29 EKİM

Atatürk’ün “Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz” demesinin üzerinden 90 yıl geçti ve

29 Ekim 2013’te milyonlar Andımız’ı okuyacak!

Türküm, doğruyum, çalışkanım.
İlkem; küçüklerimi korumak,
büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!

İŞte XYZ ve Tecrübe

Selin Yetimoğlu, Y Kuşağı İş Hayatında Şiir Mi Yazıyor Şair mi? yazısı ile 3. kez benim düşündüğümü yazdı 🙂

Tecrübe…

Yeni mezun adayken nefret eder hale gelmiştim “tecrübe”den öteki İKcılar yüzünden. Özgeçmişimi inceleyip görüşmeye çağırdıktan sonra “Hımmm…..ama senin tecrüben yokmuş” diye biten görüşmeler sayesinde “tecrübeye” bakış açım değişmişti. Sonunda şeytanın bacağını kırıp “tecrübe” ile aradaki buzlar erimeye başlamıştı. Buzların erimesi ile tecrübenin önemini deneyimlerek öğrendim ve tecrübelilere olan saygım arttı.

Fakat işin içine girdikçe gördüm ki bazıları sadece tecrübelerine(!) güvenerek vazgeçilmez olmaya çalışıyorlar. Hiçbir zaman öğrenme, araştırma, sorgulama kaygısı duymadan sadece geçmişteki deneyimlerine dayanarak iş hayatına devam ediyorlar. İş ile ilgili bir yenilik hakkında bilgi verdiğinizde ise “flashback” ile savunmaya geçiyorlar. “Vakti zamanında A şirketinde başımı şöyle bir olay geldi…….” diye başlayan bir hikayeye eğer inanmazsanız bu seferde “Bizim B şirketinde çalışan bir abimiz vardı…..” diye başlayan ikinci hikaye gelir. Hikayedeki boşlukları sorguladığınızda ise ya konu değiştirilir/önemli bir e-posta gelir/telefon edilmesi gerekir ya da yıldırma yöntemi kullanılır. Hemen Google’dan konu ile ilgili rastgele bir sayfa bulunur (genelde forumlarda yer alan bir yorum) ve hikayeler ile karşı taraf pes ettirilmeye çalışılır. Bazende o sayfa/forum/yorum bulunmaz, güler geçersiniz.

Ve hep aynı senaryo; dönüp duran 1-2 hikaye!

Peki iş hayatı salt tecrübeden mi ibaret? O kadar dirsek çürüttük sıralarda yetmedi. Kitapların, dergilerin, makalelerin içine gömüldük. Bizde araştırırken Google’u kullandık ama Google kullanıldığını bile hissetmedi çünkü neyi nerede arayacağımızı çok iyi öğrenmiştik. Bu kadar eylemi cümle sonuna yüklem olsun diye yapmadık elbette ki. Tecrübeye ve tecrübelilere saygımız var ama sadece tecrübesine(!) güvenerek yer kaplayanlara, entrikalarla taht oyunları oynayanlara asla!

Bir Y kuşağı temsilcisi olarak baktığımda  tecrübeli(!) arkadaşlarımız genelde X kuşağı temsilcileri iken X kuşağı temsilcileri içinse bu tecrübeli(!) arkadaşlar BB kuşağının temsilcileridir. Yani bu durum her dönem her kuşak var olan bir gerçek. Hatta bu durumdan şikayet eden Y kuşağının bazı temsilcileri yakın zamanda Z kuşağı temsilcileri tarafından net bir dille uyarılacaklar (net bir dille uyarılacaklar çünkü onlar Z!)

club-xyz-industrial-620x592

Diğer yandan bazı X’ler var ki sahip olduğu tecrübeyi dahi sorguluyor ve bizimde sorgulamamızı istiyorlar. Öğrenmeye, araştırmaya, sorgulama sevk ediyorlar. Tecrübeleri ile çelişen bir şey söylediğinizde “Hangi kaynağı kullandın?” sorusundan sonra doğru bilgiyi inkar etmek yerine paylaşmak istiyor: “Senin için sakıncası yoksa bizim arkadaşlarla bir mail grubumuz var, onlara da yollayayım ki haberleri olsun”

İşte bizim böyle X’lere, Y’lere, Z’lere ihtiyacımız var !

Not: Bu yazı 3 blogta birden yazmasına rağmen 3. kez benden hızlı bir şekilde yazan Selin Yetimoğlu’na ithaf edilmiştir 😉

speedy-gonzales-A

21. Peryön İnsan Yönetimi Kongresi

Alanında Avrupa’nın en büyük kongresi olma ünvanını elinde bulunduran Peryön İnsan Yönetimi Kongresi bu sene yirmi birinci kez düzenleniyor. Bu sene 150’den fazla konuşmacı ve 3000’i aşkın katılımcının gelmesi beklenen etkinlik İstanbul Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ında gerçekleşecek.

