Psikolojik Sözleşme Nedir?

Psikolojik sözleşme, işletme ile çalışan arasındaki ilişkide karşılıklı beklenti ve yükümlülüklerin çalışanın algısına göre oluşan yazılı olmayan dinamik bir sözleşmedir.

Psikolojik sözleşmenin oluşumunda iki önemli taraf bulunmaktadır. Bunlardan birisi çalışan diğeri ise işletme temsilcisidir. Bu kişi şirket sahibi, şirketin tüzel kişiliği, ik temsilcisi, birinci dereceden amiri, ustabaşı vb. olabilir. Çalışanın bu temsilci aracılığı ile psikolojik sözleşmeyi oluşturur ve gerekli durumlarda değiştirebilir.

Psikolojik sözleşme çalışanın algısına dayalı olarak belirlense dahi taraflar karşılıklı olarak kendilerine taahhüt edilenlerin yerini getirilmesini beklemektedir. Kısaca çalışan beklentisi karşılanmadığında taahhüdünü yerine getirmeyebilir. Aynı şekilde işletmenin beklentileri de karşılanmadığında taahhüdünü yerine getirmeyebilir.

stock-photo-11665739-psychology-concept-wordsPsikolojik Sözleşmenin genel özellikleri;

  • Yazılı olmayan bir sözleşmedir.
  • Dinamik bir yapıya sahiptir.
  • Sınırları belli değildir.
  • Algıya dayalıdır.
  • Özneldir.

Devam edecek.

Reklam

Corporate Mathematics – Don McMillan

Don MacMillan, Standord Üniversitesi’nden master derece ile mezun olmuş bir elektrik mühendisi. Silikon Vadisi’nde çip tasarlarken kazandığı 16. Geleneksel San Francisco Uluslararası Stand-Up Comedy yarışması ile kariyerinde eğlenceli bir değişiklik yaparak stand-up komedyen olmaya karar veriyor. Sahip olduğu kurumsal deneyimleri ile IBM, Apple, Microsoft, Google ve Cisco gibi firmalarda şovlar düzenlemiş hala da düzenlemeye devam ediyor hem de PowePoint ile 🙂

Aşağıdaki videoda bu şovlarından birinden;

Mühendislik + Sosyal Yetenek = Pazarlama

Marketing – Gerçek = Satış

Satış – Beyin = Yönetim

Yönetim – Mizah Anlayışı = İnsan Kaynakları

İlaç Mümessili – Takım Elbise = Uyuşturucu Satıcısı

Videoyu izledikten sonra gülüp “aynı bizim şirket” diye içinizden geçiriyorsanız bazı değişikliklerin zamanı gelmiş demektir.

Özel Hayat ve Sosyal Medya Dengesi

Yaklaşık bundan 10 sene önce karşılaştırma yapmak için abimin ve kendi ismimi Google’da aratırdım. Çünkü o zaman “googlelamak” diye bir şey yoktu. Fakat şu anda İngilizce’de “google” diye bir fiil, “google it” diye bir kalıp hatta “google smart” diye deyim var. Arama sonuçlarına gelirsek abimin ismi okulu, projeleri ve işi ilgili sayfalarda geçerken benim için sonuç “0” (yazı ile sıfır) 🙂 Elbetteki ismim bir yerlerde geçiyordu ama sonuçlardaki kişi ben değildim.

Dün aklıma geldi ve abimin ve benim ismimi googleladım (!). İlk sayfada abim ile ilgili bağlantı sayısı 6 iken benimle ilgili bağlantı sayısı 9. On yıl sonra abimi geçmiştim 🙂 Bunun iki sebebi var. Birincisi, eskiden nickname kullanırdık. Açtığımız hiçbir hesap kendi adımız ile olmazdı. Benim o dönemde açmış olduğum çoğu hesabımdaki nickname’im bir FRP karakterinin ismiydi. İkincisi ise kesinlikle sosyal medyanın yaygınlığı.

Bugün artık etrafımızdaki herkesin bir Facebook, Twitter, Linkedin vb. hesabı var. Hepsi kendi adımıza açılmış ve birbiri ile bağlantılı bir halde. Çünkü networking çok önemli bir hale geldi. Eskiden de iş hayatında kimi tanıdığınız  önemliydi ve hala da öyle fakat gelişen teknoloji ve globalleşen dünya ile sınırlar kalktı. Bu durum iş hayatını derinden etkiledi ve tecrübeliler tecrübesizlere yeni öğütler vermeye başladı. “Öğrenci olabilirsin ama network’ün sayesinde iş hayatı hakkında bilgin olabilir”, “Network’unü geniş tut, lazım olur”, “Aman sitede ne yazdığına dikkat et network’ünden birisi görür, ileride sorun çıkmasın” , “Network ile hobilerini geliştirebilirsin” .

