Clay Shırky – Sosyal Medya Nasıl Tarih Yazıyor?

Günümüzün “yaramaz çocuğu” sosyal medya okulda, işte her yerde yasaklanmaya çalışılıyor. Özgürlüklerin yönetiminden yasakların yönetime doğru yol alırken en son geçtiğimiz hafta Twitter’a erişim engellendi. Tabii aktif bir şekilde interneti ve sosyal medyayı kullananlar Gezi döneminden kalma uygulamalarını tekrar aktif hale getirip Twitter’a erişim sağladılar. Belki ileride normal bir internet kullanıcısının boyunu aşacak engellemeler ile karşılaşacağız ama yine bir şekilde bu engeller aşılacak çünkü sosyal medya global boyutta bir öğrenen organizasyon. Bu yüzden de ciddi bir bilgi akışı var. Bazen bu bilgi o kadar hızlı üretilip tüketiliyor ki tükettiğiniz bilginin neden üretildiğinden bile haberdar olamıyorsunuz ama tarihin bir parçası olduğunuz kesin.

“Önümüzdeki seçenek, yani, dünyanın herhangi bir yerine duyurmak istediği bir mesajı olan herkesin önündeki seçenek, böyle bir medyayı isteyip istememek değil. Çünkü zaten önümüzdeki medya ortamı artık bu.” Clay Shirky

Konuşmanın tam metni için tıklayınız.

Mülakattan Önce Son Çıkış

Mülakat daveti sonucu şirket ile ilgili yaptığınız araştırma sonucu bir şeylerin ters gittiğinin farkındasınız ama yine de kendinizi yollarda buldunuz di mi? Pişmanlığın kafanızı kurcalamasına izin vermeyin onun yerine etrafınızı iyice inceleyin. Çünkü detaylar size çok şey anlatır:

  • Karşılama: Bir mülakata gittiğiniz zaman sizi ilk karşılayan genelde güvenliktir. Şirketin ilk temsilcisi olan bu arkadaşların size karşı göstermiş oldukları tavır ileride yaşanabilecek olumlu – olumsuz  durumların habercisi niteliğindedir. Eğer ağzınız iyi laf yapıyorsa pozisyon ve/veya görüşmeci hakkında bilgi almanız da çocuk oyuncağı.
  • Otoparktaki araçlar: Belki çok ufak bir detay gibi gelebilir ama otoparktaki araçlar mülakata gittiğiniz şirketin ücret beklentilerinizi karşılayıp karşılamayacağı hakkında bir fikir oluşturmanıza yardımcı olabilir özellikle personel otoparkı.
  • Ofis şartları: Ofis tipi, ofis ekipmanları, kıyafet yönetmeliği ve ofis tasarımındaki serbestlik gibi kriterlere çeşitli kriterler de ekleyerek müstakbel ofisinizin çalışma şartlarının uygunluğunu göz ucuyla kontrol etmek uzun vadede sizin yararınıza olacaktır.
  • İletişim: Bazı durumlarda sizin dışınızda gerçekleşen diyaloglara asansörde, lobide, hatta bir tartışma söz konusu ise her yerde kulak misafiri olabilirsiniz. Konunun, şahısların ve pozisyonlarının hiçbir önemi yok, önemli olan kişilerin kurmuş oldukları iletişimin kalitesi.
  • Gülen yüzler: Sizinle iletişime geçsin ya da geçmesin her halükarda etrafta dolaşan bolca somurtkan insan görüyorsanız kesinlikle harcadığınız vakte pişman olabilirsiniz.

Detaylar sonucunda ortaya çıkan tablo iç açıcı değilse iyi bir bahane bulup kaçmayın aksine mülakata girin çünkü Her Mülakat Bir Tecrübedir. Fakat beklentinizi yüksek tutmayın çünkü Köprüden Önce Son Çıkışı kaçıranlar gibi zamanınızı yeni yollar arayarak geçirebilirsiniz.

flashreplacementlogo

 

9 Eylül Üniversitesi Kariyer Fuarı

DEÜ Kariyer Planlama Koordinatörlüğü geçen hafta Mühendislik Fakültesi için gerçekleştirdiği kariyer fuarını önümüzdeki haftada İİBF için gerçekleştiriyor.

Kariyer Planlama Koordinatörlüğü’nün açıklaması fuar ile ilgili gerekli bilgili vermekle birlikte mülakat randevusu almak için mutlaka “mülakat başvuru formu”nu doldurmalısınız.