Ayrıca bu sene Peryön bir ilke imza atarak ilk kez İK Blog Ödüllerini sahipleri ile buluşturacak. Bu vesile ile hafta içi almış olduğum “kongre davetiyesi’ni soğuk kanlılıkla(!) karşıladığımı belirtmemde yarar var 🙂

Görüşmek üzere.

kongre

 

Not: Yoğun iş temposu içerisinde kongreye katılmama olanak sağlayan değerli koordinatörüm ve müdürüme teşekkürler 😉

Psikolojik Sözleşme ve Beklentiler

Devam ediyor…

psychedelic-headPsikolojik sözleşme ile ilgili daha önceki yazılarımda belirtmiş olduğum gibi psikolojik sözleşme karşılıklı beklentiler ve taahhütlere dayalı yazılı olmayan bir sözleşme türüdür. Bir tarafın beklentisi karşı tarafın taahhüdünü oluştururken psikolojik sözleşmenin maddeleri de bu şekilde oluşur.

Psikolojik sözleşmelerin maddelerin temelinde beklentiler bulunmaktadır. M. Wellin‘e göre beklentiler kişiden kişiye değişkenlik gösterse de belli başlı beklentiler bulunmaktadır.

Çalışanların beklentileri;

  • Çalışma Ortamı: Çalışanın çalışması için gerekli uygun fiziki ortamın sağlanması,
  • Açıklama: Çalışanın işe, işletme stratejisine nasıl bir katkıda bulunması gerektiğinin açıklanması,
  • İş/Özel Hayat: Çalışanın özel hayatına ve iş/özel hayat dengesine saygı gösterilmesi,
  • Hedefler: Çalışanın daha fazla hedeflere ulaşması için fırsatların yaratılması,
  • Gelişim: Çalışanın ilerlemesi ve sorumluluğunun artması için gerekli fırsatların yaratılması,
  • Yaratıcılık: Çalışana iş yerinde yeni çözümler bulmasını sağlayacak desteğin sağlanması,
  • Liderlik: Çalışana diğer çalışanları etkileme ve liderlik etme fırsatının verilmesi,
  • Eşitlik: Ücret ve yan hak kriterlerinin açık/adil olması,
  • Arkadaşlık: Mesai arkadaşları ile samimi bir ortamın kurulması,
  • Takdir Edilme: Çalışana iş yerinde gösterdiği başarıların fark edilmesi ve takdir edilmesi,
  • İstihdam: Çalışanın uzun süre istihdam edilmesi.

Şirketlerin beklentileri;

  • Performans: Gerçekleştirilebilecek iş, performans hedeflerine ulaşmalı hatta hedefleri geçmeli,
  • Esneklik: İşletmenin yararına ek görevler üstlenebilmek,
  • Öğrenme: İşletmenin gelecekte oluşabilecek ihtiyaçları doğrultusunda çalışanın yeteneklerini geliştirmesi ve bilgisini arttırması,
  • İşbirliği: Gerçekleştirilen işin daha etkili olabilmesi için mesai arkadaşları ile takım çalışması yapmak,
  • Uyum Sağlama: Takımın, işletmenin değerlerini ve kültürünü anlama, buna uygun davranma,
  • Bilgi: Bilgi paylaşımı ile meslektaşların maksimum performansa ulaşmasını sağlamak,
  • Gelişim: Yeni fikir ve yaklaşımlarla performansı geliştirme,
  • Temsilci: Piyasada işletmenin saygınlığını arttıracak şekilde hareket etme,
  • Özen Göstermek: Müşterinin ihtiyaçlarını dinlemek ve çözümler sunmak,
  • Bağlılık: İşletmede uzun süre kalınması,
  • Koruma: İşletmeye ait bilgi ve planların gizliliğinin korunması

Psikolojik sözleşmenin oluşmasını sağlayan bu beklentilerde yaşanan uyumsuzluklar karşısında süper kahraman olsanız bile dayanamayabilirsiniz.

372941-3-4-3bdc1

Devam edecek…

Okullar Yaratıcılığı Öldürüyor – Ken Robinson

İş hayatında yaratıcılığın önemli ile ilgili ciddi bir şeyler yazmayı planlamıştım aslında; kafamda yazının taslağı, sağa sola alınmış ufak notlar, pc’ye kaydedilmiş görseller. Bir de TED‘e bakayım dedim, belki kafamdakileri destekleyecek birilerini bulurum diye. Kesin kafamdakileri destekleyecekler bi’ şeyler vardı ama konuşmalar arasında kaybolduğum sırada kendimi Ken Robinson’un eğlenceli konuşmasını izlerken buldum. 20 dakikanızı ayırın ve Okullar Yaratıcılığı Öldürüyor başlıklı konuşmasını kahkahalar atarak izleyin.