Buraya kadar her şey güzel fakat sorun bundan sonra çıkıyor. Ünlü olsun olmasın herkes bütün sosyal medya hesaplarını birbirine bağlıyor ya da web sitesine entegre ediyor. Hesaplarınızın birinde yaptığınız hareket herkes tarafından görülebiliyor. Foursquare ile yemeğini beğenmediğiniz bir cafe hakkında yorum yapabilirsiniz, bir belediye otobüsünün kazasını fotoğraf ile Twitter’da takipçilerinize duyurabilirsiniz, Facebook’ta bir rock grubunun fan sayfasını beğenebilirsiniz, çocuğunuzun doğum günü  partisini Instagram’da paylaşabilirsiniz…. Örnekleri istediğiniz kadar uzatabilir ve kişiselleştirebilirsiniz.

Peki bunları herkesin bilmesine, görmesine gerek var mı? Özel hayatımızı herkesle paylaşmalı mıyız? Kendimize ve dostlarımıza özel bir şey kalmamalı mı? Peki biz hiç mi üzülmeyeceğiz hiç mi küfretmeyeceğiz bu sosyal medyada? Profilimizi gizlersek network’umuz ne kadar zarar görecek? O kadar geniş bir network’ümüz oluştu ki yazacağımız en basit şey bile illa ki birilerini görüşüne ters düşmeyecek mi? Bu soruları da istediğiniz kadar uzatabilir ve kişiselleştirebilirsiniz.

Digital-FootprintBu soruların cevapları kişiden kişiye değişmektedir. Aslında cevapta zaten “kişi”de gizlidir.  Yani özel hayat ve sosyal medya arasında bir çizgi var. Bu çizginin neresinde durmak istediğine “kişi” kendi karar verecektir. Durduğu yere göre olumlu ve olumsuz sonuçlarla karşılaşacak ve buna göre yerini revize edecektir.  Diğer bir seçenek olarak da kişi sosyal medyadan tamamen çekilecektir. Hatta bu hizmeti veren yani sosyal medya ağlarındaki hesaplarınızı silen Suicidemachine gibi siteler bulunmaktadır.

Ne yaparsak yapalım artık dijital ayakizimiz (digital footprint) 10101 dünyasındaki yerini aldı. Bizim yapmamız gereken sadece doğru adımları doğru zamanda atmak.

SGK Google Play Store’da

Screenshot_2013-02-12-02-36-27

Android Tabanlı Telefonlar İçin İk Uygulamaları yazımı okuyanlar sadece bir uygulamanın yerli diğerlerinin ise yabancı üreticiler tarafından hazırlanmış uygulamalar olduğunu fark etmişlerdir. Bunun sebebi ise “insan kaynakları” anahtar kelimesi ile arama yaptığımda karşıma çıkan uygulamalardır. Yan tarafta ekran görüntüsünü verdiğim sonuç ile ilgili yapılabilecek en sade yorum “anahtar kelime ile alakasız” olur.

Fakat geçenlerde kendimi Play Store’daki uygulamalar arasında kaybetmişken SGK’nın bir uygulaması ile karşılaştım. Biraz daha detaylı inceleyince bir tane daha uygulama olduğunu gördüm. Birilerinin insanların telefon rehberindeki numaraları, mail bilgilerini hatta kredi kartı bilgilerini çalmak için uygulamayı hazırladığını düşünürken uygulamaların SGK tarafından hazırlandığını fark ettim. Şaşkınlığım geçince hemen SGK‘nın sitesine girdim. An itibari ile sağ alt köşede değişen duyurular arasında uygulamanın link’ini gördüm.

Hala Explorer’dan vazgeçmemesine rağmen şaşırtıcı bir hamle yapan SGK’nın ilk uygulaması;

– SGK Hastaneni Seç : Özel hastaneleri bulundukları ile, türüne, anlaşma konularına hatta ilave ücret oranlarına göre sınıflandıran bu uygulamada ayrıca methini duyduğunuz doktorları arayabileceğinizsgk bir arama motoru bulunmakta. Tıbbi İşlem Arama ve İlave Ücret Hesaplama sekmeleri de iyi bir şekilde amaca hizmet ediyor. Bilmem Gerekenler ve Geçmiş Tedavi Giderlerim sekmeleri de kafanızda oluşabilecek soruları cevaplandırmak için hazırlanmışlar fakat bilmediği yerden sorarsanız sizi kurumun sayfasına yönlendiriyor 🙂

En önemli eksikliği sadece özel hastaneleri kapsayan bir uygulama olması. İlerleyen dönemlerde devlet ve kamu hastanelerinin uygulamaya dahil edilmesi ile daha yararlı bir hal alacağını düşünüyorum. Hatta randevu alma sekmesi de eklenirse çok kullanılan bir uygulama haline geleceğini düşünüyorum. Umarım bu uygulamaya hiç ihtiyacınız olmaz 😉

