Yaşanılası Ofis: turkticaret.net

turkticaret.net‘in Bursa Ulutek’te bulunan ofisini ve benzer ofisleri “yaşanılası ofisler” olarak adlandırmayı tercih ediyorum. Klasik ofisler sadece çalışmak için tasarlanırken “yaşanılası ofisler”de çalışmaktan daha fazlasını yapabilirsiniz. turkticaret.net‘in ofisi de bunun Türkiye’deki nadir örneklerinden biri. Resimlerini bol bol gördüğümüz bu yaşanılası ofisi ziyaret etmek için güneşli bir cumartesi günü İK Bloggerlar’ı olarak Bursa’ya çıkarma yaptık(!)

Ofis tasarlanırken Dünya üzerindeki benzer ofislerin incelendiğini Eğitim Koordinatörü Birgül Hanım açık yüreklilikle söylüyor ve ekliyor “….. ama kopyalamadık”. Dediğinde de haklı Bursa motiflerini barındıran iki bin metrekarelik alanda doğu-batı sentezi hakim. Teleferik, tekne ve koza gibi konsept toplantı odalarının bulunduğu turkticaret.net’te her bölüm kendi tematik ofisine sahip. Farklı noktalarda bulunan sosyal alanlar, masaj koltukları, spor salonu vb. imkanlar ile bir çalışan bu ofiste rahatlıkla yaşayabilir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Birgül Hanım ile yaptığımız sohbet sırasında ne yazık ki Alper Bey’in “verimlilik” üzerine sorduğu sorunun cevabının beni pek tatmin etmediğini belirtmem gerek. Belki de kendilerinin belirttiği gibi on ay gibi kısa süre içerisinde hem ofisin inşaatı ile ilgilenmek hem de akademik çalışmaların yürütülmesini koordine etmek yazıldığı kolay değildi. Bir de bunların üstüne günlük iş yükü binince “öncesi-sonrası” şeklinde bir karşılaştırma yapmak imkansız hale gelmiş olabilir. Fakat ofisin inşaatı bittiğine göre turkticaret.net kapılarını akademisyenlere açarak yaşanılası ofislerin bağlılık, motivasyon, performans ve mutluluk gibi konulardaki etkilerinin ortaya konulmasına yardımcı olabilirler. Ayrıca turkticaret.net CEO’su Murat Bey’in belirttiği gibi düşük turnover’ın olduğu böyle bir şirkette zamana yayılmış güzel akademik çalışmalar da yapılabilir.

Diğer önemli bir konu ise müzik. Belki kendimi masaj koltuğuna kendimi emanet ettiğim süre zarfında bu konu konuşulmuştur ama ben ofisin her noktasında duyulan bir müzik işitmedim. Şöyle arka fonda çalan güzel bir şarkı ve işte sana motivasyon!

Nazik davetleri için tekrardan Seyhan Koçak’a, Birgül Yanıklar’a ve Murat Yanıklar’a teşekkürler.

Bir İK’cı Gözüyle Kariyer Günler – II

Bir İK’cı Gözüyle Kariyer Günleri – I’de kariyer günlerini öğrenciler için ele almışken bu sefer etkinliğin diğer tarafı olan firmalar ve firma temsilcileri için ele alıp nacizane birkaç tavsiyede bulunacağım.

