şirkette aynı görevi ifa ettiğini öğrendiğimi üzülerek paylaşıyorum.

  1. Bir İK’cı Gözüyle CV2013
  2. Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları
  3. Sıfır Yetki, %100 Sorumluluk
  4. En İyi Mülakatçı En Kötü Mülakatı Yaşayandır
  5. Nerede O CV’lerdeki Hobiler

En çok paylaşılan 5 yazıdan ilkinin “Sıfır Yetki, %100” Sorumluluk olması açıkçası beni biraz şaşırttı. Çünkü en çok okunan yazılar işe alım süreci ile ilgili iken paylaşım sıralamasında da bu kategoriden bir yazının ilk sırada olacağını tahmin ediyordum. Fakat birinci sırada yer alan  “Sıfır Yetki, %100 Sorumluluk”un iş hayatındaki herkesin ortak sorunu olması yazının ilk sıraya yerleşmesinde mutlaka etkili olmuştur.

  1. Sıfır Yetki, %100 SorumlulukSocial Media Logotype Background
  2. Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları
  3. Bir İK’cı Gözüyle CV
  4. İşi Unvan Değil İnsan Yapar
  5. Kaçın!!! Y Kuşağı Geliyor!!!

Benim favorim olan 5 yazıyı seçerken diğer beşlerden bulunmayan yazıları seçmeye özen gösterdim. Listeye baktığınızda da Gezi’nin ağırlığı hissediliyor 🙂

  1. Okumak Lazım!ihh-6E89-9458-F04B
  2. Önce Her Şey Bir Gaz Bulutuydu
  3. Patronculuk Oynayanlar
  4. İş Hayatındaki 2 Sihirli Cümle
  5. İşte Bütün Bunlar Hep Propaganda

En ilginç 5 arama terimi için söyleyebileceğim hiç bi’ şey yok 🙂

  1. google1alain de botton propagandaalain de botton propagandaalain de botton propagandaalain de botton propaganda
  2. son mulakat kotu mü geçti
  3. math uyuşturucu kullandıktan sonra
  4. fotografçıda staj yapan stajyerin yaptıgı işler
  5. mümessil için ilaç yazdirma teknikleri

En az okunan 5 yazı sosyal mesaj içeren yazılar, daha önceden okumadıysanız bi’ göz atın 😉

  1. 19 Mayıskarmacoma
  2. 23 Nisan
  3. Human Plus
  4. 1 Mayıs
  5. 3 Aralık

Eğer bütün yazıları rahatlıkla okuduysanız sizin “party hard” geçmemiş demek ki, sene artık 🙂

i-party-hard-and-you-can-too

Beyaz Yakalı Girişimci – Fatmanur Erdoğan

Okuduğum iki kitap bittikten sonraki okumayı planladığım iki kitaptan biriydi “Beyaz Yakalı Girişimci”. Twitter üzerinden #kurumkültürü tweetlerim ile Beyaz Yakalı Girişimci tahmin ettiğimden daha erken kütüphaneme girdi. Hal böyle olunca dayanamayıp hemen okumaya başladım tabii ki…

Üniversite yıllarında öğrencilerin ortak hayalidir cafe-bar tarzı girişimcilik. Bu hayalini gerçekleştirememiş üniversiteden sonra iş hayatına atılan beyaz yakalının yeni girişimcilik hayali ise “bi güney kasabasında sebze-meyve yetiştiriciliği”. Fakat bazı beyaz yakalıların içindeki girişimci ruh daha fazlasını istiyor.