İştahınız kabarsın diye konuşmadan ufak bir parça: “En tepede matematik ve diller sonra sosyal bilimler, en altta sanat. Dünyada her yerde!”

Network mü?

Öncelikle networking yani sosyal çevre oluşturmanın asla “hamili kart” mantığı ile yaklaşılacak bir olgu olmadığını belirtmekte yarar var. Çünkü “hamili kart” gücünü kaybettiğinde siz de bulunduğunuz yeri, etkinliğinizi kaybedersiniz.

Peki nedir networking? Kişiler arasında kurulan ilişkiler bütünüdür. Bu ilişkiler bütünü ağırlıklı olarak bilgi/bağlantılara dayalı olarak oluşur.  Networking’de özellikle üzerinde durulması gereken nokta bir alış-veriş olmasıdır. Yani networking asla tek taraflı değildir. Aldığınız kadar da vermelisiniz hatta aldığınızdan daha fazlasını vererek network’unuz için değerli bir hale gelmelisiniz.

imagesNetwork oluştururken göz önünde bulundurabileceğiniz nacizane tavsiyelerim:

  • Network oluşturmak zaman alır, sabırlı olun.
  • Üniversitede sahip olduğunuz arkadaşlarınız network’unuzun temelini oluşturabilir. Mezuniyet sonrası iletişimi koparmamanız her zaman sizin artıdır.
  • İyi bir network oluşturmak için network’u geniş insanları network’unüze katın.
  • Network oluşturmak için derneklere, topluluklara vb. üye ol, hobi edin, toplantılara ve etkinliklere katıl; aktif bir üye ol.
  • Sabit bir e-posta adresiniz ve telefon numaranız olsun. E-posta adresiniz mutlaka ad-soyad şeklinde olmalı 😉
  • Çalıştığınız şirkete ait e-posta ve telefon numaranızın yanı sıra şahsi e-posta ve telefon numarasınızı network’ünüz ile paylaşın. Çünkü o işten ayrıldığınız zaman kaybınız gerçekten tahminlerinizin ötesinde olabilir.
  • Yanınızda her daim kartvizitiniz olsun. Bahsettiğim kartvizit iş için kullandığınız iş bilgilerinizi yer aldığı kartvizit değil, her zaman kullandığınız e-posta ve telefon bilgilerinin olduğu bir kartvizit. Eğer öğrenci iseniz kartvizitinize yazılacak ünvan için kara kara düşünmeyin “Profesyonel Öğrenci” yazın. Sonuçta 5 yaşından beri bu meslektesiniz 😉
  • İyi bir dinleyici olun. Özellikle karşınızda ciddi bir tecrübeye sahip bir grup var ise iyi bir dinleyici olun ve o anda öğrendiklerinizi analiz edin.
  • İyi bir dinleyici olmanız gerektiği gibi iyi bir konuşmacı da olmanız gerekli. Konuşulan konu ile ilgili elinizde ilgili çekici bir örnek ve/veya komik bir hikaye varsa hemen paylaşın.
  • Güncel konular hakkında bilgi sahibi olun.  Sohbetlere ortak olabilmek için ortamda konuşulan konular hakkında bilgi sahibi olmak gereklidir.
  • Kalabalık network toplantıları genelde uzun masalarda ya da bistrolarda gerçekleşir. Bu toplantılarda herkes ile iletişim kurabilmek için belli kişilere/gruplara bağlı kalmayın yer değiştirerek ortam bulunan diğer insanlarda da tanışın.
  • Network’ünüzü belli meslek gruplarına odaklanarak oluşturmayın. Farklı alanlardan insanlarla tanışarak yeni bakış açıları kazanın.
  • Network’ünüze asla çıkarcı bir şekilde yaklaşmayın. Ama unutmayın ki ihtiyacınız olduğunda network’ünüz yanınızda olacaktır.

Networking-for-latino-mbas-LAM-Social-Club1

Bu Blog PERYÖN İK Blog Yarışması’nda yarışıyor

10 aylık blogum ile beraber bu sene ilk kez gerçekleştirilen Peryön İK Blog Ödülleri 2013’e geçtiğimiz günlerde başvuru yaptım ve kabul edildi 😉

Beni ve diğer bloggerları şu anda tatlı bir heyecan sarmış durumda 🙂

Takipçilerin ise işi biraz daha zor çünkü tek bir oy kullanma hakları var ve seçmek gerçekten zor 😦

Tercihinizi yapmak için tıklayınız.

544187_551284254911813_1512735262_n