Bir İK’cı Gözüyle Girişimci Aday

“Bir İK’cı…” serisinin 3. yazısı girişimci adaylar üzerine….

Garajdan kurulan şirketlerin yükseliş hikayelerini masal yerine dinleyen bir nesilden olduğumdan dolayı geçmişinde girişimcilik tecrübesi olan adaylar hep ilgimi çekmiştir. Adaylar benim dikkatimi olumlu olarak çekse de süreç hep olumsuz olarak sonuçlanmıştır. Olumsuz sonuçlanmasının nedenleri ise adayın iş hayatındaki (girişimi) başarısızlığı ve talimatlara, kurallara uymama ihtimali(!).

Halbuki girişimcilerin özelliklerine bakacak olursak:

  • Girişimci, farklıdır. Girişimcinin temel özelliği farklılığında yatar.
  • Girişimci, risk alabilendir. Elini taşın altına koymaktan ziyade taşı kaldırmak için elinden geleni yapar.
  • Girişimci, araştırmacıdır.  Hedefine ulaşmak için daima okuyup araştırma yapması gerektiğinin bilincindedir.
  • Girişimci, bütünleştiricidir. Girişimi için gerekli olan iş gücünü etrafına çekme konusunda başarılıdır.
  • Girişimci, işine aşıktır. Bence iş hayatının en büyük problemi “işini sevmeyen çalışan”dır. Çünkü ona ne kadar para, yan hak, güzel çalışma ortamı vb. verseniz de asla “işini seven çalışan” ile aynı verimlilik düzeyinde çalışamaz. 
  • Girişimci, ebeveyndir. Kurduğu şirket girişimcinin çocuğu gibidir. Yeri geldiğinde sevgisiyle şımartır, yeri geldiğinde “sana değil çevreye güvenmiyorum” deyip dominantlaşır ama asla yarı yolda bırakmaz.
  • Girişimcinin hedefi vardır.  Ve o hedefe ulaşmak için her zaman en iyi yolu arar.
  • Girişimci esnektir. Değişen konjoktüre hızlı uyum sağlar.

female-entrepreneurPeki biz İK’cılar adaylarda liderlik, araştırmacı kişilik, farklı vizyon, iş aşkı, örgüte bağlılık, hedeflere ulaşma çabası, zor şartlara uyumluluk gibi özellikler ararken girişimci adayları reddetmek neden? İstihdam edilen girişimci adayın sağlayabileceği artıları hiç düşündünüz mü?

  • Aklınızın ucundan geçmeyecek projeleri pazartesi sabahı masanızda bulabilirsiniz.
  • Talep etmediğiniz fizibilite raporlarını tartışıyor olabilirsiniz.
  • İşi biraz öğrensin diye proje ekibine dahil ettiğiniz eski girişimciyi projenin katalizörü olarak görebilirsiniz.
  • Araştırmacı kişiliği sayesinde oluşturduğu projeksiyonlar ile fikirlerini alıyor olabilirsiniz.

Girişimci adayın iş hayatındaki başarısızlığı ve uyum sorunu yaşama ihtimalinin gerçekliği görmezden gelinemez ama hangi aday iş hayatında %100 başarılı ve uyumludur ki

———————————————————————————————————————-

Yazının esin kaynağı için tıklayınız.

“Bir İK’cı…..” serisindeki diğer yazılar:

Bir İK’cı Gözüyle CVBir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

Beyaz Yakalı Girişimci – Fatmanur Erdoğan

Okuduğum iki kitap bittikten sonraki okumayı planladığım iki kitaptan biriydi “Beyaz Yakalı Girişimci”. Twitter üzerinden #kurumkültürü tweetlerim ile Beyaz Yakalı Girişimci tahmin ettiğimden daha erken kütüphaneme girdi. Hal böyle olunca dayanamayıp hemen okumaya başladım tabii ki…

Üniversite yıllarında öğrencilerin ortak hayalidir cafe-bar tarzı girişimcilik. Bu hayalini gerçekleştirememiş üniversiteden sonra iş hayatına atılan beyaz yakalının yeni girişimcilik hayali ise “bi güney kasabasında sebze-meyve yetiştiriciliği”. Fakat bazı beyaz yakalıların içindeki girişimci ruh daha fazlasını istiyor.

