En İyi Mülakatçı En Kötü Mülakatı Yaşayandır

Bir ik/işe alım uzmanının iyi bir mülakat gerçekleştirebilmesi için bence önce kendisi görüp görebileceği en kötü mülakat deneyimini yaşamalıdır. Çünkü adayın o anki psikolojisini en iyi o anı yaşayan biri anlayabilir. Yaklaşık üç sene önce mesleğe adım atabilmek için çılgınlar gibi başvuru yapıyor ve davet edildiğim her görüşmeye gidiyordum. Böyle bir zaman diliminde bir sabah telefonum sesi ile uyandım. Telefon sesi ile başlayan bu deneyim sonucu iyi bir mülakatçı olmak için yapmam gerekenleri öğretti hem de en acı şekilde, yaşayarak.

-Alo?

-Türker Bey ile mi görüşüyorum.

-Evet, benim.

-Türker Bey, kariyer sitesinde ki ilanımıza başvurmuşsunuz, 2 saat sonra görüşmeniz var, gelebilir misiniz?

-Gelmem mümkün değil başka bir güne alsak?

Son dakikada aldığım bu görüşme randevusunu erteleyebilmiştim ve hazırlık yapmaya başladım hemen. Firma, ISO 500 arasında yer alıyordu, yatırımları, sosyal sorumluluk projeleri vs. harika! Hatta resmi twitter ve facebook hesapları bile var. Üç sene önce sosyal medyaya önem vermiş bir firma ile görüşmem vardı ama öğrendiklerim bana yetmemişti. Birazcık daha araştırmaya devam ettim. Daha önceden bir arkadaşımın arkadaşı aynı pozisyon için görüşmeye çağrılmış. İK Müdürü ile görüşmüş, -muş, -mış, -miş…. Herhalde bir yanlışlık olmalı, aynı firmadan bahsetmemiz mümkün değil, en iyisi görüşmeye gidip görmek.

Görüşme günü geldiğinde hoplaya zıplaya yönetim binasına ulaştım. Bu arada sevinçten değil zorunluluktan hopladım zıpladım çünkü fiziki şartlar bir insanın yürümesine elverişli değildi. Bekleme salonunda benimle beraber makine mühendisi bir aday daha vardı. Firma hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Bildiklerimi hemen kendisi ile paylaştım. Hatta bir kaç mülakat tüyosu verdim. Sonra yandan bir kafa uzandı:

-Hanginiz İK için geldi?mülakat

-Ben

-Tamam görüşeceğiz seninle

– ?!?!?!

“Tamam görüşeceğiz seninle” cümlesi aslında bir uyarı imiş, saatler sürecek bir işkencenin habercisi ama o zaman ki ben bunu ne yazık ki fark edememiştim.

Görüşme başladığında ilana yaklaşık “2000 kişinin” başvurduğunu beni oraya çağıran kişinin görüşmeyi gerçekleştiren İK Müdürü olduğunu öğreniyorum. İK Müdürüne göre benim onca sene sıralarda dirsek çürütmem yersizmiş çünkü yan ofisteki kız “Çeko mezunu ama o yetiştirmişmiş…” Hatta beni de yetiştirebilirmiş eğer isterse…

Her şeye rağmen İK Müdürünü dikkatle dinliyorum. Bana ne zaman şirket ve pozisyon hakkında bilgi verecek, benim yaptıklarım ve yapabileceklerim hakkında konuşucağız diye merak ederken yaklaşık 1 saat geçti. Bu zaman diliminde işçiler 3 kere, dahili telefon 3 kere, cep telefonu 2 kere, sekreter 4 kere (biri yönetim kurulu başkanı biri de genel müdür için) görüşmeyi böldü.

Mülakatın en can alıcı noktası İK Müdürü’nün “Bir şekilde bu işin içine girdim, yıllardır da el kapısında çalışıyorum” cümlesi oldu. Devam eden cümleler aynı ardı ardına devrilen domino taşları gibiydi. Artık mülakattan kopmuş bir şekilde düşüncelere dalmışken İK Müdürünün beni bir Hollywood yıldızına benzetmesi ile kendime geldim (!). İşkencenin ne zaman biteceğini düşünürken 2. perde için ara verdik.

