Dikkat Yaz Geldi!

Küresel ısınmayı göz önünde bulundurursak artık bahar mevsimi sadece bir kaç gün sürecek ve hemen ardından yaz gelecek. Yazın eli kulağında!

İK’cılar tekrardan yıllık izin planlarını kontrol etmeye, tarih belirtmeyenleri rahatsız etmeye, İK Müdür’leri de diğer departman yöneticilerini uyarmaya başladı. Koca bir yılın yorgunluğunu atma zamanı artık geldi.

Hangi pozisyonda olursa olsun çalışanın mutlaka yıllık izne çıkması gereklidir. Yıllık izin yasal zorunluluktur, iş sözleşmesi fesh edilirken şirkete maliyet olur vs. vs. demeyeceğim. Yıllık izne çıkılmalıdır çünkü bu bir zorunlu ihtiyaçtır. Eğer mümkün ise hem yazın hem de kışın bu zorunlu ihtiyacın giderilmesi gereklidir.

Yıl içerisinde tutturulmaya çalışılan hedefler, fesh edilen sözleşmeler, müdürün kaprisleri, mesai arkadaşının nazı, kaçırılan uçaklar, kar kış kıyamet derken, aile işleri, gönül işleri, evin taksidi, arabanın lastiği….. yıl boyunca uyumadığımız her an kafamızda mutlaka bir sorunlar/çözümler yumağı var. Hatta bu sorunlar bazılarımızın uykusunu kaçırabilecek boyutta.

Uykularınızın kaçmaması,işe giderken “ayaklarımızın geri geri” gitmemesi, sevdiğimiz işimizden nefret etmemiz, aile ve sosyal ilişkilerimizin yıpranmaması için mutlaka yıllık izne çıkınız ve astlarınınızında çıkmasını sağlayınız.

yaz tatili

23 NİSAN

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Yılı ve/veya kaçıncı kez kutlandığı fark etmez çünkü ilelebet bu bayram kutlanacaktır. Bu vesile ile İstiklal Marşımızın tamımını okumakta yarar var.

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

430196_357141427720689_2059780177_n

Görünmez Lider Zen Master Phil Jackson

NBA All-Star 2013 Haftasonu’nda arkadaşımın kütüphanesine göz gezdirirken yanıma gelip ” Bu kitabı okumalısın” dedikten sonra “Kutsal Çemberler” adlı kitabı raftan çekip bana verdi. Kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu. Fakat Phil Jackson‘ı NBA’in En Çok Şampiyonluk Yaşayan Koçu, NBA’in En İyi Koçu ünvanları ile biliyordum ve okumaya başladım. Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Bu yüzden kitap ile bilgi vermek yerine okuyarak cevabını bulabileceğiniz soruları yazacağım.

  • Liderlik doğuştan mı gelir yoksa öğrenilebilir mi?
  • Liderlerin özel hayat/iş hayatı dengesi nasıldır?
  • Aynı takımda 2 lider olabilir mi?
  • Herkesin “the man”* olmak istediği yerde bütün takım bundan nasıl vazgeçirilir?
  • Bütün dünya sizi ve takımınızı izlerken nasıl konsantre olursunuz?
  • Herkesin karşı çıktığı bir yöntem ile nasıl takım olunur, şampiyonluklar alınır?
  • Oyuncular şampiyonluklar sonucu diğer takımlardan gelen teklifleri neden reddetti? Liderin bu duruma etkisi?
  • M. Jordan gibi bir yıldız takımı bıraktığında takım üzerindeki etkisi ne oldu?
  • D. Rodman gibi yetenekli ama aynı zamanda sorunlu bir oyuncu nasıl bir takım üyesi haline getirildi?

phil-jackson-0208-deP. Jackson’ın lakabı neden “Zen Master”dır? Cevabını verebileceğim tek soru “P. Jackson’ın lakabı neden “Zen Master”dır?”

P. Jackson, Katı Katolik bir çocuk olarak yetişmesine rağmen mistik inançlara ilgi duymuş, araştırmış ve bunları benimsemiştir. Budist rahipler ile görüşmüş, Kızıldereli kabileleri ile vakit geçirmiş ve Zen Öğretilerini benimsemiştir. Oyuncularına meditasyon tekniklerini öğretmesi ve takım olarak meditasyon yapmaları ve soyunma odalarını tütsü vb. çeşitli ritüeller ile kutsaması sonucu Zen Master lakabını almıştır.

İş hayatı ile çok rahatlıkla paralellik kurabileceğiniz gerçek bir lider-takım kitabı olarak kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap.