İşte bu noktadan itibaren Fatmanur Erdoğan’nın yazmış olduğu Beyaz Yakalı Girişimci –  Girişimci Hayata Yumuşak Geçiş’i okumalısınız. Girişimci ruhtan, hedeflerden, korkulardan, başarıdan ve başarısızlıktan bahsederken vermiş olduğu örneklerle de insanın içindeki girişimci ruhu uyandırıyor.

yıldız

Kitapta en sevdiğim bölüm:

“Hayat girişimcilik maceraları ile doludur. Girişimcilik sadece yeni bir iş kurmak anlamına gelmez, yaratıcılığınızı kullanarak ve maceracı ruhunuzu dinleyerek yaptıklarınızı da kapsar. Örneğin yeni bir işe başlamak, yeni bir şehre taşınman, okula geri dönmek ya da çalışırken kitap yazmak gibi…” (2013, s83)

Ayrıca Fatma Erdoğan’ın blogu kariyeryolculugu.com‘u da takip etmenizi öneririm. Yaklaşık 10 yıldır yazdığı blogunu ben bir labirente benzetiyorum. Her yazısı en az 3-5 farklı yeni yazıya yönlendirdiğinden dolayı blogtan çıkmanız biraz vakit alıyor.

Son olarak Beyaz Yakalı Girişimci için Peryön’e, Fatma Hanım’a ve kurye arkadaşa teşekkür ederim. Ben hayatımda teslimat için böyle can atan kurye görmedim 🙂

Fotor1221172347

Doğru Olan Mı Gerekli Olan Mı?

Bir şey söylerken, yaparken ya da bir şeye itiraz ederken doğru olanı mı yoksa gerekli olanı mı yapıyorsunuz? İlk başta arada çok büyük fark yokmuş gibi görünse dahi biri Kuzey Kutbunu temsil ederken diğeri Güney Kutbunu.

Gerekli olanı yaptığınızda o an içinde bulunduğunuz duruma uygun kararı verir ve içinde bulunduğunuz durumdan o an bulduğunuz çözüm ile sıyrılabilirsiniz. Fakat benzer durumlarda hiçbir zaman aynı kararı alıp hareket edemezsiniz. Çünkü bir önceki kararınız sadece günü kurtarmak içindi. O günü kurtardıktan sonra yine bir günü kurtarmak zorundasınız. Halbuki doğru olanı yaptığınızda ise sadece o an için değil ileride karşınıza çıkacak benzer problemlerin çözümü içinde yerinde bir karar alırsınız.

Günlük hayatta ve iş hayatında doğru kararlar alıp bunları uygulayabilmek elbette yazıldığı ve okunduğu kadar kolay değil. Biraz cesaret ister. Sonucu ise tahmin ettiğinizden daha fazladır.

 

 

Human Plus

h-plus-digital-seriesH+, bir Warner Bros yapımı bilim kurgu dizisi. 2011 yılından beri yayınlanan bu diziyi ilk kez duymuş olabilirsiniz çünkü hiç bir televizyon kanalında yayınlamıyor. Youtube sayfasından diziyi takip etmeden önce fragmanı izlemenizi tavsiye ederim.

Gelişen teknoloji ile beynimize yerleştirilen implantlar ile 7/24 online olabileceğiz. Gözümüzün önündeki ekranda NBA Play-off’larını izlerken çocuğunuzun doktorundan gelen sağlık raporuna göz atabileceksiniz ya da sıkışmış trafikte dünyanın diğer ucundaki video konferansa katılabileceksiniz. Hepsini beynine enjekte edilen bir çip sayesinde yapabileceksiniz. Ne güzel di mi? Elbette beyninizdeki çipe bir saldırı olmayacak, hele bütün çiplere birden asla!

Peki gelişen teknoloji insanlara hep bir “artı” sağlarken insanlık bundan nasibini alabiliyor mu? Teknoloji bu kadar ilerlemişken neden hala çocuklar daha doğmadan ölüyor? Yeni teknolojilerin üretildiği fabrikalardaki işçilerin intihar ettiğini nasıl oluyor da tüketiciler bilmiyor? Teknoloji firmalarının yıllık geliri nasıl oluyor da fakir koca bir kıtanın milli gelirinden daha fazla olabiliyor?  Cevabı bilinen ama asla cevaplandırılmayan bir sürü soru.

En iyisi siz insanlığınıza değer katmaya çalışın….

Her Mülakat Bir Tecrübedir

Blogları, kariyer dergilerini, gazetelerin İK eklerini okuyup notlar alıp hatta kendi kendinize sorular sormuş olabilirsiniz fakat mülakatlar asla okunduğu gibi olmuyor. Bu yüzden karşınıza çıkan mülakat fırsatlarını asla kaçırmayın.