İkinci perde Genel Müdür ile oynanacaktı ama 2 saat gecikti (!). Çay, kahve, kurabiye vb. hiçbir ikram yapılmadan 2 saat boyunca volta atarak bekledim. En sonunda Genel Müdür asistanı beni çağırdığında kravatımı düzeltip odasına geçtim. Genel Müdür ile görüşmem ayakta 2 dakika oldu, sıra dayağı gibiydi.

-Ad,soyad, google’dan 2-3 soru, asgari ücrete çalışır mısın? görüşürüz, İk Departmanı size geri bildirim yapacaktır.

oryantasyon_arzumŞimdi olsa mülakatı yarıda kesip gideceğim o muhteşem mülakattan(!) ciddi dersler çıkardım. Bunlar:

  • Adaya mülakata için en az 3 gün önceden haber verilmeli ve gün/saat konusunda esnek davranılmalı.
  • Adaya şirket imkanları dahilinde her türlü fiziki imkan sağlanmalı. Mülakat için bana araç ve şoför yollayan şirket biliyorum 🙂
  • Adayın özgeçmişi önceden incelenmeli, tanışırken kendisine ismi ile hitap edilmeli. Adayla kurulan diyalog sırasında kullanılacak cümlelere ve vurgularına dikkat edilmeli; aday tedirgin edilmemeli.
  • Adayın geçmişteki başarılarını görmezden gelinmemeli. Şirketten ve pozisyondan bahsedebiliriz ama kendimizden asla bahsetmemeliyiz.
  • Adaya şirket ve pozisyon hakkında bilgi verilmeli, adayın kafasında soru işareti kalmamalı.
  • Mülakat önemli durumlar dışında asla kesintiye uğramamalı.
  • Eğer yaptığınız işten bıktıysanız bu durum adaya yansıtılmamalı.
  • Aday ile samimiyet kurmak için saçmalamayın.
  • Eğer adayı üst düzey bir yönetici ile tanıştıracaksınız yöneticinizden mutlaka randevu alın.
  • Adayı bekletmek gibi bir lüksünüz asla yok.
  • Adaya mutlaka ikramda bulunun, bazen su bile yeterlidir.
  • Üst düzey yöneticinin mülakatı bile İK Departmanın başarısızlığıdır. Bu yüzden eğer gerekli ise üst düzey yöneticiye bile “Mülakat Teknikleri Eğitimi” verilmelidir.
  •  Google’dan soru sorulmamalı.

Kabus gibi geçen bu sürecin sonunda yukarıdaki kuralları oluşturup uygulayarak karşımdaki aday ile her zaman sağlıklı görüşmeler gerçekleştirdim. Aslında mülakatı terk etmeyerek uzun vade için çok önemli bir karar almışım o önemli bilinçsiz bir şekilde.

Not: O firma hala aynı ilan ile bir personel arayışı içindeler ama bu zihniyetle bulmaları çok zor görünüyor.

Mülakatlardaki Küçük Yalanlar Büyüyor

İyi kötü herkes mülakat sırasında yalan söylemiştir.

Kimi öyle büyük yalanlar söyler ki yalancısı bile ufak kalır yalanının yanında ve komik duruma düşer.Çünkü büyük yalanlar hemen anlaşılır ve mülakatçı tarafından çapraz sorulara tutulur. O sırada adayın durumu gerçekten kötüdür; yüzü kızarır, eli ayağı titrer, bardaktaki suyu kana kana içer. Böyle durumlarda aday ile tokalaşıp “biz yalancılar ile çalışmıyoruz” demek istesek de profesyonellik gereği görüşmeyi en uygun şekilde bitirip adayı nezaket çerçevesinde uğurlarız.

burun uzunKimi adaylar ise boyunu geçmeyecek yalanlar söylemeyi tercih ediyorlar 🙂  Okulda yapılan ödevler bir anda proje oluyor, arkadaşlarının tecrübeleri kendi tecrübeleri oluyor. En çok karşılaşılan yalanlardan biri ise “yabancı dil bilgisinde” ortaya çıkıyor. Yabancı dil bilgisi bence birazcık göreceli bir kavram çünkü bana göre iyi olan başkasına göre kötü bir başkasına göre ise muhteşem olabilir. Ama genelde adaylar “yabancı dil bilgisi” bölümünde en üst seviyeyi tercih ediyorlar. Ne zaman ki “Mülakata İngilizce mi Almanca mı devam edelim?” sorusunu duyduklarında hafif bir öksürük, yere kayan gözler…. 🙂 Aslında buradaki konu yalan olduğu gibi “kendini tanımama” ile de ilgili fakat başka bir yazının konusu.

