Her Mülakat Bir Tecrübedir

Blogları, kariyer dergilerini, gazetelerin İK eklerini okuyup notlar alıp hatta kendi kendinize sorular sormuş olabilirsiniz fakat mülakatlar asla okunduğu gibi olmuyor. Bu yüzden karşınıza çıkan mülakat fırsatlarını asla kaçırmayın.

Ülkemizdeki ekonomik şartları göz önüne alırsak yeni mezunların firma, sektör ve çalışma alanlarını seçmeleri lüks. Bu yüzden hedefleriniz dışında karşınıza çıkan mülakat fırsatları aslında sizi hedeflerinize bir adım daha yaklaştırabilir. İlk başlarda aldığınız notları uygulayamasanız dahi tecrübeniz arttıkça mülakat öncesi nasıl hazırlık yapılması ve sorulara nasıl cevap vermeniz gerektiğini deneyimleyerek öğreneceksiniz. “Tamam her şeyi öğrendim” dediğiniz anda ise kişilik envanterleri, şirkete/pozisyona özel olarak hazırlanmış sayısal/sözel sınavlarla bir odada baş başa bulacaksınız kendinizi. Kabusunuz kutucukları unutmayalım, lütfen daire dışına taşırmadan işaretleyin(!). Notlardaki tüyolar uygulandı, kutucuklar itina ile doldurulduktan sonra “bu sefer oldu” dediğiniz anda ise “let’s continue in english” 🙂

interview-checklist-large

Sonunda hedeflediğiniz pozisyonda çalışmaya başladığınız ve tecrübeniz arttığı için daha sık bir şekilde şirketlerin radarına girmeye başlıyorsunuz. İş sahibi olmanın verdiği güvenle de artık daha seçici davranıyorsunuz. Sonuçta her davete icabet edilmez. Sonunda gelecek planlarınız ile uyumlu bir davet aldığınızda yine masanın bir ucunda iş alım/ik uzmanı ile göz teması ile halinde dersinize çalışmış bir şekilde ilk sorunun gelmesini bekliyorsunuz. Klasikler, mesleki sorular, yeni stil birkaç yaratıcı sorudan sonra mülakat sizin için muhteşem olarak sonuçlanıyor. Ama içten içe soruyorsunuz “Bu kadar kolay mıydı?”. Soruları-cevapları analiz ettiğinizde fark ediyorsunuz ki çalıştığınız şirketteki ünvanınızın verdiği güç, yersiz öz güven ve ukalalığınız ile neredeyse bütün sorulara yanlış cevap vermişsiniz. Haydi, dön en başa!

Çaylaklık dönemini de atlattınız artık gerçekten bu işi biliyorsunuz. Hatta departman görüşmelerini bile yapar hale geldiniz. Uzun yıllar aynı firmada istikrarlı bir şekilde çalıştıktan sonra üst düzey bir pozisyon için danışmanlık firmasından görüşme daveti aldınız. Harika! Peki hiç danışmanlık firması ile görüştünüz mü? Hayır!

job_interview

Ayrıca İK’cılar için mülakatlar benchmarking ve networking fırsatıdır. Firmaların işe alım süreçlerini en iyi ya o firmada çalışarak öğrenirsiniz ya da aday olarak. İşe alım sürecini analiz ederek bile firmanın sahip olduğu İK profilini çıkarabilirsiniz. İşin bir de networking kısmı var ki ateşten gömlek. “Benimle şu pozisyon için görüşmüştünüz ama teklifte bulunmamıştınız” demeden kendinizi hatırlatmak için belli bir networking tecrübenizin olması lazım 😉

Sonuç olarak her mülakatı potansiyel iş olarak gördüğünüz gibi ders olduğunu da unutmayın;)

 

Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

Bu seferde masanın iki tarafında da bulunmuş birisi olarak mülakatlar ile ilgili birkaç tüyo vereceğim.