  • Kariyer Günleri, İK’cıların ofisten uzaklaşıp öğrencilik yıllarına döndükleri bir etkinlik değil aksine ofiste işlerin üst üste yığıldığı bir gündür. Bu yüzden davet edildiğiniz etkinliğin firmanıza fayda sağlayıp sağlamadığını değerlendikten sonra katılmakta fayda var.
  • Bütün gün seminer, panel vb. aktivitelerin olduğu kariyer günlerine de mesafeli yaklaşmakta fayda var. Bu tür aktiviteler genelde öğrencileri kariyer günlerine çekmek için programa eklenir ama organizasyon komitesi bi’ noktadan sonra kontrolü kaybedip kariyer günlerini “nasihat günlerine” çevirebilir.
  • Firmanın faaliyet gösterdiği sektör ile ilinti olan kariyer günlerine katılmak boş pozisyon olmasa dahi hem aday havuzunu genişletmek hem de firmayı tanıtmak için mükemmel bir fırsattır.
  • Standınızın konumunun önemli olduğunu sakın unutmayın. Standın konumuna bağlı olarak ya sinek avlarsınız ya da başınızı kaşıyacak yer bulamazsınız.
  • Kiraladığınız stand alanını etkinlik öncesi ziyaret ederek yerleşimin düzgün bir şekilde yapılmasını ve eksiklerin giderilmesini sağlamalısınız.
  • Standınız geniş bir alana sahipse mini mülakatların yapılabileceği ortamlar yaratmanız size avantaj sağlayacaktır.
  • Başvuru formu, kalem, kartvizit vb. şeylerden yanınızda bol bol bulundun. Yoksa üniversite fotokopi ile özlem giderebilirsiniz :]
  • Öğrencilerin firmanızı daha iyi tanıyabilmesi için bu türler aktivitelere özel ayrı bir broşür hazırlayın. Özellikle niş pazarda faaliyet gösteren bir firmayı temsil ediyor ve öğrencilere yönelik bir broşürünüz yok ise en azından satış pazarlama bölümünün kullandığı kataloglardan faydalanabilirsiniz.
  • Son tüketiciye ulaşan ürünler imal eden bir firmayı temsil ediyorsanız standınızda bunları sergilemeniz ve/veya öğrencilere ikram etmeniz standınıza gelen öğrencileri ciddi bir şekilde etkileyecektir. Örneğin, elektronik firması olarak tablet, telefon vb. ürünleri standınıza koyabilir; gıda firması olarak ürettiğiniz meyve sularını katılımcılara dağıtabilirsiniz.
  • Firma temsilcilerinin en büyük yakındıkları nokta öğrencilerin kantinden kopamamaları olduğu için bu alanlarda organizasyon komitesinin etkin duyurular yapması teşvik edilmelidir.
  • Öğrencilerin katılımlarının artması için çekilişlerle küçük hediyeler dağıtılabilir (Şirket gezisi, cv hazırlama ve mülakat, koçluk hizmeti vb).
  • Kariyer günlerinde firmanızın temsilini asla host/hosteslere bırakmayın. Kariyer günlerine İK bölümü olarak çıkartma yapmaktan asla çekinmeyin. Firmanın farklı bölümlerinde çalışanların kısa süreli de olsa firmayı temsil etmesi öğrencilerin ilgilisini çekecektir. Örneğin, makine imal eden bir firmanın makine mühendisleri ile de temsil edilmesi öğrencilerin ilgilisini çekecek bir unsurdur.
  • Birkaç gün içerisinden yüzlerce cv’yi aday havuzunuza ekleyebilirsiniz. Ancak aynı oranda geri bildirim sağlayabilmeniz mümkün değil. Bu yüzden umut tacirliği yapmayın ve adaya karşı net olun.

Kişisel Pozitif Yönetim

Pozitif Yönetim ne yazık ki iş hayatında her şirkette mümkün olmuyor. Fakat kendiniz için iş hayatında kendiniz için pozitif bir bakış açısı oluşturmanı mümkün

Ulaşım: Mümkünse eviniz ile işiniz arasındaki mesafe yürüme mesafesinde olsun. Mümkün değilse yolda geçirdiğiniz vakti iyi bir şekilde değerlendirin. Arabesk kültürün sabahın 7’inde üzerinize çökmesine asla izin vermeyin. “Batsın bu dünya” ile başladığınız günün nasıl iyi geçmesini beklersiniz ki?

Erkenci Olun: Son dakika işte olup her şeye balıklama dalmak yerine ofise erkenden gidip işinize odaklanın.

E-postalar: Akşam gelen e-postaları kontrol etmek yerine işinize odaklanın. Periyodik aralıkla işinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

Zamanı etkin kullanın: Zaman yönetmek için çabalamayın, sadece etkin kullanmaya odaklanın. Üst üste gelen işleri önem sırasına sokun, sıralama sırasında bocaladığınız anlarda yöneticilerinizden destek alın. Sonuçta yöneticiler yönetmek için değil yönlendirmek için oradalar.

Plan yapın: Ofisten çıkarken yarının planını belirleyin ve sabahtan itibaren plana uygun hareket etmeyi ihmal etmeyin. Gün içerisinde ulaşılabilir hedefler belirlemeyi ve bonus görevler için zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Mola verin: 45 dakikada bir masa başından kalkmanız gerektiğini yöneticiniz anlamıyorsa kendiniz için 45 dakikada bir bahane üretin: evrak bırakmaya, adayı karşılamaya, su almaya gidin. Masanıza 1 litre su koyarak kendinizi masaya zincirlediğinizin farkında değil misiniz?