Başka yalanlar yok mu? Elbette var bu yalanlarla ilgili bir araştırmayı ele alan Selin Yetimoğlu‘nun yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yalan söylemeyi başarabiliyorsanız ve söylediğiniz yalanı unutmuyorsanız yalan söyleyiniz; bitirdiğiniz okullar, çalıştığınız şirketler, aldığınız eğitimler vs. Ama unutmayın yalanlar üzerine kurduğunuz kariyeriniz bir gün yine o yalanlar yüzünden çökebilir aynı Yahoo’nun eski CEO’su Scott Thomson gibi.

Not: Scott Thomson şu anda Shoprunner’ın CEO’su olarak iş hayatına devam ediyor ama çoğu insanın hafızasında “yalancı CEO” olarak yer alıyor.pinokyo-karikaturleri

İzmir’de Engelsiz Kariyer Günü

engelli-kariyer1-300x158Daha önceden Twitter hesabımda duyurmuş olduğum “Engelliler Kariyer Günü-2013” nisan ayının ikinci günü gerçekleştirildi. Bugüne odaklanmadan önce organizasyonun geçmişine kısaca göz atacak olursak Engelliler Kariyer Günü’nün temeli Galatasaray Rotaract Kulübü tarafından İstanbul’da atılmıştır. İzmir’de ise 2011 yılından itibaren Karşıyaka Rotaract Kulübü engelli arkadaşlarımız ile işverenler arasında bir köprü oluşturarak Engelliler Kariyer Günü’nü organize etmektedir.

Bu organizasyon boyunca Karşıyaka Rotaract Kulübü Başkanı Bercis Aytaç ve kulüp üyeleri canla başla çalışıp Engelliler Kariyer Günü’nü kusursuz bir şekilde gerçekleşmesi için ellerinden geleni hatta fazlasını yapıyorlar. Sponsorlar ve katılımcı firmalar ile iletişimin kurulması bu organizasyonun bence en önemli aşaması ve “kulüp üyeleri” bu aşamayı gerçekten harika bir şekilde yerine getiriyorlar. Çünkü kurmuş oldukları iletişim ile Dünya’da ve Türkiye’de marka olmuş firmaların etkin bir şekilde katılımlarını sağlıyorlar.

Proje ortağı olan İş-kur da daha çok adaya ulaşabilmek için İş-kur sahip olduğu bütün imkanları (ilan panoları, web duyuları, sms bilgilendirmeleri vb.) Engelliler Kariyer Günü için seferber ediyor. Açtığı stand ile adaylara destek oluyor ve kaydı bulunmayan adayları ivedi olarak veri tabanına kaydediyor.

Kariyer Günü’ne gelen adayların daha bilinçli bir şekilde mülakatlarını gerçekleştirebilmeleri için bu sene “bir ilk olarak” Mehmet Kızıltaş tarafından “Engellilere Mülakatta Başarının Yolları” eğitimi verildi.

AdsızEtkinlik boyunca adaylara her türlü destek kulüp üyeleri aracılığı ile sağlanıyor. Gelen aday kayıt masasında başvuru formunu bir kulüp üyesi ile beraber dolduruyor ve çoğaltılıyor. Daha sonra kendisine verilen kitapçık ile katılımcı firmalar hakkında elde ettiği bilgiler doğrultusunda kendine en uygun firma temsilcisi ile “mülakata” başlıyor. Etkinlik boyunca istediği her an kendisine destek için kulüp üyeleri hazır bir şekilde bekliyorlar.

Sponsor ve destekçi firmalar sayesinde etkinlik boyunca katılımcıların ve adayların yiyecek ve su ihtiyacı karşılanıyor. Ayrıca tedbir amaçlı olarak bir ambulans ve sağlık ekibi etkinlik boyunca hazır olarak bekletiliyor.