Mülakatçı kim?: Bir görüşme öncesi mutlaka şirket ve pozisyon ile ilgili araştırma yapılır ama mülakatçı hakkında araştırma yapılmaz. Halbuki arama motorlarını kullanarak aday kiminle görüşeceği hakkında bilgi toplayarak daha rahat bir görüşme gerçekleştirebilir. Tabii bunun için aday görüşme daveti aldığı sırada kiminle görüşeceğini öğrenmesi gerekmektedir.

Yalnız Gel: Bir Hollywood repliği olan “Come alone” mülakatlar içinde geçerlidir. Özellikle sanayi bölgelerindeki görüşmelere adaylar görüşmelere aileleri ya da arkadaşları aracılığı ile gelerek hem heyecanlarını azaltmayı hedefliyorlar hem de ulaşımı kolaylaştırıyorlar. Buraya kadar herhangi bir sıkıntı yok ama aday lobiye annesi babası ile girip sessiz sedasız babasının talimatlarını dinliyorsa ya da mülakata arkadaşı ile girmeye çalışıyorsa mülakat öncesi iyi bir imaj çizemeyeceğinizi belirtmekte fayda var. Şirkete yalnız gelemeseniz bile en azından mülakata tek başınıza girin!

Infinity-Time1Zaman: İK’cılar her zaman adayların mülakattan en az 15 dakika önce gelmesini isterler. Bunun öncelikli sebebi kendilerinin oluşturmuş oldukları programdan herhangi bir aksilik yaşanmamasıdır. Erken gelen aday her zaman geç gelene göre avantajlıdır. Çünkü sakin sakin lavaboya gidip üstüne başını kontrol eder, rahat rahat başvuru formunu doldurur, lobideki dergileri kurcalar, etraftaki insanlar ile iletişime geçerek daha görüşme başlamadan şirketin gözünde iyi bir imaj bırakır. Böylece aday ortama uyum sağlayarak heyecanını bir nebze bastırmış olur.

Giyim: Mülakat günü giyilecek kıyafet ile ilgili çok detaya girmeden şık ve mevsimine uygun rahat kıyafet seçilmesinin uygun olduğunu düşünüyorum. Özellikle yaz aylarının bunaltıcı bir şekilde sıcak geçtiği illerde bir mülakata takım elbise giyerek ilk başta olumlu bir imaj verebilirsiniz ama terleten sorular ile ilk başta rahatınız kaçar sonrasında da oluşturmuş olduğunuz o imaj buharlaşıp uçup gider.

Göz Teması: Mülakat öncesinde, sırasında ve sonrasında göz teması kurmaktan çekinmeyin fakat abartmayın. Çünkü “Oda da ilk dikkatinizi çeken neydi?” sorusuna “Gözleriniz” demek zorunda kalabilirsiniz 🙂

Beden Dili: Mülakat öncesinde beden dili ve önemi ile ilgili yazılar okumuş olabilirsiniz fakat mülakat sırasında elinizi koyacak yer bulamıyorsanız yer aramaktan vazgeçin. Çünkü bu sırada hem bedeninizin hem de dilinizin kontrolünü kaybederek senkronize olarak saçmalayabilirsiniz.

İkram: Mülakat öncesinde su, kahve gibi şeyler ikram edildiğinde nazikçe kabul edin. Çünkü ikram gelene kadar mülakat asla tam olarak başlamaz, biraz havadan sudan konuşarak mülakatçı ile samimi bir ortam kurabilirsiniz. Ayrıca uzayan görüşmelerde diliniz damağınız kuruduğunda ilk başta ikramı reddettiğiniz için pişman olabilirsiniz. Zor bir soru ile karşılaştığınız zaman da kahvenizden bir yudum alarak düşünmek için vakit kazabilirsiniz.

Heyecan : Eğer bir görüşme sırasında heyecanlananlardan iseniz görüşme başında sorulan ” Nasılsınız?” sorusuna “Biraz heyecanlıyım” diye cevaplayarak  ileride yapabileceğiniz ufak hataların göz ardı edilmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki heyecanlanmanız iyiye işarettir. Yeni bir şirket, pozisyon ve mesai arkadaşları için heyecanlanmıyorsanız “Ben neden bu görüşmedeyim?” diye kendi kendinize sormanızda fayda var.