” Koordinatörlüğümüzün gerçekleştirdiği Kariyer Fuarı: İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Etkinliği, 25-26-27 Mart tarihlerinde Dokuzçeşmeler Yerleşkesinde gerçekleşecek D BLOK (DERSLİKLER BİNASI) girişindeki fuaye alanında çeşitli sektörlerden birçok firma stantlarıyla yer alacak. Öğrencilerimiz ve mezunlarımız saat 10:00 – 16:30 saatleri arasında, firmalar ve işe alım politikalarıyla ilgili stantlardan bilgi alabilecekler.

Çeşitli firmaların firma tanıtım sunumları gerçekleştireceği etkinlikte, Kişisel ve Mesleki gelişim seminerleri de yer alacak. Bazı firmalar İİBF dekanlık binasındaki görüşme odalarında İİBF ve İşletme F. öğrenci ve mezunlarıyla staj ve iş mülakatları gerçekleştirecek”

Fuara katılmak ve mülakat başvuru formunu doldurmak için tıklayınız.

Kişisel/Mesleki Gelişim Seminerleri’nde 25 Mart salı günü  İş Arayanlara Mülakat Teknikleri Semineri ile Gonca Elibol katılımcılarla buluşacak olup 27 Mart perşembe günü de başkanlığını Prof. Dr. Göktuğ Cenk Akkaya’nın yapacağı konusunun büyük ihtimalle “para” olacağı bir oturum bulunmaktadır.

Öğrenci ve yeni mezun arkadaşlarımın ilerleyen yıllarda “beni neden hiç görüşmeye çağırmıyorlar! diye sitem etmemeleri için ayaklarına gelen bu fırsatı kaçırmamalarını tavsiye ederim.

The Employer Brand – S. Barrow & R. Mosley

The Employer Brand ile ilgili yazımı yazmadan biraz önce yeni bir kitap daha bitirdim, Belgariad Beşlemesi’nin ilk kitabı Kehanetin Oyuncağı. Genelde fantastik edebiyat denildiğinde insanların aklına hiç okumadıkları ve sadece izledikleri “Yüzüklerin Efendisi” gelse dahi tahmin edilenden daha fazla eserin olduğu bu edebiyat türünü beyaz yakalılara özellikle tavsiye ederim. Çünkü bu eserlerde iş hayatınında da kullandığımız takım çalışması, liderlik, başarı, problem çözme teknikleri vb.  kavramlar fantastik biçimde yer almaktadır. Sözün özü, önemli olan sizin bir kitaptan almak ne istediğinizdir!

0470012730Şimdi başlığa adını veren The Employer Brand’e gelelim.  İlk bölümü kaleme alan S. Barrow kavramın doğuş sürecini ve kavramsal olarak gelişimini anlatırken bence dikkat edilmesi gereken en önemli nokta literatürü her zaman olduğu gibi 20-30 sene geriden takip etmemiz. Yök’ün tez sayfasına girip “işveren markası” anahtar kelimesi ile yaptığım arama sonucu karşıma 2 tezin çıkması da bu durumu destekler nitelikte. Halbuki ülkemizde işveren markasını geliştiren o kadar şirket varken akademik açıdan zayıf kalmamız yine karşımıza üniversite-özel sektör işbirliği sorununu çıkarıyor.

Kitabın diğer yazarı olan R. Mosley ise işin uygulama kısmına odaklanarak okuyucuya global şirketlerin doğru ve yanlışlarını aktarıyor.  Bununla yetinmeyen S. Barrows ve R. Mosley son bölümde ile Reuters ve Tesco uygulamalarını okuyucu ile paylaşıyorlar.

the employer brandKitabımın neredeyse her sayfasında bi’ post-it ya da altı üstü çizik cümleler olduğundan “en sevdiğim bölümü”nü seçmek biraz zor ama aşağıdaki satırlar işveren markası oluşturmanın temeli oluşturacak nitelikte:

… Üst yönetimin stratejik katılımı olmadan bir tüketici markası oluşturulamaz . Aynı durum, işveren markası için de geçerlidir…. (2013; s60)

İşveren markasına ilgi duyan herkese “kullanma kılavuzu” niteliğindeki The Employer Brand’i tavsiye ederim. Özellikle yüksek lisansta özgün tez konusu arayanlar öğrencilerin The Employer Brand’i okumasında fayda var. Üniversite – özel sektör işbirliğinde kendi paylarına düşen çalışmayı yaptıklarında mutlaka özel sektöründe aynı hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.

The Employer Brand’i satın almak için Realta‘nın sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

Bir İşkence Türü Olarak Multitasking

Plaza dilinde multitasking, Türkçe’de çoklu görev, atalarımıza göre ise eli işte gözü oynaşta durumu.

