Taze Yöneticiler İçin Tavsiyeler

Kartvizitte yazıldığı gibi yönetici olunmuyor ve hakkını vermek ise olmaktan daha zor. İşte bu yüzden birkaç naçizane tavsiye:

  • Toplantılarda yanınıza dizüstü bilgisayarınızı götürün: Sonu gelmeyen, strateji ile başlayan balık muhabbetine oradan çocukların yaptığı sevimliliklere varabilen toplantılarda yanınıza mutlaka bir köşede sessiz sedasız işinizi yapabilmek için bilgisayarınızı yanınıza almanızda fayda var.
  • Cin olmadan adam çarpmayın: Dünün uzmanı bugünün yöneticisi olduğunuzu unutmayın. İş hayatında belli bir tecrübeniz olsa dahi yöneticilikte yenisiniz. Unvanın süsüne kanıp rezil olmayın.
  • Operasyona yabancı olmayın: Yönetici olup dün yaptığınız işlere burun kıvırmayın. Ekibinizin yaptığı işe destek olmak hafızanızı tazeler ve ekibinizle olan ilişkilerinizi kuvvetlendirir.
  • Takipçi olun ve detaylara dokunun: İşinizin uzmanı iken ekibin yöneticisi olduğunuz için artık farklı alanlarda daha çok iş ile ilgilenmeniz gerekecek. Bu sebeple her bir işi ayrı ayrı takip edip önemli detaylara dokunmayı unutmayın.
  • Kişisel gelişimde çıtayı yükseltin: Mesleki ve kişisel gelişim sayesinde belli bir noktaya gelmiş olabilirsiniz ancak pozisyonla beraber beklentilerde yükseldi. Bu beklentileri karşılayabilmek için sormaya, araştırmaya ve öğrenmeye devam.
  • Tecrübelerden faydalanmayı ihmal etmeyin: Yönetici olmanız her şeyi bildiğiniz anlamına gelmez. Her alanda tecrübeden faydalanın, stajyerinkinden bile.
  • Ekip olmayı unutmayın: Başarı olduğunda ekibin başarısı, hata olduğunda sizin hatanız olduğunu kabul edin. Bu yüzden başarmak için ekip olmak şart.
  • İş ortamındaki sosyalliği devam ettirin: İş çıkışı buluştuğunuz arkadaşlarınızın yönetici olmanız bu durumu değiştirmemeli. Her zaman olmasa da ara ara bir araya gelmek sohbet etmek tahmin etmediğiniz bilgilerin size gelmesi sağlar. Ancak hangi bilgiyi karşı tarafa vereceğinizi ve vermeyeceğiniz iyi belirlememiz lazım.
  • İş aranma: Yeni unvanın cazibesine kapılıp hemen iş arayışına girmeyin. Çünkü hala toy bir yöneticisiniz ve öğrenmeniz gereken çok şey var. Deplasman maçlarınız seviyorsanız bir tık uzağınızda.

Bağıran Yöneticiler

İş hayatında hepimizin karşısına çıkabilecek bir yöneticidir “bağıran yönetici”.  Bu tip yöneticiler her zaman sinirlidir. Fırça atmak onun için bir yönetim stilidir. Kimilerine göre iş bitirendir ama aslında kendini bitirendir. Bağıran bir yöneticinin olası “beş kaybı”:

Huzur: Özellikle yeni göreve gelen ya da atanan yönetici otorite kurmak için durmadan sağa sola bağırırken bölüm içersinde oluşmuş ahenge ağır bir darbe indirir. Sonrası yaprak dökümü…

Takım ruhu: Huzur ortamını kaybeden bölüm çalışanları artık bir bütün olmak yerine bireysel hareket etmeye karar vererek günü en az hasarla atlatmaya odaklanabilir. Bağırarak ekibi bir arada tutma çabaları ise yangına körükle gitmekten başka bir şey değildir.

Destek: Bağıran yönetici ya bütün çalışanları karşısına alır ya da birkaçını ama mutlaka sert bir muhalefetle karşı karşıya kalır. Mantıklı konuştuğu zamanlarda bile bağıran bir yönetici olduğundan sindiremediği kişileri hep karşısında bulabilir.

Lütfen: Bağıran yönetici için “lütfen” kelimesi anlamını yitirir. Bağıran yöneticinin “rica ettiği” bir şeyin yapılması neredeyse imkansıza yakındır.

Yaratıcı düşünce: Şirketlerin global rekabet ortamında en önemli avantajları olan “yaratıcı düşünce”nin katilidir bağıran yönetici.