Dinleyin: Görüşme boyunca görüşmeci soru sorar, aday soruları cevaplar. Fakat bazı tez canlı adaylar daha sorunun sonu gelmeden cevaplama eğilimi içinde olabiliyorlar. Genelde de bu sorular yanlış cevaplanıyor. Ayrıca duyamadığınız ya da anlayamadığınız bir soru olduğunda tekrarlanmasını rica edin. Unutmayın yanlış anladığınız soruyu asla doğru cevaplayamazsınız.

Espri: Görüşme sırasında yerinde espri yapmaktan çekinmeyin. Hem heyecanınız atarsınız hem de mülakatçı ile aranızda hoş bir diyaloğun oluşmasını sağlarsınız. Fakat görüşmeyi stand-up gösteriye çevirmek ya da yersiz espriler yapmak görüşmeci üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir. O yüzden tadında bırakın.

Doğallık: Pozisyonu kapabilmek için büründüğünüz karakter aynı zamanda işi kaybetmeniz için de ilk sebep olabilir. Bu yüzden görüşme boyunca doğal olmaya özen gösterin.

fb8b470277fd9148b7ed3ea77fa471bcProfesyonellik: Beyaz yaka adayların dilinden düşmeyen bir kavramdır “profesyonellik”. Fakat genelde bu profesyoneller (!) işe başladıktan sonra işlerine gelmeyen ilk durumda isyan bayrağını çekerler. Sonra İK’cının kafasında da “Hani profesyoneldik?” diye bir soru belirir. Yeni mezunları da unutmamak lazım, onlarda “profesyonel”. Sözün özü gerçek profesyoneller “Sonuçta hepimiz profesyoneliz” tarzında cümleler kurmazlar, sadece profesyonel davranırlar.

Hatırlatma: Görüşme sonrasında size verilen iletişim bilgilerini kullanarak arada kendinizi hatırlatmanız pozisyon ile ilgili ne kadar istekli olduğunuzu ortaya koyar. Ama burası çok hassas bir noktadır bu sebeple mülakatçı ile aranızdaki diyaloğu iyi analiz etmeniz şart yoksa ters tepebilir.

Doğaçlama: Bu okumuş olduğunuz yazı dahil diğer bloggerların yazmış olduğu yazılar, vermiş oldukları tüyolar sizin muhteşem bir görüşme geçirmenizin garantisi değildir. Yeri geldiğinde doğaçlama yapın 😉

Bir İK’cı Gözüyle CV

Bu yazımda aday ile iş arasından köprü görevi gören CV’lerin bir İnsan Kaynakları Uzmanı/İşe Alım Uzmanı tarafından nasıl incelendiğini anlatmaya çalışıp “Başvuruma neden geri dönülmedi?” sorusunu cevaplandırmaya çalışacağım.

Burada belirtmem gereken en önemli nokta her ne kadar prosedürler, standartlar olsa dahi CV inceleme yer yer göreceli bir süreçtir. Kimisi okula, önceki işyerlerine önem verirken kimisi de görev tanımlarına önem verir. Bu süreçteki öznelliği en iyi tecrübe absorbe edebilir.

Peki CV inceleme süreci nasıl başlar?

employers_large

1. Adım: Kriterlere göre aday havuzunda tarama yapılır. Bu aşamadaki aday taraması önceden belirlenmiş kriterlere göre yapılır. Böylelikle “spor olsun diye başvur butonuna tıklayanlar” elenmiş olur.

2. Adım: Güzel bir kahve ve müzik ile “hızlı bakış”. Adayların CV’lerini eşitlik çerçevesinde inceleyebilmek için ilk elemeden geçen aday CV’lerine hızlı bir şekilde göz atarak optimum sayıya ulaşmak için manuel bir eleme yöntemidir. Tecrübe arttıkça “hızlı bakış”a ayrılan süre azalır elenen aday sayısı artar. (Hızlı bakış ile ilgili J.T. O’Donnell’ın yazısını okumanızda da fayda var.)

