Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

Bu seferde masanın iki tarafında da bulunmuş birisi olarak mülakatlar ile ilgili birkaç tüyo vereceğim.

Mülakatçı kim?: Bir görüşme öncesi mutlaka şirket ve pozisyon ile ilgili araştırma yapılır ama mülakatçı hakkında araştırma yapılmaz. Halbuki arama motorlarını kullanarak aday kiminle görüşeceği hakkında bilgi toplayarak daha rahat bir görüşme gerçekleştirebilir. Tabii bunun için aday görüşme daveti aldığı sırada kiminle görüşeceğini öğrenmesi gerekmektedir.

Yalnız Gel: Bir Hollywood repliği olan “Come alone” mülakatlar içinde geçerlidir. Özellikle sanayi bölgelerindeki görüşmelere adaylar görüşmelere aileleri ya da arkadaşları aracılığı ile gelerek hem heyecanlarını azaltmayı hedefliyorlar hem de ulaşımı kolaylaştırıyorlar. Buraya kadar herhangi bir sıkıntı yok ama aday lobiye annesi babası ile girip sessiz sedasız babasının talimatlarını dinliyorsa ya da mülakata arkadaşı ile girmeye çalışıyorsa mülakat öncesi iyi bir imaj çizemeyeceğinizi belirtmekte fayda var. Şirkete yalnız gelemeseniz bile en azından mülakata tek başınıza girin!

Infinity-Time1Zaman: İK’cılar her zaman adayların mülakattan en az 15 dakika önce gelmesini isterler. Bunun öncelikli sebebi kendilerinin oluşturmuş oldukları programdan herhangi bir aksilik yaşanmamasıdır. Erken gelen aday her zaman geç gelene göre avantajlıdır. Çünkü sakin sakin lavaboya gidip üstüne başını kontrol eder, rahat rahat başvuru formunu doldurur, lobideki dergileri kurcalar, etraftaki insanlar ile iletişime geçerek daha görüşme başlamadan şirketin gözünde iyi bir imaj bırakır. Böylece aday ortama uyum sağlayarak heyecanını bir nebze bastırmış olur.

Giyim: Mülakat günü giyilecek kıyafet ile ilgili çok detaya girmeden şık ve mevsimine uygun rahat kıyafet seçilmesinin uygun olduğunu düşünüyorum. Özellikle yaz aylarının bunaltıcı bir şekilde sıcak geçtiği illerde bir mülakata takım elbise giyerek ilk başta olumlu bir imaj verebilirsiniz ama terleten sorular ile ilk başta rahatınız kaçar sonrasında da oluşturmuş olduğunuz o imaj buharlaşıp uçup gider.

Göz Teması: Mülakat öncesinde, sırasında ve sonrasında göz teması kurmaktan çekinmeyin fakat abartmayın. Çünkü “Oda da ilk dikkatinizi çeken neydi?” sorusuna “Gözleriniz” demek zorunda kalabilirsiniz 🙂

Beden Dili: Mülakat öncesinde beden dili ve önemi ile ilgili yazılar okumuş olabilirsiniz fakat mülakat sırasında elinizi koyacak yer bulamıyorsanız yer aramaktan vazgeçin. Çünkü bu sırada hem bedeninizin hem de dilinizin kontrolünü kaybederek senkronize olarak saçmalayabilirsiniz.

İkram: Mülakat öncesinde su, kahve gibi şeyler ikram edildiğinde nazikçe kabul edin. Çünkü ikram gelene kadar mülakat asla tam olarak başlamaz, biraz havadan sudan konuşarak mülakatçı ile samimi bir ortam kurabilirsiniz. Ayrıca uzayan görüşmelerde diliniz damağınız kuruduğunda ilk başta ikramı reddettiğiniz için pişman olabilirsiniz. Zor bir soru ile karşılaştığınız zaman da kahvenizden bir yudum alarak düşünmek için vakit kazabilirsiniz.

Heyecan : Eğer bir görüşme sırasında heyecanlananlardan iseniz görüşme başında sorulan ” Nasılsınız?” sorusuna “Biraz heyecanlıyım” diye cevaplayarak  ileride yapabileceğiniz ufak hataların göz ardı edilmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki heyecanlanmanız iyiye işarettir. Yeni bir şirket, pozisyon ve mesai arkadaşları için heyecanlanmıyorsanız “Ben neden bu görüşmedeyim?” diye kendi kendinize sormanızda fayda var.

Dinleyin: Görüşme boyunca görüşmeci soru sorar, aday soruları cevaplar. Fakat bazı tez canlı adaylar daha sorunun sonu gelmeden cevaplama eğilimi içinde olabiliyorlar. Genelde de bu sorular yanlış cevaplanıyor. Ayrıca duyamadığınız ya da anlayamadığınız bir soru olduğunda tekrarlanmasını rica edin. Unutmayın yanlış anladığınız soruyu asla doğru cevaplayamazsınız.