İşte bu noktadan itibaren Fatmanur Erdoğan’nın yazmış olduğu Beyaz Yakalı Girişimci –  Girişimci Hayata Yumuşak Geçiş’i okumalısınız. Girişimci ruhtan, hedeflerden, korkulardan, başarıdan ve başarısızlıktan bahsederken vermiş olduğu örneklerle de insanın içindeki girişimci ruhu uyandırıyor.

yıldız

Kitapta en sevdiğim bölüm:

“Hayat girişimcilik maceraları ile doludur. Girişimcilik sadece yeni bir iş kurmak anlamına gelmez, yaratıcılığınızı kullanarak ve maceracı ruhunuzu dinleyerek yaptıklarınızı da kapsar. Örneğin yeni bir işe başlamak, yeni bir şehre taşınman, okula geri dönmek ya da çalışırken kitap yazmak gibi…” (2013, s83)

Ayrıca Fatma Erdoğan’ın blogu kariyeryolculugu.com‘u da takip etmenizi öneririm. Yaklaşık 10 yıldır yazdığı blogunu ben bir labirente benzetiyorum. Her yazısı en az 3-5 farklı yeni yazıya yönlendirdiğinden dolayı blogtan çıkmanız biraz vakit alıyor.

Son olarak Beyaz Yakalı Girişimci için Peryön’e, Fatma Hanım’a ve kurye arkadaşa teşekkür ederim. Ben hayatımda teslimat için böyle can atan kurye görmedim 🙂

Fotor1221172347

Kadrolu Blogger Aranıyor!!!

Niran Eren‘in tweet’ini bi hafta rötarlı olarak bugün gördüm ve ivedi bir şekilde de retweet ettim gün içerisinde. Masa başına oturur oturmaz da hemen bir şeyler yazıp bu tweet’i daha fazla kişi ile paylaşma zorunluluğu hissettim. Çünkü bir İk Blog yazarı aranıyor!

Artemiz Güler‘in yapmış olduğu son derlemeye göre Türkiye’deki İk Blog Yazarı sayısı 55 ve umarım GarnerHR buradaki adayları da değerlendirmeye alır 😉

Müstakbel Kadrolu Blogger’dan tek ricam kurumsallık çatısı altında “ruhu”nu kaybetmemesi ve hep bizimle olması dileği ile…

Top-HR-blogs

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi/1

Yolculuk başlasın…

Bu sene yirmi birincisi düzenlenen Peryön İnsan Yönetimi Kongresi’ne Peryön’ün davetlisi olarak ilk kez katıldım. Beklemeyi ve bekletmeyi hiç sevmediğimden dolayı olabilecek en ideal saatte Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ni bulmuştum ama malum İstanbul trafiği! Kimse yokken standları sakin sakin dolaştım, hatta bi’ ara “backstage check” bile yaptım. Beni galiba organizasyon ekibinden sandılar 🙂 ve böylece herkesten önce kırmızı halıdan, flaşlardan, fotoğrafçılardan haberim oldu fakat o atmosferde şaşırmamak elde değildi (bu arada kırmızı halı fotoğraflarımı istiyorum 🙂

Oturumların gerçekleştiği salonların hepsinde Blogger Masası olması harikaydı. Fakat hiçbirinde priz olmaması hepimizi zor durumda bıraktı. Ayrıca Anadolu Auditorium dışındaki salonlardaki Blogger Masaları salonun en uzak köşesine konuşlandırılmıştı (miyop olmak zor).

Oturumlara geri dönecek olursak açılış konuşmasını Yiğit Oğuz Duman yaptı ve herkese Peryön’ün 2016 Dünya İnsan Yönetimi Kongresi’ne ev sahipliği yapacağı müjdesini verdi. Ve unutmadan da Özlem Hanım ve ekibine teşekkür etti 😉

sonra sahneye biri çıktı. o anlattı, biz dinledik; o okudu, biz inanmadık. zamanımızı çaldı, programımızı bozdu yetmedi bi de alkış istedi.

Sonra sahneye muhteşem enerjisi ile Jim Lawless çıktı. İçimizdeki kaplanı evcilleştirip nasıl kendi hikayemizi yazabileceğimizi anlattı 10 kuralla.