3. Adım: Detaylı CV inceleme. En zor aşamadır. Çünkü “hızlı bakış” ile elenen adaylar olsa dahi işgücü piyasasındaki malum sıkıntılar sebebi ile bir sürü aday CV’si masa üstünden göz kırpmaktadır.

sprite 100

Ve CV’ler incelenmeye başlanır…

Aday CV’leri genellikle karşımıza kariyer portalı formatında ve word formatında çıkıyor. Fakat son dönemde ismini sıkça duyduğumuz infografik CV’leri de unutmamak lazım. İnfografik CV’ler görsel öğeler ve renkli grafiklerle desteklenmiş göz alıcı ve fark yaratıcı bir CV formatı olarak karşımıza çıkmasına rağmen daha bu formatı kullanan bir adayla karşılaşamadım. Fakat kendim için hazırladığım infografik CV’yi paylaştığımda hep olumlu geri dönüşler aldığımı belirtmem lazım. ResumUP, re.vu, vizualize.me, kinzaa.com gibi siteleri kullanarak kendi infografik CV’nizi oluşturabilirsiniz. Hatta tasarımınıza güveniyorsanız kendi infografik CV‘nizi  de tasarlayabilirsiniz.

Klasikleşen CV formatına gelecek olursak kariyer portallarının belirlemiş olduğu CV’lerdense word formatında olanları tercih ediyorum. Çünkü adaylar kariyer portalının sunmuş olduğu imkanlarını kullanarak bildiği-bilmediği her şeyi tıklama eğilimine sahip olduklarından kariyer portallarındaki CV’ler yalan yanlış bilgilerle oluşturulabiliyor. Bu sebeple ilk önce word formatındaki CV’leri incelemeyi tercih ediyorum. Ama genelde baktıklarım aynı şeyler:

1- Fotoğraf: Görüntü kalitesi düşük, yıllar öncesine ait, formal olmayan fotoğraflar özellikle beyaz yaka adaylarda olumsuz bir imaj oluşturuyor. Unutmayın ki görüntü kalitesi yüksek, güncel ve ciddi bir fotoğraf CV’nize ayrı bir profesyonellik katar.

2- Adres, telefon, e-posta vb.: Adres özellikle servis güzergahı sabit şirketlerde çalışanlar için önemli bir kriter, bu sebeple açık bir şekilde yazılmasında yarar var. Telefon numarası olarak ise şahsi numaranızı vermenizde yarar var. İş numaraları bazen farklı çalışanlara devredildiğinden sıkıntı yaşamamak için şahsi numaranın yazılması yaşanabilecek tatsızlıkların önüne geçer. Ayrıca birden fazla telefon numarası yazıp hiçbirinden ulaşılamayan adaylar var ki onları operatörlerin insafsızlığına bırakıyorum. Takma isimlerle alınmış olan e-posta adresleri  biz İKcı/İşe Alımcıların yüzünde tebessüm oluştursa da profesyonelce olanı adınız ve soyadınızdan oluşan sade bir e-posta adresi almak.

Social Media Logotype Background3- Sosyal Ağ Hesapları: Bazı adaylar sosyal  ağ hesaplarını da CV’lerine ekleyerek İK/işe alım uzmanlarına yardımcı olmak istiyorlar fakat bu sosyal ağ hesapları genele açık olmadığı zaman bizim bir işimize yaramıyor. Eğer hesaplarınız genele açık değil ise CV’nize hiç eklemeyin.

4- Dil Bilgisi: Hangi dilde yazılırsa yazılsın “dil bilgisi” önemli bir nokta. Ufak tefek noktalama hataları olabilir ama o noktaları birleştirdiğimizde karşımıza kocaman bir “HATA” çıkmamalı.