Toplantılar: Kısa ve çözüm odaklı toplantılar ne yazık ki bizim için hep hayaldir. O yüzden toplantı gereksiz bir şekilde vaktinizi alıyorsa kalkmak için kendinize uygun bir fırsat yaratın.

Spor yapın: Bahaneleri bir köşeye bırakın ve spor yapın. Öyle yıllık üye aidatını ödeyip 1 ay gitmediğiniz spor salonunu kast etmiyorum. Halı saha futbol, basketbol, tenis, doğa yürüyüşü gibi insanlarla da etkileşim içinde olabileceğiniz bir spor dalını kast ediyorum. Küçük bir ipucu: 10 dakika içinde evden çantanızı alıp çıkmazsanız o akşam spor yapmanız imkansız. Bu yüzden ya işten direk spora geçin ya da 10 dakika içinde çantanızı kapıp evden çıkın.

Kontrolü kaybetmeyin: Gün içerisinde bazen işi yetiştirmek için kendi kendinizle yarışırsınız ve kaçınılmaz bir şekilde hatalar ortaya çıkar. Aynı işi tekrar tekrar yapmamak için hızını kendiniz belirleyin ve kontrolü kaybetmeyin.

Destekleyin: Başarılarınızı mesai arkadaşlarınızla paylaşın ve onların başarılarını da desteklemeyi unutmayın.

İşbirliği yapın: Yardım istemekten ve yardım etmekten çekinmeyin. Kurduğunuz işbirliği ile hedeflerinize bir takım olarak daha kolay ulaşırsınız.

Sıkıcı işler: Ertelemenin hiçbir manası olmayan hayattan bezdiren işleri hemen yapıp arkada bırakmak en iyisidir. Çünkü o sıkıcı işin üstünü çizmediğiniz sürece kafanız hep o noktaya takılıp kalacaktır.

Hafta sonları: Rutinlerden sıyrılıp tatil günlerinizi farklı aktiviteler ve insanlarla değerlendirin. Esnek çalışmanın uygulandığı bir yerde iseniz bunu iyi değerlendirmeyi ihmal etmeyin 😉

Olumlu olun: İşinize ve mesai arkadaşlarınıza karşı olumlu bir tutum içerisinde olun. Negatif tutum içerisinde olan insanlara karşı anlayışlı olmaya çalışın.

Kurallar: Şirkette düzeni sağlamak için konulan bazı kurallar sizi engelleyebilir. Yılmayın ve geleceğe odaklanın, başarınız ile kuralların tekrar yazılmasını sağlayabilirsiniz.

Eleştiri: Aldığınız eleştirileri  anlayışla karşılayın ve bu geri bildirimleri kendinizi geliştirmek için kullanın.

Uyum sağlayın: İş hayatında esnek ve uyumlu olan hayatta kalır. Değişikliğe her zaman açık olun

pozitif yönetim

2014’ten Kalanlar

Geçen sene yaptığım gibi çok detaylı bir analiz yazısı olmayacak bu sefer. Sadece blogumda paylaştıklarımdan seçmeler var sadece

İlk sırada Coco için hazırladığım 5 Mülakat Sorusu 5 Superhero başlıklı yazı var. Yazıya derinlemesine baktığınız dahi bilgilendirici bir şey yok ama eğlenceli olduğu kesin ;]

Sonrasında ise gayet ciddi bir yazı olan Zamzede mi, Zamzade mi? başlık yazım var. Kimisinin avucu kaşınırken kimisinin de avucunu yaladığı bir yazı.

Kısa ama aslında her şeyi özetleyebilen Çalışanlar Ne İster? başlıklı yazıya ise ara ara geri dönüp baktığım çok olmuştur.

İK ve Seks ise seksin her zaman ilgi çekici olduğunun bir kanıtı olarak bir günde en çok okunan yazı rekorunu hala elinde tutuyor :]

İstifa ederken dilime sahip çıkmam gerektiğini hatırlamak için İstifa Kemiksiz Dil Değildir‘i yazdım. Günlük hayatta dilini tutmakta zorlanan birisi için “kişisel not”

“Yaptığın işi sev” söylemine inat İş Hayatında Stockolm Sendromu‘nu yazdım. Pek bi’ şey değişmedi hala aynı şeyleri düşünüyorum.