Rule 1  Act Boldly Today – Time is Limited

Rule 2  Re-write your rulebook – challenge it hourly

Rule 3  Head in the direction of where you want to arrive, every day

Rule 4  It’s all in the mind

Rule 5  The tools for Taming Tigers are all you around you

Rule 6  There is no safety in numbers

Rule 7  Do something scary everyday

Rule 8  Understand and control your time to create change

Rule 9  Create disciplines – do the basics brilliantly

Rule 10 Never, never give up!

Konuşmasının en heyecanlı anı 2500 atlı ile şaha kalkması olsa dahi benim favorim “kafamızın içindeki o ses”ti. “Ben kendi kendime asla konuşmam” diyip onay için “kafanızdaki ses”ten onay bekliyorsanız,merhaba ! 🙂

Jim Lawless’ın 10 adımda kaplan eğitimi videoları için

Jim Lawless’in muhteşem şovu sonrası H. Bruch’un akademik sunumu birazcık ilgimi toparlamamı zorladı. Fakat notlarıma baktığımda özellikle “Rahatlık Enerjisi” ile ilgili bir not almışım. “Her örgütte rahatlık enerjisi olmalı motoru yakmamak için.” Hedefler, toplantılar, ürün kalitesi, pazar payı, kar/zarar oranları derken bi bakarsınız ki ufak ufak isyanlar ayrılmalar……  1 saatlik sunumdan benim anladığım bu, rahat olun!

Bazı blog yazarları yemek için boş yer ararken bazıları da “Beslenme Çantası Oturumları”na katılarak öğrenmeye devam ettiler. Hayati Arpacı’da Beslenme Çantası Oturumu’na katılanlardan biri olarak “Beyaz Yakalılar Bişi Yapsa”ya katılmış. Peki nedir Beyaz Yakalılar Bişi Yapsa? tıklayın, öğrenin 😉

Yemek sonrası Elif Duru Gönen moderatörlüğünde Murat Yanıklar, Melis Önce, Kıvılcım Kıran, Levent Egemen Ercebeci sahnedeydi. Oturumdan çıkarılacak sonuç ortada artık duvar falan kalmadı. Y Kuşağı olarak önceki kuşakların ördüğü duvarları yine onlarla beraber yıktık. Kendi ördüğümüz duvarları ile Z Kuşağı ile beraber yıkacağız. Bu gerçeği göremeyen ve kabul etmeyen şirketler ise yavaş yavaş kaybetmeye mahkumdur.

Sonrasında ise İdil Türkmenoğlu’nun dinledik. Değişimden, değişime karşı olan isyanda, değişimin nasıl olması gerektiğinden bahsettik. Sadece aklınıza KOBİ’lerin kurumsallık adı altında yaşadığı değişim gelmesin. Globalleşen ekonomilerde artık şirketler devamlı bir değişim halinde. Ve insanlar  değişimi reddeder > direnir > uyum sağlar > destekler. Ortalama süre 6 ay olmasına rağmen herkesin biyolojik saati aynı değildir. Ve değişim mutlaka bir departmanın uhdesine bırakılmamalı, en başından itibaren bütün çalışanlar bu sürece katılmalıdır. Tam anlamıyla “kulağa küpelik” bir oturumdu 😉 (Canel’e ayrıca teşekkürler, bizim için 2 sandalyeyi canı pahasına savundu)

Kahve molası sonrasında ise “Çalışan Bağlılığı” oturumdaydık.  Konu aslında klasiklerden biriydi fakat İrem Önal “çalışan bağlılığı = kalp” deyince ilgimi çekti. Peki gerçekten öyle miydi? Yani yapılan uygulamalar, çalışanların bağlılıkları gerçekten kalpten miydi? Hala cevabını bulabilmiş değilim.

Günün finalini ise Başarısızlık ile Douglas Miller yaptı. Konuşmasının üzerine insanın birazcık da başarısız olması gelmiyor değil. Bkz. majesteleri