Patronculuk Oynayanlar

el-empleo-the-employment-istihdamİş hayatının değişmeyen aktörleridir “patronculuk oynayanlar”. “Onu yapın! Bunu yapın! Bu iş yapmayı nasıl beceremezsin? Sen benim dediğimi yapsana!” gibi bir sürü kükreme cümleleri vardır bu patronculuk oynayanların. Patronun olmadığı yerlerde patronculuk oynayan bu aktörler patronu gördükleri anda ise el pençe divan…

Şirketin büyüklüğü ne olursa olsun bu tür durumları görebilirsiniz. Genel Müdür, CEO karşısında el pençe divan dururken CEO’da Yönetim Kurulu karşısında el pençe divan durabilir. Yönetim Kurulu ise hissedarlar karşısında mum olur. Devam edelim mi? Hissedarlar da siyasiler karşısında gıklarını çıkaramazlar. Siyasilerde adalete karşı duramaz. Her ne kadar bugünlerde ülkemizde adalet kavramı ciddi bir şekilde sorgulanıyor olsa da eğer bağlantıdaki olayı okuduysanız demek istediğimi anlamışsınızdır.

“patronculuk oynayanlar” için:

Peryön Trakya 7. İnsan Yönetimi Kongresi

04.11.2013 saat 21.00 civarında havalimanına inip cep telefonumu açtığımda Peryön Trakya’dan gelen kongre daveti hoş geldin hediyesi gibi olmuştu benim için. Özber Çetin ve Peryön Trakya‘ya nazik davetleri için çok teşekkür ederim.

Fakat yoğun programımda ne yazık ki bu kongre için yer açamadım hatta bugün özellikle geri dönüş için not almama rağmen arayamadım bile ama yarın ilk işim.

Peki bölgenin İk alanında gerçekleşen en büyük etkinliğinde kimler var?

1471280_751611861520167_574396247_n

Ayrıca kongrenin bu sene ayrı bir anlamı var. Yaklaşık 2 yıldır kolon kanseri tedavisi gören Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Binnur Dönmez‘e destek olmayı amaçlayan Peryön Trakya bu amaçla katılımcılardan elde edilecek tüm geliri arkadaşlarının tedavisi için bağlanacağını duyurmuşlardır.

Kongre ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için tıklayınız.

Kadrolu Blogger Aranıyor!!!

Niran Eren‘in tweet’ini bi hafta rötarlı olarak bugün gördüm ve ivedi bir şekilde de retweet ettim gün içerisinde. Masa başına oturur oturmaz da hemen bir şeyler yazıp bu tweet’i daha fazla kişi ile paylaşma zorunluluğu hissettim. Çünkü bir İk Blog yazarı aranıyor!

Artemiz Güler‘in yapmış olduğu son derlemeye göre Türkiye’deki İk Blog Yazarı sayısı 55 ve umarım GarnerHR buradaki adayları da değerlendirmeye alır 😉

Müstakbel Kadrolu Blogger’dan tek ricam kurumsallık çatısı altında “ruhu”nu kaybetmemesi ve hep bizimle olması dileği ile…

Top-HR-blogs

Benim Şirketim

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi’nde  bir oturumda klasiklerden Çalışan Bağlılığı’nı dinliyordum. Telefonum benden çok uzaklarda şarj olurken elimdeki kitapçığı kurcalayıp dinlemekle dinlememek arasında gidip geliyordum. Hatta bi’ ara gelmedim bile 🙂 Fakat İrem Gökçel Önal “Çalışan bağlılığı, kalptir” dediğinde oturuma olan ilgim arttı.

Oturum boyunca çalışan bağlılığı üzerine çeşitli örnekler verildi. Gerçekten çalışan bağlılığını sağlamaya ve korumaya yönelik güzel örnekler vardı. Hepsinin amacı “şirketin ritmi ile kalbin ritmi” arasında uyum sağlamaktı.

Peki neden şirket ile çalışan arasında ritim uyumsuzluğu vardı?

Literatüre baktığımız zaman bu ritim bozukluğunun sebebi çalışan bağlılığının düşük olması. 

Bence bunlardan önce en önemli sebep “benim şirketim” anlayışının batması geliyor. Etrafınızda iş hayatına yeni atılmış yeni mezun var ise onu dikkatlice izleyin. İşini nasıl canla başla yapıyor, her türlü iş için gönüllü oluyor, mesaiye kalınması gerektiğinde ise hiç mızmızlanmadan geç saatlere kadar çalışıyor sanki kendi şirketiymiş gibi. Sonrasında çalışanın bir şekilde “kalbi kırılıyor” ve “şirketi batıyor”. Çalışanın yaşamış olduğu bu kırgınlık iş hayatı boyunca da devam ediyor. Her yeni başladığı işte o heves yeniden canlanıyor ama her seferinde daha çabuk kırılıyor insan.

Bu durumda çalışan bağlılığını sağlamak için çeşitli uygulamalarla o kişinin kalbine ulaşmaya çalışıyoruz ama ne kadar başarılı olabiliyoruz? Pek de başarılı olduğumuz söylenemez. O yüzden iş hayatına yeni giren birisi gördüğünüz zaman “benim şirketim” dediği anlayışın batmaması için ona yardım edin 😉

I_love_my_company

 

 

 

Simon Sinek – İlham Veren Liderler

Simon Sinek, ilham veren liderleri anlatırken hep “niçin” sorusunu soruyor?

Niçin insanlar bir ürünü alırlar?

Niçin insanlar sizin için çalışırlar?

Niçin insanlar bir konuşma için 8 saatlik yolculuk yaparlar?

Bu sorunların cevaplarını ise Apple, Martin Luther King ve Wright Kardeşler ile veriyor.