5- Ön Yazı: Ön yazıları mutlaka okurum. Fakat genelde manzara ya ajitasyon ya da kopyala-yapıştır. Hatta bazı adaylar “kopyala-yapıştır”a kendilerini o kadar kaptırıyorlar ki  katkı sağlayacakları(!) şirket ismini değiştirmeyi bile unutuyorlar.  Kendinizi samimi bir şekilde anlatan bir ön yazı yazın. Ajitasyondan uzak durun çünkü sizin durumunuzda olan bir sürü işsiz var farkınızı duruşunuz ile gösterin. Sakın internetten bulduğunuz ön yazıyı da kullanmayın çünkü İK/işe alım uzmanları o kadar çok ön yazı gördü ki hangi sitenin formatını kullandığınızı bile size söyleyebilir.

6- Eğitim Bilgileri: Eğitim bilgilerine yazmış olduklarınızın sizin iş hayatınızın temelini oluşturuğunu düşünecek olursak buraya yazacağınız her bilgi sizi işe bir adım daha yaklaştırabilir. Yapılan yanlışlar ise uzaklaştırabilir. Örneğin Eğitim hayatı diğerlerine göre biraz daha uzun süren arkadaşlar tarihi değiştirmeye çalışıyorlar ama imkansızı deniyorlar 🙂 Bunun yerine eğitim hayatınız boyunca gerçekleştirmiş olduğunuz projelerden ve başarılarınızdan bahsedin.

7-Seminer ve kurslar: Adayın iş hayatı ile ilgili aldığı eğitimler kadar farklı alanlarda aldığı eğitimlerde çok önemlidir. İş hayatı ile günlük hayat iç içe geçtiği için adayın farklı alanlarda aldığı eğitimleri iş hayatına uyarlaması ile önemli farklar yaratılabilir. Ayrıca adayın mezun olduğu bölüm ile başvurduğu pozisyon arasındaki uyumsuzluklar alınan eğitimler ile giderilebilmektedir. Bu yüzden adayın bu bölümü eksiksiz olarak doldurması önemlidir.

8- İş Deneyimi: Cv’nin en önemli bölümü iş deneyimleri olmasına rağmen bazı adaylar bu bölümü ya boş bırakıyor ya da özensiz bir şekilde hazırlıyor ve adayların çoğunluğu bu sebepten eleniyor. Halbuki adayın pozisyona uygunluğunun belirlenmesinde büyük bir öneme sahiptir. Bu önemi fark eden iki tip aday bulunmaktadır. Birincisi “kopyala-yapıştır çalışanlar”: Bu tip adaylar iş hayatında karşılaştıkları her sorunun cevabını arama moturunda bulup bulduklarını da kopyala-yapıştır yöntemi ile kendilerine mal etmektedirler. İkinci tip çalışanlar ise zaten en başından beri yaptığı için bilincinden olan ideal çalışanlardır. Bu adaylar gerçekleştirdikleri görevleri detaylı bir şekilde yazarlar. İkinci tip adaylara küçük bir ipucu: Her şeyi detaylı bir şekilde yazmayın, CV’nizi okuyan uzman biraz meraklansın, kafasında soru işaretleri oluşsun. “Bütçeyi nasıl belirlemiş?”, “Projeye sağladığı katkı ne?”,  “Kaç kişilik ekibi yönetmiş”, “Bu kadar işe ve hobiye nasıl vakit ayırmış?” gibi 😉

9- Hobiler: Eğer bir hobiniz yok ise boşu boşuna yazmayın çünkü yalan söylediğiniz hemen ortaya çıkıyor.

Örneğin; klasik “kitap yalanı”

-Ne tür kitaplar okursunuz?

-En çok satan listesindeki kitapları okurum.

-Bu ay listede yer alan 3 kitap söyleyebilir misiniz?

-???

RC Helikopter yalanı, extreme spor yalanı, Fransız sinemasını bilmeyen sinema sever yalanı vs. vs.

10-Referanslar: Referanslar mutlaka iş/okul hayatından olmalıdır. Özellikle adayın önceki iş yerlerindeki yöneticisinden almış olduğu referansın etkisi büyüktür. Ayrıca adayın referansları arasında akademisyenin olması da önemli. Okula sadece gezmek için mi gitmiş yoksa bilfiil katılım göstermiş mi bu referansı sayesinde daha net öğrenilebilir. Ayrıca üniversite-şirket işbirliğinin kurulabilmesi için akademik bağlarını koparmamış çalışanlar tercih edilmektedir.