Çevrenizde illa ki böyle bir yönetici profili vardır. Ne yazık ki soyları tükenmedi ve onları iş bitirici olarak görenler olduğu sürece de iş hayatında olmaya devam edecekler.

launching-creative-I-dont-know-what-were-yelling-about-2fb4a1g

LEGO’dan Liderlik Dersleri

sculptureSizlere bu sefer Nurşen Agathe Ergün‘ün n-vision‘da paylaşmış olduğu bir J. Kotter makalesi olan “Leadership Lessons From LEGO” aktarmak istedim. Çünkü liderlik her dönemin konusu olduğu gibi LEGO’da her dönemin oyuncağı 🙂

Ken Perlman, liderlik değişimi eğitimi vermektedir ve iki kız babasıdır. Kızları ile karmaşık LEGO seti inşa ederken, müşterisi ile paralellik yaşar; müşterilerinin de organizasyonlarına, aşkla değişim liderliği ederken  duyduğu tatminle aynı olduğunu fark eder. Aşkla değişimin prensiplerinin, yüzlerce ya da binlerce kişi çalıştıranlarla aynı olduğunu da ekliyor. Ken Perlman’ın LEGO’dan liderlik dersleri şöyle:

Ders #1: Başarının neye benzediği ile başlayın.

LEGO, kutunun üzerindeki ürün resmini tam olarak sağlar. Harika görünür. Üzerinde, parça sayısı, adımların sayısı vb. belirtilir. Satın almadan önce sonuca aşık olursunuz. Seti aldıktan sonra, projenin  sonuna doğru birkaç adım uzakta olduğunuzu hissedersiniz. Çünkü başarının neye benzediğini bilirsiniz. Harika görünüyordur. Çoğu zaman yöneticiler karar almak için bitmiş ürünün resminin etrafında ivme yaratmak yerine bugünden gerekli zor ve zaman alıcı stratejileri ana hatları ile çizerler.

Ders #2: Değiştirilebilir parçaları düşünün.

Nadiren olsa da LEGO’da eksik blok olabilir.

Bu zorluklar, kızlarımı durma hali yerine yenilik haline koyar. Kızlarım kendi kovalarından bizim ihtiyacımız olan yedek parçaları çıkarırlar ve binaları uzak tutarız.

Meslektaşlarımız “Bu çalışmaz çünkü” ya da “Biz bunu zaten denemedik mi?” diye kaç defa söylemişlerdir. Bu bahaneler ara sıra da olsa, tekrarlanmayan eski hatalara harcadığımız zamanı bize kazandırabilmesine rağmen, geriye dönüp hangi parçaların (dersler, öğrenme, başarılar vs.) yeniden uygulanabilirliğini görmek sıra dışı olmaktadır. Çoğu zaman insanlar, araçlar, kaynaklar ve dersler toplanma için vardır, biz nadiren kovalardakileri almak için geri döneriz.

Ders #3: Talimatlar sadece çok faydalıdır.

Talimatlar genellikle önemlidir. Ama çok basit bir şekilde hangi yuvarlak kancanın hangi kare deliğine gideceğini söyleyemediğiniz durumlar vardır. Halbuki ben kızgın bir şekilde başka bir görüntü elde etmek için talimatları evirip çevirirken kızlarım sadece yapabileceklerinin en iyisini ortaya koyuyorlar. Kızlarım, “çalışıp çalışmadığını görmek için deneyelim” derler. Bu korkusuz deney, yeniliğin hızlandırılması için kritik bir unsurdur. Olabilecek en kötü şey ne olabilir? LEGO’larla bunun sonuçları sıfırdır. Birçok iş ve kuruluşlarda, bunlar gerçek risklerdir. Çok sık olmamakla birlikte, ana risktir, beklenmedik sonuçlar değil ancak riskleri yanlış görüyor olmaktadır.

Korkuyu ortadan kaldırmak hızlı döngüleri yineleme yeteneğimizi arttırır. Deneyen, öğrenen ve insanı teşvik etmek ve mükafatlandırma liderlik için anahtardır.

Ders #4: Birçok insan bir arada çalışırken daha eğlenceli.

Kendi başınıza LEGO projesinde çalışmak harika bir şey. Ancak deneyimleri kızlarımla (veya onlar deneyimlerini benimle paylaşırken) paylaşmak çok daha eğlenceli. Müşterilerimin bir saat için 100 gönüllü kişiyi, bir kişi için 100 boş zamanı bulmaktan kolay hallederler. Farklı insanlar, bakış açıları ve deneyimleri ile işbirliği yapılmasını sağlar. Her gönüllü farklı güçlü yönler getirerek, yeniliğin daha hızlı, ileri ve özgür çıkmasını sağlar.

Ders #5: Nihai ürün kalitesi hayal girdisine dayanmaktadır. 

Ben büyürken LEGO’da birkaç özel parça; belki tekerlek ya da ön cam. Bugün çok sayıda belirli kurulum parçaları (örneğin; araçlar, çevrilebilen kokpitler, silah atarlar) var. Ancak kızlarım halen bazı değişiklikler yapıyorlar ya da onların kelimeleriyle “geliştirmeler”. Kızımın inşa ettiği LEGO motosiklet parke merdivenlerden indirirken yıkılmıştı.. Moralini bozmak yerine, o bir fırsat görüp; “Şimdi ben, daha nasıl iyi yapabilirim” dedi. “Benim isteğime göre hızlı gitmesine rağmen çok ağır oldu”. Motosikleti bozdu, tekrar yaptı, dışarı çıkardı ve tekrar başlattı. Günün sonunda üreticisinin hayaline ulaştı.