Günün sonunda ise engelli arkadaşlarımız ve onlarla gelen aileleri “engelsiz” olduklarını hissederek ayrılıyorlar etkinlik alanından. Fakat Karşıyaka Rotaract Kulubü üyelerinin mesaisi bitmiyor. Çünkü firma temsilcilerine dağıttıkları anketleri analiz ederek önümüzdeki sene için daha iyi bir Engelliler Kariyer Günü organize etmek için kolları sıvadılar.

Kariyer yolundaki “engelleri” kaldırmak için böyle bir organizasyonu gerçekleştiren Karşıyaka Rotaract Kulübü‘nü, gönüllüleri ve İş-kur‘u; sponsor olan Norm’u ve Belmo‘yu; destekçiler Tevfik Fikret Okulları‘nı, Engelsiz Kariyer’i,  Keel Billed‘i ve Pınar‘ı göstermiş oldukları bu örnek davranış için tebrik etmemiz şart!

Detaylı bilgi için Engelliler Kariyer Günü Resim Sitesi‘ne tıklayınız.

Engelliler Kariyer Günleri hakkında detaylı bilgi veren Karşıyaka Rotaract Kulübü üyesi Başak Erdem‘e şahsi teşekkürlerimi sunarım.

Mülakatlardaki Yaratıcı Soruların Önemi

Yaklaşık bir sene önce çok sevdiğim bir arkadaşım beni aradı, heyecanı sesinden belli oluyordu. Çünkü hayalini kurduğu iş ve işyeri için görüşme daveti almıştı. Sektörün öncüsü uluslararası bir firma binlerce kişiyi istihdam ediyor ve milyonlarca insanda orada çalışmak için can atıyordu. Tabii ki ben de “ik sistemleri” ile ilgili ipucu alabilmek için can atıyordum 🙂

Arkadaşım ilk kez bu büyüklükte bir firma ile görüşmeye gidiyordu hatta ilk kez bir ik uzmanı ile görüşme gerçekleştirecekti. Bu yüzden de benden yardım istedi. Kendisine bir görüşmede adayın yapması ve yapmaması gerekenleri güzelce özetledikten sonra bir kitapçık verdim. Uluslararası bir danışmanlık firmasının mülakatlar için hazırlamış olduğu kıyafet, beden dili ve klasik mülakat sorularından oluşan bir kitapçık. İnternette yazılı olan bilgilerin hepsinin bir yerde olduğu bir kitapçık.

Görüşme sonrası sevinçle beni aradı:

– “Türker görüşme harika geçti, bütün sorular çalıştığım yerden çıktı!”

– Nasıl çalıştığın yerden çıktı? Kitapçıktan mı?

– Evet!

O anda beynimden vurulmuşa döndüm. Uluslararası o koca firma ve özellikle de Linkedin’den özgeçmişini titizlikle incelediğim görüşmeyi gerçekleştiren ik uzmanı havası kaçmış balon gibi sağa sola savrulduktan sonra yere düşmüşlerdi.

Biraz düşününce eksik olan şeyi buldum, yaratıcılık. Görüşme öncesi mutlaka boş pozisyon ve adayla ilgili dersimize çalışırız, notlarımızı alırız. Görüşme sırasında da sormamız gereken soruları sorarız. Bazıları klasiklerdendir bazıları ise yaratıcılığımızın ürünleridir. En etkin sorularda işte o yaratıcı sorularımızdır. Çünkü aday hiçbir yerde o soruları görmemiştir. Ne bir blogta ne de bir kitapçıkta. Adayın çalışmadığı yerden sorduğunuz soruların cevapları sizi pozisyonu hak eden adaya götürür.

Peki yapılandırılmış mülakatlar ne olacak diye sorabilirsiniz. Kesinlikle gerekli durumlarda bu tür mülakatlara başvurulabilir. Ama sorular bir blogtan ya da kitapçıktan alınmamalı, kendi sorularınızı kendiniz yaratmalısınız ve mutlaka revize etmelisiniz. Çünkü gelişen teknoloji sayesinde sorularınızı bir forum sayfasında görebilirsiniz.

Kesinlikle yaratıcı olmalısınız ama her mülakat için yeni sorular bulmak için kendinizi yormanıza gerek yok. İlk başlarda dönemsel olarak sorularınızı revize edin daha sonrasını beyninize bırakın. Çünkü beyniniz o gerekli revizeleri otomatik olarak yapacaktır. Sizin yapmanız ise sadece notunuzu almak 😉

bekb16_Business