Genel olarak baktığımızda CV hazırlamak ince işçilik isteyen bir süreç. Bu yüzden hemen Cv hazırlayıp başvurularda bulunmak yerine zamana yayıp genel geçer kurallara uygun olarak ilgi çekici bir CV hazırlamak yapılan başvurulara geri dönüşler almanızı epey kolaylaştırır.

Nerede O Cv’lerdeki Hobiler ?

Bir hobisi olmalı her insanın. Yani en azından bir tane olmalı fazlasına kimse itiraz etmez. Ve bu hobi sadece başvuru formlarında yazılmak için olmamalı. İnsan hobisi ile ilgilenirken kendini kaybetmeli; kitap okuyorsa kitabın içinde kaybolmalı bir masal kahramanı olmalı; yamaç paraşütü yapıyorsa bir kuş gibi süzülmeli masmavi gökyüzünde; yap-boz ise hobisi gün içerisinde 1000 parçaya bölünse dahi hedefi bir bütün olabilmek olmalı.

Hepimiz yoğun iş temposu içerisinde yapılması gereken görüşmelerden, hazırlanması gereken raporlara, toplantılara derken günün sonunda evdeki huzur dolu hayatımıza dönmeyi umut ederken finali trafik işkencesi ile yapıyoruz. Eğer ki günün sonunda ya da haftanın sonunda kendimizi rahatlatacak bir hobimiz yoksa içine girdiğimiz iş-ev-iş-ev kısır döngüsünden dostlar ile buluşarak çıkmaya çalıştığımızda kısır döngümüze sadece bir halka daha ekliyoruz; ev-iş-dostlar-ev-iş-dost….

Halbuki yeni bir şeyler katmalıyız hayatımıza; karting, dalgıçlık, aşçılık, balıkçılık, dağcılık, el işi, ahşap boyama vs. Kendimizi günün sonunda yenilememizi sağlayacak bir şey olmalı. Bu “yenileme” sürecinde hem kendimizi hem de network’umuzu geliştirebiliriz. İlla ki bir kaç dostunuz bir sürü arkadaşınız vardır ama yeni yüzlere yeni bakış açılarına kim hayır diyebilir ki ?

Benim hobim ile ilgili Cyclemon‘un yaptığı renkli çalışmaya göre ben bir Warrior’um, peki yaz siz?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ödüllü Şirketlerden Tüyolar

Güzel bir çarşamba günü Yaşar Üniversitesi Alsancak Kampüsü’nde Peryön İnsan Yönetimi 2012’de ödül alan firmalar Peryön Ege’nin organizasyonu ve sponsorların desteği ile ödül alan çalışmalarını katılımcılar ile samimi bir şekilde paylaştılar.

defactoDefacto İşe Alım ve Mutluluk Projesi: Işıl Gör ve Meltem Meral ilk önce Defacto’nun defactoakademi.com sitesi üzerinde oluşturmuş oldukları Defacto HR Online sistemi ile adayların mülakat daveti ile nasıl bir anda Defacto bünyesine dahil olduklarını anlattılar. Bu sistem sayesinde herkesin şikayet etmiş olduğu “geri dönüş” problemini çözmeleri özellikle adaylar için muhteşem. Ayrıca adayların onayı ile gerçekleşen “video mülakat” uygulaması ise üst yönetimin her adayı Dünya’nın neresinde olurlarsa olsun tanıma imkanına sahip olduklarından dolayı hoşuma gitti. Gerçekten ödülü hak eden bu uygulamanın kilit noktası İK bünyesinde bulunan “yazılımcı arkadaş”. Çünkü şirket bünyelerinde bulunan yazılımcılar birden fazla proje ile ilgilendiklerinden hem ortak dilin ve anlayışın oluşması zaman alıyor hem de projelere dağılan enerji yüzünden istenilen sonuç kısa sürede alınamıyor. Fakat Defacto İK’nın sahip olduğu bu “yazılımcı arkadaş” kesinlikle projenin gizli kahramanı. Daha sonra anlatılan Mutluluk Projesi ise yüzümüzün gülmesini sağladı. Çalışanların problemlerini istifa etmeden öğrenmeye amaçlayan bu projenin temel prensibi “7/24 %100 iletişim”. Burada da yine gizli kahraman “yazılımcı arkadaş” devreye gidiyor. Bütün mağaza çalışanlarına ulaşabilmesi içinde zaten teknolojik desteğe ihtiyaç var. Sunum sonrası bütün sorulara yanıtlayan Işıl ve Meral Hanım’ın sunumları gerçekten çok keyifliydi.