*Esas oyuncu

Müzik Dinlemek Lazım

fa-anahtari_26031_mHer ne kadar müzik ruhumuzun gıdası olsa da biz genelde gıda zehirlenmesi yaşıyoruz. Sabah korna sesleri, servis şoförünün zevkine göre bir radyo, telefonların muhteşem(!) bekletme müzikleri, ofis insanlarının masalarına bıraktıkları telefonların melodileri, diğer ofis araçlarının çıkarmış oldukları seslerin toplamında gıdamızı alıyoruz ama sonunda zehirleniyoruz.

Ne yazık ki bazı işletmelerin müzik dinleme(me) ile ilgili çok katı kuralları var. Bu kuralları koyanların müziğin ne kadar önemli bir motivasyon aracı olduğunu bilmedikleri ortada. Halbuki işletmelerin bu melodik motivasyon aracına hiç müdahale etmemeleri gereklidir. Çünkü çalışanların içinde bulundukları yoğun iş hayatı içerisinde ufak kaçamaklara ihtiyacı vardır, en sevdiği şarkının bir anda kulağına gelmesi gibi 5 dk.’lık kaçamaklara. Yoğun bir iş temposu içerisinde koridorun ucundan gelen o melodi ile yüzü güler, bir anlığına iş stresinden sıyrılır.  İsterseniz 2 adet konser bileti verin, o 2 saatlik müzik şöleni 5 dk.’lık şarkının yerini tutamaz.

Tabii ki işyerinde son ses istediğimiz her şeyi de dinleyemeyiz. Dinlediğimiz şarkının çalışmamızı olumlu yönde etkilemesi gerekmektedir.

musicspread

Bu konu ile ilgili olarak yapılan araştırmalar sonucunda;

  • Seçtiğimiz müzik ile daha iyi odaklanılabildiği,
  • Seçtiğimiz müziğin çalışma tempomuzu arttırdığı,
  • Seçtiğimiz müzik ile kendi  tarzımızı oluşturup yaratıcılığımızı etkilediğini,
  • Ayrıca açık ofis çalışanlarının bazı durumlarda o gürültülü ortamdan uzaklaşabilmek için müzik dinlediklerini ortaya koymuştur.

Şirketlerde Mizah

Mizah hayatımızın olmazsa olmaz bir parçasıdır.

Peki takım elbiseler içerisinde toplantıdan toplantıya koşturan beyaz yakalılar, tulumları içerisinde üretim sahasında çalışan işçiler günlerinin büyük çoğunluğunu geçirdiği ofislerde mizahsız mı yaşıyor? Tabii ki hayır. Ama bunun dengesinin kesinlikle iyi bir şekilde kurulması gerekir. Çünkü kantarın topuzu kaçtı mı işte o zaman huzursuzluk ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bence burada en önemli rol departman yöneticisine düşmektedir. Asıl işi “işi yönetmek” gibi görünse de yönetici aslında “insanları yönetir”. Bu durumda da iş dolaylı olarak yönetilir ve sonuçlandırılır.

Her işletme sıcak bir çalışma ortamı kurarak “işgören bağlılığı”nı arttırma çabasındadır. Bu aidiyet duygusunu kazandırmanın en iyi yollarından birisi de bence mizahtır. Çünkü insanlar sohbet etmeyi, eğlenmeyi  ve gülmeyi severler ve böyle sıcak bir ortamı bulan bir çalışan kolay kolay çalıştığı yerden ayrılmak istemez. Tabii ki çalışanın örgütsel bağlılığını etkileyen diğer unsurlarda bulunmaktadır ama mizah kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

Şirketlerde mizaha nasıl yer verilir ve nasıl yönetilir? Bu soruların cevabını etkileyen iki önemli unsur bulunmaktadır. Birincisi örgüt kültürü ikincisi ise yöneticinin bakış açısıdır. Mizaha olumlu bir şekilde yaklaşan bir örgüt kültürünün bulunduğu şirkette bir de yönetici bu konuda anlayışlı ise gerçekten bir çalışan için keyifli bir çalışma ortamı yaratılmış olur. Ama yine de birkaç tüyo vermekte yarar var.

– İş arkadaşlarınızın aldığı ve/veya yolladığı karikatürlere göz atıp sizde okuyun ve gülün.

– Her ortamda her ofiste mutlaka komik birileri mutlaka vardır. Bırakın esprilerini yapsınlar.

– Espri ve/veya şaka yaparken sadece ofisten bir kişiye yüklenmeyin.

– İş arkadaşınız size şaka yaptığında mızıkçılık yapmayın ve sadece anın tadını çıkarın, gülün.

– Eşek şakaları çok risklidir. En iyisi hiç yapmamaktır.

– Yöneticilerde mutlaka ofisteki mizahın içerisinde olmalıdır.

– Kesinlikle dozunda bırakılmalı ve iş-mizah dengesi iyi kurulmalıdır.

–  Fıkra anlatmayı beceremiyorsanız kesinlikle anlatmayınız. Aksi takdirde şirkette “fıkrasına gülünmeyen adam” olmanız kaçınılmazdır.