Ülkemizdeki ekonomik şartları göz önüne alırsak yeni mezunların firma, sektör ve çalışma alanlarını seçmeleri lüks. Bu yüzden hedefleriniz dışında karşınıza çıkan mülakat fırsatları aslında sizi hedeflerinize bir adım daha yaklaştırabilir. İlk başlarda aldığınız notları uygulayamasanız dahi tecrübeniz arttıkça mülakat öncesi nasıl hazırlık yapılması ve sorulara nasıl cevap vermeniz gerektiğini deneyimleyerek öğreneceksiniz. “Tamam her şeyi öğrendim” dediğiniz anda ise kişilik envanterleri, şirkete/pozisyona özel olarak hazırlanmış sayısal/sözel sınavlarla bir odada baş başa bulacaksınız kendinizi. Kabusunuz kutucukları unutmayalım, lütfen daire dışına taşırmadan işaretleyin(!). Notlardaki tüyolar uygulandı, kutucuklar itina ile doldurulduktan sonra “bu sefer oldu” dediğiniz anda ise “let’s continue in english” 🙂

interview-checklist-large

Sonunda hedeflediğiniz pozisyonda çalışmaya başladığınız ve tecrübeniz arttığı için daha sık bir şekilde şirketlerin radarına girmeye başlıyorsunuz. İş sahibi olmanın verdiği güvenle de artık daha seçici davranıyorsunuz. Sonuçta her davete icabet edilmez. Sonunda gelecek planlarınız ile uyumlu bir davet aldığınızda yine masanın bir ucunda iş alım/ik uzmanı ile göz teması ile halinde dersinize çalışmış bir şekilde ilk sorunun gelmesini bekliyorsunuz. Klasikler, mesleki sorular, yeni stil birkaç yaratıcı sorudan sonra mülakat sizin için muhteşem olarak sonuçlanıyor. Ama içten içe soruyorsunuz “Bu kadar kolay mıydı?”. Soruları-cevapları analiz ettiğinizde fark ediyorsunuz ki çalıştığınız şirketteki ünvanınızın verdiği güç, yersiz öz güven ve ukalalığınız ile neredeyse bütün sorulara yanlış cevap vermişsiniz. Haydi, dön en başa!

Çaylaklık dönemini de atlattınız artık gerçekten bu işi biliyorsunuz. Hatta departman görüşmelerini bile yapar hale geldiniz. Uzun yıllar aynı firmada istikrarlı bir şekilde çalıştıktan sonra üst düzey bir pozisyon için danışmanlık firmasından görüşme daveti aldınız. Harika! Peki hiç danışmanlık firması ile görüştünüz mü? Hayır!

job_interview

Ayrıca İK’cılar için mülakatlar benchmarking ve networking fırsatıdır. Firmaların işe alım süreçlerini en iyi ya o firmada çalışarak öğrenirsiniz ya da aday olarak. İşe alım sürecini analiz ederek bile firmanın sahip olduğu İK profilini çıkarabilirsiniz. İşin bir de networking kısmı var ki ateşten gömlek. “Benimle şu pozisyon için görüşmüştünüz ama teklifte bulunmamıştınız” demeden kendinizi hatırlatmak için belli bir networking tecrübenizin olması lazım 😉

Sonuç olarak her mülakatı potansiyel iş olarak gördüğünüz gibi ders olduğunu da unutmayın;)

 

3 Aralık

3 aralık…

Bir günlük kral, kraliçe, prens ve prenses oldular bugün.

Halbuki istedikleri bu değil.

Onlar sadece hayatlarını yaşamak istiyorlar bütün engellere rağmen engelsiz bir şekilde.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi onlar asla engelli değil, onlara engel olan bizleriz!

Engelsiz arkadaşlarımıza destek olun!

Bahsettiğim maddiyat değil zihniyet meselesi; hiç tanımadığınız bir engelsiz arkadaşıma yolda geçerken selam verin, değneklerini banka dayayıp yanınıza oturan engelsiz arkadaşımın halini hatırını sorun, otistik engelsiz bir arkadaşımla parkta manasız yere bi’ kaç dakika zıplayın!

Onlar hepimizden daha güçlüler sadece biraz destek olun belki sizin de o desteğe ihtiyacınız olabilir!

Not: Etiketlerde “engelli” anahtar kelimesinin kullanılmasa sebebi daha fazla kişiye ulaşıp onların aslında “engelsiz” oldukları duyurmak içindir.