Yaz Kızım; Gereği Düşünüldü…

Karar vermek ile ilgili kitaplar, makaleler okudunuz. Eğitimler aldığınız hatta sağa sola bi’ kaç kelam bir şeylerde karaladınız, benim gibi. Aile büyüklerinden, iş hayatındaki üstadlardan nasihatlar da aldınız hatta fucked up etkinlerine katıldınız…

O kadar şeyin arasında öyle bi’ karar verdiniz ki kesinlikle sı*tınız (bknz: fucked up)!

Yaşadığımız hayat ne okuduğumuz kitaplardaki gibi ne de işi bilenlerin bize anlattığı gibi (hep eksik anlatılır o hikayeler zaten)….

Sonuç ne olursa olsun yanlış dahi olsa o karar hala sizin kararınız, üvey evlat muamelesi yapmayın!

428761-3-4-a2023

Yeni Mezunlar İçin Acımasız Gerçekler

Yeni mezunlar iş hayatındaki en sevdiğim gruptur. Okuldan “geçici mezuniyet belgesini” alıp gelmiş heyecanlı, hırslı ve en eğlencelilerden oluştuğundan olsa gerek severim yeni mezunları.

İş hayatının o acımasızlığını ilk bi’ kaç sene hissetmeseler dahi günleri haftaları, haftalar ayları kovaladıkça rüzgarın kayayı kuma çevirmesi gibi yavaş yavaş onlarda after work partylerin aslında eskisi gibi eğlenceli olmadığını konuşacaklar.

Büyük çoğunluğu mezun olurken sahip oldukları ideallerinden vazgeçecek kredi kartı taksitleri, faturalar, saçma sapan üyelikler, long weekendler, altı ay sonra demode olacak her şey için….

Başlangıçta verilen o arabanın mobil hapishane; dizüstü bilgisayarın pranga; cep telefonun kelepçe olduğunu anladıkları zaman ise en acımasızı çünkü artık araba, pc, telefon sizin bir parçanızmış gibi hissedeceksiniz. En yenisine (iyisine) sahip olabilmek için daha çok çalışacak ama her seferinde son model arabanız, bilgisayarınız, telefonunuz size sahip olacak.

Ne çalıştığınız şirketin büyüklüğü ne de sahip olduğunuz unvan sizi mutlu edecek.

 

 

Kendi Mülakatının Katilleri!

Bazı adaylar vardır, kendi mülakatlarının katilleri. Öyle cümleler kurarlar, öyle şeyler yapar ki mülakatlarının kısa sürede bitmesine ve daha eve/ofise varmadan olumsuz geri bildirimin gelmesine şaşırırlar. Kendi yaptığım hatalar dahil olmak üzere aşağıda birkaç tanesini bulabilirsiniz.

İnatlaşmak: Bazen görüşmeci ile aday anlamsız şekilde inatlaşır. Aday olduğum dönemlerde sık sık inatlaştığım için rahatlıkla söyleyebilirim ki kaybeden hep aday oluyor. O yüzden sakin olup görüşmecinin sizi bilerek kışkırtıp kışkırtmadığınızı düşünmekte fayda var.

Telefon: Yakın zamanda yaşayıp yazının çıkış noktası olan madde. Aday beklerken telefon kurcalanabilir, sesini açık unuttuğunuz telefon çaldığından “pardon” deyip kapatabilir. Fakat “Şu telefonu cevaplayıp geliyorum” diyerek görüşme odasından çıkamazsınız. Hadi çıktınız bari geri dönmeyin!

Kendiniz bilmezlik: Aday X pozisyonuna başvurup, X pozisyonu için davet almasına rağmen X bölümünün yönetici ile görüşme yaparken “ya ben aslında Y bölümündeki bi’ pozisyonda çalışmak istiyorum” dediğinde görüşmecini neden en çok Dexter izlemekten zevk aldığını anlayabilirsiniz.

dexter

Samimiyet: Görüşmeci istediği cevapları rahatlıkla alabilmek için size pamuklar içinde bir ortam hazırlar. Tecrübeli olanlar pamuktaki dikeni fark ederken acemiler “önceki işinde bütün network altyapısını çökerttiği için işten çıkarıldığını”, “üniversitede okuduğu bölümü aslında hiç sevmediğini”, “ilana annesinin/eşinin başvurduğunu” rahatlıkla söyleyebilir.