Çoğumuzun multitasking kavramı ile ilk karşılaşması bilgisayar teknolojisine bağlı. İlerleyen PC teknolojisi ile aynı anda birden fazla işlem yapmamızı sağlayan teknolojik bütünlüğe “multitasking” adı veriliyordu. Çok fazla kavramsal detaylara girmeden elinizdeki akıllı telefonu multitasking’in en canlı örneği.

İş hayatının popüler kavramlarından biri olan (human) multitasking kavramı ile ilgili çalışmalar ise 90’lı yıllarda başlamıştı. Son yıllarda ise ülkemizde yayınlanan iş ilanlarında bile multitasking kavramı sıkça karşımıza çıkar hale geldi. Adaylarda aranan bu multitasking özelliği çalışana ve şirkete ne kadar fayda sağlıyor bilinmez ama infopik.com‘a göre “Birçok işi aynı anda yapmaya çalışan kişilerden sadece %2’si tüm o işleri verimli şekilde yapabiliyor.” Yani yazı ile yüzde doksan sekizi yaptıkları işi yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar kaçınılmaz şekilde.

Multitasking üzere yazılmış makalelerin birinde çok güzel bir deyiş vardı: One brain one task. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse bir şoförün yapacağı iş sadece araç kullanmaktır ki zaten ciddi dikkat ve koordinasyon gerektiren bu görevini ifa ederken bir de işin içine cep telefonunu, sigarayı ve çayı katarsak aşağıdaki manzara ortaya çıkar.

insan kaynakları multitasking

İş hayatında her pozisyon için istenilen bir özellikle olan multitasking’in çalışanlar üzerinde yarattığı en olumsuz etki ise stres. Gün içerisindeki çalışması e-posta, cep telefonu, ofis telefonu ve randevusuz misafir gibi unsurlarla bölünen beyaz yakalının diğer yandan görevi üstüne görev eklenirken iş stresi de görev sayısı ile orantılı olarak artmaktadır. Elbette iş hayatının dinamikleri içerisinde stres her zaman var olacak ama bunu göz göre arttırmak hiçbir kişiye ve kuruma fayda sağlamaz.

Sonuç olarak, mesai arkadaşlarımız birer robot değil bu yüzden üst üste görev yüklemek yerine işleri belli bir süreç içerisinde ele alabilmek en verimli sonuçların ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Pazartesi Candır!

Gerçekten pazartesi candır! Daha doğrusu pazartesinden nefret etmeniz için hiçbir sebep yok. Pazartesi sendromu mu? Boş verin onu bırakın pazartesi düşünsün siz keyifle işinize bakın 😉 

Çok zor geliyor di mi pazartesiye bu kadar pozitif bakabilmek? Asılda hepsi algı meselesi çünkü pazartesi bize hep mahallenin kötü çocuğu gibi anlatıldı. İşte bu yüzden anaokuluna giden çocuklar bile pazartesiden nefret ediyorlar. Halbuki hiç sevmemişler ki pazartesini ne diye nefret ediyorlar?

İşte size pazartesi sendromundan kurtulmak için reçete:

  • Cuma gününden itibaren güzel bir hafta sonu planı yapın. Güzel bir film, eski dostlar, tek başına yürüyüş, kitaplıkta tozlanan yeni bir kitap, muhteşem bir konser ya da ailecek gidilen bir spor müsabakası…. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus hafta sonu için yaptığınız planlar asla rutin haline gelmemeli. Her pazar ailecek yapılan kahvaltılar bir yerden sonra insanı boğabilir.
  • “Offf yarın pazartesi”, “Pazartesi pazartesi çalışılır mı?” “Bizde hep pazartesiler yoğun olur” gibi cümle telaffuz edenlerden uzak durun
  • Hangi gün olursa olsun enerjinizi emen  insanlardan özellikle pazartesi günleri kaçının.
  • Her şeye ve herkese karşı pozitif olun. Pazartesileri sorulan “Nasılsın?” gibi basit bir soruya bile “Harika, Muhteşem!”  diye cevap verin.
  • Sizi mutlu eden şarkılar dinleyin.
  • Pazartesinin üzerinize kabus gibi çöktüğünü düşündüğünüz an sevdiğiniz birisini arayın ve hafta sonu için erkenden plan yapın.
  • Pazartesiyi seven insanları yakınınızda tutun.

1 ay boyunca yukarıdaki reçeteyi eksiksiz uygulamanıza rağmen hala sendromdan kurtulamıyorsanız işinizle, mesai arkadaşlarınızla ya da çalıştığınız şirketle ile ilgili problemleriniz olabilir. Belki de sizin yalnızca kendinizle probleminiz vardır ama unutmayın ki güzel bir haftaya başlamak için pazartesiden daha iyisi olamazdı;)

pazartesi sendromu