Bir lider olarak, çalışanlarınızın uzun ölçekli değişim deneyimlerinin nasıl olması gerektiğinin havasını belirlersiniz. Siz, seçilmiş, korkusuz (ama bilgili), yenilik ve tecrübe sağlamış olabilir veya “biz bunu nasıl yapmalıyız” diye söyleyen talimat kitapları tutan biri olabilirsiniz. Seçim size ait….

_LEGO_V8_Engine_1

Yazının orjinali için tıklayınız.

Simon Sinek – İlham Veren Liderler

Simon Sinek, ilham veren liderleri anlatırken hep “niçin” sorusunu soruyor?

Niçin insanlar bir ürünü alırlar?

Niçin insanlar sizin için çalışırlar?

Niçin insanlar bir konuşma için 8 saatlik yolculuk yaparlar?

Bu sorunların cevaplarını ise Apple, Martin Luther King ve Wright Kardeşler ile veriyor.

Liderin Takım Çantası – Cem Kozlu

zBK344367HF838_250İlk basımı Mayıs 2009’da yapılan Liderin Takım Çantası Liderin Takım Çantası Cem Kozlu’nun iş hayatı boyunca deneyimlediklerini bizlerle paylaştığı samimi bir eser.

İki bölümden oluşan bu kitapta Cem Kozlu yer yer “flashback”ler yaparak aldığı doğru ve yanlış (!) kararlarını bize anlatıyor. Öz eleştirilere dahi yer verdiği bu bölümlerde yaptığı hataları içtenlikle anlatarak aynı hataları okuyucularının da  yapmamasını temenni ediyor.

Ayrıca kitap sayesinde sadece Cem Kozlu’nun iş tecrübelerine değil beraber çalıştığı Jack Welch, Muhtar Kent, Ed Harness gibi uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticilerinin tecrübelerinde de faydalanma fırsatınız oluyor.

Elinize aldığınız vakit bitirebileceğiniz güzel ve deneyimlerle dolu bir eser, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

23 NİSAN

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Yılı ve/veya kaçıncı kez kutlandığı fark etmez çünkü ilelebet bu bayram kutlanacaktır. Bu vesile ile İstiklal Marşımızın tamımını okumakta yarar var.

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

430196_357141427720689_2059780177_n

Görünmez Lider Zen Master Phil Jackson

NBA All-Star 2013 Haftasonu’nda arkadaşımın kütüphanesine göz gezdirirken yanıma gelip ” Bu kitabı okumalısın” dedikten sonra “Kutsal Çemberler” adlı kitabı raftan çekip bana verdi. Kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu. Fakat Phil Jackson‘ı NBA’in En Çok Şampiyonluk Yaşayan Koçu, NBA’in En İyi Koçu ünvanları ile biliyordum ve okumaya başladım. Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Bu yüzden kitap ile bilgi vermek yerine okuyarak cevabını bulabileceğiniz soruları yazacağım.

  • Liderlik doğuştan mı gelir yoksa öğrenilebilir mi?
  • Liderlerin özel hayat/iş hayatı dengesi nasıldır?
  • Aynı takımda 2 lider olabilir mi?
  • Herkesin “the man”* olmak istediği yerde bütün takım bundan nasıl vazgeçirilir?
  • Bütün dünya sizi ve takımınızı izlerken nasıl konsantre olursunuz?
  • Herkesin karşı çıktığı bir yöntem ile nasıl takım olunur, şampiyonluklar alınır?
  • Oyuncular şampiyonluklar sonucu diğer takımlardan gelen teklifleri neden reddetti? Liderin bu duruma etkisi?
  • M. Jordan gibi bir yıldız takımı bıraktığında takım üzerindeki etkisi ne oldu?
  • D. Rodman gibi yetenekli ama aynı zamanda sorunlu bir oyuncu nasıl bir takım üyesi haline getirildi?

phil-jackson-0208-deP. Jackson’ın lakabı neden “Zen Master”dır? Cevabını verebileceğim tek soru “P. Jackson’ın lakabı neden “Zen Master”dır?”

P. Jackson, Katı Katolik bir çocuk olarak yetişmesine rağmen mistik inançlara ilgi duymuş, araştırmış ve bunları benimsemiştir. Budist rahipler ile görüşmüş, Kızıldereli kabileleri ile vakit geçirmiş ve Zen Öğretilerini benimsemiştir. Oyuncularına meditasyon tekniklerini öğretmesi ve takım olarak meditasyon yapmaları ve soyunma odalarını tütsü vb. çeşitli ritüeller ile kutsaması sonucu Zen Master lakabını almıştır.

İş hayatı ile çok rahatlıkla paralellik kurabileceğiniz gerçek bir lider-takım kitabı olarak kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap.

*Esas oyuncu