İş Hayatı İçin 12 Bronz Tavsiye‘yi ise yıllar sonra geriye dönüp baktığımda fikirlerimin ne kadar değişeceğini göreceğiz.

Bu analiz kısmının en eğlenceli kısmı ise arama motorları sayesinde siteye yönlendirilenlerin kullanmış olduğu anahtar kelimeler. Saçma sapan bir sürü şey vardı ama en mantıklısı “jedi gücüne nasıl sahip olunur”du.

tumblr_nhkd4iivP41s80zs2o1_500

İş Hayatı İçin 12 Bronz Tavsiye

12 Bronz Tavsiye, başarıları ile iş hayatında çığır açmış, milyon dolarlar kazanmış birisine ait değil. Hepsi benim nacizane tavsiyelerim ve tecrübelerime bağlı olarak da bronz. İlerleyen dönemlerde gümüş ve altın tavsiyeler halinde yenileri gelebilir.

Pozitif ol: İş hayatı aynı günlük hayat gibi, her şey planladığımız gibi gitmiyor. Bu yüzden yeri geldiğinde polyannacılık oynamayı bilmek lazım. Pozitif bakış açısı ile karşımıza çıkan engelleri daha rahat bir şekilde aşabiliriz. Hatta pozitif olarak karşımıza çıkabilecek en büyük engelli “kendimizi” aşmış oluruz.

10356331_796952903649860_5619119443917345327_n

Eğlen, eğlendir: En sevdiğiniz işi yapsanız dahi iş hayatı streslidir. Kafanızı dağıtmak için kendinize eğlenceli kısa anlar yaratın. Biraz müzik dinleyin, 5 dk koridorda sek sek oynayın, çöp kutunuzu uzağa koyarak 3’lük atmaya çalışın. Eğlenirken başkalarını da eğlencenize davet edin.

Tecrübeye saygı duy: Aklınıza hemen xyz kuşakları gelmesin. Tecrübenin her türlüsüne saygı duyun. Aynı kuşaktan olsanız farklı tecrübelere sahip mesai arkadaşlarınızın deneyimlerine saygı duyun. 5 yıllık işe alım uzmanı olsanız dahi 2 yıllık finans uzmanı finans alanında sizden daha tecrübelidir. Bunu en baştan kabul edin ve mülakatta işinize yarayacak bilgileri alın.

Duygusal karar alma: Gün içerisinde duygular arasında çok fazla geçiş yaşarız. Sonradan pişman olmamak için sinirli, üzgün, sevinçli vb. duyguları en düzeyde yaşadığımız anlarda karar vermek için biraz bekleyin.esitlik

Herkese karşı adil ol: Aklınıza gelebilecek her konuda eşitlik şart! Şirketlerde bir karar alınıyorsa herkes için alınır. Okul arkadaşınız için istisna yaratmak bütün dengeleri bozabilir.

İş arkadaşları: İş arkadaşlığının ötesi her zaman risklidir. İlerleyen dönemlerde oluşabilecek ast-üst ilişkisi  ya arkadaşlığınıza ya işinize zarar verebilir. Elbette bunda tarafların dengeyi nasıl kurduğu çok önemlidir. Ofisteki romantik ilişkiler ise başka bir yazının konusu.

Yardım et: Aynı günlük hayatta olduğu gibi iş hayatında da verdiğin kadar alırsın. Yarın ihtiyacın olduğunda yardım isteyebilmek için önce yardım etmen gerekiyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus, yardım ederken ihalenin üzerinize kalmaması.

Sahaya in: Hangi sektörde çalışıyorsanız çalışın masada oturan yönetici olmayın, koltuğunuzu bırakıp sahaya inin. Çizilen projeyi, kullanılan malzemeyi ve her şeyden önemlisi o işi yapan insanları sahada görün. Aradaki farkı sahaya indiğinizde anlayabileceksiniz.

Dengele: İş hayatı ile özel hayat birbirine girmiş şekildedir yani denge falan ne yazık ki yok. Yine de siz dengeyi kurmaya çalışın yoksa bütün hayatınız “iş” olabilir.