İK Blog Ödülleri ve Blog Yazarları

Öncelikle kendimi evimde gibi hissettiren bütün blog yazarları arkadaşlarıma teşekkür ederim. Çoğunu uzun zamandır takip edip yazılarını okuyordum, bi kısmıyla twitter üzerinden iletişim halindeydim. Hepsi ile ilk kez yüz yüze gelmeme rağmen hiç yabancılık çekmeden 2 güzel günü beraber geçirdik. İpek Aral Kişioğlu, Cengiz Çatalkaya, Banu Çakar ile sohbet etmek gerçekten keyifliydi. Özellikle Banu ile sektörel bazda mal’zeme durumu üzerine yaptığımız sohbeti unutabileceğini sanmıyorum. Artemiz Güler ile ne yazık ki görüşme fırsatım olmadı, umarım bir sonraki etkinlikte sohbet etme imkanımız olur. Ayrıca Ali Cevat Ünsal, Gökhan Yılmaz, Selin Yetimoğlu, Aydan Çağ, Serhat Levent Kahyaoğlu, Gülsün Müftüoğlu, Müge Arslan, Hayati Arpacı, Canel Gürgen, Sevim Demirel, Merve Karabağlı, Emre Kavukçuoğlu ve Mehmet Eronat ile tanıştım. Sınırlı süremiz el verdiğince sohbet edip bol bol güldük:) Blogunu okuduğunuz ama kongrede göremediğiniz blog yazarlarını ayrıca twitter üzerinde de takip etmenizi tavsiye ederim. Mütavazı bir şekilde söylemek gerekirse az biraz sosyal medyadan anlıyoruz 😉

Fakat hepimizi davet edip bizi bir araya getiren Özlem Hanım’la tanışma fırsatım ne yazık ki olmadı. Kendisini gördüğümde ya bir yerlere doğru hızlı adımlarla yürüyordu ya da ekip arkadaşları hararetli bir şekilde konuşuyordu. Sonuçta da bu güzel organizasyon ortaya çıktı.

İK Blog Ödüllerine gelecek olursak kapısında resmen beklediğimizi itiraf etmemiz gerek. İK Blog Ödülleri’ni ilk haberlerde duyduğum zaman…. şaka şaka tabii ki twitter’dan öğrendim. Başvurular yapıldı, katılacak adaylar belirlendi sonrasında bir oylama yarışı başladı. Timeline’ım ilk birkaç gün Kemeraltı (İzmir’e yabancı olanlar için Kapalıçarşı) gibiydi. Herkes network’unu bu yarışma için seferber etti.

Benim ödüle en yakın gördüğüm isimler İpek Aral Kişioğlu, Cengiz Çatalkaya, Banu Çakar, Fatmanur Erdoğan ve son olarak supriz olarak Aydan Çağ idi. Bu arada Selin Yetimoğlu’nun prensip gereği katılmadığını hatırlatayım o zaman daha farklı bir sıralama olabilirdi.

Ve tören başladı… Heyecanlı bekleyişin ardında ilk önce finalistler açıklandı. İlk sahneye davet edilen Müge Arslan oldu.Sonrasın da ise sahnede Saygı Günenç geldi. Her iki finalistte plaketlerini Özlem Hanım’ın ellerinden aldıktan sonra Fatih Türkmenoğlu birinciyi yani Aydan Çağ‘ı sahneye davet etti. Özlem Hanım’ın elinden ödülünü alırken heyecanı çok belli oluyordu. Buna rağmen kısa ve samimi bir teşekkür konuşması yapmayı başardı. Detaylı bilgi için tıklayınız.

1450762_10151983387278879_471764978_n

Birazda eleştiri… Katılan/katılmayan blog yazarlarının eleştirileri yarışmanın kategorize edilmeyişi ve tıklama üzerine birincinin belirlenmesiydi. Fakat kimse üzerinde çok fazla durmadı çünkü sonuçta bir blog yarışmamız vardı artık ve herkesin ileride eleştirilerin dikkatte alınarak daha güzel olacağına dair inancı var. Bunun yanı sıra bence ödül töreni birazcık sade geçti ve finalist olan arkadaşlarımız bi’ plaketten daha fazlasını hak ediyorlardı. Ama önceki cümlede söylediğim gibi Peryön’ün önümüzdeki sene blog yazarları için daha güzel bir organizasyon yapacağına dair güvenimiz tam.

Aslında bu yarışmanın blog yazarlarına sağlamış olduğu en önemli katkı bilgi konusunda biraz “aç” olan bu insanları yeni kaynaklarla yeni bloglarla tanıştırmış olmasıdır. Mesela bende bu yarışma sayesinde takip etmediğim bazı blogları listeme ekledim. Aynı şekilde blogumu takip etmeyenlerin de radarına girmiş oldum;) Listemi yenilerken de ne yazık ki bazı arkadaşların hevesle başlamış oldukları bloglarını ihmal ettiklerini gördüm. Umarım yazmaya kaldıkları yerden devam ederler. Çünkü bu sene yarışmaya başvuran blog yazarı sayısı elliydi, seneye neden 100 olmasın? Biraz ütopik gelse dahi…..

Son olarak twitter üzerinden öneride bulunan Mehmet Eronat’ı unutmamak lazım “Seneye bloggerlar için bir oturum istiyoruz.. Yılboyunca blogunu okuduğumuz arkadaşlarımızla tanışmakta fayda var #peryonkongre”.

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi ile ilgili diğer yazılarım için aşağıdaki bağlantılara tıklayınız.

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi-1

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi-2

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi ile ilgili blog yazarlarının yazıları için tıklayınız.