Viko-logo-sloganViko 360 Derece Performans Değerlendirme: Gülay Seki’nin dolu dolu yaptığı sunumda herkesin bildiği ama herkesin uygulayamadığı 360 Derece Performans Değerlendirme Sistemleri’ni anlatıldı. Bu sistemin kurulması sırasında benim en çok hoşuma giden noktalar ise:

  • Performans Değerlendirme Sisteminin İK Stratejik Planı içerisinde yer alması ve bu plana sadık kalınarak gerçekleştirilmesi. Konu ile ilgili çalışmaların temelinin 2001 yılında atılması ve günümüze kadar detaylı bir şekilde yapılandırması yönetimin sabrını ve desteğini göz önüne seriyor.
  • Sistemin kurulumdan sonra sabitlenmemesi ve değişen iş hayatı koşullarına göre revizyona açık olması da sistemin en önemli özelliğiydi.
  • Sistem kurulumunun yine online olması ve yazılımın “dış kaynak kullanımı” ile hazırlanarak performans değerlendirme sisteminin güvenirliliğinin en başta sağlanması.

Gülay Seki’nin sunumu ile 360 Derece Performans Değerlendirme Sistemi’nin kurulumunun ve uygulanmasının kitaplarda anlatıldığı kadar kolay olmadığını tekrar gördük.

turkcell_beyazTurkcell Çalışan Markası: Güzel bir öğle yemeği sonrası ise sahneye Özlem Demircan çıktı ve Turkcell’in gerçekleştirdiği projeleri tek tek anlattı ve bunları nasıl bir çatı altında birleştirip Turkcell çalışanlarına sunduklarına örneklerle bize gösterdi. Yıllardır en çok tercih edilen şirketlerden biri olan Turkcell’in bu ünvanı hak ettiği konusunda hem fikirdik. Hem fikir olduğumuz bir diğer konu ise yine “teknoloji”. Turkcell bu konuda diğer firmalara göre daha avantajlıydı. Bunu da gerçekleştirilen bütün projelere yansıtıyordu.

BorusanBorusan Akademi: Ford Otosan ve Akbank ekiplerinin iş programlarındaki yoğunluk nedeni ile programdan çekilmeleri üzerine son dakikada gelen daveti reddetmeyen Borusan ve Ece Yetişen Sun kesinlikle teşekkürü hak ediyor. Borusan Akademi’ye bakacak olursak çözüm ortağının Sabancı Üniversitesi olması konunun Borusan yönetimi açısından ne kadar ciddiye alındığını ilk bakışta belli ediyor. Borusan, Akademi’nin sağlıklı bir şekilde eğitim verebilmesi için gerekli olan bütün şirket bilgilerini de Sabancı Üniversitesi’nin akademisyenleri ile paylaşılmış olması  şirket için yararlı bir eğitim programı hazırlanmasını sağlıyor.

Pepsico Ödüllendirme: Pepsico Ödüllendirme Sistemini sadelik üzerine kurmuş. Düşük maliyetli ödüller ile çalışanlarını anında takdir eden sistemi anlatan Gülcay Güder son günlerde tıklanma rekoru kıran Pepsi Çorlu Fabrikası çalışanlarının hazırlamış olduğu videoyu bu çalışmaların meyvesi olduğunu belirtti.