İkinci uygulama ise;

– SGK Hizmet Dökümü 4a ; Hizmet Dökümünüz’de yer alan bilgilere en kısa sürede ulaşmanızı sağlayan bir uygulama. Yorumlara bakınca kısa süreliğine uygulama çalışmamış fakat güncelleme sonrası kullanılabilir hale gelmiş. Kendi Hizmet Dökümüme baktığım zaman uygulama herhangi bir sorun çıkarmadan çalıştı. Fakat yorumlara göz atınca Bağkurluların ve memurların bu uygulamadan faydalanamadığını görüyoruz. Bu uygulamada daha kapsamlı bir hale getirilirse kesinlikle dört dörtlük bir uygulama olacak.

Yukarıda bahsettiğim uygulamaları Google Play Store’dan indirip kullanabilirsiniz. Samsung Galaxy S3 telefonumda 4.1.2 JB Android sürümü ile test ettiğim yukarıdaki uygulamalar sorun çıkarmadan çalıştılar. Fakat telefonunuzun modeli ve Android sürümüne bağlı sorunlar çıkarabileceğinden kesinlikle sorumluluk kabul etmemekteyim 😉

Uygulama geliştirme konusunda hala eksiklerimiz olsa dahi bunu kısa sürede kapatacağımızı umuyorum. Özellikle bir kamu kuruluşunun yaptığı bu hamle ciddi bir umut ışığı!

En kısa sürede kariyer portallarının uygulamalarını araştırmayı planlıyorum 😉

Mülakatlardaki Yaratıcı Soruların Önemi

Yaklaşık bir sene önce çok sevdiğim bir arkadaşım beni aradı, heyecanı sesinden belli oluyordu. Çünkü hayalini kurduğu iş ve işyeri için görüşme daveti almıştı. Sektörün öncüsü uluslararası bir firma binlerce kişiyi istihdam ediyor ve milyonlarca insanda orada çalışmak için can atıyordu. Tabii ki ben de “ik sistemleri” ile ilgili ipucu alabilmek için can atıyordum 🙂

Arkadaşım ilk kez bu büyüklükte bir firma ile görüşmeye gidiyordu hatta ilk kez bir ik uzmanı ile görüşme gerçekleştirecekti. Bu yüzden de benden yardım istedi. Kendisine bir görüşmede adayın yapması ve yapmaması gerekenleri güzelce özetledikten sonra bir kitapçık verdim. Uluslararası bir danışmanlık firmasının mülakatlar için hazırlamış olduğu kıyafet, beden dili ve klasik mülakat sorularından oluşan bir kitapçık. İnternette yazılı olan bilgilerin hepsinin bir yerde olduğu bir kitapçık.

Görüşme sonrası sevinçle beni aradı:

– “Türker görüşme harika geçti, bütün sorular çalıştığım yerden çıktı!”

– Nasıl çalıştığın yerden çıktı? Kitapçıktan mı?

– Evet!

O anda beynimden vurulmuşa döndüm. Uluslararası o koca firma ve özellikle de Linkedin’den özgeçmişini titizlikle incelediğim görüşmeyi gerçekleştiren ik uzmanı havası kaçmış balon gibi sağa sola savrulduktan sonra yere düşmüşlerdi.

Biraz düşününce eksik olan şeyi buldum, yaratıcılık. Görüşme öncesi mutlaka boş pozisyon ve adayla ilgili dersimize çalışırız, notlarımızı alırız. Görüşme sırasında da sormamız gereken soruları sorarız. Bazıları klasiklerdendir bazıları ise yaratıcılığımızın ürünleridir. En etkin sorularda işte o yaratıcı sorularımızdır. Çünkü aday hiçbir yerde o soruları görmemiştir. Ne bir blogta ne de bir kitapçıkta. Adayın çalışmadığı yerden sorduğunuz soruların cevapları sizi pozisyonu hak eden adaya götürür.

Peki yapılandırılmış mülakatlar ne olacak diye sorabilirsiniz. Kesinlikle gerekli durumlarda bu tür mülakatlara başvurulabilir. Ama sorular bir blogtan ya da kitapçıktan alınmamalı, kendi sorularınızı kendiniz yaratmalısınız ve mutlaka revize etmelisiniz. Çünkü gelişen teknoloji sayesinde sorularınızı bir forum sayfasında görebilirsiniz.

Kesinlikle yaratıcı olmalısınız ama her mülakat için yeni sorular bulmak için kendinizi yormanıza gerek yok. İlk başlarda dönemsel olarak sorularınızı revize edin daha sonrasını beyninize bırakın. Çünkü beyniniz o gerekli revizeleri otomatik olarak yapacaktır. Sizin yapmanız ise sadece notunuzu almak 😉

bekb16_Business