21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi/1

Yolculuk başlasın…

Bu sene yirmi birincisi düzenlenen Peryön İnsan Yönetimi Kongresi’ne Peryön’ün davetlisi olarak ilk kez katıldım. Beklemeyi ve bekletmeyi hiç sevmediğimden dolayı olabilecek en ideal saatte Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ni bulmuştum ama malum İstanbul trafiği! Kimse yokken standları sakin sakin dolaştım, hatta bi’ ara “backstage check” bile yaptım. Beni galiba organizasyon ekibinden sandılar 🙂 ve böylece herkesten önce kırmızı halıdan, flaşlardan, fotoğrafçılardan haberim oldu fakat o atmosferde şaşırmamak elde değildi (bu arada kırmızı halı fotoğraflarımı istiyorum 🙂

Oturumların gerçekleştiği salonların hepsinde Blogger Masası olması harikaydı. Fakat hiçbirinde priz olmaması hepimizi zor durumda bıraktı. Ayrıca Anadolu Auditorium dışındaki salonlardaki Blogger Masaları salonun en uzak köşesine konuşlandırılmıştı (miyop olmak zor).

Oturumlara geri dönecek olursak açılış konuşmasını Yiğit Oğuz Duman yaptı ve herkese Peryön’ün 2016 Dünya İnsan Yönetimi Kongresi’ne ev sahipliği yapacağı müjdesini verdi. Ve unutmadan da Özlem Hanım ve ekibine teşekkür etti 😉

sonra sahneye biri çıktı. o anlattı, biz dinledik; o okudu, biz inanmadık. zamanımızı çaldı, programımızı bozdu yetmedi bi de alkış istedi.

Sonra sahneye muhteşem enerjisi ile Jim Lawless çıktı. İçimizdeki kaplanı evcilleştirip nasıl kendi hikayemizi yazabileceğimizi anlattı 10 kuralla.

Rule 1  Act Boldly Today – Time is Limited

Rule 2  Re-write your rulebook – challenge it hourly

Rule 3  Head in the direction of where you want to arrive, every day

Rule 4  It’s all in the mind

Rule 5  The tools for Taming Tigers are all you around you

Rule 6  There is no safety in numbers

Rule 7  Do something scary everyday

Rule 8  Understand and control your time to create change

Rule 9  Create disciplines – do the basics brilliantly

Rule 10 Never, never give up!

Konuşmasının en heyecanlı anı 2500 atlı ile şaha kalkması olsa dahi benim favorim “kafamızın içindeki o ses”ti. “Ben kendi kendime asla konuşmam” diyip onay için “kafanızdaki ses”ten onay bekliyorsanız,merhaba ! 🙂

Jim Lawless’ın 10 adımda kaplan eğitimi videoları için

Jim Lawless’in muhteşem şovu sonrası H. Bruch’un akademik sunumu birazcık ilgimi toparlamamı zorladı. Fakat notlarıma baktığımda özellikle “Rahatlık Enerjisi” ile ilgili bir not almışım. “Her örgütte rahatlık enerjisi olmalı motoru yakmamak için.” Hedefler, toplantılar, ürün kalitesi, pazar payı, kar/zarar oranları derken bi bakarsınız ki ufak ufak isyanlar ayrılmalar……  1 saatlik sunumdan benim anladığım bu, rahat olun!

Bazı blog yazarları yemek için boş yer ararken bazıları da “Beslenme Çantası Oturumları”na katılarak öğrenmeye devam ettiler. Hayati Arpacı’da Beslenme Çantası Oturumu’na katılanlardan biri olarak “Beyaz Yakalılar Bişi Yapsa”ya katılmış. Peki nedir Beyaz Yakalılar Bişi Yapsa? tıklayın, öğrenin 😉

Yemek sonrası Elif Duru Gönen moderatörlüğünde Murat Yanıklar, Melis Önce, Kıvılcım Kıran, Levent Egemen Ercebeci sahnedeydi. Oturumdan çıkarılacak sonuç ortada artık duvar falan kalmadı. Y Kuşağı olarak önceki kuşakların ördüğü duvarları yine onlarla beraber yıktık. Kendi ördüğümüz duvarları ile Z Kuşağı ile beraber yıkacağız. Bu gerçeği göremeyen ve kabul etmeyen şirketler ise yavaş yavaş kaybetmeye mahkumdur.

Sonrasında ise İdil Türkmenoğlu’nun dinledik. Değişimden, değişime karşı olan isyanda, değişimin nasıl olması gerektiğinden bahsettik. Sadece aklınıza KOBİ’lerin kurumsallık adı altında yaşadığı değişim gelmesin. Globalleşen ekonomilerde artık şirketler devamlı bir değişim halinde. Ve insanlar  değişimi reddeder > direnir > uyum sağlar > destekler. Ortalama süre 6 ay olmasına rağmen herkesin biyolojik saati aynı değildir. Ve değişim mutlaka bir departmanın uhdesine bırakılmamalı, en başından itibaren bütün çalışanlar bu sürece katılmalıdır. Tam anlamıyla “kulağa küpelik” bir oturumdu 😉 (Canel’e ayrıca teşekkürler, bizim için 2 sandalyeyi canı pahasına savundu)

Kahve molası sonrasında ise “Çalışan Bağlılığı” oturumdaydık.  Konu aslında klasiklerden biriydi fakat İrem Önal “çalışan bağlılığı = kalp” deyince ilgimi çekti. Peki gerçekten öyle miydi? Yani yapılan uygulamalar, çalışanların bağlılıkları gerçekten kalpten miydi? Hala cevabını bulabilmiş değilim.

Günün finalini ise Başarısızlık ile Douglas Miller yaptı. Konuşmasının üzerine insanın birazcık da başarısız olması gelmiyor değil. Bkz. majesteleri

Reklamlar

4 responses to “21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi/1

  1. Geri bildirim: PERYÖN 21.İnsan Yönetimi Kongresine Dair İK Bloggerların İzlenimleri « Gökhan Yılmaz·

  2. Merhaba

    Öncelikle paylaşımların için sana teşekkür ederiz.

    Kongre sayesinde tanışma fırsatı bulduğumuz için sevinçliyim.O yoğunlukta keyifli sohbet ve tebessüm harika bir sinerji yarattı diyebilirim.Tanıştığımıza çok memnun oldum.

    Bir sonraki etkinlikte görüşmek dileğiyle

    Sana ve İzmir’e sevgi ve selamlar 🙂

    • Merhaba,

      Asıl biz teşekkür ederiz, bütün yazıları tek tek düzenleyip bloguna eklediğin için 🙂

      Gerçekten keyifli 2 gündü. Uzun uzadıya sohbet imkanımız olmadı ama o gün geldiğinde zamanı düşünmeden gülüp sohbet ederiz.

      Görüşmek üzere,

      İzmir’den sevgilerle.

  3. Geri bildirim: İK Blog Ödülleri ve Blog Yazarları | Türker Okay·

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s