Sonra “neden?” diye sorgulamamak için bazen düşündükten sonra konuşmak lazım.

Blog Atölyesi

Blog atölyesi birkaç ay önce  Tamer Keçecioğlu‘nun önerisi ile ortaya çıktı. Tamer Bey ile beraber vakit kaybetmeden aksiyon alarak  geçtiğimiz hafta Ege Üniversitesi öğrencileri ile keyifli bir blog atölyesi gerçekleştirdik. Aşağıda atölyede öğrenci arkadaşlarım sohbet ederken kullanmış olduğum sunum yer almaktadır.

Davet için Tamer Bey’e, yardımlarından dolayı Hakan Bey’e ve fotoğraflar için Öykü’ye teşekkürler.

IMG-20160509-WA0024 (2)

Aydan’ın yazısı için: aydancag.com

 

 

Eşitlik Teorisi Katilleri

Eşitlik Teorisi, S. Adams tarafından geliştirilmiş olup iki değişkene dayanmaktadır: işletmeye verilenler ve işletmeden alınanlar. İşletmeye verilenler; tecrübe, eğitim, zaman, yetenek, ileri sürülen fikirler ve gösterilen çaba iken işletmeden alınanlar; ücret ve sosyal haklar, terfi, saygı görme, kişisel gelişimdir. Eşitlik kuramının en can alıcı noktası ise yapılan karşılaştırmadır. Kişi kendi katkıları/kazanımları ile başkasının katkıları/kazanımlarını karşılaştırır ve buradaki asıl amaç teoriye adını veren “eşitliği” sağlamaktır.

Fakat eşitliği sağlamada ne yazık ki pek başarılı değiliz. Çünkü her zaman haklı olmak gibi takıntısı olanlar teorinin kusurunu (bug’ını) göz ardı ediyor. Teorinin temelini verilenler ve alınanlardan ziyade kişinin kendisi, gözlemi ve algısı oluşturmaktadır. Kendini iyi tanımayan, gözlem yetisi güçlü olmayan ve buna bağlı olarak algısal hatalar yapabilme potansiyeli yüksek olan çalışanların yapmış olduğu karşılaştırmalar Adams’ın kemiklerini sızlatacak türden.

Özellikle zam dönemi sonrası ortaya çıkan amatör teorisyenlere bazı şeyleri bilale anlatır gibi tane tane sabırla anlatmak gerek.

Kovulmak

Kovulmak, 3 heceden oluşan bir kelime ama insanların ağzından asla çıkmaz. Kimse kovulduğunu kabul etmez. Sebebi ne olursa olsun sonuç ortada, kovuldunuz! O yüzden “kovulmanızı” süslü şekillerde anlatmaya çalışmayın, anlıyoruz çünkü o işin tetikçisi biziz.

Siz hikayelerinizi anlatırken biz perdenin arkasındakini öğrenmeye çalışırız genelde de öğreniriz. Eğer siz anlatmazsanız referans kontrolü sırasında ya da network’teki kuşlara sorarız “Nasıl bilirsiniz?” diye.

Haa bu arada çalıştığınız şirket sizin sevgiliniz değil o yüzden “karşılıklı anlaşarak” ayrılamazsınız. Hadi siz platonik aşıktınız terk edildiğiniz artıki kabul edin artık.

1630356

Vakti zamanında kovulan birisinin satırlarını okudunuz.

na to kefari,na to mermari!

Girdiğim çoğu mülakatta adayların dile getirdiği ortak beklentilerden biridir “kişisel gelişimin desteklenmesi”.

Masanın her iki tarafında yer alan bi’ beyaz yakalı olarak benimde öncelikli beklentilerimden biri de kişisel gelişimimin desteklenmesi olmasına rağmen ile bakış açılarımız biraz farklı.

Unutmamak gerekir ki kişisel gelişim, bireye dayalıdır. Çalıştığınız şirket istediğiniz her kişisel gelişim eğitimine gönderse dahi bir şeylerin değişmesi için çabalamadığınız takdirde sonuç aynı; na to kefari,na to mermari!