Espri: Görüşme sırasında yerinde espri yapmaktan çekinmeyin. Hem heyecanınız atarsınız hem de mülakatçı ile aranızda hoş bir diyaloğun oluşmasını sağlarsınız. Fakat görüşmeyi stand-up gösteriye çevirmek ya da yersiz espriler yapmak görüşmeci üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir. O yüzden tadında bırakın.

Doğallık: Pozisyonu kapabilmek için büründüğünüz karakter aynı zamanda işi kaybetmeniz için de ilk sebep olabilir. Bu yüzden görüşme boyunca doğal olmaya özen gösterin.

fb8b470277fd9148b7ed3ea77fa471bcProfesyonellik: Beyaz yaka adayların dilinden düşmeyen bir kavramdır “profesyonellik”. Fakat genelde bu profesyoneller (!) işe başladıktan sonra işlerine gelmeyen ilk durumda isyan bayrağını çekerler. Sonra İK’cının kafasında da “Hani profesyoneldik?” diye bir soru belirir. Yeni mezunları da unutmamak lazım, onlarda “profesyonel”. Sözün özü gerçek profesyoneller “Sonuçta hepimiz profesyoneliz” tarzında cümleler kurmazlar, sadece profesyonel davranırlar.

Hatırlatma: Görüşme sonrasında size verilen iletişim bilgilerini kullanarak arada kendinizi hatırlatmanız pozisyon ile ilgili ne kadar istekli olduğunuzu ortaya koyar. Ama burası çok hassas bir noktadır bu sebeple mülakatçı ile aranızdaki diyaloğu iyi analiz etmeniz şart yoksa ters tepebilir.

Doğaçlama: Bu okumuş olduğunuz yazı dahil diğer bloggerların yazmış olduğu yazılar, vermiş oldukları tüyolar sizin muhteşem bir görüşme geçirmenizin garantisi değildir. Yeri geldiğinde doğaçlama yapın 😉

Reklamlar

9 responses to “Bir İK’cıdan Mülakat Tüyoları

  1. Geri bildirim: Her Mülakat Bir Tecrübedir | Türker Okay·

  2. Geri bildirim: Bir İK’cı Gözüyle Girişimci Aday | Türker Okay·

  3. Geri bildirim: 2013′te 5te5 | Türker Okay·

  4. Geri bildirim: sene…geçen sene | Türker Okay·

    • Hakan Bey merhaba,
      Yazı çeviri değildir. Esinlenme ya da alıntı olduğunda kaynak belirtmeye özen gösteririm. Ancak çevirisi olduğunu düşündüğünüz yazıyı paylaşırsanız “aklın yolu birdir” atasözünün doğruluğunu bir de siz ispatlamış olursunuz.
      İyi akşamlar.

  5. monster.com linkleri bulursam yapıştırırım… Mutlak doğruyu kim bulmuş ki siz aklın yolu bir gibi bir kanıya varabileceğiz. Yazınız tamamen derleme ve çeviri…

  6. Hakan Bey tekrardan merhaba,
    Belirttiğiniz siteye kısaca bir göz attım ve aşağıda bağlantısı olan yazıya denk geldim. Yazıyı okuduğumda birkaç başlık aynı fakat yazımdaki içerik çeviriden öte kendimi fikirlerimi içeriyor. Diğer başlıklar ise benim yazımda dahi yer almıyor. (http://www.monster.com/career-advice/article/ten-interviewing-rules)

    İlk yorumunuzda “çeviri” eleştiriniz ikincisinde ise “derleme ve çeviri” olarak evriliyor. Size yardımcı olabilmesi açısından içerisinde bolca yazı barındıran bu bağlantıyı tavsiye ederim.(http://www.monster.com/career-advice/job-interview/preparation?pg=1)

    Mutlak doğruya gelecek olursak siz bulmuş gibi görünüyorsunuz çünkü elinizde herhangi bir kanıt olmadan ısrarla kesin ve net eleştiri yapıyorsunuz. Bir sonraki yorumunuzda çeviri olarak bahsettiğiniz yazıyı paylaşmanızı rica ederim. Ama derleme konusunda kendinizi yormayın çünkü bu alanda yerli/yabancı birçok yazı bulabilirsiniz, uğraşmayın. Çünkü ben kendi yazdığım yazıyı biliyorum ve bunu ispatlamak yükümlülüğüm yok!
    İyi akşamlar.

    • Laf ebeliği yaparak yaratıcılıktan ve özgünlükten yoksun bir blog yazısını savunmaya çalışmanız gerçekten düşündürücü. Boş bir vaktimde tek tek yazıların derlendiği kaynakları buraya yapıştıracağım, uluslararası bir üniversitedeki doktora tezim aşamasında bu konuda binlerce makale okumuştum ve yorumumun arkasındayım.
      Vakit ayırıp baktığınız için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s