Okuyun: Kitap okumak çoğumuzun en büyük eksiğidir. Okuduğunuz her kitapla kendinizi geliştirdiğinizi ve hedeflerinize bir adım daha yaklaştığınızı asla unutmayın.

Egonuzdan arının: Eğer mesai arkadaşlarının egosudan şikayet ediyorsanız ilk başta aynaya bakmak lazım. Masanın başına geçtiğiniz zaman egolarınızdan arındığınızı düşünüyorsanız diğerlerinin egolarını eleştirmek yerine onlara yol gösterin.

Network: İş hayatından hangi noktada olursanız olun network sizin can simidiniz olabilir.  Bu yüzden network’ünüzü ihmal etmeyin.

Yaratıcılık

Yaratıcılık, iş hayatı içerisinde fark yaratan önemli bir unsur olmasına rağmen prosedürlerden dolayı hep geç fark ettik. Şimdi de yaptığımız işlerde yaratıcılığımızın ön plana çıkması için çırpınıyoruz.

Halbuki biz oyun konsollarının, tabletlerin olmadığı dönemler çok daha yaratıcıydık. Okul, ödev, sınav(lar), üniversite derken yaratıcılığımızı kaybettik. Sonrasında ise prosedürlerden ibaret standart şirketlerde çalıştık. Başkalarının yaptığı “yaratıcı işlere” resmen imrenerek baktık.

Virgin Atlantic’in durmadan çalınan tuzlukların altına “pinched from Virgin Atlantic” yazarak pazarlama alanında yaratıcılık örneğindeki gibi.

virgin-atlantic-salt-pepper-set-is-a-steal-12335

Veya İK alanında geçtiğimiz yıl Heineken’in yapmış olduğu stajyer mülakatını hayretler içerisinde izledik.

Bu yaratıcı işleri yapanlar ya da yaptıkları işe yaratıcılık katanlar sizce beyinlerinin hangi tarafını kullanıyorlar, sağ? sol? Hiçbiri! Bazılarımızın kaybettiği o yaratıcılığın takım elbise içinde ölmemesini sağlayarak dünyadaki milyonlarca insanın bildiği işleri yapıyorlar.

“Bizde olmaz” dediğiniz sürece işimize yaratıcılık katamayız. Masanızdaki kurallar kitabına, üzerinizdeki takım elbiseye inat her seferinde yeni bir fikir önererek mutlaka birisinin gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz. İşte o zaman beyninizin hangi tarafını kullandığınızın önemi kalmaz.

Bağıran Yöneticiler

İş hayatında hepimizin karşısına çıkabilecek bir yöneticidir “bağıran yönetici”.  Bu tip yöneticiler her zaman sinirlidir. Fırça atmak onun için bir yönetim stilidir. Kimilerine göre iş bitirendir ama aslında kendini bitirendir. Bağıran bir yöneticinin olası “beş kaybı”:

Huzur: Özellikle yeni göreve gelen ya da atanan yönetici otorite kurmak için durmadan sağa sola bağırırken bölüm içersinde oluşmuş ahenge ağır bir darbe indirir. Sonrası yaprak dökümü…

Takım ruhu: Huzur ortamını kaybeden bölüm çalışanları artık bir bütün olmak yerine bireysel hareket etmeye karar vererek günü en az hasarla atlatmaya odaklanabilir. Bağırarak ekibi bir arada tutma çabaları ise yangına körükle gitmekten başka bir şey değildir.

Destek: Bağıran yönetici ya bütün çalışanları karşısına alır ya da birkaçını ama mutlaka sert bir muhalefetle karşı karşıya kalır. Mantıklı konuştuğu zamanlarda bile bağıran bir yönetici olduğundan sindiremediği kişileri hep karşısında bulabilir.

Lütfen: Bağıran yönetici için “lütfen” kelimesi anlamını yitirir. Bağıran yöneticinin “rica ettiği” bir şeyin yapılması neredeyse imkansıza yakındır.

Yaratıcı düşünce: Şirketlerin global rekabet ortamında en önemli avantajları olan “yaratıcı düşünce”nin katilidir bağıran yönetici.

Çevrenizde illa ki böyle bir yönetici profili vardır. Ne yazık ki soyları tükenmedi ve onları iş bitirici olarak görenler olduğu sürece de iş hayatında olmaya devam edecekler.

launching-creative-I-dont-know-what-were-yelling-about-2fb4a1g